Ana içeriğe geç
Sözlük

ilerlemek ile cümle

ilerlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Aslında hızlı çalışmak zorundaydık ve ilerlemek zorunda olduğumuz birçok zaman vardı.Zásahů ale bylo potřeba mnoho a práce se protahovaly.
Kuru sürtünme de bir tırmanıcı ilerlemek için üstesinden gelmek zorunda ipi sürükle sorumludur.Slouží k dopravě, je-li třeba překonat velké stoupání.
Aslında hızlı çalışmak zorundaydık ve ilerlemek zorunda olduğumuz birçok zaman vardı.De fapt, chiar am lucrat repede, și de multe ori trebuia să mergem mai departe.
Baron, "Bu yolda ilerlemek için dualar ettim.Tânărul baron spune: „Este o cale pe care m-am rugat să o urmez.
Kültür birikimli ilerlemekle birlikte, çok yavaş bir değişim geçirir.Ele nu își schimbă poziția decât printr-o evoluție extrem de înceată.
Birkaç Sovyet kolordusunun Prag yönünde ilerlemekte olduğunu biliyordu.Frank era conștient că spre Praga se îndreptau militarii mai multor fronturi sovietice.
Osmanlı kuvvetleri Belgrad'dan Budin'e doğru ilerlemekteydi.Cu toate acestea, armata a continuat să meargă spre Béxar.
Beş hattan oluşan metro ağı çoğunlukla yeraltından ilerlemektedir.Acesta care constă în cinci linii, cea mai mare parte dintre ele aflându-se în subteran.
Daha sonra derin bir kanyonda kuzeybatıya doğru ilerlemektedir.Felső folyásán mély kanyonban folyik észak felé.
"Hızlık ilerlemek" anlamı sonradan ortaya çıkmıştır.Azt, hogy a „verifikáció” mit jelent, csak később kezdték el tisztázni.
Sokak çatışmalarına girerek ilerlemek zorundaydılar.Még utcai csatározások is voltak.
Ancak bazı versiyonlarda kayığın yarattığı dalgalar, adaya doğru ilerlemekte olduklarını gösterir.Hämärässä hän näki, että alusten keulakuohut osoittivat niiden olevan matkalla suoraan kohti saarta.
Hastaların çoğunda tüm bu semptomlar hızla ilerlemektedir.Suurimmalla osalla nämä oireet häviävät itsekseen.
"Hızlık ilerlemek" anlamı sonradan ortaya çıkmıştır.Κι εδώ ακριβώς υπεισέρχεται η έννοια της επιτάχυνσης.
Bu sırada yerin altından hızlı bir şey ilerlemektedir.Ο αέρας στην περίπτωση αυτή έχει μια μικρή σχετική ταχύτητα σε σχέση με τον άνθρωπο.
Örneğin çöl şartlarının hüküm sürdüğü Kuzey Afrika yollarında bu araç en fazla 9.5 km/s hızla ilerlemekteydi.F.eks. kunne kampvognen i ørkenen i Nordafrika kun præstere en gennemsnitsfart på omkring 9,5 km/t.
Bu sırada yerin altından hızlı bir şey ilerlemektedir.Fra nu af kom der endnu mere fart over feltet.
Ancak Ruslar IX Kolordunun 17. ve 28. bölümler ile de Muş için ilerlemekte olduğunun farkında değildi.De var ikke klar over, at det 9. osmanniske korps sammen med 17. og 28. division også var på vej mod Muş.
Jamie ünlü bir yazar olma yolunda ilerlemektedir.Elena vil gerne være en sucessfuld forfatter.
Asteğmen Joe Taussig, gemisi USS Nevada (BB-36) ile saldırı sırasında ölüm soğukluğu ile ilerlemekteydi.Kadet Joe Taussig fik sit skib, Nevada, i gang fra en kold start under angrebet.
Müttefik kuvvetlerinin ilk tepkisi kuzeye, Belçika ve Hollanda topraklarına doğru ilerlemek olmuştu.De var de første allierede tropper som gik ind i Belgien og Holland.
Bütün kaynaklar oyunda ilerlemek için önemli bir yere sahiptir.Alle disse ressursene behøves for å komme videre i spillet.
Bu raporda, "Burada sadece piyade ile ilerlemek mümkün değildi.Han uttalte; «Det var bare helt umulig for meg å spille i det bandet.
Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı.Mereka berpindah-pindah untuk mencari makanan dan air.
Fakat burası daha önce hiç rastlamadığı bir yapıdadır ve içerisinde ilerlemek neredeyse imkansızdır.Suatu prestasi yang belum pernah terjadi sebelumnya dan sangat sulit terulang kembali hingga sekarang ini.
Bu sırada güçlenen Kızılordu da ilerlemektedir.Laksamana Merah juga dapat berhibernasi.
Bu raporda, "Burada sadece piyade ile ilerlemek mümkün değildi.Vị tướng trả lời: "Không còn làm được gì ngoại trừ thu thập tàn quân lại."
Bu sırada yerin altından hızlı bir şey ilerlemektedir.Làm mặt đất xoay nhanh hơn nhiều.
Seri Müttefik Kampı üzerinden ilerlemektedir.南面が軍浦邑に昇格。
Bu raporda, "Burada sadece piyade ile ilerlemek mümkün değildi.ここには歩兵部隊がいない」と言った。
"Hızlık ilerlemek" anlamı sonradan ortaya çıkmıştır.これは「進化は一定速度で進む」事を意味しない。
Sokak çatışmalarına girerek ilerlemek zorundaydılar.ストリートファイトを続けるさくらに呆れながらも付き合う。
Aslında hızlı çalışmak zorundaydık ve ilerlemek zorunda olduğumuz birçok zaman vardı.期待されたアプローチであったが、時間をかけて何度も条件づけを行う必要があった。
New York’dan gelen gemiler San Juan Nehrine girmekte ve Nikaragua Gölü boyunca ilerlemekteydi.来自纽约的船只要从大西洋进入圣胡安河然后驶经尼加拉瓜湖。
Bu raporda, "Burada sadece piyade ile ilerlemek mümkün değildi.曹良臣说,“我们部队少,不可与其对战。
Hastaların çoğunda tüm bu semptomlar hızla ilerlemektedir.在大多數的動物身上,都擁有這個解剖結構。
Hızla ilerlemek, Leningrad Sovyet savunmasını neredeyse olanaksız hale getirecekti.즉시 진격이 시작되면서 소련은 레닌그라드 방어가 거의 불가능한것 처럼 보였다.
Adım adım askerlerimiz ilerlemekte idi.그러자 군인들이 앞으로 뛰어들었다.
Aslında hızlı çalışmak zorundaydık ve ilerlemek zorunda olduğumuz birçok zaman vardı.그래서 오래 걸리고 많은 노력이 필요했다.
New York’dan gelen gemiler San Juan Nehrine girmekte ve Nikaragua Gölü boyunca ilerlemekteydi.ספינות מניו יורק היו צריכות להפליג מהאוקיינוס האטלנטי לנהר סן חואן ואז לחצות את אגם ניקרגואה.
Kuru sürtünme de bir tırmanıcı ilerlemek için üstesinden gelmek zorunda ipi sürükle sorumludur.ולהשתמש בו כדי להגיע במעלה סולם הדרגות לאנשים האחראים על מחיקתו.
Birkaç Sovyet kolordusunun Prag yönünde ilerlemekte olduğunu biliyordu.פרנק ידע שמספר חזיתות של הצבא האדום מתקדמות לעבר פראג.
Bu sırada yerin altından hızlı bir şey ilerlemektedir.Във водата се придвижват значително по-бързо отколкото на сушата.
Kültür birikimli ilerlemekle birlikte, çok yavaş bir değişim geçirir.За разлика от тях, Китай прави успешен преход постепенно.
Harris'in zayıf yönetmenliği Hepburn'ün güvenini kaybettirdi ve rolünde ilerlemek için büyük çaba sarf etti.Лошото ръководство на Харис разрушава доверието на Хепбърн и тя се измъчва с изпълнението.
Ona göre, günümüz Batı Kültürü bir batışa doğru ilerlemektedir ve büyük bir buhran içerisindedir.Според него западната култура е преминала към фаза на неизбежен творчески упадък.
Ayın 20'inde aldığı emirde, Elblang yönünde kuzeye doğru ilerlemek üzere çark etmesi emredilmiştir.На 20 януари той получава заповед да насочи атаката си на север към Елбинг.
New York’dan gelen gemiler San Juan Nehrine girmekte ve Nikaragua Gölü boyunca ilerlemekteydi.Lode z New Yorku preplávali z Karibského mora cez rieku San Juan a jazero Nikaragua na jeho západný breh.
Hem Avustralya hem de Hindistan halen kuzeydoğu yönünde yılda 5–6 cm. bir hızla ilerlemektedir.Južná Amerika a Afrika sa od seba vzďaľujú rýchlosťou 5,7 cm za rok.
Öte yandan 8. Muhafız Ordusu, Tiergarten'in güneyi boyunca ilerlemekteydi.Južnejšie sa jednotkám 8. gardovej armády podarilo prekročiť kanál Landwehr a preniknúť do parku Tiergarten.
Fakat burası daha önce hiç rastlamadığı bir yapıdadır ve içerisinde ilerlemek neredeyse imkansızdır.Tento svet je to čo ste ešte nikdy neskúsili a preto sa to rozhodne oplatí.
Bu raporda, "Burada sadece piyade ile ilerlemek mümkün değildi.Jeden člen pre BBC uviedol: "Neboli sme tam pôsobiť ako vojenské jednotky.
Gölün küçülmesiyle birlikte suyunun tuz oranı artması da ilerlemektedir.Z izhlapevanjem vode se slanost jezera povečuje.
Bu arada 2. Muhafız Tank Ordusu Oder yönünde ilerlemekteydi.Drugič: 2. tankovska divizija je prišla na našo fronto«.
Bu sırada yerin altından hızlı bir şey ilerlemektedir.Nuo šios vietos urvas staigiai leidžiasi žemyn.
"Hızlık ilerlemek" anlamı sonradan ortaya çıkmıştır.Sõna tähendus on hiljem edasi arenenud.
Sokak çatışmalarına girerek ilerlemek zorundaydılar.Selle sündmusega kaasnesid tänavakokkupõrked.
Baron, "Bu yolda ilerlemek için dualar ettim.Kuningas vastas: "Olen andnud käsu naisele töö jätkamiseks.
A: Benim için en heyecanlı olan, kendi yolumda olmak ve ilerlemekti.Самое интересное для меня на моем пути было - движение вперед.
Ama bunun içine doğru ilerlemek zihnin düşünsel bir modeliydi. Bu modelTapi berjalan tepat melalui itu, adalah model intelektual dari pikiran. yang pada dasarnya
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod