Tommy ve Albert doğru hedefe doğru ilerlemektedirler.Tommy and Albert proceed to the correct destination.
Bunun yerine, oyuncular ilerlemek için ticaret yapmaya ve işbirliği yapmaya teşvik edilir.Instead, players are encouraged to trade and cooperate in order to advance.
Oyuncu ilerlemek için şehirde yolunu bulmalı, bulmacaları çözmeli ve canavarlarla savaşmalıdır.The player must navigate the city solving puzzles and fighting monsters to progress.
Otoyol dağdan inerken güneydoğu yönünde ilerlemektedir.The highway heads in a southeastern route as it descends the mountain.
Bu raporda, "Burada sadece piyade ile ilerlemek mümkün değildi.Er sagte später dazu: „Ich konnte die Nazis damals nicht in der Gegenwart bekämpfen.
On iki Nidana’ların özellikleri orta bölümden başlayıp saat yönünde ilerlemektedir.Die Beschreibung der zwölf Stationen beginnt oben in der Mitte und geht im Uhrzeigersinn weiter.
Seri Müttefik Kampı üzerinden ilerlemektedir.Das Dorf liegt auf einem Felssporn über dem Allier-Tal.
Osmanlılar ise Avrupa'dan baskı gelmeden mümkün olduğunca ilerlemek niyetindeydiler.Die Große Magellangans gelangte noch vor der Nominatform nach Europa.
Bu sırada ilk aşkı da onu son kez görebilmek için aceleyle oraya doğru ilerlemektedir.Schon auf dem Weg dorthin holt ihn die Wirklichkeit ein letztes Mal ein.
Daha sonra derin bir kanyonda kuzeybatıya doğru ilerlemektedir.Il coule alors dans un profond canyon orienté vers le nord-ouest.
Bu sırada güçlenen Kızılordu da ilerlemektedir.À ce moment une magicienne rouge s'approche de vous.
İkili minibüse ulaşır ancak büyük bir grup aylak o sırada minibüse doğru ilerlemektedir.Acculé, le milliardaire réussit cependant à s'échapper dans un sous-marin miniature.
Bu sırada yerin altından hızlı bir şey ilerlemektedir.Dans leur monde le temps passe plus vite que sur Terre.
Sovyet kuvvetleri, harekâtın esas hedefi olan Minsk'ten olabildiğince ilerlemek yönünde emir aldı.Son but initial était de piéger autant de troupessoviétiques que possible autour de Minsk.
Gündüz gözüyle buradan ilerlemek çok fazla kayba neden olacaktır.Sinon, plusieurs sorties par jour le rendront heureux.
Fakat burası daha önce hiç rastlamadığı bir yapıdadır ve içerisinde ilerlemek neredeyse imkansızdır.Il voyagea tellement qu'il est presque impossible de prendre un chemin qu'il ne connait pas.
Bebekler gibi yavaş ilerlemekteyiz.Estamos gateando como bebés.
İlerlemek zorundayız.Debemos avanzar.
Mesleğimde ilerlemek istiyorum.Quiero progresar en mi oficio.
Bu yansımalar geri sıçrama yapmaktadır ve miktarını azaltarak ilerlemektedir.Estas reflexiones van y vuelven, disminuyendo su cantidad.
Kuru sürtünme de bir tırmanıcı ilerlemek için üstesinden gelmek zorunda ipi sürükle sorumludur.Por ejemplo, el jugador tendrá que dejarla detrás de él si quiere subir una escalera.
Bu sırada yerin altından hızlı bir şey ilerlemektedir.En aquel lugar, el tiempo transcurría mucho más rápido que en la Tierra.
Baron, "Bu yolda ilerlemek için dualar ettim.«Rezo por la Marcha por la Vida en Washington.
2. aşama: Sürekli ilerlemektedir, kontrol edilmesi gereken hiçbir şey bulunmamaktadır.Stadio 2: Avanzamento regolare, niente da segnalare.
Sovyet kuvvetleri, harekâtın esas hedefi olan Minsk'ten olabildiğince ilerlemek yönünde emir aldı.L'UE attua le misure restrittive decise dalle Nazioni Unite il più rapidamente possibile.
Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı.Costretto ad arrangiarsi da solo, si sforza di trovare cibo e rifugio.
Selahaddin'in ordusu yavaş yavaş Kudüs'e doğru ilerlemekteydi.La disputa per Antiochia aveva rallentato la marcia verso Gerusalemme.
Baron, "Bu yolda ilerlemek için dualar ettim.Надо молиться, чтобы Господь укрепил его на пути этого подвига».
Aslında hızlı çalışmak zorundaydık ve ilerlemek zorunda olduğumuz birçok zaman vardı.Мы работали по-другому и делали всё быстро.
Asteğmen Joe Taussig, gemisi USS Nevada (BB-36) ile saldırı sırasında ölüm soğukluğu ile ilerlemekteydi.انطلق حامل الراية جو توسينج بسفينته "يو إس إس نيفادا" في البرد القاتل خلال الهجوم.
Harris'in zayıf yönetmenliği Hepburn'ün güvenini kaybettirdi ve rolünde ilerlemek için büyük çaba sarf etti.تسبب الإخراج الضعيف عند هاريس من تآكل الثقة عند هيبورن وتصارعت مع الدور.
Aslında hızlı çalışmak zorundaydık ve ilerlemek zorunda olduğumuz birçok zaman vardı.Nós tivemos que trabalhar rapidamente, e houve muitas vezes em que tivemos de seguir em frente.
New York’dan gelen gemiler San Juan Nehrine girmekte ve Nikaragua Gölü boyunca ilerlemekteydi.Navios oriundos do Oceano Atlântico entravam no Rio San Juan e navegavam pelo Lago Nicarágua.
İkili minibüse ulaşır ancak büyük bir grup aylak o sırada minibüse doğru ilerlemektedir.Em segundo vem o nível Super Alfa, mas poucos mutantes chegam a alcançá-lo.
Birkaç Sovyet kolordusunun Prag yönünde ilerlemekte olduğunu biliyordu.Hij wist dat enkele Sovjetlegers zich in de richting van Praag voortbewogen.
Bu raporda, "Burada sadece piyade ile ilerlemek mümkün değildi.In een interview zei hij: "I just can't keep up with Phil.
"Hızlık ilerlemek" anlamı sonradan ortaya çıkmıştır.Later kwam daar de betekenis van "weg" bij.
Bu sırada Wil'in Vivien ile olan ilişkisi ilerlemektedir.Hierdoor verbrak Gwen de relatie met Will.
Ordunun sol kanadını oluşturup Makedonya'nın Stracin şehri ve ötesine doğru ilerlemekle görevliydi.Zijn linkerflank was de Macedonische cavalerie en achter hen de peltasten.
Sloganı; "En önemli ürünümüz ilerlemektir."Het motto was: “Hooger is ons doel”.
Hızla ilerlemek, Leningrad Sovyet savunmasını neredeyse olanaksız hale getirecekti.Natychmiastowy marsz naprzód oznaczałby praktycznie brak możliwości obrony Leningradu przez Rosjan.
Via del Corso genel olarak kuzey ve güney yönünde ilerlemektedir.Spływa doliną Val d’Entremont generalnie w kierunku północnym i północno-zachodnim.
İkinci hedefi ise Ruhr Nehri'ne ilerlemekti.Następnym krokiem było przekroczenie rzeki Dadu.
Bu sırada ilk aşkı da onu son kez görebilmek için aceleyle oraya doğru ilerlemektedir.Zrozpaczony chce ją zobaczyć ostatni raz.
Jack ve takımı Danielle’i izleyerek ormanda ilerlemekteyken 2 ağacın siyahla işaretlendiğini görürler.Gdy Johnny z kolegami ścigają Daniela, za jednym drzew widać generator pary, dzięki któremu dookoła jest mgła.
Birkaç Sovyet kolordusunun Prag yönünde ilerlemekte olduğunu biliyordu.Frank visste att flera sovjetiska fronter ryckte fram mot Prag.
Bu bölgelerde ilerlemek çok zordur.I områdena går det bra att vandra.
Trafik Britanya koloni döneminin bir hatırası olarak sol şeritten ilerlemektedir.Malta har vänstertrafik, ett minne från den brittiska tiden.
Bu yansımalar geri sıçrama yapmaktadır ve miktarını azaltarak ilerlemektedir.Denna konstruktion gör handen slank vilket ökar dess precision.
Hem Avustralya hem de Hindistan halen kuzeydoğu yönünde yılda 5–6 cm. bir hızla ilerlemektedir.Австралія та Індія в даний час рухається на північний схід зі швидкістю 50-60 мм/рік.
Dört gün sonra Mısır içlerinde ilerlemekteydiler.Через 4 роки оселився в Україні.
Adım adım askerlerimiz ilerlemekte idi.Наші війська стрімко просувалися вперед.
İkinci hedefi ise Ruhr Nehri'ne ilerlemekti.Дві останніх впадають до річки Руаха.
Bu bölgelerde ilerlemek çok zordur.Положення в цій області було важким.
New York’dan gelen gemiler San Juan Nehrine girmekte ve Nikaragua Gölü boyunca ilerlemekteydi.Lodě z New Yorku proplouvaly z Karibského moře přes řeku San Juan a jezero Nikaragua na jeho západní břeh.
İkinci hedefi ise Ruhr Nehri'ne ilerlemekti.Druhým úkolem je dostat se přes řeku.
Kültür birikimli ilerlemekle birlikte, çok yavaş bir değişim geçirir.S postupující modernizací se ale jejich specifická kultura pomalu vytrácí.
Bu bölgelerde ilerlemek çok zordur.Vymáhání práva v zemích této oblasti je velmi problematické.
Biz dördüncü yıldızı almak ve Şampiyonlar Ligi'nde ilerlemek istiyoruz.První čtyři zápasy vyhráli šampioni ligy, pátý výběr hvězd.
Öte yandan 8. Muhafız Ordusu, Tiergarten'in güneyi boyunca ilerlemekteydi.Jižněji se jednotkám 8. gardové armády podařilo překročit kanál Landwehr a proniknout do parku Tiergarten.