Bu ateş toplamaları, ileri doğru kaydırılarak ilerleyen kuvvetleri destekleyecektir.무기는 산적의 우두머리에게 대대로 전해져 내려오는 철제의 부채(형태는 하리센)로, 불을 조종한다.
Belki yirmi derece ileri gidecek.드물겐 22 °C까지 떨어지기도 한다.
Her şey senin kendini kurtarmandan ibarettir” gibi maddelerle uyumlu” ileri sürmüştür.예를 들어, 당신의 기본적 소유권은 당신의 것을 가져가는 것을 그만둔 모든 이들이 있었기에 가능하다.
MS 628 yılında Brahmagupta, yerin bir çekim kuvveti olduğunu ileri sürdü.628년에는 브라마굽타(Brahmagupta)가 중력개념을 제안하였다.
"Newton, 'Eğer daha ilerisini görebildiysem bunun sebebi devlerin omuzları üzerinde durmamdır,' demiştir."내가 다른 사람보다 더 멀리 앞을 내다볼 수 있다면, 그것은 거인들의 어깨를 딛고 서있기 때문입니다."
Bu nedenle evrim sadece ileri doğru ilerler ve asla geriye dönmez.폰은 앞쪽으로만 움직이며 절대 뒤쪽으로 행마하지 않는다.
Fakat yörüngeleri ileride Dünya'nın yörüngesini keser olabilir.소행성의 궤도는 지구의 궤도와 교차하지 않을 수도 있다.
Salıncak ileri geri değil de sağa sola sallanır.하지만 이번에는 오른쪽이 아닌 왼쪽의 방향으로 지나가게 된다.
İlk kez talep esnekliğini ileri sürmüştür.그는 처음에 초수로 청원부정을 제수받았다.
Asla geri ya da ileri hareket yapmazlar.반복적이고 쓸모없는 행동에서 벗어나지 못한다.
Unicode'un ileriki sürümleriyle çalışan sistemler ya UTF-8 ya da UTF-16 kodlama biçimlerini kullanmaktadır.국제적이며 다중언어 서적을 위해 Unicode 가 사용되며, 제작자는 UTF-8 or UTF-16 인코딩을 사용해야 한다.
Ayrıca daha ileri aratırmalariçim önerilerde bulunabilir.추가로 더 발견할 수도 있다.
Bazı şarkiyatçılar İmâd’ı Âmid ile karıştırıp Ebüssuûd Efendi’nin Diyarbakırlı olduğunu ileri sürmüşlerdir.족경도 어대구족(御貸具足)이라 하여 당세구족을 간략화한 양산형 갑옷을 다이묘에게 대여받아 착용했다.
Otomatik vites kutusu beş ileri seviyeye çıkarıldı.견인포병마차는 당초 5개 중대로 구성되었다.
Truvalıların da Luvi dilini konuştuğu ileri sürülmüştür.한편으로는 백제의 민중은 한계(韓系)의 언어로 말하고 있었다(한계 백제어).
Denizaltı kanyonlarının nasıl meydana geldikleri hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.과거에는, 방형 탱크의 콘치 방식으로부터 몇개의 파생 형식이 만들어졌다.
UTC+13:45, UTC'den (Eşgüdümlü Evrensel Zaman) 13 saat 45 dakika ileri zaman dilimi.UTC+13:45 시간대는 협정 세계시보다 13시간 45분 빠른 시간대이다.
Bazı kum saatlerinde bulunan kadrandaki gösterge, saatin her başaşağı edilişinde bir saat ileri alınıyordu.온갖 정(情)ㆍ의(意)적 방면의 번뇌 속박에서 벗어나려는 수행을 하는 기간.
Ama hasta ollduğunu ileri süren Sadrazam buradan sefere başlamaktan çekindi.그러나 꿈은 또렷하게 계속되었는데, 이번에는 옆에 아픈 환자가 있었다.
Kitâb-ı Mukaddes'te 666'nın şeytan ile özdeşleştirildiği sanısından ileri gelir.나는 요한묵시록을 보면서 거기에 나오는 악마의 수 666의 의미를 생각해보았다.
Bu arada İtalyan ileri hareketi gelişiyordu.그러나 이탈리아 편에서는 꽤 활약을 한다.
Vites kutusu: 4 ileri, 1 geri, tüm vitesler senkromeçli.삼각형 4개, 정사각형 1개와 등변사다리꼴 4개이다.
Bu hıza ileride HDTV (High Definition - yüksek çözünürlüklü TV) uygulamalarında ihtiyaç duyulacaktır.2002년 5월 쯤 UHDTV(Ultra High Definition Television) 를 개발하였다.
Modernizasyon ya da çağdaşlaşma 'geleneksel' toplumdan 'modern' topluma ilerici bir geçiş modelini ifade eder.근대화(近代化),즉 현대화(現代化)는 사회과학에서 현대 이전 또는 전통에서 현대 사회로 가는 진화하는 변화 모델을 가리킨다.
Bu kul hakkından çok korkmalarından ileri gelirdi.그는 이 용기를 더 두려운 것을 무서워함을 배움으로써 획득한다.
Kapatılan örgüt üyelerinin nereye gittikleri hakkında farklı görüşler ileri sürülmektedir.유사한 목적에서 출발한 다른 단체에 비하여 드러나는 활동은 미미했다.
Biz bölgemizden daha ileri olmak zorundayız, geride kalamayız.따라서 해당 위치에서는 수장이지만 그 위치를 벗어날 수 없다.
Bir süvari bölüğü bu ileri hareketi durdurmuştur.그사이 떠이선의 포병대는 포격을 시작했다.
Zamanla ona aşık olmuş ve ileride evlenmiştir.그들은 즉시 사랑에 빠졌고 곧 결혼했다.
Topçu ileri gözetleyici aracı.무장친위대의 상급사격병 계급 표장
UTC+12:45, UTC'den (Eşgüdümlü Evrensel Zaman) 12 saat 45 dakika ileri zaman dilimi.UTC+12:45 시간대는 협정 세계시보다 12시간 45분 빠른 시간대이다.
Onu ileride tekrar aramızda görmek istiyoruz” şeklinde konuştu.여기에 대해 다시 한 번 돌아볼 것을 촉구한다"고 발언했다.
Tam anlamıyla bir ileri bir geri koşturuyordum.대만도 한바퀴 돌아 근접비행했다.
Buildler 0.17 diye geçse de ileriki yeni sürümün adı 1.0 olacaktır.대수 값이 0.07인 경우 실제 금속 비율은 1.17에 해당한다.
Hüzünlü ama açıkça görülüyor ki hiçbiri bir adım bile ileri gidemezler.사신이지만 선과 악, 둘 중 하나가 너무 지나쳐서는 안 된다는 가치관이 있다.
Bu konularda daha ileri araştırmaların yapılması gerekmektedir.이 부분에 대해서는 좀 더 많은 연구가 필요할 것이다.
Bütün ideolojilerin ve dinlerin temelde boş kavramlar olduğunu ileri sürer.이책은 모든 종교와 이데올로기들이 공허한 개념에 기초해 있다고 주장한다.
Bazı asileri kışkırttığı ve kendisinin müslüman olmadığı ileri sürüldü.설혹 일부가 고구려인으로서 자부심을 갖고 살았다 하여 그들이 곧 고구려 종족은 아니다.
Arş ileri!경향닷컴.
Bilginin nesnel olarak varolabildiği düşüncesinden ileri gelen kavramlaştırma.그가 말하는 지식이란 머리에서 생각만 하는 이론적인 지식은 아니다.
Podlecki’ye göre Douris, Aspasia’nın hem Sisam hem de Pelopones Savaşlarını kışkırttığını ileri sürmüştür.포드레키에 따르면 사모스 섬의 두리스는 아스파시아가 사모스 전쟁도 펠로폰네소스 전쟁도 선동했다는 생각을 보인 듯하다.
Bilerek yaptığı ileri sürüldü.그는 의도적으로 그것을 만들었다.
Yüz yüze : Bu kısım ise öğrenmeye yönelik daha ileri basamakları kapsamaktadır.자(字)는 원진(元眞), 여러 가지로 불리었던 호(號) 중에서 운림이 가장 알려져 있다.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.הסירות לא יכלו להתקרב יותר מכך בגלל סלעים במים.
Abovyan zamanından çok ilerideydi ve eserlerinin neredeyse hiçbiri ömrü boyunca yayınlanmamıştı.אבוביאן הקדים את זמנו ולמעשה אף אחת מיצירותיו לא פורסמה בעת חייו.
Taraf da davanın her aşamasında dava şartlarını ileri sürebilir.בית המשפט רשאי לתת כל סעד צודק בנסיבות העניין.
251/18-II - Topçu ileri gözetleyici aracının zırhlı modeli.251/18-II: זחל"ם תצפית לכוחות שריון.
Köşeye sıkıştıklarında bazı türler zehiri 2 m ileriye tükürebilme kapasitesine sahiptir.כאשר הקוברה היורקת נדחקת לפינה, מינים מסוימים יכולים לירוק את הארס עד 2 מטרים.
Bu konuda birçok görüş ileri sürülebilir.אה, ובכן אנחנו יכולים לנחש דברים רבים.
Oliver öpücüğe karşılık verir ama daha ileri gitmeye isteksizdir.אוליבר מנשק את אליו בחזרה, אך מסרב להמשיך מעבר לכך.
19 Haziran tarihinde, Ruslar bir ileri atak daha başlattı.ב-21 ביוני יצאו הטורקים להתקפה נוספת.
Diğer yandan geyik, ileriki evrelerde avlanır olmuştur.היערות מסביב היו עשויים לשמש לו במסעות ציד.
Connell bir trans kadındır ve ileriki yaşlarda bu dönüşümünü tamamlamıştır.קונל היא אישה טרנסקסואלית אשר השלימה את השינוי הגופני מאוחר בחייה.
Çünkü araştırmacılar Bektaş obasının Hacı'sından Hacıbektaş olduğunu ileri sürer.שניהם סבורים שאין צורך שהבלש יתרוצץ ככלב ציד בעקבות טרפו.
Durma yürü, haydi ileri!קדימה צעד!
Araçta 7 ileri otomatik vites kullanılmaktadır.ברכב מותקנת תיבת הילוכים בעלת שבע מהירויות אוטומטיות.
Bilerek yaptığı ileri sürüldü.אלה מעשים הנעשים בכוונה.
Orada ilerideki patronları Tim Hill ve Stephen Hillenburg ile tanıştı.בתקופה זו פגש שניים ממעסיקיו העתדיים, טים היל וסטיבן הילנבורג.
Tümenin ileri hareketi tüm gün durduruldu.כל תנועה לאור יום נאסרה.
En ilerici kurumlar bile, koşullar içinde eskir.תפיסת הריח תלויה, במידה רבה, בנסיבות.