ileri ile cümle
ileri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak yerleşmedeki daha ileri gelişmeler 1975 yılından sonra izlenmeye başlamıştır.Szybkie zwiększanie zasięgu jego występowania jest obserwowane od około 1975 roku.
2003 yılında Avrupa Parlamentosuna (AP) gözlemci olarak adaylığı ileri sürülmüştür.W 2003 Izba Reprezentantów mianowała ją obserwatorem przy Parlamencie Europejskim.
İleri düzey kullanıcılar için gelişmiş seçenekler.Posiada także inne opcje przeznaczone dla zaawansowanych użytkowników.
Taraf da davanın her aşamasında dava şartlarını ileri sürebilir.Prokurator może przystąpić do postępowania w każdym jego stadium.
Luftwaffe, harekâtın ilk gününde 1.489 Sovyet uçağını imha ettiğini ileri sürmektedir.Oficjalne dane mówią o 1489 zniszczonych samolotach radzieckich.
En ilerici kurumlar bile, koşullar içinde eskir.A przede wszystkim strzelającego gole w najbardziej nieprawdopodobnych okolicznościach.
Bu takip sırasında Büro elemanları normal kapı aralarından ânîde birkaç blok ileriye hareket edebilmekteler.Tyle czasu potrzeba, aby fale radiowe pokonały tę drogę w jedną stronę.
Adı Şarklu aşiretine mensup olmalarından ileri gelmektedir.Obawia się, iż ten wpadnie w sidła demonicznego Klingsora.
Şirvan'ın neredeyse tüm ileri gelenleri yok edildi.Niemal całkowitemu zniszczeniu uległ Jaz Szczytniki.
Daha sonrasında grup yaptığı açıklama da ilerideki performanslarının daha iyi olacağını belirtti.Następna płyta była jednak sygnałem, że ten etap rozwoju grupa ma już również za sobą.
Halen gaybet halinde olduğuna, ileride gelerek dünyada adaleti sağlıyacağına inanılır.Nadzieja płynąca ze zmartwychwstania daje siłę, aby wierzyć, że w przyszłym świecie zapanuje sprawiedliwość.
Hatta iyice ileri giderek, kendinin superileri Nereus'lardan daha güzel olduğunu öne sürmüş.Pafos często chwaliła się, że jest ona piękniejsza od samej Afrodyty.
Arş ileri!VI Cała naprzód!.
Oluşumu ile ilgili farklı görüşler ileri sürülmüştür.Zdania na temat ich pochodzenia nadal są podzielone.
Recep ile Gül dost olur bu dostluk ileride aşka dönüşür.Wspólne tańczenie sprzyja przyjaźni, a ta wkrótce przemienia się w miłość.
İsrail’deki ileri teknoloji fabrikaları 1960’lı yıllarda ortaya çıkmaya başladı .Przemysł hi-tech rozpoczął się rozwijać w Izraelu w latach 60.
Bunların sonucunda Müslüman olmasının zorunlu olduğu ileri sürülür.Według panującego prawa powinny zostać muzułmankami.
İlerideki gözlerinin birisi suratının diğer tarafına doğru kaymaya başlar.W związku z tym jedno ich oko przemieszczone jest na przeciwną stronę głowy.
Ancak havaalanı yakınlarında ileri harekât durduruldu.Ciężkie walki trwały w pobliżu lotniska.
Gazetenin terörle mücadele yasasına aykırı yayın yaptığı ileri sürüldü.Dziennikarz ostro sprzeciwiał się również uchwaleniu nowego prawa medialnego.
(Bunu ateş aşağı + ileri + yumruk ile yapılmaktadır.)Ulegają w niej całkowitemu lub częściowemu spaleniu.
Abbasî soyuna mensup ileri gelenler tarafından yakın ilgi gördü.Niestety został on prawie doszczętnie zdewastowany przez napływowych mieszkańców.
A-32 denemeleri sırasında durduruldu, ileride T-34 orta sınıf tank olarak üretildi.W wyniku kontynuacji prac nad A-32 powstał czołg T-34.
Bu görevde Fenerli Rumların ileri gelenleri ile dostluklara kurdu.Trasa ta łączy Pisarzowice z Dobrzeniem Wielkim.
İleri cerrahiler içinse "ameliyathane" koşullarında çalışırlar.W zaawansowanym wypadaniu stosuje się zabiegi operacyjne.
Bu araçta Mercedes'in 7 ileri 7G-Tronic otomatik vitesi kullanılmaktaydı.Standardem jest wtedy automatyczna skrzynia biegów 7G-TRONIC.
Zamanının en ileri savaş gemilerinden sayılır.Należał do największych okrętów swoich czasów.
Bu konuşmalarda zengin ve fakir arasında hukuksal bir eşitliğin şart olması gerektiğini ileri sürer.Zwolennicy ustawy mówili o konieczności wyrównywania szans między bogatymi i ubogimi warstwami społeczeństwa.
Selim İleri'nin değerlendirmesi şöyledir:Treść poematu przedstawia się następująco.
Moskova'da planlamacıların ileriye dönük kararlarının hacmi karşı konulmaz olmuştur.Jego pobyt w Moskwie okazuje się niezbyt wygodny dla gospodarzy.
Örneğin HTML , ileriye uyumlu olacak şekilde tasarlanmıştır.Dzięki temu kod HTML może być np. generowany w pętli.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.Samouczki - krok po kroku.
İleri yaşına rağmen, İoannis bazı başarılar elde etmiştir.Pomimo tego, Rusinom udało się uzyskać pewne sukcesy.
Alpha Dönel bölmeleri dışında uzay istasyonu dışında bazı ileri görevleri de gerçekleştirdiler.Oprócz tego astronauci wykonali kilka prac dodatkowych na zewnątrz stacji.
Yukarı doğru kalkan kapı hafifçe ileri gider.Pręt smyczka wygięty jest lekko ku górze.
Bütün taşların amacı en ileri sıradaki kareye ulaşıp "dama" olmaktır.Pionek, który dojdzie do ostatniego rzędu planszy, staje się królówką (damką).
Yüce Tanrı ileride olacakları işte böylece krala bildirmiştir.To, co Bóg zamierza uczynić, zapowiedział tobie, faraonie.
6 ya da 8 ileri vites üzerinden küçültme yapılarak 24 vitese kadar seçenek elde edilebilir.Warunkiem uzyskania wyniku pozytywnego jest uzyskanie, co najmniej 68 pkt. z 74 możliwych.
İleri den geriye doğru bir çizik at.Człon tylny pcha człon przedni.
Bu akademiler ileri düzey eğitim ve üst düzey subay yetiştirmek içindi.Przygotowywała oficerów z wyższym wykształceniem na stanowiska dowódcze i sztabowe.
Topçu ileri gözetleyici aracı.Karabin szturmowy Sa vz.
Sarnıç köyü ekonomik ve sosyal yönden oldukça ileri bir durumdadır.Teren Radzymina jest atrakcyjny pod względem rozwoju gospodarczego i społecznego.
KLM yerden nihayet kalktığında Pan Am'dan 100 metre ilerideydi.Wrak KLM szorował jeszcze po pasie przez 300 m.
Harekatın ileri aşamalarında da taarruzun kanatlarını örteceklerdir.Lata zwinnie manewruje też palczasto zakończonymi skrzydłami.
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.En vallgrav skiljer porten från Revelinfästningen (Tvrđava Revelin).
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.Fox gick dock inte vidare med projektet.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Idag hade de gått mycket längre och för honom ses det idag som harmlöst.
Hatta kimi okullar bunların öğreti olarak Pali derlemesinden daha ileri seviyede ve üstün olduğu söylenir.Detta kan vara en frustrerande period för barnet; dess avsikter överstiger dess förmåga och kunskap.
Bu düzen Kur'ân-ı Kerîm'de ileri gelen şeriat hükümlerinden kaynaklanmaktadır.Ordningen nedan avser den ordning som berättelserna skapats.
Birlikte yaptıkları çalışmalar Brecht’in ilerideki başarılarını önemli ölçüde etkiledi.Deras gemensamma arbete påverkade tydligt Brechts senare verk.
Durma yürü, haydi ileri!Framåt, framåt!
Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar.Hos människan (och en del andra djur) finns denna i en rund, lite tunnare fördjupning av näthinnan.
En yakın ileri zamanlarda hayata başlayacağı düşünülmektedir. ^Mamma vet bäst) When Will My Life Begin?
Hatta o kadar ileriye gider ki, devleti yönetenlerin filozof olması gerektiğini bile söyler.Ja, han går så långt, att han påstår, att endast en katolik kan vara en sann filosof.
Familya üyeleri, uçarlerken boyunlarını ileri doğru uzatırlar.Släktets medlemmar viftar påfallande med huvudet när de går.
1833: Heinrich Lenz, Lenz Kanununu ileri sürdü.Heinrich Lenz upptäcker Lenz lag.
Buna gerekçe olarak, Allah'ın bitkileri insanların hayrı için yarattığı kuralı ileri sürülür.Men om Gud skapat människan god, så väljer människan det goda av fri vilja.
Diğer deyişle Urartu batı yayılmasının en ileri noktasıdır.Klart är emellertid, att den expanderar västerut.
Bunun bir sabotaj olduğu ileri sürüldü.Man har misstänkt att det rörde sig om sabotage.
Tortullardaki kırmızı renk demirin Fe2O3 şeklinde oksitlenmesinden ileri gelmektedir.Den röda färgen i falu rödfärg kommer från α-Fe2O3.