Döneminin en cüretli ve en ilerici sanatçılarından biri olduğu konusunda şüphe yoktur.Δεν θεωρήθηκε τυχαία ένας από τους οξύτερους και τολμηρότερους χρονογράφους της εποχής του.
Mücadele için ileri sürülen nedenler gruptan gruba farklılık gösterir.Οι λόγοι για τους οποίους εμπλέκονται στη σύγκρουση, ποικίλλουν από ομάδα σε ομάδα.
Bazıları onun politik nedenlerle suikasta uğradığını ileri sürerler.Άλλοι πάλι ισχυρίζονται πως ο θάνατος του οφείλονταν σε φυσικά αίτια.
Çok ileri yaşında papa olmuştur.Εξελέγη Πάπας όταν ήταν σε πολύ μεγάλη ηλικία.
Fakat daha sonra daha ileri ve elit birliklerde T-64,T-72 ve T-80'lerle değiştirilmiştir.Αργότερα, οι υπεύθυνοι της Malyshev εκπόνησαν τα σχέδια για τα άρματα T-62, T-72 και T-90.
Vites kutusu ise 8 ileri 4'te geri olacaktı.Ο δεύτερος επίσης ξαναγυρίζει ως όγδοος.
İki dereceli sistem lehine çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.Έχουν προταθεί δύο διαφορετικοί μηχανισμοί άνωσης.
Bu problemi teodise ile açıklamak bizi bir adım ileriye götürmemektedir.Θεοτόκη με την Πρόταση, δεν πρέπει να ξενιζόμαστε.
Adı Şarklu aşiretine mensup olmalarından ileri gelmektedir.Ξέρω γιατί κελαηδάει το πουλί στο κλουβί.
Bu yiyecekler ise ileride enerji kazanmak için kullanılabilir.Στο μέλλον μπορεί να χρησιμοποιηθεί για την παραγωγή ενέργειας.
Alman kayıtları, 600 bin Sovyet askerinin tutsak alındığını ileri sürmektedir.Οι Γερμανοί υποστήριξαν ότι έχουν καταφέρει να αιχμαλωτίσουν περίπου 1.000 στρατιώτες.
Şirvan'ın neredeyse tüm ileri gelenleri yok edildi.Όλες σχεδόν οι κόψεις του βουνού έχουν πλέον κατακτηθεί.
Ancak, daha da ileri gitmesi gerekiyordu.Και έπρεπε οπωσδήποτε να το σπρώξη το πράγμα παραπέρα.
2007'nin başlarında Pet Shop Boys'tan Neil Tennant albümün 4.5 milyon kopya sattığını ileri sürdü.Ο Neil Tennant υποστήριξε το άλμπουμ είχε πουλήσει 4,5 εκατομμύρια αντίτυπα από τις αρχές του 2007.
Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili'ye istifa önerisi ileri sürülür.Προτείνεται η οικειοθελής παραίτηση του Μιχαήλ Σαακασβίλι από το αξίωμα του Προέδρου της Γεωργίας.
Bilimsel içeriği nedeniyle anlaşılması ve uygulanması ileri derecede uzmanlık gerektirmektedir.Απαιτούν προσοχή και ειδίκευση γιατί εμπεριέχουν ρίσκο.
Kimse onun kadar bu işi ileri götüremez.Ουδείς δύναται να προσείδη αυτόν ατενώς.
Bazı araştırmacılar, bu masalların Levant'daki mevsimsel döngü deneyimini yansıttığını ileri sürmüşlerdir.Οι ερευνητές σε διάφορες εποχές προσπάθησαν να εξηγήσουν αυτή τη στάση του Αυγούστου απέναντι στον Οβίδιο.
2003 yılında Avrupa Parlamentosuna (AP) gözlemci olarak adaylığı ileri sürülmüştür.Το 2003 ορίστηκε από τη Βουλή των Αντιπροσώπων παρατηρητής στο Ευρωπαϊκό Κοινοβούλιο.
Bağımlılığın ileri işaretleri: Uyku sorunları yaşanır.Υπάρχει η πιθανότητα για εμφάνιση προβλημάτων σχετικών με τον ύπνο.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Σταδιακά το τμήμα έπεσε σε αδράνεια και σήμερα παραμένει ανενεργό.
Şarjörlü tabancanın sürgüsü her atışta geri gelip, ileri gitme hareketi yapar.Ο σάκος με κάθε χτύπημα που δέχεται χτυπάει αλλού και επιστρέφει πίσω.
Vuruşu yapan oyuncu topu ileri (kaleye doğru) atmak zorundadır.Ο παίκτης στα αριστερά του εκτελεστή ρίχνει το πρώτο φύλλο στο τραπέζι (κάνει αντάμ).
Öte yandan sesini geliştiriyor, ilerideki profesyonel yaşamına yavaş yavaş hazırlık yapıyordu.Αφού προπονήθηκε, άρχιζε σταδιακά να μπαίνει στα ρεύματα της επαγγελματικής πάλης.
Bu çalışmayı ileride kitaplaştırmayı düşünüyorum.Μάλλον είναι υπερβολή να έγραψε το έργο αυτό σε μια μέρα.
Nureddin ileri görüşlü bir liderdi, adımlarını daima geleceği düşünerek atardı.Ο ίδιος παρέμενε ανήσυχος και δημιουργικός, σκεπτόμενος διαρκώς το μέλλον.
Bu işlemciler, hem performans hem verimlilik açısından rakip Intel işlemcilerin ilerisindedirler.Αγορά: οικονομικά και ποιοτικά σε σκεπτόμενους ταξιδιώτες.
Ayrıca ortak mülkiyetten kişisel mülkiyete doğru bir değişme olduğu ileri sürülmektedir.Παράλληλα αλλάζει ιδιοκτησιακό καθεστώς.
(Kazakça, "Kazakistan, sadece ileri!")(«Ρωσία, σκόραρε!»).
Takip eden gün kırk yazılı suçlama ile kanıt ileri sürdü.Den følgende dag anførte han fyrre skrevne anklager mod ham.
Luftwaffe, harekâtın ilk gününde 1.489 Sovyet uçağını imha ettiğini ileri sürmektedir.Luftwaffe hævdede, at de havde ødelagt 1.489 fly den første dag i felttoget.
Bu cephede, Korgeneral Heinz Guderian emirlere uymuyor ve ileri hatlarda savaşıyordu.På denne front fulgte generaloberst Heinz Guderian ikke sine ordrer, og hastede fremad.
Modern motosikletlerde genellikle beş ya da altı ileri vites bulunur.Moderne motorcykler har normalt fem eller seks fremadgående gear.
Henry gençlik yıllarında ileri uçta forvet olarak oynamasına karşın, Monaco ve Juventus'ta kanatta oynadı.Selv om Henry spillede som angriber i sin ungdom, var han placeret på fløjen i sin tid hos Monaco og Juventus.
Lisa'ya çok değer verir ve fazla ileri gidince hep özür dilemiştir.Bart holder meget af Lisa og har altid undskyldt for at gå for vidt.
Clint Eastwood'la ileride çalışmayı çok isterim."Entretien avec Clint Eastwood".
Bu işleme ileri sağlık ekipleri gelene kadar devam edilir.Der ventede man så, til sundhedskommissionen ankom.
Bu iki tümen başarılı bir şekilde Sovyet ileri uçlarının ikmal yollarını kesti.Disse to divisioner havde held ti at afskære det sovjetiske spydspidsers forsyningslinjer.
Suriye'nin ileride nasıl idare edileceğine dair hiçbir önemli karar almamıştı.I praksis blev der ikke truffet nogen vigtige beslutninger i Libanon uden, at Syrien havde godkendt dem.
Vuruşu yapan oyuncu topu ileri (kaleye doğru) atmak zorundadır.En spiller (pitcheren) fra udeholdet kaster bolden hen til personen, der skal slå (batteren).
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.En metode, der var langt forud for sin tid.
Enzimler ileri ve geri tepkimeyi eşit derecede katalizler.Enzymer katalyserer både de fremadgående og tilbagegående reaktioner.
Hortumları ileri geri çekilebilir yapıdadır.Trappen kan fjernes igen.
Her ileri harekatleri tanksavar topları tarafından durduruldu.Hver gang de forsøgte at rykke frem, blev de stoppet af anti-tank kanoner.
Bu şehrin konkistadorlar tarafından altınla dolu olduğuna inanılan El Dorado olduğu ileri sürülmektedir.Det så eftersøgte El Dorado forekom at være fundet.
Göğüsleri tasvir edilmeyen figürinlerin erkek olabileceği ileri sürülmektedir.Mens resten mener, at utildækkede bryster er et tabu, der skal opretholdes.
Plath, hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla boğuştu.Leigh selv gled gradvis ind i en manisk depression.
Bu sayede, ileri tetkik gereken kadınların seçilmesini sağlar.Derefter er det den valgte persons opgave at finde de øvrige.
Başka simülasyonlar ise, buluttaki kuyruklu yıldızların 90-95%'inin dışarı püskürtüldüğünü ileri sürmektedir.De reflekterer 90-95% af det modtagne lys.
Böylece, savaş bundan sonra üç haftadan fazla sürse de ileri unsurlar hareketsiz kaldı.Da krigen sluttede tre år senere, forblev grænsen nærmest uændret.
O zamanlar çoğu bilim adamı orada vakum yerine görünmez bir maddenin olduğunu ileri sürmüştür.De fleste forskere på det tidspunkt tvivlede på at der ville blive nogen synlige mærker på planeten.
Albüm, 2016 yılının Mart ayında yayımlanacaktı fakat bu gösteri dolayısıyla ileri tarihe atıldı.Albummet udkom i Marts 2016 og fik en flot modtagelse.
Oynamak istediğiniz piyon ileri, geri, sağa ve sola hareket ettirilebilir, ancak çapraz hareket ettirilemez.Spejle ser ud til at bytte om på højre og venstre, men de gør det ikke i virkeligheden.
Sabaha karşı bu ileri harekatın sağa doğru uzatılması için iki bölük daha bölgeye akmıştır.Næste morgen er de to hære draget videre.
Parti ileri gelenlerinden birçoğu tutuklandı.Én for blev lederne af modtageorganisationen anholdt.
Ama hasta ollduğunu ileri süren Sadrazam buradan sefere başlamaktan çekindi.Fælles for dem var, at de blev syge, efter at trykket omkring dem var faldet.
Söz konusu gri malların Troya II'nin gri malları ile benzerlik gösterdiği ileri sürülmektedir.I Amys ret der det Dalys naturlige grå hår, der vises.
Whybray, varsayımların mantıksız ve çelişkili olduğunu ileri sürer.Ved ankomsten optrådte Wenche Behring mistroisk, fordringsfuld og desorienteret.
Nedeni ise Mecidiye'nin 3 km ilerisinde bulunmasıdır.Den ligger omkring 3 km fra Mekka.
Hatta mantarlaşma çok ileri boyutlara ulaşırsa erkek betta tüm yumurtaları yiyerek yuvayı dağıtır.Nogle foretrækker dog også at vende ægget, så hele æggemassen størkner.