Kitâb-ı Mukaddes'te 666'nın şeytan ile özdeşleştirildiği sanısından ileri gelir.666:lle, joka yhdistettiin jo nimensä perusteella saatananpalvontaan.
İşçiler sendika tarafından kandırıldıklarını ileri sürdüler.Yrittäjät syyttivät yhtiötä huijauksesta.
1909 - Robert Peary ve Matthew Henson'ın Kuzey Kutbu'na ulaştığı ileri sürüldü.1909 – Robert Pearyn väitettiin päässeen pohjoisnavalle.
Günümüz dünyasında çok ileride bir yerdeyiz.Nykyään peikkojen valtaama paikka.
Bu aksiyom için üç kanıt ileri sürülür.Päätöstä odottaa vielä neljä muuta syytettä.
Sıkıştırma oranı 8.0:1'e düşürülmüş, 6 ileri vites kutusu güçlendirilmiş ve vites oranları uzatılmıştır.Puristussuhde 6,8. Vaihteita on neljä eteen sekä peruutusvaihde.
Bu nedenle görme keskinliği ileri derecede düşmüştür.Tämän seurauksena näkeminen lähelle heikentyy.
Durma yürü, haydi ileri!Nouskaa, nouskaa, nouskaa!
Bu kesimde ulaşılan en ileri noktadır.Tämä on ainoa kerta, jolloin täydelliset pisteet ovat saavutettu.
Parti ileri gelenlerinden birçoğu tutuklandı.Suurin osa puolueen alkuperäisistä perustajista teloitettiin.
Proje, ileride yapılması planlanan metro istasyonu dikkate alınarak planlandı.Suunnittelussa otettiin huomioon mahdollinen metroasema.
Asla geri ya da ileri hareket yapmazlar.Mutta ei jatkuvaa, voimakasta edistystä.
Açılan listeden Ağ bağdaştırıcılarını seçip >> ileri.Vetäytyneiden ehdokkaiden nimen edellä * -merkki.
Unicode'un ileriki sürümleriyle çalışan sistemler ya UTF-8 ya da UTF-16 kodlama biçimlerini kullanmaktadır.Standardi vaatii XML-jäsentimiä tukemaan Unicoden UTF-8- ja UTF-16-koodauksia.
Buna karşın İsviçre'nin bu savaşta tarafsız kalmadığı da ileri sürüldü.Virallisesti Ruotsi pysyi kuitenkin puolueettomana.
Saf Irk düşüncesini ileri sürer.Joki vie ajatukseni.
Leon ilerigelenleri hiçbir zaman Kastilya süzerenliğini kabul etmediler.Kukaan tuomituista ei ollut koskaan tavannut Metsäketoa henkilökohtaisesti.
Clint Eastwood'la ileride çalışmayı çok isterim.Hän tuli tunnetuksi pitkäaikaisesta yhteistyöstään Clint Eastwoodin kanssa.
Bu hıza ileride HDTV (High Definition - yüksek çözünürlüklü TV) uygulamalarında ihtiyaç duyulacaktır.Tekniikka tunnetaan myös lyhenteellä HDTV (lyhenne sanoista High-definition television).
Parkın ilerisinde Seyir Kalesi (Seyir Tepesi) yer alır.Tällä hetkellämilloin? vankilaa laajennetaan puiston vieressä.
Mühendisler bunu geminin fazla ağırlıktan ve gerilimden dolayı meydana geldiğini ileri sürmüşlerdir.Sen soutaminen on kuitenkin hankalampaa veneen suuremman leveyden ja painon takia.
Bu konuda birçok görüş ileri sürülebilir."Paljon asioita täytyy ottaa huomioon.
DDR2, DDR bellek teknolojisinin bir ileri kuşağıdır.Nodin veljeskunta on joillakin teknologian aloilla GDI:tä edellä.
Üniversitelerde bu konu ileri düzey lisans öğrencilerine öğretilmektedir.Länsimaissa opetetaan lähinnä näiden ylempien tasojen harjoituksia.
Ancak alternatif açıklamalar da ileri sürülmüştür.Myös vaihtoehtoisten syytteiden esittäminen on mahdollista.
Ancak oyundaki birçok hata göz ardı edilemeyecek kadar ileri boyuttadır.Merkittävän suuri osa pelin tapahtumista eivät ole välttämättömiä pääjuonen läpäisemiseksi.
Hatta yeni sesler için bir sanatçı kadrosu oluşturacak kadar ileri gitti.Överdog keskittyy uusien artistien esilletuomiseen.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Niiden alueella pääsi aikaisemmin kulkemaan vapaasti, mutta nykyisin alue on suljettu ja se aiotaan purkaa.
Tapınağın kullanımı ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.Seiniiä koristavista korkokuvista on saatu tietoa temppelin käytöstä.
MS 628 yılında Brahmagupta, yerin bir çekim kuvveti olduğunu ileri sürdü.Brahmagupta kirjoitti Keski-Intiassa vuoden 628 jaa. tienoilla kirjan Brahmasphuta Siddhāntan.
'Troyalılar' olarak anılmaları, isimlerini Troya Savaşı karakterlerinden almalarından ileri gelir.Toiset antiikin ajan lähteet ajoittavat hänet lähemmäksi oletettua Troijan sotaa.
Muhtarları halk adına köyün ileri gelenleri sayılan 3 – 5 kişi bir araya gelerek belirlerdi.Asiakkaiden vaatimuksesta vanhat sarjat 5-10 palautettiin uudelleen tuotantoon.
İlçe de eğitim-öğretim açısından ileri seviyede bulunan Kars bölgesinin özelliklerini yansıtmaktadır.4. Kertoo yliopiston perustamisajankohdan epäselvyyksistä.
9 ila 14. konular, ileride olacak "kehanetleri" içerir.Luvut 4-5 koostuvat toivoa koskevista ennustuksista.
Ayrıca bu halkların astronomi ve matematik alanlarında ileri durumda oldukları bilinmektedir.Hänet tunnettiin myös saavutuksistaan matemaattisen ja tähtitieteellisen geodesian alalla.
UTC+09:00, UTC'den (Eşgüdümlü Evrensel Zaman) 9 saat ileri zaman dilimi.Se on UTC+09.00 eli yhdeksän tuntia edellä koordinoitua yleisaikaa, UTC:tä.
Kardeşi Dmitry Stasov (1828–1918), Rus Müzik Derneği'nin kurulmasında yer almış ileri gelen bir savcıydı.Hänen isänsä Dmitri Stasov (1828–1918) oli liberaali asianajaja, joka oli töissä senaatissa.
Burada ileriye gidemem ki.En itse vain voi seurata sitä tietä.
Adaya ileriki zamanlarda bir tesis kurulacaktır.Nykyisin saarelle voi tehdä päiväretkiä helikopterilla.
Hortumları ileri geri çekilemez.Posket eivät ole esiintyöntyvät.
Bayatlama sadece su kaybından değil, ekmekteki maddelerin de değişikliğe uğramasından ileri gelir.Aarniometsien jatkuva hävittäminen kiihdyttää siten paitsi lajien häviämistä myös ilmastonmuutosta.
Sahildeki diğer üç tümen ise ileri hareketle 54. Tümen’in kanatlarını örtecektir.Poikittaisväyliä ovat valtatie 10 Hämeenlinnasta Turkuun ja kantatie 54 Forssasta Lahteen.
Çıkartma sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Küba'nın ilişkileri ileri düzeyde hassatı.Yhdysvaltojen ja Kuuban suhteet ovat jatkuvasti pysyneet kireinä.
Bugünün en iyi atom saatleri, soğuk atomlar ve atomik çeşmelerle çalışan, ileri fizik ürünü aletlerdir.Nykyiset atomikellot perustuvat modernimpaan fysiikkaan kuten kylmiin atomeihin ja atomiryppäisiin.
Ama kitap daha ileri gidiyordu.Sardari meni kuitenkin vielä pidemmälle.
1949 yılında ileride eşi olacak Barbara Ledermann'la tanışmıştır.Vuonna 1964 hän tapasi tulevan vaimonsa Barbara Thompsonin.
Ben daha ileriye gidemem.En pysty menemään eteenpäin.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.Ωστόσο, το Fox δεν προχώρησε στο έργο.
1909 - Robert Peary ve Matthew Henson'ın Kuzey Kutbu'na ulaştığı ileri sürüldü.1909 – Ο Ρόμπερτ Πίρι και ο Μάθιου Χένσον φτάνουν στο Βόρειο Πόλο.
19 Haziran tarihinde, Ruslar bir ileri atak daha başlattı.Στις 19 Ιουνίου, οι Ρώσοι ξεκίνησαν μια νέα επίθεση.
Bu konularda daha ileri araştırmaların yapılması gerekmektedir.Αναμένεται περισσότερη έρευνα σε αυτά τα σημεία.
1936 yılında evlenmiş ve ileride tanınmış bir ressam olacak olan kızı Alina Biernacka'yı dünyaya getirmiştir.Παντρεύτηκε το 1936, και απέκτησε μία κόρη, την Αλίνα Μπιέρνακα, η οποία είναι γνωστή Πολωνέζα ζωγράφος.
Durma yürü, haydi ileri.Βονιφάτιος, απεβ.
Bu durumun oluşması için pek çok teori ileri sürülmüştür.Υπάρχουν πολλές θεωρίες για την αντιμετώπιση αυτής της κατάστασης.
Moskova'da planlamacıların ileriye dönük kararlarının hacmi karşı konulmaz olmuştur.Ο όγκος των αποφάσεων που αντιμετώπιζαν οι σχεδιαστές στη Μόσχα ήταν συντριπτικός.
Ancak alternatif açıklamalar da ileri sürülmüştür.Χρειάζονται επειγόντως εναλλακτικές προσεγγίσεις.
Bu iki tümen başarılı bir şekilde Sovyet ileri uçlarının ikmal yollarını kesti.Αυτές οι δύο μεραρχίες απέκοψαν επιτυχώς τις γραμμές ανεφοδιασμού της σοβιετικής εμπροσθοφυλακής.
Tek yöntem ileriye mesaj bırakmaktır.Μια μέθοδος είναι η υλοποίηση ενός μηνύματος.
"Kızıl" ifadesi sosyalizmi sembolize etmesinden ileri gelir.Το κόκκινο αστέρι συμβολίζει το σοσιαλισμό.
2005: 6 ileri otomatik vites 2008: Dijital televizyon alıcısı standart.2008: Τον Ιανουάριο, τοποθετείται στάνταρ δέκτης ψηφιακής τηλεόρασης.