Bu ülkeyi yine ulu yapmak için ileri görüşlü bir öndere ihtiyacımız var.We need a forward-looking leader to make this country great again.
Belki biraz fazla ileri gittim.Maybe I went a little too far.
O taleplerinde çok ileri gidiyor.She's going too far in her demands.
Onunki geriye doğru eğimli iken onun el yazısı ileri doğru eğimlidir.His handwriting slants forwards, whereas hers slants backwards.
At durdu ve daha ileriye gitmeyi reddetti.The horse stopped and refused to go any further.
Tom Mary'den daha ileriye yüzebilir.Tom can swim further than Mary can.
Biraz daha ileriye gitmeye karar verdim.I have decided to go a little further.
Ben nefesimi tutmaya çabalarken dalgalar beni şiddetle ileri geri fırlatıyordu.The waves were tossing me viciously to and fro as I struggled to hold my breath.
Ben çok ileri gittim.I went too far.
Ben programın çok ilerisindeyim.I'm well ahead of schedule.
Ben oldukça ilericiydim.I'm pretty progressive.
Ben ileri görüşlüyüm.I'm farsighted.
Keşke bira daha ileri gidebilseydik.I wish we could've gone a little further.
Bir adım ileri götürelim.Let's take it one step further.
Bunu bir adım ileri götürelim.Let's take this one step further.
Daha ileri gitmeden önce bu söylentiyi durdurmak istiyorum.I want to stop this rumor before it goes any further.
Tom'un daha da ileri gitmesi gerekecek.Tom will need to go further.
Tom başka bir plan ileri sürdü.Tom has come up with another plan.
O, zamanının ilerisindeydi.She was ahead of her time.
Bunu ileriye doğru önemli bir adım olarak görüyorum.I see this as an important step forward.
Daha ileri gitmek zorunda değilim.I don't have to go any further.
Ortaokulda ileri matematik dersleri verirdim.I used to teach advanced math classes in middle school.
Çok ileri ve fütüristiktir.It's very advanced and futuristic.
Durmadan ileriye gidiyoruz.We're steadily moving forward.
Her ikisi de suçsuz olduklarını ileri sürdü.They both pleaded not guilty.
Tom zaten ileriyi düşünüyor.Tom is already thinking ahead.
Tom bir adım daha ileri gitti.Tom went a step further.
Daha iyi günler ileride.Better days are ahead.
Lütfen ileriye doğru gelin.Please come forward.
Tom çok ileri gitti.Tom has gone too far.
Biz hâlâ programın ilerisindeyiz.We're still ahead of schedule.
Hey, ilerici olanı hatırlıyor musunuz?Hey, remember the progressive one?
Bence güvenlik en ileri öncelik olmalıdır.I think safety should be a top priority.
Fadıl, İslam'da din ve ileri bilimin el ele verebileceğini buldu.Fadil found that in Islam, religion and advanced science can go hand in hand.
Daha ileri gitmek için çok yorgunum.I'm too tired to go any further.
Tom daha ileri gitmek kadar çok yorgundu.Tom was too tired to go any further.
Sami sandalyeyi biraz daha ileri itti.Sami pushed the chair a little further.
Tom ve Mary topu ileri geri fırlattı.Tom and Mary threw the ball back and forth.
New York, Seattle'dan iki saat ileride.New York is 2 hours ahead of Seattle.
Romalılar, antik çağın teknolojik açıdan en ileri medeniyetlerinden biriydi.The Romans were one of the most technologically advanced civilizations of antiquity.
Tom daha ileri gitmek için çok yorgun.Tom is too tired to go any further.
Tom daha ileri yürüyemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't walk any further.
Tom benden daha ileri yüzebilir.Tom can swim further than I can.
Tom hâlâ programın ilerisinde.Tom is still ahead of schedule.
Tom programın çok ilerisinde.Tom is way ahead of schedule.
Fransızcada kademeli olarak ileriye gidiyorum.I'm gradually getting better at French.
Tom daha fazla ileri gidemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't go any further.
Senin yardımın olmadan bu kadar ileri gelemezdik.We couldn't have come this far without your help.
Tom çok ileri gittiğini biliyordu.Tom knew he'd gone too far.
1543'te Nicolaus Copernicus Güneş'in, evrenin merkezinde bulunduğunu ileri sürdü.In 1543, Nicolaus Copernicus suggested that the Sun was at the center of the universe.
O adam biraz ileride duruyordu ama onun bağırmasını duyunca döndü.That man was standing a little ways away, but he turned when he heard her shout.
Beklediklerinden birazcık daha ileriye gitmeye çalıştım."I tried to go a little further than they expected."
Sovyet birlikleri, 90 dakikalık şiddetli bir bombardımanın ardından ileri harekâta geçtiler.Soviet troops moved forward after an intense 90-minute shelling.
Ayrıca bir lazer interferometre ve PDP-11/35 bilgisayar gibi ileri ekipman da mevcuttu.Also available was advanced equipment like a laser interferometer and PDP-11/35 computer.
Hristiyan Yeni Ahit, "Hristiyan" isminin ilk olarak Antakya'da ortaya çıktığını ileri sürer.The Christian New Testament asserts that the name "Christian" first emerged in Antioch.
Fakat Leibniz spekülasyonlarını daha da ileriye götürdü.But Leibniz took his speculations much further.
AGP kartlar, limitler içerisinde geri ve ileri uyumludur.AGP cards are backward and forward compatible within limits.
Tahkimatın en ileri siperlerine ise kendi ağır süvarilerini yerleştirmiştir.Fearing the worst, his companions ran to the spot.
Bu ölçek 1016 GeV veya 10−3 kez Planck enerjisinin civarında olduğu ileri sürülmektedir.This scale is suggested to be around 1016 GeV or 10−3 times the Planck energy.
Ayrıca Stuhlbarg'ın karakterini "film tarihinin en ileri görüşlü ebeveyni" olarak tanımladı.He found Stuhlbarg's character "the most forward-thinking parent in movie history".