Aileler arasında yardımlaşma ileri düzeydeydi.De fato, o sistema de ajuda entre as famílias estava muito desenvolvido.
Bunlardan bazıları gonokoklardan ileri gelir.Muitos deles descendiam dos iorubás.
SpaceX ilk başta her iki aşamanın da ileride tekrar kullanılabilir olacağını umduklarını belirtmiştir.Porém, Rogge deixou claro que ambos os esportes podem voltar a se candidatar no futuro.
Bu aşama iktisadi birleşme hareketlerinin en ileri aşamasıdır.É a fase decisiva da manobra ofensiva.
Fetvayı aşiretlerin ileri gelenlerine gönderdi.Eles mandavam para às dirções-gerais.
İngiliz ordusunun bu ileri hareketi daha sonra Yugoslav kuvvetleriyle bazı sürtüşmelere yol açmıştır.Esta intervenção britânica nos Açores colocou em perigo a sobrevivência das forças liberais.
Tam anlamıyla bir ileri bir geri koşturuyordum.Tenho certeza que ele ia dar uma volta.
Hatta o kadar ileriye gider ki, devleti yönetenlerin filozof olması gerektiğini bile söyler.Por isso, não enxerga a necessidade estrita de que os soberanos sejam filósofos.
Sarnıç köyü ekonomik ve sosyal yönden oldukça ileri bir durumdadır.Hoje, o bairro da Penha encontra-se em amplo crescimento econômico e social.
Borsa ve bankacılık sektörleri diğer ülkelerden çok ileri idi.Mas ainda o setor de serviços e comércio é mais proeminente do que outros setores.
Diyarbakır el sanatları, I. Dünya Savaşı'na kadar çok ileri bir düzeydeydi.As armas anti-submarinas mantinham-se, quase semelhantes às da Primeira Guerra Mundial.
Çıkartma sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Küba'nın ilişkileri ileri düzeyde hassatı.Linha do tempo das relações entre Cuba e Estados Unidos.
Taraf da davanın her aşamasında dava şartlarını ileri sürebilir.O condenado deve cumprir as condições durante o período de prova.
Kimse onun kadar bu işi ileri götüremez.Ainda ninguém foi capaz de realizar tal tarefa.
251/18-II - Topçu ileri gözetleyici aracının zırhlı modeli.18–20 pp. Embrapa Monitoramento por Satélite.
Bu rekabet 797/798 yılında ileri gitti ve İrini ciddi şekilde hastalanınca Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Deze competitie begon in 797/798. en intensiveerde in mei 799, toen Irene ernstig ziek werd.
251/18-II - Topçu ileri gözetleyici aracının zırhlı modeli.251/18 - Artilleriewaarnemingsvoertuig.
Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar.Pronoia brengt de mens tot inzicht over zijn herkomst en bestemming.
Hatta daha ileri gitti, çok iyi okuduğu "Mevlid-i Şerîf" lisanıyla o gün gördüğünü yazdı.Later gebeurde dit (uit gewoonte) ook wanneer het hoogaltaar wel zichtbaar was.
Sovyet kaynakları, çoğu hasta olmak üzere 140 bin kişinin tahliye edildiğini ileri sürmektedir.Sovjetbronnen beweren dat zo'n 140.000 man waren geëvacueerd.
(Bu sonuç ileri de kullanılacaktır.)(Wat is hier zelfstandig gebruikt.)
İngilizce centre forward (orta ileri) kelimesinden Türkçeye girmiştir.De ]? van het Middelengels ging omhoog naar ]?.
Bizans ekonomisi, yüzyıllar boyunca Avrupa ve Akdeniz'in en ileri ekonomilerindendi.De Byzantijnse economie was eeuwenlang een van de meest geavanceerde in Europa en het Middellandse Zeegebied.
İsrail’deki ileri teknoloji fabrikaları 1960’lı yıllarda ortaya çıkmaya başladı .De hightechindustrie in Israël ontwikkelde zich vanaf de jaren 60.
Parti ileri gelenlerinden birçoğu tutuklandı.Een groot aantal leden van de Trouw-groep werd gearresteerd.
Bu tür bir tedavi, ileride oluşabilecek anafilaksi nöbetlerini önleyebilir.Met dit type behandeling is het wellicht mogelijk toekomstige anafylactische reacties te voorkomen.
Farklılık, banyo işlemlerinden ileri gelir.Het is overbodig om ze in bad te doen.
XR 311 ve Cheetah modelleri ileride üretilecek Humvee aracının atası sayabiliriz.De XR311 en de Cheetah worden beschouwd als voorlopers van de huidige Humvee.
Uyarlama uluslararası gönüllü değişimin düzenlemesinde ileri bir standarda önderlik etti.Deze heroriëntatie leidde tot verdere standaardisering van de internationale uitwisseling van vrijwilligers.
Günümüz dünyasında çok ileride bir yerdeyiz.Tegenwoordig is het een wijk in volle ontwikkeling.
Otoriteleri, kendi hanedanlarını kuracak kadar ileriydi.Ze zouden te veel gericht zijn op de eigen instelling.
Arş ileri!Breda vooruit!
Marge'ın konuştuğu Shep ve Jerry, olayla ilgileri olmadığını ileri sürer.Marge ondervraagt Jerry en Shep, die beiden ontkennen iets van de zaak af te weten.
Durma yürü, haydi ileri!Klang! - Marsch, op.
Artık kızı ondan çok daha ileri bir düzeye gelmektedir ve Sam ona pek fazla yardım edememektedir.Zij bedekt haar naaktheid nauwelijks en kan weinig meer doen dan haar handen afwerend uitstrekken.
Filmde bazı tarihi yanlışlıklar bulunduğu ileri sürülmektedir.De film bevat een aantal historische onjuistheden.
Şu anda ileri sürüş teknikleri uzmanıdır.Momenteel rijdt hij voor Specialized Racing.
Keith Stanfield, Darius, Alfred'in ileri görüşlü sağ kolu.Keith Stanfield als Darius, Alfreds beste vriend.
Bu teknik daha ileri düzeydir.In technisch opzicht is deze van een veel hoger peil.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Hij was zijn tijd ver vooruit.
Bu da zamanına göre ileri bir tekniktir.Het was destijds een vooruitstrevend stuk techniek.
Ancak oyundaki birçok hata göz ardı edilemeyecek kadar ileri boyuttadır.Met kennis van voorgaande versies van het spel kan echter een groot gedeelte worden overgeslagen.
Etügen ile aynı Tanrıça olduğunu ileri süren görüşler vardır.In sommige werken worden zij als één en dezelfde godin voorgesteld.
Bunların çevreden toplanarak yerleşmeye getirildiği ileri sürülmektedir.Wat er ook van waar zij, een handgemeen brak los onder de verzamelden.
Genellikle ileri yaşlarda görülür.Het gaat met het vorderen van de leeftijd meestal over.
Ancak alternatif açıklamalar da ileri sürülmüştür.Anderen droegen alternatieve verklaringen aan.
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.Van hieruit kwam men door de Voorpoort (Gevangenpoort) het voorhof (of Buitenhof) van het kasteel binnen.
Bu nedenle evrim sadece ileri doğru ilerler ve asla geriye dönmez.De schaduw volgt en keert niet terug.
"Yozgat" adının menşei konusunda ise, değişik söylentiler ileri sürülmektedir.'Over het ontstaan van de merknaam Unox gaan verschillende verhalen.
Clint Eastwood'la ileride çalışmayı çok isterim.Siegel is vooral bekend geworden door zijn samenwerking met Clint Eastwood.
Buna rağmen ileriye yürüyeceğiz ve karşımıza çıkan Türklere taarruz edeceğiz.”"Wij waarschuwen alle toeristen die van plan zijn naar Turkije te komen."
Gölge oyununun kökeni konusunda değişik görüşler ileri sürülmektedir.Er zijn verschillende versies over de komst van het schaduwspel.
Filmleri çoğunlukla ilerici ve toplumsal açıdan eleştirel temalar içermektedir.Veel van deze films bevatten ook futuristische en maatschappijkritische elementen.
İki yöntem de oldukça benzerdir, farkları güç kaynaklarından ileri gelmektedir.Bij doubletten worden twee bronnen op enige afstand (ca.
Dokuma tüm Kolomb öncesi büyük uygarlıklarda olduğu gibi, bir hayli ileri bir sanatsal düzeye ulaşmıştı.Zoals bij de vorige uitbreidingspakketten, heeft elke nieuwe beschaving een eigen wonder.
Ayrıca posta ve haber alma işleri de çok ileri düzeyde idi.Het (politieke) nieuws was Zwaangezind.
Kendinize ileride faydalı olabileceğine inandığınız notlar tutun, mümkünse günlük tutun.Breng de handen achter de rug zover mogelijk naar elkaar toe, indien mogelijk in elkaar gevouwen.
Bu sayede, ileri tetkik gereken kadınların seçilmesini sağlar.Deze beslissing leidt naar een keuze die de dames moeten maken voor de rest van hun leven.
Daha sonraki seyahatinde ileride eşi olacak kadınla karşılaştı.Inmiddels had hij zijn latere echtgenote ontmoet.
Ama kitap daha ileri gidiyordu.Het boek zal dus nog ouder zijn.