ileri ile cümle

ileri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Gözlerin hep ileriye baksın, Dosdoğru önüne!Let your eyes look straight ahead. Fix your gaze directly before you.
Kocası ülkenin ileri gelenleriyle oturup kalkar, Kent kurulunda iyi tanınır.Her husband is respected in the gates, when he sits among the elders of the land.
Baş ileri gelen saygın kişi, Kuyruksa öğretisi sahte olan peygamberdir.The elder and the honorable man is the head, and the prophet who teaches lies is the tail.
Halkın ileri gelenlerinden birkaçı öne çıkıp orada toplanmış halka,Then rose up certain of the elders of the land, and spoke to all the assembly of the people, saying,
Yaratıklar şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.The living creatures ran and returned as the appearance of a flash of lightning.
İsrail ileri gelenlerinden kimisi gelip yanıma oturdu.Then came certain of the elders of Israel to me, and sat before me.
Başkâhinlerle ileri gelenler Onu suçlayınca hiç karşılık vermedi.When he was accused by the chief priests and elders, he answered nothing.
Akıllı olduklarını ileri sürerken akılsız olup çıktılar.Professing themselves to be wise, they became fools,
Bayağı, boş sözlerden sakın. Çünkü bunlara dalanlar tanrısızlıkta daha da ileri gidecekler.But shun empty chatter, for it will go further in ungodliness,
Ertesi gün Yahudilerin yöneticileri, ileri gelenleri ve din bilginleri Yeruşalimde toplandılar.And it came to pass on the morrow, that their rulers, and elders, and scribes,
Kendiniz için ileriye hazırlık yapın ve mutlaka Allah'a kavuşacağınızı bilin.And fear God, and remember, you have to face Him in the end.
Haşa O, onların ileri sürdüğü niteliklerden münezzehtir!He is much too exalted for things they associate (with Him).
Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz!"The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dediler ki: "Bu, çok bilgili bir büyücüdür!"The nobles of Pharaoh said: "He surely is a clever magician.
(Haram ayını) Ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir.Intercalating a month is adding to unbelief.
Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler."When their time is come they can neither delay it an hour nor advance it a moment forward.
Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler yanından geçtikçe onunla alay ediyorlardı.So he built the ark; and when groups of his people passed by him, they scoffed at him.
Hiçbir ümmet, ne süresinden ileri geçebilir, ne de geri kalabilir.No nation can live beyond its allotted time, or lag behind.
Fir'avn'e ve ileri gelen adamlarına. Onlar büyüklük tasladılar ve böbürlenen bir topluluk oldular.To Pharaoh and his nobles who behaved with arrogance, for they were a conceited lot,
(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür."The Pharaoh said to the chiefs around him: "He is certainly a clever magician.
"Ey Musa, dedi, ileri gelenler seni öldürmek için aralarında konuşuyorlar."O Moses," he said, "the chiefs are deliberating to kill you.
Peygamber, mü'minlere canlarından ileridir. Onun eşleri de onların anneleridir.The Prophet is closer to the faithful than they are themselves; and his wives are as their mothers.
(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi.)Peace be on Abraham.
Sizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır).Whoever of you desires to progress or lag behind.
Fakat insan, devamlı suç işleyerek ilerisini berbadetmek ister.Yet man is sceptical of what is right before him.
Gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında onunla alay ediyordu.So he built the ark; and when groups of his people passed by him, they scoffed at him.
Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.Will surely be gratified.
Hayır; ileride bileceksiniz.But you will come to know soon; --
Yine hayır; ileride bileceksiniz.Indeed you will come to know soon.
Milletinin ileri gelenleri: "Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz" dediler.The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.This is so for they have called Our messages lies, and have been heedless of them."
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi.So he built the ark; and when groups of his people passed by him, they scoffed at him.
And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.They are full of self-conceit and behave with intense arrogance.
"Ey ileri gelenler!."
İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar."O Moses," he said, "the chiefs are deliberating to kill you.
Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum.The Pharaoh said: "O nobles, I am not aware of any other lord of yours but myself.
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.Saying: "It were you who imposed yourselves upon us."
(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır."Here is a multitude rushing headlong with you.
İnkar edenler, tekrar dirilmeyeceklerini ileri sürerler.The unbelievers claim that they will not be raised again.
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.The Thamud denied (the truth) in their perverseness
Firavun'un kavminden ileri gelenlerin bir kısmı, gerçekten de dediler, bu, bilgili bir büyücü.The nobles of Pharaoh said: "He surely is a clever magician.
Ey ileri gelenler, rüya yormayı biliyorsanız bu rüyamı yorun.O courtiers, tell me the significance of my dream, if you know how to interpret them."
Hiçbir ümmet, helak edilmesi mukadder olan zamanı ileriye alamayacağı gibi geriye de atamaz.No nation can live beyond its allotted time, or lag behind.
Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine, ululanmak istediler ve kibirli bir topluluktu onlar.To Pharaoh and his nobles who behaved with arrogance, for they were a conceited lot,
Firavun, yanındaki ileri gelenlere, gerçekten de dedi, bu, pek bilgili bir büyücü.The Pharaoh said to the chiefs around him: "He is certainly a clever magician.
Ve Firavun, ey ileri gelenler dedi, ben, benden başka bir mabudunuz olduğunu bilmiyorum.The Pharaoh said: "O nobles, I am not aware of any other lord of yours but myself.
Ve bir de ileri geçenler ki herkesi geçmişlerdir.Then the foremost, how pre-excellent,
Sizden, ileri geçip itaat edenleri ve geri kalıp isyana dalanları.Whoever of you desires to progress or lag behind.
Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür.Sick are their hearts, and God adds to their malady.
Ecelleri geldiğinde bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler."When their time is come they can neither delay it an hour nor advance it a moment forward.
Hiçbir ümmet ne süresinden ileri geçebilir ne de geri kalır.No nation can live beyond its allotted time, or lag behind.
Melike dedi ki: "Ey ileri gelenler, bana önemli bir mektup bırakıldı."(The Queen said): "O nobles, a venerable letter has been delivered to me.
Dedi: "Ey Mûsa, kentin ileri gelenleri seni öldürmeyi planlıyorlar."O Moses," he said, "the chiefs are deliberating to kill you.
İleride Allah öteki oluşmaya da vücut verecektir.Then (you will know) how God will raise the last raising (of the dead).
Haşa! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir.He is much too exalted for things they associate (with Him).
Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır.The nobles of Pharaoh said: "He surely is a clever magician.
(Haram ayları) ertelemek, sadece kafirlikte ileri gitmektir.Intercalating a month is adding to unbelief.
Ecelleri geldiği zaman artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.When their time is come they can neither delay it an hour nor advance it a moment forward.
Nuh gemiyi yapıyor, kavminden ileri gelenler ise, yanına her uğradıkça onunla alay ediyorlardı.So he built the ark; and when groups of his people passed by him, they scoffed at him.

İlgili Sayfalar