İktidara dönmek için askeri bir sefer başlattı.من هناك، أطلق حملة عسكرية للعودة إلى السلطة.
İktidar partisi, mitinglere katılan kadınların bizzat bu tür olaylardan sorumlu olduğunu iddia etti.وأكد الحزب الحاكم أن النساء المشاركات في المسيرات مسؤولات شخصيا عن مثل هذه الحوادث.
Adolf Hitler iktidara gelene kadar, birkaç ay içerisinde kitap çok ilgi gördü.يرجع أصول إنشاء لوفتفافه بعد بضعة أشهر فقط من وصول أدولف هتلر إلى السلطة.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.ويهدف الردع العام للمجتمع ككل.
İktidara gelir gelmez eski İttihat ve Terakkî liderlerinin birçoğu tutuklandı.وبمجرد مجيئهم الي السلطه تم القاء القبض علي الكثير من قاده الاتحاد والترقي السابقه.
Irak'taki Baas iktidarı 2003 yılındaki Irak Savaşı ile son buldu.وكانت آخر معركة له هي حرب احتلال العراق عام 2003.
1999 yılındaki seçimlerde sosyal demokrasi yeniden iktidara geldi.ادت انتخابات 2010 إلى حرب أهلية ثانية.
İktidarı döneminde komünist rejime karşı muhalefet arttı ve hükumet kırsal kesimlerde hakimiyetini kaybetti.وخلال فترة حكمه، زادات معارضة الشعب الأفغاني للنظام الشيوعي، وفقدت الحكومة سيطرتها على الريف.
İktidarı 1442'dan 1443'e kadar sürmüştür.حكم سلطنة ملقا في الفترة من 1424 إلى 1444.
Böylece İttihat ve terakki Cemiyeti askeri darbe ile iktidarı ele geçirmiş oldu.وتمكنوا من الوصول إلى قلب الجيش الموحدي واشتبكوا معه.
Ancak bu ittifak çok geçmeden bir iktidar mücadelesine dönüştü.و لكن هذا التحالف سرعان ما ينزلق إلى صراع من أجل السيطرة.
Çünkü iktidar daima tek partinin elinde bulunmaktadır.التوقيت: تكون الحفلة دائما بعد العصر.
Kimse tek başına iktidar olamadı.لا أحد لديه الحق في أن يكون وحيدًا.
Suriye Arap Cumhuriyeti: Baas Partisi 8 Mart 1963'ten beri iktidardır.لؤي الأتاسي: رئيس مؤقت للجمهورية بعد ثورة الثامن من آذار عام 1963.
Political Power and Social Classes (Siyasal İktidar ve Sosyal Sınıflar).كلية الاقتصاد والعلوم الاجتماعية (Faculty of Economics and Social Sciences).
İktidarın Gözü.سيادة السلطة .
Namibya: Güney Batı Afrika Halk Örgütü 21 Mart 1990'dan beri iktidardır.علم جنوب غرب أفريقيا مابين 31 أيار من سنة 1928 إلى 21 أذار من سنة 1990.
Ancak iktidar bu anda "Millî Husumet Andı" adını taktı.فربما كانت الكا بالنسبة لهم ما نسميه الآن "النفس".
Hiçbir iktidarla barışık olmadı.لا يكون بيننا وبينكم صلح .
Meselâ, bir kişi sadece halihazırda iktidarda olması sebebiyle seçilebilmektedir.هكذا تكون قدرة تطبيق سلطة ما مرتبطة بكونها موجودة أصلا.
Empotans (iktidarsızlık) : Ereksiyon olamama ya da ereksiyonların ani şekilde kesilmesi.له كتب، منها: «التأسيس في مساوي الدنيا ومهاوي إبليس».
Yakın Çağ demokrasi tarihinde ilk kez bir anne-kız iktidarı dönemi başlamış oldu.وتعتبر هذه هي المرة الأولى في تاريخ جمهورية فرنسا يصبح الرئيس والداً أثناء فترة ولايته.
Ama gerçek iktidar gücü ona Atabek olarak atanan Seyfeddin Kutuz'un elindeydi.ولكن خطره الحقيقي في هبوطه القوي كالرعد.
Şu ya da bu kişinin Sovyet iktidarının çıkarlarına karşı davrandığını kanıtlamaman gerek.Você não precisa provar que este ou aquele homem agiu contra os interesses do poder soviético.
İktidarı sırasında Jaalle Siyaad ("Yoldaş Siad") olarak kendini tanıttı.Durante seu governo, denominou a si próprio como Jaalle Siyaad ("Camarada Siad").
1933 Ocak ayında Nazi Partisi Almanya'da iktidara geldi.Em janeiro de 1933, o Partido Nazista chegou ao poder na Alemanha.
Proletarya iktidarının geçici olağanüstü organları rolünü üstlendiler.Eles executaram um papel de órgãos extraordinários provisórios do poder do proletariado.
Ancak Harold'un iktidarı derhal güçlü iki komşu ülke tarafından sorgulanır.Haroldo foi imediatamente desafiado por dois poderosos governantes vizinhos.
Ancak hiçbir komünist ülke ya da iktidarda bulunmuş kurum soykırım nedenşyle hüküm giymemiştir.No entanto, nenhum país comunista ou órgão de gestão já foi condenado por genocídio.
İktidarın Gözü.O Poder do Olhar.
İkinci kısım 1680 yılında başlar ve Medinacelli Dükünün iktidarıyla devam eder.A segunda parte começou em 1680 com a tomada de poder do Duque de Medinaceli como válido.
Ancak restorasyon başarısızlıkla sonuçlandı ve siyasi iktidar Ashikaga şogunluğunun (1336-1575) eline geçti.A tentativa de restauração acabou falhando e foi substituída pelo Xogunato Ashikaga (1336-1575).
1899 yılında iktidardaki muhafazakarlar iktadrı korumak için seçimlere hile karıştırmakla suçlanıyordu.Em 1899, os conservadores dirigentes foram acusados de manter o poder através de eleições fraudulentas.
Komiteler, ayaklanmaları yönetmekte ve Sovyet iktidarını güvence altına almakta güçlü yönetici organlardı.Os comitês eram poderosos corpos dirigentes de revolta, instalando e protegendo o poder soviético.
Jonathan iktidardaki Demokratik Halk Partisi'nin (PDP) bir üyesidir.Jonathan é um membro do Partido Democrático do Povo (PDP).
Kimi örneklerde bir parti çoğunluğu sağlayamaz ve koalisyonlar sağlanarak iktidar oluşturulur.Se um partido não tem uma maioria absoluta, as partes podem tentar formar coalizões.
İktidardaki siyasi parti olan Demokrasi ve İlerleme Kongresi'nin kurucusudur.Pertence ao partido político Congresso pela Democracia e Progresso.
Terim tam anlamıyla “bedenler üzerine kurulan iktidar”dan bahseder.Ele confia principalmente "naqueles que pensam com o corpo".
Rıdvan gittikçe iktidar gücü kazanmaya başladı.O núcleo então começa a ganhar força.
Bu reaksiyon gerek iktidara, gerekse muhalif olanlara yönelebilir.E talvez a resposta seja a continuidade psicológica, por quaisquer meios que sejam necessários.
1968 - Çekoslovakya'da iktidara Prag Baharı'nı başlatacak olan Alexander Dubček geldi.1968 — Alexander Dubček chega ao poder; a "Primavera de Praga" começa na Tchecoslováquia.
Adolf Hitler 1933'te Almanya'da iktidara geldi.Em 1933 Adolf Hitler chegou ao poder na Alemanha.
İktidarı sırasında Napolyon muhafızlarına, özellikle de Eski Muhafızlara çok yakın ilgi göstermiştir.Napoleão sempre teve o cuidado com da sua Guarda especialmente a Velha Guarda.
Ebu Müslim suikasti imparatorluğun bir iktidar mücadelesi engel olmak için yapılmış gibi görünüyordu.O assassinato parece ter ocorrido para prevenir uma disputa de poder dentro do império.
Stephen'in iktidarının ilk yılları çeşitli farklı şekillerde değerlendirilebilir.Os primeiros anos de Estêvão podem ser interpretados de maneiras diferentes.
Sonuç olarak iktidarı Deng Xiaoping kazandı.É neste contexto que Deng Xiaoping assume o comando.
1952'de ordu Mısır'da iktidarı ele geçirdi ve monarşiyi kaldırdı.1952 Golpe militar no Egito derruba a monarquia.
İktidardaki Romanov hanedanı da yenilgiyle sarsılacaktır.A dinastia Romanov estava, pois, derrocada.
İktidarin kaynağı, bizzat kişinin doğuştan sahip olduğuna inanilan özelliklerdir.Paraíba Criativa Curiosidades - A pessoa é para o que nasce.
Hiçbir kuruluş, hiçbir kimse açıkça ulustan kaynaklanmayan bir iktidarı kullanamaz.Nenhum corpo, nenhum indivíduo pode exercer autoridade que dela não emane expressamente.
Çift meclisli İsviçre parlamentosu Federal Meclis, Federal Hükûmet'ten ayrı olarak temel iktidar merkezidir.O parlamento bicameral suíço, a Assembléia Federal, é primariamente quem exerce o poder.
Oyların %57'sini alarak iktidarını tek başına devam ettirdi.57% dos fumantes já tentaram parar no ano passado.
Yerel iktidarlara karşı oluşturulan Meksika ve Lima’daki elçiliklere bir de Vera Cruz eklenecektir.Além dos já estabelecidos consulados de Cidade do México e Lima, foi também estabelecido o de Vera Cruz.
İlk zamanlarda Vizigot önderlerinin tüm kabileyi yönetecek merkezi iktidarları yoktu.Infelizmente, entretanto, Demonaz não pôde mais tocar as guitarras do conjunto.
Geçici hükümet iktidarı ele alabilmek için orduyu kullanmak istedi.Propuseram-lhe que utilizasse a força do exército para assumir o governo.
Capua'da, Pandulf'u son kez iktidara getirdi.Já chegou a conhecer Pandora uma vez.
Bu dönem iktidarın gasp edildiği bir dönem olarak değerlendirilecektir.Ele que se aproveitar desse momento de fraqueza.
12 Aralık 2016'da iktidar partisi tarafından bir kabineyi kurması için aday gösterildi.Em 16 de dezembro, ele estabeleceu um gabinete de 16 membros.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.As relações de poder permeiam toda a sociedade.
1938'de iktidar partisi NSDAP kendisine SS fahri rütbesi verdi.Em 1938 a Auto Union ganha a participação da NSU.