Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Ne tratterò due: il dilemma del prigioniero e la tragedia dei beni comuni.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.O să vorbesc despre două dintre ele: dilema prizonierului şi tragedia păşunilor.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Powiem o dwóch z nich: Dylemacie więźnia i Tragedii dobra wspólnego.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Tôi sẽ nói qua về 2 trong số đó: song đề tù nhân và bi kịch của mảnh đất công.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Θα μιλήσω σύντομα για δύο από αυτά: Το δίλημμα του φυλακισμένου και η τραγωδία των κοινών.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Ще ви разкажа за две от тях: дилемата на затворника и трагедията на общините.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Я расскажу о двух из них: о "дилемме заключённого" и "трагедии общин".
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.אני הולך לדבר על שניים מהם: דילמת האסיר והטרגדיה של נחלת הכלל.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.سأتحدّث عن اثنين منهما : معضلة السجين ومأساة المشاعات.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.囚人のジレンマとコモンズの悲劇です ケビン ケリーとこれについて話したとき
Bir sürü ikilemle mücadele etmeme rağmen, duygularım sonsuza kadar sürecek.Bien que lutte a travers une foret de dilemmes, mes sentiments seront la pour l'éternité.
Bir sürü ikilemle mücadele etmeme rağmen, duygularım sonsuza kadar sürecek.Walaupun aku berjuang melalui banyak dilema, perasaanku akan bertahan untuk selamanya.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.C'est un dilemme, un dilemme autour de la croissance.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Das ist ein Dilemma, ein Dilemma des Wachstums.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Det är ett dilemma, ett tillväxtdilemma.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Đó là một tình thế khó xử, tình thế khó xử của sự phát triển.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Este o dilema, o dilema a cresterii.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Es un dilema, el dilema del crecimiento.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.É um dilema, um dilema de crescimento.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.E' un dilemma, un dilemma di crescita.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Het is een dilemma, een dilemma van groei.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Je to dilema, dilema rastu.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.딜레마죠. 바로 성장의 딜레마.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.To dylemat, dylemat wzrostu.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Είναι ένα δίλημμα, ένα δίλημμα ανάπτυξης.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Това е една дилема, дилема за растеж.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.Это дилемма, дилемма роста.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.זוהי התלבטות קשה, ההתלבטות לגבי צמיחה.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.إنها معضلة، معضلة النمو.
Bu bir ikilem, bir büyüme ikilemi.経済成長は必要だけど 厄介なもの
Bu fikirlerin işe yaramayacağını düşünüyorum. Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorum"Повысим эффективность использования Земли." "Переселимся в космос." "Дети в любом случае - помеха."]
Bu ikilem 1951de çekilen bir filmde ortaya çıktı.Toto dilema bylo zachyceno v britském filmu z roku 1951, kdy mladý chemik vynalezne trvalé vlákno.
Bu ikileme, bu yansıma son derece şaşırtıcı. Ve aynı zamanda akıl karıştırıcı.Jde o zdvojení, o zrcadlo, který je tak neuvěřitelně zneklidňující.
Bu ikileme, bu yansıma son derece şaşırtıcı. Ve aynı zamanda akıl karıştırıcı.To ta dwoistość, ten efekt lustra, które wprowadzają niesamowity niepokój.
Bu ikilemi demokrasinin Merkezi sorunuDans ce dilemme réside le problème central de la démocratie
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumCred ca intr-adevar vom avea o dilema in privinta asta.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumCreo que es verdad, que nos enfrentaremos a un dilema al respecto.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumHiszem, hogy ez dilemmát fog okozni.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumIch glaube es stimmt, es gibt hier ein Dilemma.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumIk denk dat het waar is dat we hierdoor voor een dilemma komen te staan.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumIo penso sia vero che abbiamo di fronte un dilemma a questo proposito.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumJe pense qu'il est vrai que nous devrons affronter un dilemme à ce sujet.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorum저는 이러한 문제들 때문에 우리가 딜레마를 겪고 있는 것이라 생각합니다.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumPenso que elas não funcionam. Acho que é verdade, que vamos ter um dilema a esse respeito.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumSaya rasa itu benar bahwa kita akan menghadapi dilema dalam hal ini.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumTôi nghĩ là chúng ta sẽ thật sự gặp tính hống khó xử như vậy.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumZgadzam się natomiast, że stoimy przed dylematem.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumΝομίζω ότι είναι αλήθεια, ότι θα αντιμετωπίσουμε ένα δίλημμα από την άποψη αυτή.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumМисля, че наистина ще срещнем дилема в това отношение.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumאני חושב שנכון לומר שתהיה לנו דילמה בשאלה זו.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorumأعتقد أنّ هذه قد تكون مشكلة بالفعل.
Bu konuda bir ikilemle karşıkarşıya olduğumuzu düşünüyorum選ばなければならない 低い出生率か
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,Assim o que temos actualmente, não é um dilema de omnívoro.
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,Det vi har här är alltså inte en allätares dilemma.
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,I to nie jest wcale dylemat wszystkożercy.
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,실제로 우리가 가지고 있는 것은, 잡식성의 딜레마는 아닙니다.
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,Por eso en realidad no tenemos un dilema omnívoro.
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,Sehingga sebenarnya yang kita miliki bukanlah dilema omnivora.
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,Takže toto nie je všežravcova dilema.
Bu nedenle burada olan şey Omnivor'un İkilemi değil,Thực chất, nó không phải một tình trạng khó xử của loài ăn thịt.