ihtiyat ile cümle
ihtiyat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Rastladığı birlikleri de çevirip emrine alan ihtiyat grubu gittikçe büyüdü.Die Übergriffe der durchziehenden und einquartierten Truppen nahmen immer mehr zu.
Ayrıca, Alman ihtiyat birliklerinin en iyi unsurlarıydı.Diesmal galt die deutsche Mannschaft vielen als Favorit.
İhtiyatlılık önemli ve nadir olan bir erdemdir.La discrétion est une vertu rare et importante.
4. Tümen, ihtiyatta tutulacaktır.4 seront placés en garde à vue.
"Âmir insan, bilmediği şeyler konusunda daha ihtiyatlı ve çekingence sorar.Leurs connaissances sont très supérieurs à celles des hommes, même s'ils ne sont pas omniscients.
Çekingen ve ihtiyatlıdır.Craintive et prudente.
Üstelik elinde hiç ihtiyat yoktur.Et il n'a pas du tout les mains propres.
Ancak elde yeterince ihtiyat birliği bulunmamaktadır.Mais de nouveau, le projet ne parvient pas à réunir de financements suffisants.
Cephe kuvvetleri, STAVKA ihtiyatı olan 2. Muhafız Ordusu ve 51. Ordu tarafından takviye edildi.Mais devant la menace, la 2e Armée de la Garde est envoyée en renfort de la 51e Armée soviétique.
General Sir Ian Hamilton’un elindeki tüm kuvvet budur ve ihtiyatı da yoktur.Esta fuerza fue puesta bajo el mando de Sir Ian Hamilton.
Bu ilke ihtiyatlılık kavramını esas alır.En cuarto lugar, los conservadores se guían por su principio de prudencia.
Ancak elde yeterince ihtiyat birliği bulunmamaktadır.Existencia de necesidades no satisfechas.
Bunun üzerine Cephe komutanlığı, ihtiyat birliklerini savaşa sürmeye karar verdi.Luego ordenó a sus tropas desplegarse en la zona defensiva.
Ne yaparsan yap, ihtiyatla yap ve sonunu gözden kaybetmeden.Hágase de mí lo que se quiera, pero cuidado con las consecuencias.
Üstelik elinde hiç ihtiyat yoktur.Anche perché non ha altro.
Kur'an da bazı ayrıntılar sağlar, ancak ihtiyatlı yaklaşılmalıdır.Il Corano fornisce anch'esso qualche informazione utile, ma anch'esso va usato con cautela.
Arendt savaştan sonra da ihtiyatlı bir şekilde Heidegger'le görüşmeyi sürdürdü.Dopo la seconda guerra mondiale si riconciliò con Heidegger.
Donanma'nın bir bölümü ihtiyat gibi ayrılabilirdi.La Marina disponeva di tenute da marinaio.
6. Ordu ihtiyattaydı ve 17. Hava Ordusu tarafından desteklenecekti.C) avrebbe condotto l'attacco, che sarebbe stato affidato alla 12a armata.
Ayrıca kenti hemen yakınında ihtiyat olarak bir tank alayı yerleştirildi.Вскоре сюда подтянулся и танковый полк.
6. Ordu ihtiyattaydı ve 17. Hava Ordusu tarafından desteklenecekti.Поддержку 6-й армии должны были оказывать части сил 17-й армии.
Bir bölük de ihtiyata alınmıştır.К нему также примкнула часть населения.
Sovyet stratejik ihtiyatları da saptanmadı.Не остались в стороне и советские теоретики.
İhtiyaten biri Gümüşhane’de, diğeri Of’ta iki tabur da hazır tutulmuştur.Один из них был в носовой части, другой на корме, и два по бортам.
Yunan gönüllülerden oluşan bir milis birliği de merkezde ihtiyattaydı.Помощь, оказанная греческой армии местными женщинами во время сражения, имела критическое значение.
Ancak elde yeterince ihtiyat birliği bulunmamaktadır.Но мы при всём желании не могли обеспечить достаточную мощность.
Deniz İhtiyat Teşkilatı’nda kaldı, fakat 1961 yılında yüzbaşı olarak emekli oldu.بقي في الاحتياطي البحري، وتقاعد في نهاية المطاف عام 1961 برتبة قبطان.
Tek tiplilik bildirisi, başlanıç reform bildirisinden daha ihtiyatlı olarak hazırlanmıştı.كان قانون التوحيد أكثر حذرًا من مشروع قانون الإصلاح الأولي.
Kur'an da bazı ayrıntılar sağlar, ancak ihtiyatlı yaklaşılmalıdır.O Alcorão também fornece alguns detalhes, mas pode apenas ser usado cautelosamente.
6. Ordu ihtiyattaydı ve 17. Hava Ordusu tarafından desteklenecekti.Ela contava ainda com o 6º Exército em reserva, e o 17º Exército Aéreo fornecendo apoio aéreo.
Diğer birlikler, 12 piyade tümeni ve 6 tank tugayı ihtiyat olarak tutulmaktadır.Ele oferece capacidade para até 10 soldados de infantaria plenamente equipados.
Üstelik elinde hiç ihtiyat yoktur.Você simplesmente não tem chance.
Ancak bu çalışma ihtiyatla okunması gereken bir tarih çalışması olarak kabul edilir.Daí esta alusão à referida obra, cuja leitura se recomenda vivamente.
Sovyet komutanlar, bu durumda ihtiyatta tutulan 68. Ordu’yu da muharebeye sokmaya karar verdiler.Sovjet commandanten besloten daarom ook het 68e leger in te zetten dat eerst in reserve was gehouden.
Sovyet stratejik ihtiyatları da saptanmadı.Ook de politieke satire lijkt niet te ontbreken.
Kur'an da bazı ayrıntılar sağlar, ancak ihtiyatlı yaklaşılmalıdır.Daardoor schrijft de pen duidelijk, terwijl er nauwelijks op gedrukt hoeft te worden.
Bir bölük de ihtiyata alınmıştır.Ook enkele medestanders werden bijgezet.
Bennett Şah ile ilk karşılaşmasından Tanık (1974) adlı otobiyografisinde bahseder: Başlangıçta ihtiyatlıydım.Swoje pierwsze spotkanie z Shahem Bennett opisał w autobiografii Witness (1974): „Na początku byłem nieufny.
İlk zamanlarda Homer'a karşı ihtiyatlı davranır.Od samego początku odczuwa niechęć do Homare.
2. Güney Afrika Tümeni ise 8. Ordu ihtiyatında tutulmaktadır.Strażnica II kategorii Pobiedna była 9. w 8 Brygadzie Wojsk Ochrony Pogranicza.
Donanma'nın bir bölümü ihtiyat gibi ayrılabilirdi.En flottilj kan vara en del av en flotta.
Bir bölük de ihtiyata alınmıştır.En del av folket blir efterlagda.
Ancak elde yeterince ihtiyat birliği bulunmamaktadır.Tillgängliga resurser räcker inte till.
Korkaklık ihtiyat bozukluğu olarak değerlendirilebilir.Розбіжність може розцінюватися як хабарництво.
Ne yaparsan yap, ihtiyatla yap ve sonunu gözden kaybetmeden.Будьте уважні до всього, що відбувається назовні, чекайте та надійтеся.
"Âmir insan, bilmediği şeyler konusunda daha ihtiyatlı ve çekingence sorar.Kolik – a zda vůbec – po sobě zanechal potomků není známo.
Donanma'nın bir bölümü ihtiyat gibi ayrılabilirdi.Možný byl i námořní výsadek.
Ancak elde yeterince ihtiyat birliği bulunmamaktadır.Nedočkal se ale moc podpory.
Sadece ihtiyatta tutulan Sovyet tankları Alman karşı taarruzlarını durdurmayı başarabilmişti.Doar asalturile tancurilor sovietice au reușit să stopeze contraatacurile germane.
Kızıl Ordu, operatif ihtiyatlarının planladığından daha erken olarak muharebeye sokmak zorunda kaldı.Armata Roșie a fost obligată să-și angajeze rezervele mai curând decât ar fi dorit.
STAVKA da, 1. Ukrayna Cephesi'ne önemli ihtiyat kuvvetleri aktardı.STAVKA a început deplasarea unor rezerve importante către Frontul I Ucrainean.
4. Tümen, ihtiyatta tutulacaktır.A 4. helyezettet éri el.
Çekingen ve ihtiyatlıdır.Mindig félénk és óvatos.
İlk zamanlarda Homer'a karşı ihtiyatlı davranır.Kezdetben Kuriszu iránt ellenségesen viselkedik.
Ayrıca, Alman ihtiyat birliklerinin en iyi unsurlarıydı.A németek legjobb tartalék-egységei közé tartoztak.
Son Sovyet ihtiyat kuvvetlerini de yendiklerini düşünüyorlardı.Erre az újabb szovjet harckocsik miatt volt szükség.
Snotra - İhtiyat tanrıçası.Snotra on hyvätapaisten jumalatar.
Donanma'nın bir bölümü ihtiyat gibi ayrılabilirdi.Palvelus laivastossa oli eliniän mittainen.
Ayrıca yüksek karargâh ihtiyatının (Step Cephesi) oluşturulması da karara bağlanmıştı.Myös päätoimisten virkojen perustamista oli tasaannutettava.
Ne yaparsan yap, ihtiyatla yap ve sonunu gözden kaybetmeden.Κάθισε λοιπόν και το μελοποίησε χωρίς να χάσει λεπτό.