ihtiyat ile cümle

ihtiyat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İhtiyatlı davranın, bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.Be cautious, then advance towards the enemy in small numbers or all together.
Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın.But take your precaution. Lo!
Eylemci grupları daha az ihtiyatlı davrandılar.Activist groups were less circumspect.
Atina'da ise Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis plan hakkında ihtiyatlı bir açıklamada bulundu.In Athens, Greek Prime Minister Costas Karamanlis issued a cautious endorsement of the plan.
Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine ilişkin umutlar hâlâ ihtiyatlıHope on Cyprus reunification prospects remains guarded
Türkiye, bin Ladin'in ölümünü ihtiyatlı iyimserlikle karşıladıTurkey greets bin Laden death with cautious optimism
İyimserlerin sayısı az, fakat bazıları da durumun iyiye gideceğine dair ihtiyatlı bir ümit içinde.Few entertain optimism, though some are cautiously hopeful that things will improve.
Hükümet tarafında ise sevinç ve ihtiyat birlikte görüldü.For the government, joy is tempered with caution.
Hem ülke içinde hem ülke dışında ihtiyatı elden bırakmamalıyız."We must -- and we will -- remain vigilant at home and abroad," he said.
Kredi alma konusunda ihtiyatı elden bırakmıyorlar.They remain cautious about obtaining credit.
NATO başkanı Türkiye ile dayanışma sözü verdi, "azami ihtiyat" çağrısında bulunduNATO chief voices solidarity with Turkey, urges 'maximum restraint'
Merkez bankası son hazırladığı raporda ihtiyati tedbirler çağrısında bulundu.In a recent report, the central bank urged precautionary measures.
Kosovalı analist Baton Haksiu, kuzeydeki Sırp liderlerin eylemleri konusunda ihtiyatlı davranıyor.Kosovo analyst Baton Haxhiu is wary of the actions of Serb leaders in the north.
Sosyal Demokrat muhalefet lideri Mircea Geoana tepkilerinde ihtiyatı elden bırakmadı.Mircea Geoana, the leader of the Social Democratic opposition, reacted cautiously.
AK'nin kararı Romen siyasi çevresi ve medyasında kıvanç ve ihtiyatla karşılandıEC decision greeted with celebration, caution among Romanian politicians and media
Yerel basın daha da ihtiyatlı davrandı.Local media struck an even more cautious note.
Film tamamen normal, bana göre belki biraz trajik ama gerçekçi ve ihtiyatlı bir film.The movie is totally regular, maybe a little tragic for my taste, but realistic and cautionary.
Romanya'nın yeni ekonomik planı ihtiyatla karşılandıRomania's new economic plan is met with caution
Dochia, hükümetin yaptığı açıklamalarda ihtiyat tavsiyesiinde de bulundu.Dochia also recommended caution in the government's public statements.
S&P, yeni hükümetin mali politikaları nedeniyle ihtiyatı elden bırakmadı.S&P remains cautious because of the new government's fiscal policies.
Hükümet daha ihtiyatlı olmalıydı" dedi.The government should have been more cautious," he said.
Kıbrıslılar İngiltere'nin toprak teklifine ihtiyatlı yaklaştılarCypriots guarded over British land offer
Mimosa Hasanramaj ise daha ihtiyatlı.Mimosa Hasanramaj is more cautious.
Avrupa Entegrasyon Bakanı Vlora Citaku ihtiyatlı bir iyimserlik içinde.European Integration Minister Vlora Citaku is cautiously optimistic.
IMF: Romanya, ihtiyati standby anlaşması kapsamındaki performans kriterlerini karşılıyorIMF: Romania meets performance criteria under precautionary stand-by deal
Büyük Yunan Kentlerinde Polis İhtiyatı Elden BırakmıyorPolice Being Extra Vigilant in Major Greek Cities
Bajec SETimes'a verdiği demeçte, Sırbistan'ın ihtiyati bir anlaşmayı tercih ettiğini söyledi.Bajec confirmed to SETimes that Serbia preferred a precautionary agreement.
Kosovalı Arnavutlar gelecekleri konusunda ihtiyatlı iyimserlerKosovo Albanians cautiously optimistic about the future
Tuzla'daki Gazetecilik Bölümü Yardımcı Öğretim Üyesi Şeyn Hüseynefendiç olaya ihtiyatlı yaklaştı.Šejn Husejnefendić, assistant professor in the Department of Journalism in Tuzla, was cautious.
Ancak ekonomi uzmanları ihtiyatlı olunması konusunda uyarıyorlar.But economic experts urge caution.
Ancak Rice, daha ihtiyatlı bir yaklaşık benimsedi.Rice, however, used a more cautious approach.
Kazara oylama halk arasında ihtiyata yol açtı.The accidental vote left the public wary.
Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Rasim Ljajiç daha ihtiyatlı bir tavır takındı.Labour and Social Affairs Minister Rasim Ljajic is more cautious.
Askeri analist Aleksander Radiç bunun "biraz ihtiyatsızlık" olduğunu söyledi.Military analyst Aleksander Radic says it is "a bit rash".
Uzmanlara göre, Türkiye'nin bu "ihtiyatlı" tutumunu değiştirme olasılığı pek yok.According to experts, Turkey is unlikely to change its mind in regard to its "cautious" position.
Ankara'nın Kıbrıs Rum tarafının bu girişimine tepkisi ihtiyatlı oldu.Ankara has responded to the Greek Cypriot initiative with caution.
Ancak BDP, AKP-CHP görüşmelerine davet edilmediğini söyleyerek ihtiyatı elden bırakmıyor.But the BDP remains wary, saying it had not been invited to the AKP-CHP talks.
Türkiye, Bahreyn konusunda ihtiyatı seçtiTurkey opts for caution regarding Bahrain
Traykoviç ayrıca, Sırbistan'ı her türlü müzakerede ihtiyatı elden bırakmamaya da çağırdı.Trajkovic also urged Serbia to exercise caution in any negotiations.
IMF'nin ihtiyati stand-by düzenlemesi kapsamındaki birinci teftişi sorunsuz geçmişti.The IMF's first review under the precautionary stand-by arrangement went well.
İhtiyati anlaşma, bir ülkeye ihtiyaç oluşması şartıyla kredi çekme olanağı sunuyor.The precautionary agreement gives a country the right to draw funds, but only if a need arises.
Kuruluş, hükümetin mali ihtiyatı ve reformları gerekçe gösterdi.It cited the government's commitment to fiscal prudence and reform.
Arnavut temsilci Ilir Rusmaili de ihtiyat çağrısında bulundu.Albanian representative Ilir Rusmaili also urged caution.
Yaklaşan Olimpiyat Oyunları Nedeniyle, Yunanistan Teröristlere Karşı İhtiyatı Elden BırakmıyorGreece Wary of Terrorists as Olympic Games Approach
Romanya'da ihtiyatlı kutlamaIn Romania, a cautious celebration
Bu arada Romenler kutlamalar sırasında ihtiyatı elden bırakmadılar.Romanians, meanwhile, were cautiously celebrating.
2010 SETimes Anketi: İhtiyatla karışık iyimserlikSETimes Survey 2010: Optimism tempered with caution
Bir ilk: IMF Makedonya'ya ihtiyati kredi verdiA first: IMF extends Macedonia precautionary credit line
Ancak yetkililer, söz verme konusunda ihtiyatlı davranıyor.However, officials are being cautious about making promises.
Örneğin, baykuş toteminin ihtiyat gücü verdiğine inanılıyor.Some totems are believed to endow powers.
Letonya SSC Yüksek Sovyeti daha ihtiyatlıydı.The Supreme Soviet of the Latvian SSR was more cautious.
Suriye halkı da Serrac tarafından ülkede kurulan fiili polis devletine karşı ihtiyatlı davrandı.The Syrian public also grew wary of the virtual police state set up in the country by Sarraj.
K.Flay, RCA Records'taki zamanını "ihtiyatsız bir evlilik" olarak nitelendirdi. [5]K.Flay has described her time with RCA Records as similar to "an ill-advised marriage".[11]
Genel olarak, batılı akademisyenlerin çoğu hadis külliyatlarına büyük bir ihtiyatla bakarlar.In general, the majority of western academics view the hadith collections with considerable caution.
Sträng genellikle ekonomik olarak ihtiyatlı olarak kabul edildi.Sträng was generally regarded as economically prudent.
Ayrıca Chambers, "Mahkeme ihtiyati tedbir kararı aldığında benim yapabileceğim bu kadar.He added, "Once the court enters the injunction, that's as much as I can do ...
Zaferden emin olan haçlılar ihtiyatsız bir halde olup içki ve eğlenceye dalmışlardı.Die daheimgebliebenen Angehörigen der Pilger zogen ihnen entgegen und brachten Speis und Trank mit.
Bu gelişmeler SSCB'de ihtiyatla karşılandı.Diese Erfolgsgeschichte wurde im SCBG fortgesetzt.
Deniz İhtiyat Teşkilatı’nda kaldı, fakat 1961 yılında yüzbaşı olarak emekli oldu.Danach diente er noch in der Reserve des Marine Corps und wurde 1961 als Captain entlassen.
4. Tümen, ihtiyatta tutulacaktır.Die sechste Person steht unter Beobachtung.
İlgili Sayfalar