Büyük ihtimalle daha özel odalara gittiği düşünülebilir.Πιθανώς εδραζόταν σε ειδικό στήριγμα.
25 Nisan tarihi büyük ihtimalle doğru olanıdır.Η γέφυρα της 25ης Απριλίου είναι διώροφη.
Ancak, değişim geçirme ihtimali bellidir.Εντούτοις η ποιοτική μεταβολή είναι σαφής.
Fakat bu teorinin ontoloji paradoksuna yol açma ihtimali vardır.Αυτή η θεωρία, ωστόσο, είναι ικανή να προκαλέσει το παράδοξο bootstrap.
Bahsettiği çeşme büyük ihtimalle bu çeşmedirΟι Sepultura είναι το σπουδαιότερο συγκρότημα που ανέδειξε.
Her iki durumda da hacker yavaşlatılmış veya büyük ihtimalle yakalanmış olacaktır.Το τρίτιο είναι εν δυνάμει επικίνδυνο αν εισπνευτεί ή καταπωθεί.
Beyaz kaplanlar çok büyük bir ihtimalle bengal kaplanlarından çıkmaktadır.Τα Πακιστανικά Γκουτζαρατικά είναι πιθανώς διάλεκτος των Γκαμάντια.
Eğer bu savaş kazanılamazsa bu topraklarda düşlenen hiçbir yuva hayalinin gerçekleşme ihtimali kalmayacaktır.Εάν όχι, μπορεί να γίνει ένας μη ανανεώσιμος πόρος σε αυτόν τον τόπο.
Film büyük ihtimalle kayboldu.Τότε η ταινία απότομα ματαιώθηκε.
İsmi büyük ihtimalle Quechua dilinden gelir.Το όνομα Ιντίλ χρησιμοποείται στην Κιρκασιανή γλώσσα.
Sebebi de büyük ihtimal organize olmayan ve kişisel hijyeninin olmaması yüzündendi.Ήταν ένας αινιγματικός χαρακτήρας, λόγω της περίεργης και πιθανώς μη υγιούς προσωπικότητάς του.
Edward Cole’a kanser teşhisi konur ve 6 ay, en iyi ihtimal ile bir yıl yaşayacağı söylenir.Κλονίζεται όμως, όταν μαθαίνει ότι έχει καρκίνο στο στομάχι, και 6 μήνες με έναν χρόνο ζωής.
Yine de kurtarılma ihtimali vardır.Der er altså håb om frelse.
1993 yılında Ralph Gasser, oyunun en kötü ihtimalle beraber bitirilebileceğini göstermiştir.I oktober 1993 fandt Ralph Gasser at mølle ender uafgjort hvis begge spillere spiller optimalt.
Ermeni saldırısı ihtimali her geçen gün artmaktaydı.Det danske artilleri voksede i styrke for hver dag.
Hamile ve seksüel aktivite ile enfekte olmuş kadınlarda, enfeksyon bulaşma ihtimali daha kuvvetlidir.Gravide kvinder og kvinder med seksuelt overførte infektioner er særligt udsatte for at få denne infektion.
Seçimlerin iki turda yapılma ihtimali vardır.Valget foregår i to runder.
Büyük ihtimalle gemi yoluyla İngiltere'ye gelmişti.Båden var på vej til England.
Toplam skorun ≥ 12 olması solunum yetmezliğiolma ihtimali olduğu anlamına gelir.En samlet score på ≥ 12 indicerer truende respirationssvigt.
Dolayısıyla bu olasılığın doğru olma ihtimali vardır.Så er det sandsynliggjort, at resultatet er rigtigt.
Eserin aslı büyük bir ihtimalle 70-72 hikâye barındırmaktaydı.Hovedbladet var en alternativ ugeavis, som udkom 1970-72.
Beyaz kaplanlar çok büyük bir ihtimalle bengal kaplanlarından çıkmaktadır.Elban-kæmperne er sandsynligvis baseret på vikingerne.
Fakat bir ihtimal daha vardır: Gidip Naruto'yu durdurmak.Det bliver startskuddet til en milepæl for Naruto.
Bir başka ihtimale göre Nebukadnezar'ın delilik hikâyesinin kaynağı BM 34113 no'lu çivi yazısıdır.Det er også en mulighet for at en referanse til Nebukadnesars vanvidd finnes i kileskriften BM 34113.
Gerçekten öldürüldüğü olanak dışı bir ihtimal değildir.Det er usannsynlig at han faktisk ble drept.
İsmi büyük ihtimalle Quechua dilinden gelir.Navnet er fra indianerspråket quechua.
Çocuklar ve yaşlıların ölme ihtimali daha yüksektir.Dødeligheten er størst hos barn og eldre.
Messalina, büyük bir ihtimalle Roma'da doğmuş ve büyümüştür.Masswelina var mest sannsynlig født og oppvokst i Roma.
Bu dilin ölü bir dil olma ihtimali çok yüksektir.Det er overhengende fare for at språket vil dø ut.
Büyük bir ihtimalle yerel bir Samnit kültünden türemiştir.Trolig hørte hun til en bondeslekt herfra.
Büyük bir ihtimalle halen Andgolada bulunmaktadır.Han er fortsatt delvis lammet.
Şehir, büyük ihtimalle Darabgird'den örnek alınan yüksek ve çember şeklinde bir duvarla çevrelenmişti.Byen var omgitt av en høy, sirkulær forsvarsmur, antagelig etterlignet fra en tilsvarende i Darabgird.
Fakat bu ihtimal oldukça düşüktür.Dette er sannsynligvis ganske overdrevet.
Film büyük ihtimalle kayboldu.Filmen er trolig gått tapt.
Risk: Bir kayıp, felaket ya da diğer istenmeyen sonuçları içeren bazı ihtimallerin olduğu durum.Risikoen omfatter avhengighet, ulykker og andre uønskede effekter.
Fakat bu bir ihtimal Kretase'de zamanında gelişen ankylosaurialar da olabilir.Det er eksempelvis usannsynlig at lykerne kom fra Kreta.
"Hükümet yok, erken seçim güçlü ihtimal".«Hvis vi skal ha demokrati, er valg det viktigste».
En düşük ihtimale sahip zar toplamları ise 2 ve 12'dir.Den som var hovedreder kunne kanskje kjøpe 6/12.
Büyük ihtimalle gemi yoluyla İngiltere'ye gelmişti.Båten var da på vei til England.
Fakat büyük ihtimalle Elena'nın Rodrigo'yu da hiç sevmediğini de düşünür.Det skulle vise seg at Laudrup ikke likte seg i København heller.
Eşzamanlı dönüşle dönme ihtimali %50'dir.Disse vil ha 50 prosent sannsynlighet for å bli venstrehendt.
Bu akçe, bir ihtimale göre savaş ganimetlerinden oluşuyordu.Rundt denne var det antagelig statuegrupper.
Priscus büyük bir ihtimalle Philip'ten daha yaşlıydı.Faktisk var jeg trolig litt mer liberal enn det Hubert var.
Bu yüzden kazanma ihtimali de daha yüksektir.Derfor er den totale gevinstforventningen høyere.
Olası iki ihtimale göre, bu beyaz renkler forma kollarında yer alıyordu.Begge disse elementene var satt inn i den hvite stripen, ved stangsiden av duken.
Yüzeyinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanus olma ihtimali bulunmaktadır.Det er også mulig at det finnes et hav av flytende vann under overflaten.
Toplam skorun ≥ 12 olması solunum yetmezliğiolma ihtimali olduğu anlamına gelir.At hun overlevde minst 16 graviteter antyder at hun ikke var skrøpelig.
Toplam skorun ≥ 12 olması solunum yetmezliğiolma ihtimali olduğu anlamına gelir.Skor total ≥ 12 berarti bahwa dapat terjadi gagal napas.
İsmi büyük ihtimalle Quechua dilinden gelir.Contoh lain adalah dalam bahasa Quechua.
M101 ve diğer komşu galaksiler büyük ihtimalle M101 Grubu'nu oluşturmaktadır.M101 dan galaksi pendamping yang terdiri dari sebagian besar atau mungkin semua Grup M101.
Büyük ihtimalle Konstantinopolis'te yaşayıp, orada öldü.Dia mungkin meninggal di Konstantinopel.
Onun politikası az bir ihtimalle olağan üstüydü fakat her şeye rağmen başarılıydı.Politiknya hampir tidak spektakuler namun masih berhasil.
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.Sehingga risiko utang bisa diminimalkan.
Bir ihtimale göre Pandateria'ya gönderilmiştir..Domitilla hanya dibuang ke Pandateria.
Maxentius'un kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte büyük ihtimalle 278 yılı civarıdır.Tahun kelahiran Gutenberg tidak diketahui persis namun kemungkinan besar sekitar 1398.
Böylece düşman gemilerinin radarlarına yakalanma ihtimali azaltılmıştır.Kemampuan untuk menangkis armada kapal perusak musuh.
Film büyük ihtimalle kayboldu.Film tersebut kemungkinan hilang.
Büyük bir ihtimalle bugün KAP'a açıklamasını yaparız.Untuk lebih jelasnya, nanti dijelaskan oleh pihak BBC.
Bu sarmal galaksiler de çok büyük bir ihtimalle eşlik eden galaksilerle etkileşim halindedirler.Kalau demikian, mereka tentunya berkaitan dengan galaksi-galaksi itu dalam cara-cara tertentu.
Eğer kişi alçak bir köprüden suya atlıyorsa boğularak ölme ihtimali daha fazladır.Jika seseorang berenang melewati batas boya ditempatkan, orang tersebut dimungkinkan untuk terseret air laut.