Macriani yenildiğinde ise büyük ihtimalle kendi imparatorluğunu ilan etti.Коли Макріан зазнав поразки, Еміліан, ймовірно, оголосив себе імператором.
İsmi büyük ihtimalle Quechua dilinden gelir.Вважається, що назва походить з мови кечуа.
Kadının çıplak olmasının sebebi büyük ihtimalle az önce suda yıkanmış olmasıdır.Встановлено лише, що дівчина була гола, коли її тіло опинилося в болоті.
Bu yüzden kazanma ihtimali de daha yüksektir.Отже, ймовірність виграшу була більше половини.
Yüzeyinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanus olma ihtimali bulunmaktadır.Вважається, що під льодовою поверхнею супутника існує океан.
Toplam skorun ≥ 12 olması solunum yetmezliğiolma ihtimali olduğu anlamına gelir.Оцінка ≥ 12 означає можливість дихальної недостатньості.
Ay bilim insanları onyıllardır su depoları ihtimalini tartışmışlardı.Вчені з дослідження Місяця десятиліттями сперечались з можливістю водяних сховищ.
Çok yüksek ihtimalle Fransızdı, belki Paris'te Notre Dame Kilisesinde yaşamış ve çalışmıştı.Швидше за все був французом, жив і працював в Парижі, в кафедральному соборі Нотр-Дам.
En kötü ihtimalle, ses tamamıyla da kaybedilebilir.У гіршому випадку вона просто мовчить.
Evlenme çağındaki gençlerin eş bulamama ihtimali doğmuştur.Немає правил, де мають жити молоді після одруження.
Büyük ihtimalle bir sonraki dönemin başlangıcına aittir.Тобто, ми повинні почати наступне покоління зараз.
Bir ihtimale göre adada o zamanlar bolca bulunan jáwa-wut bitkisinden dolayı bu adı almıştır.Острів був так названий, ймовірно, через велику кількість кіз, яких там тримали.
Tekrar bir araya gelebilme ihtimalleri doğar.Можливо й зворотне сполучення.
Bu oyun büyük ihtimalle Ghosts'un devamı niteliğinde olacaktır.Іноді цей настрій супроводжується посиленням фантазій про гру.
Dünyada bunu başaran büyük ihtimalle tek insandı.Імовірно, що це одна і та ж людина.
Fakat bir ihtimal daha vardır: Gidip Naruto'yu durdurmak.Ми думали, що існує єдиний спосіб щось робити, наприклад, робити мінусівку.
Hattuşili büyük ihtimalle bu dokümanın yazılmasından kısa bir süre sonra ölmüştür.Очевидно, ДеЛонг помер незабаром після цього останнього запису.
Bir ihtimale göre Pandateria'ya gönderilmiştir..Напевне, це відбулося в Понті.
Toplam skorun ≥ 12 olması solunum yetmezliğiolma ihtimali olduğu anlamına gelir.Celkové skóre ≥ 12 znamená, že by mohlo dojít k respiračnímu selhání.
1993 yılında Ralph Gasser, oyunun en kötü ihtimalle beraber bitirilebileceğini göstermiştir.V říjnu roku 1993 Ralph Gasser přišel na herní systém, při kterém dojde vždy v nejhorším k remíze.
Eğer dışkı kanlı ise, sebebinin bakteri olma ihtimali virüs olma ihtimalinden fazladır.Pokud je stolice krvavá, virový původ je mnohem méně pravděpodobný než bakteriální.
Karısı büyük ihtimalle Alan kralının kızıydı.Zdá se, že dokonce mohla být vnučkou krále Mercie.
Evlenilen kadının Gomer dışında başka bir kadın olma ihtimali vardır.Vyvoleným ženichem není nikdo jiný než – Idamor.
Yanlış pozitif bir algılama ihtimali on milyonda birden daha azdır.Pravděpodobnost falešné detekce je menší než jedna desetina milionu.
“Herhangi” ve “vardır” ifadelerinin değişebilme ihtimali çok önemlidir.Přitom označení "být, jest" může znamenat velmi odlišné věci.
M101 ve diğer komşu galaksiler büyük ihtimalle M101 Grubu'nu oluşturmaktadır.M101 a její satelitní galaxie spolu tvoří skupinu galaxií M 101.
Ancak yakın bir gelecekte bu işlemlerin ticari önemi olma ihtimali vardır.Lze očekávat, že se v blízké budoucnosti pravděpodobně stane průmyslovým standardem.
Çoğulcu sistemde partilerin liste başı adaylarının seçilme ihtimalleri daha yüksektir.Na serverové karty jsou pochopitelně kladeny daleko větší nároky.
PC'den şarj olma ihtimali vardır.Za prvé musíte mít PC.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Pravděpodobně pocházela z urozené rodiny a měla dobré vzdělání.
Ay bilim insanları onyıllardır su depoları ihtimalini tartışmışlardı.Vědci zabývající se Měsícem celá desetiletí debatovali nad otázkou zda jsou na Měsíci větší zásoby vody.
Seçimlerin iki türlü yapılma ihtimali vardır.Voliči měli dvě možnosti, jak odpovědět.
En iyi ihtimalle, yaşadığınız yerin değerini düşürmeye eğilimlidirler.Za to může především zmenšování plochy vhodné pro jejich život.
3 milyon yılda 1 saniye hata yapmalarının ihtimali sadece % 22,522'dir.Kumulativní pravděpodobnost srážky se Zemi v průběhu celého 21. století je 0,0022 % tj. 1:45 000.
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.Mizí pomalu, pokud vůbec, takže tvoří potenciál pro chronickou toxicitu“.
Bu kriterlerden birincisi amaçların ölçülebilmesi ve ikincisi başarıya ulaşma ihtimali oranıdır.V prvním případě je kvantita možného výsledku upřednostňována před kvalitou, v druhém je to naopak.
Yol sözcüğü ile de aynı kökten gelme ihtimali vardır.Možný je rovněž přístup zajištěnou cestou z jihu o stejné obtížnosti.
2182: %0,07 ihtimal ile Apollo asteroiti 1999 RQ36 dünyaya çarpacak.2182: Cu o probabilitate estimată de 0,07%, asteroidul 1999 RQ 36 Apollo ar putea lovi Pământul.
Büyük ihtimalle bu, bunu kendi kendime yapabileceğim, son gün."Aceasta este probabil ultima zi când încă mă pot face eu».
Tablo, en iyi ihtimalle küçük bir Leonardo'yla iyi bir stüdyo çalışması ."Este o bună lucrare de studio, cu puțin din Leonardo în cel mai bun caz.“.
Toplam skorun ≥ 12 olması solunum yetmezliğiolma ihtimali olduğu anlamına gelir.Un punctaj total ≥ 12 înseamnă posibilă insuficiență respiratorie.
Poe bu ilk baskı için büyük ihtimalle ücret almadı.Probabil că Poe nu a fost plătit pentru publicarea ei inițială.
Risk gelecekteki belirsiz olayların olma ihtimaliyle ilişkili olarak görülebilir.Riscul poate fi văzut ca referitoare la probabilitatea unor evenimente viitoare incerte.
Yanlış pozitif bir algılama ihtimali on milyonda birden daha azdır.Statistica fals pozitivă este mai mică decât unu la zece milioane.
İki durumda da birden fazla sonuç ihtimali vardır.În ambele cazuri, există mai mult de un rezultat.
Parlamentodaki liderler hala Yeltsin ile bir uzlaşmanın ihtimaller arasında olduğunu düşünüyorlardı.Liderii parlamentului încă mai sperau că pot găsi un comppromis cu Eltin.
Riskin ölçümü: Sayılabilen olasılıklarla, kayıpların her birinin olma ihtimallerinin toplamı.Măsurarea riscului: Un set de posibilități, fiecare cu cuantificate probabilități și cuantificate pierderile.
Tekrar bir araya gelebilme ihtimalleri doğar.El a adăugat că există posibilitatea de a reveni.
Daha sonra hiç görünmemiştir, o düşüşten sonra büyük ihtimalle ölmüştür.Și a murit probabil pentru că în sfârșit se relaxase.
Dünyada bunu başaran büyük ihtimalle tek insandı.El a fost probabil primul om din lume care a realizat acest lucru.
Uzun ihtimaller. "Toate scenariile posibile”.
Yine de kurtarılma ihtimali vardır.Există și posibilitatea de egalitate.
En düşük ihtimale sahip zar toplamları ise 2 ve 12'dir.Cele mai ieftine sectoare sunt 12 și 13.
Ben, o ünlenmiş soyadının bana sağlama ihtimali olan kolaylıklarına hiç yanaşmak istemedim.Am decis să nu ratez minunata șansă care mi se oferea.
"Bir ihtimal uğruna".Aceasta este o oportunitate."
“Yargısal Doğruluk”un yükseltilmiş endişeyle (kaygıyla) ilişki ihtimali bulunmaktadır.Acolo este o șansă că "judeca precizia" este corelat cu un nivel crescut de anxietate.
Bu sonuçla Edge ve Orton'ın tekrar takım olma ihtimali kalmadı.După aceasta Edge și Rey nu au mai format echipă.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma ihtimaline olumlu bakmamıştır.El considera că este periculos ca țara să fie neimplicată în afacerile europene.
Fakat bu ihtimal oldukça düşüktür.Dar poate că este mai mult decar atât.
Dönen tek kısım motorun içindedir ve büyük ihtimalle dışarıdan görünmez.El a pierdut fața motocicletei pe frânare, ieșind în decor, fără vreo posibilitate de a reveni.