Ana içeriğe geç
Sözlük

ihtilaf ile cümle

ihtilaf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tarihçiler Mescid-i Aksa'yı ilk defa inşa edenin kim olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir.Bronnen spreken elkaar tegen voor wie het huis gebouwd werd.
Günümüzde halen iki ülke arasındaki sınır ihtilafları devam etmektedir.Tot heden is er echter een grensdispuut tussen beide landen.
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.Zij waren een bron van eindeloze twisten tussen de vorsten die daarop aanspraak maakten.
Uluslararası özel hukuk (kanunlar ihtilafı olarak da bilinir) Uluslarüstü hukukInternationaal opsporingsbevel Europese Unie - Europees aanhoudingsbevel
Onun müslüman olup olmadığı doğrultusunda ihtilaf var.Według nich nie kłóci się ona z Koranem.
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.Szacunki co do strat obu armii różnią się.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.Obydwie strony przygotowują się do ostatecznej rozprawy.
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.Spór o Zawadę rozstrzygnięto na korzyść Zawadzkich.
Şartlı ölümsüzlük Albany Konferansında tartışılmamıştı, ancak çok geçmeden ihtilaf konusu haline geldi.Nieoczekiwanie wojna w Albanii dobiega końca, ale nie na długo.
Doğum tarihi üzerinde bir ihtilaf mevcuttur.Istnieją rozbieżności w sprawie daty urodzenia.
Bir müddet Şamahı'da kalan isyancılar kendi aralarında da ihtilaf yaşamaya başladılar.Rebelianci w Syrii zaczynają walczyć sami ze sobą.
Ancak bu bilgi üzerinde ihtilaf vardır.Men det finns en tydlig motsättning till denna datering.
Claudius eyaletlerdeki ihtilafları da sonuçlandırdı.Claudius ägnade sig också åt att lösa konflikter i provinserna.
Bu ihtilafın giderilmesi için köy adı Kovanpınar olarak değiştirilmiştir.Efter detta skamliga beteende skulle byn ha fått byta namn.
Bir süre sonra Kolbeinn ve Gudmundur arasındaki ihtilaf su yüzüne çıktı.Under tiden började relationerna mellan Goukouni och Gaddafi försämras.
Fakat bu konu üzerinde ihtilaf vardır.У цьому й суперечність.
Doğum tarihi üzerinde bir ihtilaf mevcuttur.O datu narození panují pochybnosti.
Ancak şehrin ihtilaflı durumu devam etti.Nadále však zůstávala problémem dostupnost obce.
Krusty bu ihtilafı sona erdirmek için hemen kampı ziyaret eder ve Bart'ı yatıştırmayı becerir.T'Pol vysvětlí situaci kapitánovi a aby tentokrát vnímal, dá mu studenou sprchu.
MÖ 307'de Qin, iç ihtilaflar sonucu merkeziliğini kaybetmiştir.P-75A proto nikdy zcela nedokončil své zkoušky.
Oraya yerleşmek istemiş olabilir fakat seyahatinin sebepleri konusunda ihtilaflar vardır.Se presupune că era folosit pentru navigație, dar poate avea, de asemenea, și alte scopuri.
Oraya yerleşmek istemiş olabilir fakat seyahatinin sebepleri konusunda ihtilaflar vardır.Valószínűleg újra tud majd járni, de azon gondolkozik, hogy hogyan tudna kiugrani az erélyen.
Doğum tarihi üzerinde bir ihtilaf mevcuttur.Ως προς το έτος γεννήσεως, υπάρχουν διαφωνίες.
Dağlık Karabağ ihtilafının Şubat 1988'de başlamasıyla Şuşa'nın Ermeni azınlığı kentten sürüldü.Το Νοέμβριο του 1988 το πογκρόμ του Κιροβαμπάντ ανάγκασε πολλούς Αρμένιους να φύγουν από τη πόλη.
Beni izninle ihtilaf edilen şeylerde hakka kavuştur.Μεσολαβούσε για την επίλυση αντικρουόμενων αιτημάτων.
Günümüzde halen iki ülke arasındaki sınır ihtilafları devam etmektedir.Οι συνοριακές διαμάχες δεν άργησαν να ξεσπάσουν μεταξύ των δύο Κρατών.
Bu ihtilaf harflerin söylenmesinde veya çıkarılış şekillerinde görülmektedir.Τη μορφή αυτή λαμβάνουν όταν οργιστούν ή φοβηθούν.
Krusty bu ihtilafı sona erdirmek için hemen kampı ziyaret eder ve Bart'ı yatıştırmayı becerir.Krusty besøger straks i lejren i håb om en afslutning på konflikten og formår at formilde Bart.
Elagabalus'un cinsel yönelimi ve cinsel kimliği birçok tartışma ve ihtilafın kaynağı olmuştur.Elagabalus' seksuell orientering og kjønnsidentitet er kilde til mye kontrovers og diskusjon.
Samanoğulları ile ihtilafta olan Karahanlılar, Gazneliler'i destekleyerek Samanoğulları Devleti'ni yıkmıştır.Silpa opptrer også i striden mellom Jakobs hustruer om gi ham sønner.
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.Den fikk blandet kritikk, og anmelderne var blant annet uenige om slutten.
Claudius eyaletlerdeki ihtilafları da sonuçlandırdı.Claudius løste også opp i konflikter som måtte oppstå i provinsene.
Bu ihtilaf, Epir Kilisesi ile Patriklik arasında bölünmeye neden oldu.Konflik ini bahkan menyebabkan perpecahan antara Gereja Epirus dan Patriarkat.
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.Al-Muqaddasi mengacu pada perselisihan di antara orang-orang Susa dan orang-orang dari Tustar.
Yeni naiplik ile Kantakuzinos arasındaki ihtilaf Ekim 1341 yılında gün yüzüne çıktı.Konflik antara pemerintahan baru dan Kantakouzenos pecah secara terbuka pada bulan Oktober 1341.
Hadis ihtilafı, birbiriyle çelişen, çelişkili hadisleri ele alır.Rukun-rukun yang diperselisihkan adalah sebagai berikut: Tertib, Bersambungan (Muwalah).
Humeyni ve din adamları ile ihtilafa düştü.Maka Penghulu Demak dan Menteri Demak serta segala kaumnya sama dipersalin.
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.Kontradiktif dua rekening keluarganya sejarah telah diberikan dalam berbagai masalah.
Elagabalus'un cinsel yönelimi ve cinsel kimliği birçok tartışma ve ihtilafın kaynağı olmuştur.Khuynh hướng tình dục và bản chất giới tính của Elagabalus đã là chủ đề của nhiều cuộc tranh cãi kịch liệt.
Oraya yerleşmek istemiş olabilir fakat seyahatinin sebepleri konusunda ihtilaflar vardır.Có lịch trình được vạch sẵn nhưng cũng có thể tùy hứng thay đổi trong chuyến đi.
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.本当にこのことに就いて議論する者は,それに疑間を抱いている。
Cevap : Her Fakih, ihtilaflara konu olmayacak hususlarda velayet sahibidir.多項式 P の根体は必ずしも P の全ての根を含む(すなわち、KP において一次式の積に分解される)わけではない。
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.全真教はこの「道仏論争」に敗れて勢力を一時的に後退させた。
Hadis ihtilafı, çelişkili hadisleri ele alır.論争や喧嘩に発展する様相をフレーム(Flame、炎)と呼ぶ。
Anton Denikin ile düştüğü bir ihtilaf sonrası sürgün edildi.アントワンが戻ったことで証拠を渡した。
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.为尔撒而争论的人,对于他的被杀害,确是在迷惑之中。
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.牠們的歸類仍在爭論中,曾被歸類入對齒獸目(Symmetrodonta)。
Günümüzde halen iki ülke arasındaki sınır ihtilafları devam etmektedir.两国之间的边界冲突不断。
Ancak şehrin ihtilaflı durumu devam etti.」但是,市内仍旧异议不断。
Cevap : Her Fakih, ihtilaflara konu olmayacak hususlarda velayet sahibidir.以诸侯为郡县,人人自安乐,无战争之患,传之万世。
Uluslararası özel hukuk (kanunlar ihtilafı olarak da bilinir) Uluslarüstü hukuk国际法 国际习惯法 法律确信 国际法院
Beni izninle ihtilaf edilen şeylerde hakka kavuştur.志抗疏以去就争。
Bu ziyadenin, yani fazlalığın hükmü konusunda hadis âlimleri ihtilaf edmişlerdir.이러한 기록이 있는 숙종대의 족보를 근거로 그 시조를 이윤장으로 하는 족보가 간행되기도 하여 논란이 있었다.
Morrígan'ın isminin anlamı konusunda ihtilaf vardır.모리안의 이름의 의미가 무엇인지에 대해서는 다소의 의견충돌이 있다.
Cevap : Her Fakih, ihtilaflara konu olmayacak hususlarda velayet sahibidir.유전은 모든 유위법의 인과가 상속하여 끊임이 없이 계속(繼續)하여 이어지는 것을 말한다.
Doğum tarihi üzerinde bir ihtilaf mevcuttur.출생일에 대한 논란이 존재한다.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.그는 양쪽이 결투로 결판을 짓자고 제안했다.
Kardeşler arası ilişki kolay olmasa da, aralarında açık bir ihtilaf yoktu.그러나 이러한 노선 차이에도 불구하고 형제간의 관계는 나쁘지 않았다.
Fakat bu konu üzerinde ihtilaf vardır.이 점에 관하여는 다툼이 있다.
İki ordunun kayıpları hakkında belirtilen görüşler ihtilaflıdır.אין הסכמה בין המקורות העתיקים לגבי אבדות שני הצבאות.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod