Birleşmiş Milletler Türkiye'nin tututmunu Uluslararası Hukukun bağımsızlığına ihlal olarak yorumlamıştır.Internationella domstolen i Haag anser att självständighetsförklaringen inte strider mot internationell rätt.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Båda beskyller varandra för att vara där olovligen.
Ancak Divan bu ilanın uluslararası hukuku ihlal etmediğini tespit etti.Domstolen fann att de inte brutit mot Italiensk lag.
Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal eden ilk ülke Sırbistan olmuştur.Першою державою, яку порушила Конвенцію про геноцид, була Сербія.
Bazı insan hakları organizasyonları ve hükumetler Kuzey Kore'yi insan hakları ihlalleri nedeniyle suçladırlar.Деякі правозахисні організації та уряди засудили порушення прав людини в Північній Кореї.
Yargıç Richard Arnold sitenin tasarımının telif hakkı ihlalinde bulunduğu kararını verdi.Суддя Річард Арнольд ухвалив, що дизайн сайту сприяв порушенню авторських прав.
Böylelikle de nedenselliği ihlal etmemiş olurlar.При цьому принцип причинності не порушується.
CP ihlali üzerine yaptığı çalışmalarıyla bilinir.Порушив питання про CP-інваріантність.
Fakat Cole ve arkadaşları herhangi bir kanunu ihlal etmemişlerdi.Ovšem Cole a jeho společníci neporušili žádný zákon.
Daha sonra, gazetecilere yaptığı açıklamada "Azerbaycan'da her gün insan hakları ihlal edilmektedir.Následně v médiích prohlásila, že "lidská práva jsou v Ázerbájdžánu denně porušována.
Birçok sosyal toplum örgütü de bu aktiviteleri "bir insan hakları ihlali" olarak değerlendirdi.Některé lidskoprávní organizace jej označily za válečný zločin.
Batılı devletler ve Türkiye ise bölgedeki insan hakları ihlallerine sık sık değinmektedir.Kromě situace v Řecku a na Kypru bývá často kritizováno potenciální členství Turecka v EU.
Ancak süreç içerisinde ateşkes her iki tarafça da sayısız kez ihlal edilecektir.Příměří však bylo poté oběma stranami konfliktu neustále porušováno.
NATO, Rusya'nın Kırım'ı ilhakını uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirmiştir.Rusko by však i přes to vojenský zásah zemí NATO považovalo za porušení mezinárodního práva.
Her iki taraf, anlaşmayı ihlal edecek davranışlardan kaçınacak.Obě strany se musí zaručit, že podmínky stanovené smlouvou bezpodmínečně dodrží.
Bu şekilde, daha eski sayfalar "bir kez yaz" kuralı ihlal edilmeden mantıksal olarak üzerine yazılabilir.Také při pečlivém čtení se může pro přehlednost slovo „roku“ předsunout letopočtu, i když není napsané.
Daha sonra, gazetecilere yaptığı açıklamada "Azerbaycan'da her gün insan hakları ihlal edilmektedir.Mai târziu le-a spus reporterilor că "drepturile omului sunt încălcate în Azerbaijan în fiecare zi.
Ancak birçok Celestron patentini ihlal etmesi yüzünden sorunlu bir geçmişi vardır.CRON-ul înfruntă multe probleme aduse prin încălcarea lui Sheltem.
İhlal eden içeriği ile seyahat edenler, para cezasına tabi olacak ve cihazları müsadere veya tahrip olabilir.Călătorii ar primi o amendă și li s-ar confisca sau distruge aparatele.
Telif haklarını da ihlal etmemek adına bu isimdeki bir harfi değiştirerek Susperia haline getirdiler.Pentru a nu crea confuzie și-au schimbat numele în Cascada.
1961 - Yassıada'da Anayasa'yı ihlal davası başladı.1961: Începe procesul Eichmann în Israel.
Ateşkes ile ülke genelinde gözle görülür bir değişiklik olmuş fakat çok kez bu ateşkes ihlal edilmiştir.Incidente similare au avut loc în toată țara, cu toate că schimbarea a fost de cele mai multe ori una pașnică.
İhlalin ardından bir Rus uçağı Suriye hava sahasına geri döndü.Ca și în cazul aeronavei ruse, aeronava a fost lovită atunci când ea deja a reintrat în spațiul aerian sirian.
İsrail ateşkesin Hamas tarafından ihlal edildiğini bildirdi .Armata Israeliană a afirmat cu certitudine că tunelul aparținea Hamas.
Bu, denklem (8)’i ihlal eder.De aceea, există o violare a art. 8.
Erişim tarihi: 25 Kasım 2015. ^ "Basın Açıklaması: Hava Sahası İhlali".Accesat în 24 noiembrie 2015. ^ Press release (24 noiembrie 2015). „Hava sahası İletim” .
Rusya Savunma Bakanlığı ise uçağın Türk hava sahasını ihlal etmediği savundu.Tovarășe Rusu, dă ordin nimic să nu plece pe calea aerului din Republica Socialistă România!
Bu bizim ilkelerimizi ihlal eder.Acest lucru încalcă politica noastră.
10 Ekim'de Nemeth, WWE'nin Wellness Programı politikasını ihlal ettiği gerekçesiyle 30 gün askıya aldı.Október 10-én felfüggesztették 30 napra a "WWE Wellness Program" megsértése miatt.
A7'nin kol tahmincisinin 1998 patentini ihlal ettiği iddia edildi.Az A7 elágazásjósló egysége (branch predictor) állítólag egy 1998-as szabalmat sért.
Bu insan haklarının ihlali.Az emberi tévedések törvényszerűségei.
Ancak, bu enerjinin korunumunu ihlal etmeyecektir.Mindez nem csorbítja őrző-védő képességeit.
Birleşmiş Milletler Türkiye'nin tututmunu Uluslararası Hukukun bağımsızlığına ihlal olarak yorumlamıştır.Az ENSZ jogilag érvénytelenné nyilvánította Észak-Ciprus függetlenségi nyilatkozatát.
NATO ise ellerindeki verilerin Rus uçağının Türk hava sahasını ihlâl ettiği yönünde olduğunu açıkladı.Hozzátette, hogy sok bizonyíték utal arra, hogy az orosz katonai repülőgép megsértette Törökország légterét.
Yasağın ihlali halinde 15 gün gözaltı ya da yaklaşık 400$ a kadar para cezası öngörülmüştür.A büntetés legfeljebb 14 napos elzárással és 250 euróval jár.
6 Ekim'de Rusya'nın bir kez daha Türk hava sahasını ihlal ettiği belirtilmiştir.Azt skandálták, hogy Törökország szinte naponta sérti meg Görögország légterét.
Ancak, Jacob Bekenstein bunun termodinamiğin ikinci kanununu ihlal ettiğini söylemiştir.Jacob Bekenstein kuitenkin huomasi, että tämä on ristiriidassa termodynamiikan toisen lain kanssa.
Birkaç ihlale rağmen anlaşma 912'de VI. Leon'un ölümüne kadar resmi olarak sürdü.Sota päättyi rauhansopimukseen, joka kesti muodollisesti vuoteen 912, jolloin Leo VI kuoli.
Çatışmaların tüm tarafları, çok sayıda insan hakları ihlalleri işledikleri için eleştirilmektedir.Sodan kaikki pääosapuolet ovat syyllistyneet vakaviin ihmisoikeusrikkomuksiin.
Nazirit kuralını ihlal edilince verilen sunu.Sen epäiltiin rikkovan natsitervehdykset kieltävää lakia.
Dolayısıyla intihar kişinin kendisine karşı en temel ödevini ihlal eder.Onko hän sittenkin tehnyt suurimman rikoksen itseään kohtaan?
7 Mart - Almanya, Versailles Antlaşması'nı ihlal ederek, Rhineland'ı işgal etti.7. maaliskuuta – Natsi-Saksa miehitti Reininmaan Versailles’n rauhansopimuksen vastaisesti.
Binlerce Şilili insan hakları ihlalinden yurt dışına kaçtı ya da sürgüne gönderildi.Sadat tuhannet chileläiset pakenivat tai karkotettiin maasta.
24 Kasım günü bölgede bombardıman düzenleyen iki uçaktan biri 17 saniye boyunca Türk sınırını ihlâl etti.Turkin mukaan kone loukkasi sen ilmatilaan 17 sekunnin ajan.
Antlaşma hükümlerini taraflardan birinin ihlal etmesi antlaşmayı yürürlükten kaldırır.Irtisanominen on toimenpide, jolla jompikumpi sopimusosapuoli lakkauttaa sopimuksen voimassaolon.
Ölünü ruhu mezar yakınlarda bekler ve yasağı ihlâl edecek olanları cezalandırırdı.Hänen sielunsa jäi epäjumalankuvaan, ja nyt hän vangitsee ja tappaa kaikki, jotka tulevat kartanon lähelle.
Tom bir trafik kanunu ihlal ettiği için bir trafik cezası aldı.Tom sai sakot liikennerikkeestä.
Ancak böyle bir duruş sergilenmesi, Cenevre Anlaşması hükümlerinin de ihlali anlamına gelecekti.Αυτή η στάση, αν εφαρμοζόταν, θα ήταν προδοσία των υπογραφόμενων Συμφωνιών της Γενεύης.
Bu tüzüğü ihlal edenler 1603 yılından itibaren korsan olarak etiketlenmiştir.Οι παραβαίνοντες τον χάρτη ονομάζονταν πειρατές ήδη από το 1603.
İnsan ticareti, uluslararası sözleşmeler tarafından insan hakları ihlali olarak nitelendirilmektedir.Η εμπορία ανθρώπων έχει καταδικαστεί ως παραβίαση των ανθρωπίνων δικαιωμάτων από τις διεθνείς συμβάσεις.
Telif hakkı ihlali genellikle korsanlık ve hırsızlık terimleri ile ilişkilendirilmektedir.Η παραβίαση πνευματικών δικαιωμάτων συχνά συγχέεται με τους όρους "πειρατεία" και "κλοπή".
Ancak Divan bu ilanın uluslararası hukuku ihlal etmediğini tespit etti.Το Δικαστήριο έκρινε ότι η διακήρυξη δεν παραβίαζε το διεθνές δίκαιο.
Telif hakkı sahipleri sık sık telif hakkı ihlali için hırsızlık terimini kullanırlar.Οι κάτοχοι πνευματικής ιδιοκτησίας συχνά αναφέρονται στην παραβίαση αυτής με τον όρο "κλοπή".
İdam mahkumları duygusal nedenlerle ölmek istemiyorlar bu da insan haklarını ihlal ediyor.Επιβάλει ποινές σε όσους παραβαίνουν τις αρχές του φιλάθλου πνεύματος.
Amansız taciz, tutuklama ve baskılara rağmen, grup, hükümetin insan hakkı ihlallerini ifşa etmeye devam etti.Παρά τις επεκτάσεις και τα παραρτήματα, το στρατόπεδο ήταν ήδη υπερφορτωμένο με κρατουμένους.
Bu insan haklarının ihlali.Είναι στέρηση των δικαιωμάτων.
İki taraf da birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamaktadır.Begge parter har skudt skylden på hinanden for at have saboteret fredsprocessen.
İnsan ticareti, uluslararası sözleşmeler tarafından insan hakları ihlali olarak nitelendirilmektedir.Retten til kollektive forhandlinger er anerkendt via internationale menneskerettighedskonventioner.
Bazı ihlâllerin işlendiğini kabul eden PYD, bunun sivillerin korunması için gerekli olduğunu savundu.Han forsvarede disse dreb som nødvendige for at sikre magten.
Island Records ihlali kabul etti.Island Records ble etablert.