Davanın ihbarı, tahkikat evresi tamamlanıncaya kadar geçen dönem içerisinde yapılabilir.Тогда звук, претерпевший до конца все испытания, будет истинным.
Söz konusu ihbarı da ben yapmadım" demiştir.Тогда я сообщу истину».
Bu rejimde tehdit, kuşku, korku, ceza, ihbar, taciz, işkence, öldürme, toplama kampları bulunmaktadır.Вопросы веры, покаяния, угрозы и отсрочки наказания, обвинения в неверии и заблуждении.
Buradaki köşesinde halktan gelen şikâyetleri ve ihbarları duyurdu.Ночью по всему македонскому стану слышались жалобы и проклятия.
Bu ihbarla Cobain yeniden polis raporlarına geçti.Гапон обещал переговорить об этом с одним из чиновников Департамента полиции.
Uyuşturucu kaçakçılıyla uğraşırken kardeşi tarafından ihbar edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.Заниматься наркоторговлей он начал из-за долгов своего старшего брата, который попал в тюрьму.
Bölgede ilerleyen ABD Ordusuna bilgi veren bir Iraklı, Jessica’nın durumunu ve yerini ihbar eder.وقد أخبر العراقي الذي قدم المعلومات للجيش الأمريكي الذي يمضي قدماً في المنطقة، أخبره بحالة ومكان جيسيكا.
Çünkü Tenpenny, toplantıyı ihbar etmişti.لكن مونتباتن كان مترددًا في جعل هذا الجمهور.
Daha da kötüsü kendisini ve ortaklarını ihbar edeni de öldürür.خجل الإختلاط بالأخرين: نُفوره من زملائه وأقاربه وتجنب الدخول بنقاشات.
Sıtma, ihbarı mecbûri bir hastalıktır.و يعدّ اللون مؤشراً على حالة مرضية.
Fakat salı bitirdiği gün ihbar sonucu yakalanır.Ele estava disponível para pré-encomenda no dia em que foi anunciado.
Ülkücüler koşarak dershaneye gelirken, ihbarın asılsız olduğu anlaşıldı.As nossas lágrimas correm mesmo ao pesarmos que o infeliz expirou.
Davanın ihbarıImagem do processo
Noter aracılığıyla da ihbar yapılabilir.Outros graus podem ser fornecidos, mediante consulta.
Sorochuco'daki polis ihbarını reddetti.De politie in Sorochuco weigerde haar aangifte aan te nemen.
Büyük bir olasılıkla bu ihbarlardan bazıları onu korkutmak amacı güdüyordu."De Koran waarschuwt ongelovigen vele malen, doorgaans in zeer sterke bewoordingen.
Hain ihbarçı Karel Čurda intiharı denedikten sonra, 1947'de vatana ihanet nedeniyle asılarak idam edildi.Karel Čurda werd in 1947, na een mislukte zelfmoordpoging, geëxecuteerd wegens hoogverraad.
Kızamığın ihbarı (haber verilmesi) mecburidir.De Lesse (of Lesder) is een zijrivier van de Maas.
Tavuk vebası (kuş gribi), ihbarı mecbur olan hastalıklardandır.Elachista fulgens is een vlinder uit de familie grasmineermotten (Elachistidae).
Daha sonra Dr. Loomis ve polis ilkokula birinin zorla girdiği ihbarını alırlar.Ondertussen belt dr. Lockhart de politie die een zoektocht inzetten naar hen.
Davanın ihbarıHistoria Sądu,
Emniyet, ihbarda verilen adresi 12 Haziran 2007'de tespit etti.Patent- och registreringsverket, läst den 12 juni 2009.
Karargaha gderek benim Maştağa'da olduğumu ihbar ettiler.Maken uppges av Gjörwell ha varit underofficer vid Livgardet.
Bu araba hakkında çalıntı ihbarı var.Den här bilen är rapporterad som stulen.
Kayıp ihbarında bulunmak için 24 saat beklenmesi gerektiği pek çok ülkede geçerli değildir.Рідко коли необхідно чекати 24 години до подачі заяви про зникнення людини.
Ancak Smoke, bu çatışmayı polise ihbar etmişti.Услід за цим Чачич викликав поліцію.
Hain ihbarçı Karel Čurda intiharı denedikten sonra, 1947'de vatana ihanet nedeniyle asılarak idam edildi.Trădătorul Karel Čurda, după ce a încercat să se sinucidă, a fost spânzurat în 1947 pentru înaltă trădare.
3 Eylül 1972'de, otelin avlusunda bağrışmalar duydu ve ihbar edildiğini düşündü.La 3 septembrie 1792, aude agitație în curtea hotelului, crezând că a fost denunțat.
14 yaşındayken babasını otoriteye ihbar etti ve ailesi tarafından linç edildi.Tizenhárom éves kisfiúként állítólag feljelentette édesapját a hatóságoknál, és ezért családja megölte őt.
Kayıp ihbarında bulunmak için 24 saat beklenmesi gerektiği pek çok ülkede geçerli değildir.Monessa maassa pidätysaika on vain 24 tuntia.
Uyuşturucu kaçakçılıyla uğraşırken kardeşi tarafından ihbar edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.Epäonnisen viinan salakuljetusmatkan jälkeen poikien isä joutuu vankilaan.
3 Eylül 1972'de, otelin avlusunda bağrışmalar duydu ve ihbar edildiğini düşündü.Den 3. september hører han voldsom råben i hotellets gård, og tror han er blevet meldt.
Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.Og der er jo heller ikke nogen børn, som har anmeldt mig eller har klaget.
Davanın ihbarı, tahkikat evresi tamamlanıncaya kadar geçen dönem içerisinde yapılabilir.Men kan det bli gjort, når forseelsen allerede har skjedd?
Karargaha gderek benim Maştağa'da olduğumu ihbar ettiler.Telemark Regiment på Heistadmoen hadde ansvaret for å sette opp avdelingen.
Büyük bir olasılıkla bu ihbarlardan bazıları onu korkutmak amacı güdüyordu."Padahal berbagai kecaman dan peringatan akibat negatif keberadaan mereka pun sudah dilontarkan berbagai pihak.
Yüksek Halk Savcılığı ihbar merkezi (Çince)Tòa án nhân dân tối cao (Việt Nam) Tòa án nhân dân tối cao (Trung Quốc)
Onu Güneylilere ihbar eden bile olur.そういう出来事を、また南さんに報告するんです。
Kayıp ihbarında bulunmak için 24 saat beklenmesi gerektiği pek çok ülkede geçerli değildir.24時間無人で時間貸しする場合が多い。
Ülkücüler koşarak dershaneye gelirken, ihbarın asılsız olduğu anlaşıldı.混乱を避ける為に、いつ・誰が来所するといった情報は非公開であった。
Büyük bir olasılıkla bu ihbarlardan bazıları onu korkutmak amacı güdüyordu."那里面有许多爱好清洁者;真主是喜爱清洁者的。
Daha da kötüsü kendisini ve ortaklarını ihbar edeni de öldürür.連番遭受逼害,展博決定與家人向傳媒揭發丁家醜行。
Yüksek Halk Savcılığı ihbar merkezi (Çince)聯合國人權事務高級專員辦事處(中文)
Tahkikat aşamasından sonra davanın ihbarı yapılamaz.官渡之戰敗後,不知去向。
Tavuk vebası (kuş gribi), ihbarı mecbur olan hastalıklardandır.患者身材矮小,在小時候臉上就會長皮疹(暴露在太陽下的話)。
Tahkikat aşamasından sonra davanın ihbarı yapılamaz.사건 직후 태어났기 때문에 사건에 대해서는 모른다.
12 Haziranda, FBI muhbiri "Malcolm X'in öldürüleceğine" dair bir ihbar aldı.ב-12 ביוני, מודיע של ה-FBI דיווח על קבלת שיחת טלפון בעילום שם ממישהו שאמר "מלקולם אקס עומד למות."
Tahkikat aşamasından sonra davanın ihbarı yapılamaz.תחקיר מיידי לאחר האירוע לא נערך.
Davanın ihbarıקרית המשפט
Davanın ihbarıДанни за случая.
Tahkikat aşamasından sonra davanın ihbarı yapılamaz.Iz perspektive ljestava to ne može biti istina.
Pavlik ailesini ihbar etmemiş ve olağan bir kavgadan sonra öldürülmüşlerdir.Po jednoj verziji Pavlik nije prijavio svog oca, a bio je ubijen uslijed slučajnog prepiranja.
Vergi yükümlülüklerine ilişkin ihbar ve şikayetleri değerlendirmek.Súd skúma prijateľnosť a podstatu sťažností, ktoré sú mu zaslané.
Yine ihbar sonucu yakalanan Jacob, bu kez 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Kevin je bil zopet obsojen, tokrat na eno leto zapora.
Davanın ihbarı, tahkikat evresi tamamlanıncaya kadar geçen dönem içerisinde yapılabilir.Izjavo se lahko poda do konca zapuščinske obravnave.
Davada, 7 sanığın tutuklanmasına neden olan ihbar asılsız çıkmıştır.Vienas iš 7 advokatų, be atlyginimo gynusių kaltinamuosius Kražių byloje.
2002'deki kanuni ihbarla deðiþtiði üzere 1977'deki kanuni ihbarla düzenlenir.Ce comité est régi par l’avis juridique de 1977, tel qu’amendé par l’avis juridique de 2002.
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.Em um número de casos, os abusos tiveram desfechos trágicos.
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.En varios casos bien documentados, el maltrato ha llegado a finales trágicos.
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.In alcuni casi noti, i sospetti abusi si sono infatti conclusi tragicamente.