Kayıp ihbarında bulunmak için 24 saat beklenmesi gerektiği pek çok ülkede geçerli değildir.It is rarely necessary to wait 24 hours before filing a missing person report.
Davada, 7 sanığın tutuklanmasına neden olan ihbar asılsız çıkmıştır.It has tainted the prosecution against all seven defendants.
Jonathan, Pentapolis valisine ihbar edidi.Jonathan was denounced to the governor of Pentapolis.
Ancak bir süre sonra ihbar sonucu yakalanmıştı.Having discovered it; it was soon named after him.
Kızamığın ihbarı (haber verilmesi) mecburidir.Thus the Saptasati is a Saptaswaravali.
Söz konusu ihbarı da ben yapmadım" demiştir.And I had no experience whatsoever."
Karargaha gderek benim Maştağa'da olduğumu ihbar ettiler."В Генштабе сообщили, что на фугасе под Попасной подорвался полковник".
Böylece bir zincirleme ihbar gerçekleşmiş olur.Again a chain reaction has been reported.
Ne yaptığını öğrendi ve seni ihbar etmekle mi tehdit etti?Did he find out what you're doing and threatened to expose you?
Yasadışı kopyaları sattığınız ihbarını aldık.We've been tipped off that you're selling copies.
Hırsızların toplantısının bu gece olduğu ihbarını aldık.We have a tip that a thieves' conference is happening tonight.
Yasal kullanımı ihbar edebilirsiniz.You could inform legislation.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.You could inform school policy.
Ve ihbar, onlar aynı tarafta değiliz.And notice, they're not all on the same side.
Bu isimsiz bir ihbar.It's an anonymous tip.
Ona kocamın eşkıyaları "sakladığını" ihbar edeceksin,Go now and report him
Yoksa sen mi ihbar ettin?Was it you who called them?
Açıkça ihbar edilmiş bir dizi vakada, şüphelenilen istismar trajik son bulmuştur.In a number of well-reported cases, suspected abuse has led to tragic ends.
Ve eminim cep telefonlarını kullanarak ihbarda bulundular.And I’m sure that they complained using their mobile phones as well.
Merkeze 2009 yılında ev içi şiddet ihbarında bulunan yaklaşık 5000 çağrı geldi.The centre received nearly 5,000 calls reporting domestic violence in 2009.
KPT sözcüsü Veton Elşani'ye göre, operasyon Salı günü alınan bir ihbar üzerine başlatıldı.A tip late Tuesday tip prompted the operation, according to KPS spokesman Veton Elshani.
Gelen ihbarların yüzde 40'ından fazlası yargı yolsuzlukları ile ilgili.More than 40 per cent of the calls involve corruption in judiciary.
Polisin Şubat 2006'da suikast planıyla ilgili bir ihbar aldığı bildiriliyor.Police reportedly received a tip about the plot in February 2006.
Polisten ihbar aldığı yönündeki şüpheler sürerken, mesele bir kez daha gündeme yerleşti.Amid lingering suspicions he was tipped off by police, the issue is receiving renewed attention.
Ülkelere göre ihbarı mecburi hastalıklar:The following is a list of notifiable diseases arranged by country.
Hall bu olayları daha önce bir akrabasına anlatmıştı ama polise ihbar etmemişti.[2]Hall mentioned these events to a relative but they were never reported to police.[19]
Adrián arabasını satar sonra arabayı çalıntı olarak ihbar eder. Laura ile ayrılırlar.After Adrián sells his car and reports it stolen, he parts ways with Laura, hopefully for good.
Wilde'a durum ihbar edildi ve Queensberry salona kabul edilmedi.Wilde was tipped off and Queensberry was refused admission.
Diane, ilişkisine devam etmezse onu polise ihbar etmekle tehdit eder.Diane threatens to report him to the police if he does not continue the relationship.
John adındaki bir adam, ona bel soğukluğu bulaştırdığını iddia ederek onu ihbar etti.The john who reported her claimed she had infected him with gonorrhea.
Facebook, ihbarın ardından hesapları kaldırdı. [1]Facebook removed the accounts following the report.[178]
Seni ihbar edeceğim.Ich werde dich anzeigen.
Yükleme süresi (starya müddeti) bu ihbarın ertesi günü işlemeye başlar.Dessen berühmt gewordene erste Zeile lautet: Das ist der Tag des Herrn!
Daha da kötüsü kendisini ve ortaklarını ihbar edeni de öldürür.In diesem erklärt Prónay, die gegen ihn und seine Frau erhobenen Vorwürfe entkräften.
Yine ihbar sonucu yakalanan Jacob, bu kez 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Gallacher wurde erneut inhaftiert, diesmal für fünf Monate.
Lincoln onları polise ihbar edebileceğinden Nika'ya güvenmemektedir.Lynn ist sich nicht sicher, ob sie zur Polizei gehen soll.
Kızamığın ihbarı (haber verilmesi) mecburidir.Doch ist die Deutung umstritten.
Tahkikat aşamasından sonra davanın ihbarı yapılamaz.Bei ihrer Ankunft können sie das Missverständnis nicht aufklären.
Davanın ihbarı, tahkikat evresi tamamlanıncaya kadar geçen dönem içerisinde yapılabilir.Falls gewünscht, kann das Verfahren so lange angewandt werden, bis sich ein Skalar ergibt.
Kendisini ihbar etmiş olan kardeşini öldürmüştür.Sie fragt den Bruder, wer es gezeichnet hat.
Buradaki köşesinde halktan gelen şikâyetleri ve ihbarları duyurdu.Hier konnten Beschwerden und Denunziationen von den Bürgern eingeworfen werden.
O Lincoln'ü ihbar eden telefonun izini sürmüştü.Dort erhielt er die Botschaft, dass Lincoln den Trent überquert hatte.
O Lincoln'ü ihbar eden telefonun izini sürmüştü.Il a retracé la provenance de l'appel téléphonique qui a dénoncé le crime de Lincoln.
Yükleme süresi (starya müddeti) bu ihbarın ertesi günü işlemeye başlar.Datouna (surnom de David) est alors reconnu comme prince héritier de la Kakhétie.
Davada, 7 sanığın tutuklanmasına neden olan ihbar asılsız çıkmıştır.L'association déplore le fait que seuls 7 cas ont donné lieu à des condamnations.
Bir hasar gerçekleştiğinde, sigortalı, sigorta şirketinde ihbarda bulunur.En cas d'incident, il est exigé par l'assureur.
Suçtan etkilenen kişilerin başvurularına şikâyet, suçtan etkilenmeyen kişilerin başvurularına ise ihbar denir.La charge de la preuve des causes de non-imputabilité pèse sur la personne poursuivie.
Lincoln onları polise ihbar edebileceğinden Nika'ya güvenmemektedir.Lincoln prévient Michael qu'il a pas confiance en Nika.
Kendisini ihbar etmiş olan kardeşini öldürmüştür.Et il a offensé le frère de qui vous savez.
Söz konusu ihbarı da ben yapmadım" demiştir.No me lo han comunicado"».
Fakat salı bitirdiği gün ihbar sonucu yakalanır.El día en que se terminó el plazo, no hubo ninguna noticia o novedad.
Lincoln onları polise ihbar edebileceğinden Nika'ya güvenmemektedir.Acuerdan no decir nada a Nikki acerca de esto.
Bir gece sıradan bir devriye sırasında aldığı ihbarla olay yerine gider.Te veré una noche por Corrientes esquina Rivolí.
Partiyi polise ihbar etmekle suçlandı.Lo denuncia a la policía.
Noter aracılığıyla da ihbar yapılabilir.La notificazione può eseguirsi anche per mezzo di messo.
Kendisini ihbar etmiş olan kardeşini öldürmüştür.Là, trova suo figlio che si è impiccato.
Davanın ihbarı yazılı şekle bağlıdır.Le ragioni della decisione sono pubblicate in un giudizio scritto.
Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.Né gli fu possibile catturare nessun ribelle od ottenere alcuna informazione.
12 Haziran 2007 - 12 Haziran 2007'de bir ihbar üzerine Ümraniye'de bir gecekonduda operasyon yapıldı.Nel 2007 (la notte tra il 12 e il 13 giugno) la chiesa subì un grave furto.
Biri Tom'u ihbar etti.Кто-то сдал Тома.