Ana içeriğe geç
Sözlük

ihanet ile cümle

ihanet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ama olmaz, zira çok önceden vatana ihanetten ceza almıştı.Iago heeft inmiddels spijt van zijn verraad.
Bu yüzden Almanlar tarafından tutuklandı ve ihanetle suçlandı.Hij werd echter verraden en opgepakt door de Duitsers.
Çünkü Luke,Kronos'un kendisine ihanet ettiğini ve arkadaşlarını öldüreceğini anlamıştır.Dan komen ze erachter dat hij hen verraden heeft en voor Kronos werkt.
Bolşevikler bu durumu "devrime ihanet" olarak tanımladılar.Dit werd door de revolutionairen in Frankrijk gezien als "perfide" verraad.
Şarkının sözlerinin Britney Spears'ın ihaneti üzerine yazıldığı söylenir.In het liedje zijn samples van Britney Spears' "Blur" te horen.
Kuvira'yla nişanlanır ve ailesine ihanet eder.Boreman krijgt een relatie met Traynor en huwt met hem.
Sana ihanet ettim.Ik heb je verraden.
Bize ihanet ettin.Je hebt ons verraden.
Size asla ihanet etmezdim.Ik zou u nooit verraden.
Çevirmek ihanet etmektir.Vertalen is verraden.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Ten nie wybacza jej zdrady.
Maçtan sonra James, Bliss'e ihanet etti.W kolejnej walce, James pokonała Bliss.
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.Arabowie podbili Egipt.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Zdrada goni zdradę.
Maçtan sonra Stratus, Jericho'ya ihanet etti ve Christian ile çift olduğunu açıkladı.Po pojedynku, Stratus odwróciła się od Jericho i wyznała, że razem z Christianem są parą.
Kendisine ihanet eden karısını öldürmüştür.Żeni się z nową żoną, która go zdradza.
Daha sonra Aries'e ihanet ederek Davey Richards ve Rocky Romero ile No Remorse Corps'u kurmuştur.Po odwróceniu się od Ariesa uformował grupę No Remorse Corps z Daveyem Richardsem i Rockym Romero.
Onları kendinden kopmayacak şekilde bağlamayı başardı ve hiçbir zaman ihanete uğramadı.Jemu powierzam swoje kłopoty i nigdy się nie zawiodłem.
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.Uznano to za dowód zdrady.
Bir süre sonra Michael’ın koruması Fabrizio Michael'a ihanet eder ve arabasına bir bomba yerleştirir.Fabrizio, ochroniarz Michaela, podłożył bombę w samochodzie, którym miał pojechać Michael.
Bazen Buffy'e yardım eder ama bazen de ihanet eder.Czasem pomaga Fredowi i Barneyowi, niekiedy ich irytując.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Zawodzi ich i zostaje uznany za zdrajcę.
Survivor Series'de Big Show, Cena'ya ihanet ederek The Authority'ye katıldı.Na Survivor Series Big Show zdradził swoją drużynę i dołączył do Authority.
İstikrarsızlık sürekli yeni ittifaklar ve ihanetler yaratıyordu.Plemiona celtyckie często wywoływały bunty i powstania.
Oxford vatana ihanetten yargılandı, fakat akıl hastalığı sebebiyle beraat ettirildi.Oxford anklagades för högförräderi, men friades på grund av sinnessjukdom.
Böylece Coriolanus hem Roma'ya hem de Volskiani şehirlerine ihanet etmiş oldu.Coriolanus hade därmed visat sig illojal både till Rom och volskerna.
Kanonik incillere göre İsa, Yahuda İskaryot'un kendisine ihanet edeceğini onlara haber verdi.Enligt denna översättning kan dokumentet tolkas som att Jesus bad Judas Iskariot förråda honom.
İsa'ya ihanet ettiğine inanılan havari Yahuda'dır.Ett andra tema är hur Judas förråder Jesus.
Ona aşık olan İsolde ise bunu Tristan'ın bir ihaneti olduğunu kabul etmiştir.Vem kan han nu lita på, när till och med Tristan har svikit honom?
Boyarlar da büyük ölçüde yetkisizleştirilmiş ve ihanetinden kuşku duyulanlar öldürülmüştü.Kommittén anklagade dem för inkompetens och, i några fall, förräderi.
"Aileme ihanet edenlerden intikamımı alacağım.Mina kamrater kommer att hämnas min död!
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.För en egyptisk farao, se Apries.
1943'te Pound, ABD'ye ihanetten suçlanır.1949 fälldes hon för förräderi i USA.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Han stöter dock på problem och betraktas som förrädare.
Charles, İngiltere'ye ihanetle suçlanır.Katarina anklagades för högförräderi.
Bazı Hristiyan inanışlarına göre İsa'nın ihanet eden havarisi Yahuda kendini bu ağaca asmıştır.I vissa översättningar av trosbekännelsen är det till helvetet som Jesus stiger ner.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Detta är en typ av förräderi.
Tom'a ihanet etmeyeceğim.Jag ska inte förråda Tom.
Wallace Londra’da krala ihanet etmek suçundan mahkemeye çıkar.У Лондоні Воллеса судять за зраду короля.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Йому не зраджує.
Saruman'ın ihanetinin nedenini bulmuş oldu.Він дізнався про зраду Сарумана першим.
Leonara'nın kendine ihanet ettiğini sanır.Леонардо зрадив мене.
The Polonya Sürgün Hükümeti, Müttefiklerin bu ihanetini, yaptıkları bir Moskova seyahati esnasında öğrendiler.Польській поліції через зрадника стало відомо про підготовку демонстрації.
Catalina Miguel'e de ihanet etmiştir.Катерина теж знала про зраду чоловіка.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Зрада дружині через розпусту.
Daha sonra İspanyol sömürge yetkilileri tarafından esir alındı ve 1815 yılında vatana ihanetten idam edildi.Пізніше, 1815 року, його схопила іспанська колоніальна влада та стратила за зраду.
Gerçi ihanet etmedi, ama aldattı ve anlamadı."Були певні, що він нікого і нічого не зрадить.»
Ona aşık olan İsolde ise bunu Tristan'ın bir ihaneti olduğunu kabul etmiştir.Але Андуїн, що прибуває на допомогу, розцінює це як зраду.
O, sana ihanet etti.Вона тебе зрадила.
O, sana ihanet etti.Він тебе зрадив.
Onlar sana ihanet ettiler.Вони тебе зрадили.
Bana ihanet ettin.Ти мене зрадив.
Bana ihanet ettin.Ти мене зрадила.
Tom bize ihanet etti.Том зрадив нас.
Tom size ihanet etti.Том тебе зрадив.
Tom size ihanet etti.Том вас зрадив.
Onlar bana ihanet etti.Вони мене зрадили.
Kleopatra'ya ihanet edilir ve Romalılara esir düşer.Kleopatra je zrazena a zajata Římany.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Rovnice řešená zradou.
Demir Muhafızların lideri Cornelia Codreanu, Romanya hükûmetine ihanet etmekten idam edilmiştir.Předák Železných gard, Codreanu, byl popraven za zradu Rumunské vlády.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod