Ana içeriğe geç
Sözlük

ihanet ile cümle

ihanet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
"Sana ihanet etmek istemiyorum," Mr. "Eğer bir düşünce gitmeyin, ne olursa olsun size yok."Аз не искам да ви предаде,", каза г-н Marvel, кантиране далеч от посоката на пръстите на ръцете.
"Sana ihanet etmek istemiyorum," Mr. "Eğer bir düşünce gitmeyin, ne olursa olsun size yok."Я не хочу, чтобы предать вас", сказал г-н Marvel, окантовка от направления пальцами.
"Sana ihanet etmek istemiyorum," Mr. "Eğer bir düşünce gitmeyin, ne olursa olsun size yok."Я не хочу, щоб зрадити вас", сказав пан Marvel, окантовка від напрямку пальцями.
"Sana ihanet etmek istemiyorum," Mr. "Eğer bir düşünce gitmeyin, ne olursa olsun size yok."لا أريد أن يخون لك" ، قال السيد الأعجوبة ، تبتعد عن اتجاه
"Sana ihanet etmek istemiyorum," Mr. "Eğer bir düşünce gitmeyin, ne olursa olsun size yok.指。 "あなたは、思考を、何を行ってはいけない
"Sana ihanet etmek istemiyorum," Mr."En halua pettää sinua", sanoi Mr.
"Sana ihanet etmek istemiyorum," Mr."Nem akarom, hogy árulja el neked," mondta Mr.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Akoby ma tie knihy nejak potrebovali, volali ma a ja som ich opustila.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Cítila jsem, jako by mě knihy potřebovaly a volaly mě a já je opustila navěky.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Czułam się, jakby te książki mnie potrzebowały i wzywały, a ja je opuściłam.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Era come se i libri avessero bisogno di me, come se mi stessero chiamando mentre io li abbandonavo.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Ich fühlte, dass die Bücher mich brauchten, sie riefen mich und ich ließ sie im Stich.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Jeg følte, at bøgerne havde brug for mig, og de kaldte på mig, og jeg svigtede dem.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.어쨌든 책들이 마치 저를 원한다고 느꼈고, 책들이 저를 향해 소리쳤을텐데, 제가 외면한거죠.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Mintha a könyveknek lett volna valamiféleképpen szüksége rám, és ők hiába hívnak, én csak elhanyagolom őket.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Saya merasa seolah-olah buku-buku itu memerlukanku, dan mereka memanggil saya dan saya mengabaikan mereka.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Sentía como si los libros me necesitaran, como si me estuvieran llamando y yo los hubiera abandonado.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Sentia que, de alguma forma, os livros precisavam de mim, eles chamavam-me e eu tinha-os abandonado.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Simţeam ca şi cum cărţile aveau nevoie de mine, mă chemau, iar eu le dădusem uitării.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Tunsin, että kirjat tarvitsivat minua, kutsuivat minua, ja minä hylkäsin ne.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Ένιωθα ότι τα βιβλία με χρειάζονταν με κάποιον τρόπο, ότι με φώναζαν κι εγώ τα εγκατέλειπα.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Имах чувството, че книгите някак си се нуждаят от мен, че ме зоват, а аз се отричам от тях.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Мені здавалося, що книжки потребують мене, що вони звертаються до мене, а я їх ігнорую.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Мне казалось, что книги нуждались во мне, что они меня звали, а я их предавала.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.הרגשתי כאילו הספרים זקוקים לי, שהם קוראים לי ואני זונחת אותם.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.شعرت و كأن الكتب تحتاجني نوعا ما، وكأنها تناديني و أنا أتخلى عنها.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.私を求めているのに見捨ててしまったように感じました でも夏の終わりに家に戻るまで
Senin malın mıyım? Artık tuzaklarına düşmeyeceğim. Bana ihanet ettin.الان لن اقع في الفخ مجددا....مع تقييد بعدم الحب انا ارفض بشدة
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.A cause de vous... Tout vous caché... Ce fut si dure.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.¿Es eso? Por causa tuya... Que he tratado de engañarte.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.Karena kau... Aku sudah memutuskan untuk menerimamu... Itu begitu sulit.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.Nên em đã lừa dối anh... Điều đó thật khó làm.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.Por causa tuya... Que he tratado de engañarte. Ha sido tan difícil.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.Sang-jun, se ti ho ingannato... È stato così difficile.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.Színlelnem kellett előtted... Olyan nehéz volt.
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.To, że oszukiwałam ciebie... To było takie trudne...
Senin yüzünden... ...sana ihanet ettim...bu çok zor.خدعت فيك الأمر كان صعب جدا
Sen kendine ihanet ettin. Sen, ve başkası değil.Во всём виновата только ты сама.
Sen kendine ihanet ettin.Te traicionaste sola.
Seol bize ihanet etti.Seol elárult minket.
Seol bize ihanet etti.Seol nous a trahies.
Seol... Seol bize ihanet etti.Η Σολ... η Σολ μας πρόδωσε.
Seol... Seol bize ihanet etti.سول...سول خانتنا
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Agora, um quarto fator torna-se numa obsessão, que é, nunca trair a ilusão.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Čtvrtým faktorem, který se opravdu stává posedlostí, je nikdy nezradit iluzi.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Czwartym ważnym czynnikiem jest obsesja, że nigdy nie wolno zdradzić iluzji.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Een vierde factor wordt een obsessie: verraad nooit de illusie.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Egy negyedik faktor valóban megszállottsággá válik: sose áruld el az illúziót.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Ein vierter Faktor wird zur echten Obsession: Verrate nie die Illusion!
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.이제 네 번째 요소는 실제로 강박 관념으로 자리잡는데, 이 말은, 결코 환상에서 벗어나지 않게 된다는 말입니다.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Rồi một nhân tố thứ 4 thật sự là một nỗi ám ảnh cái mà không bao giờ để lộ ra thủ thuật đằng sau nó
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Štvrtý faktor sa stáva akousi posadnutosťou, čo značí - nikdy neprezraď ilúziu.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Un al patrulea factor devine obsesie, a nu trăda iluzia.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Un cuarto elemento se vuelve una verdadera obsesión: nunca revelar el truco.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Un quarto fattore diventa una vera ossessione, ovvero, mai tradire l'illusione.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Un quatrième facteur est vraiment devenu une obsession : ne jamais trahir l'illusion.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Ένας τέταρτος παράγοντας πραγματικά γίνεται έμμονη ιδέα, δηλαδή, ποτέ δεν προδίδουμε την ψευδαίσθηση.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Сегодня все увлечены четвёртым фактором, а именно: никогда не раскрывай иллюзию.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Четвертий чинник - невід'ємний. У жодному випадку не зраджуй ілюзію.
Şimdi dördüncü bir faktör gerçekten bir saplantı olur, ki bu, illüzyona asla ihanet etmemek.Четвъртият фактор става мания, което е, никога да не се изказва илюзията.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod