Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.이는 세교(世敎)에 관계되고 치도(治道)에 해로우니, 파직은 실로 너그러운 법이요 과중한 것이 아닙니다."
O yaralı bir hayvan, sakallı, saçları uzamış, dünyanın ona ihanetinin öfkesiyle dolmuş.그는 상처 받은 짐승에, 수염이 났고, 장발이며, 세상이 그를 대하는 방식에 분노로 차있다."
Bazı Fenike kaptanları İyonları ihanetle suçladılar.관중의 귀족들은 반역죄를 뒤집어쓰기도 했다.
Pompeius'un donanma komutanlarından birisi ona ihanet ederek Korsika ve Sardunya'yı Octavianus'a teslim etti.폼페이우스의 휘하 제독 중 하나가 폼페이우스를 배신하고 옥타비아누스에게 도로 사르데냐와 코르시카를 반환하였다.
Charles, İngiltere'ye ihanetle suçlanır.그는 영국의 이같은 배신행위를 성토했다.
Ancak sonrasında ihanet ettiği şüphesiyle görevinden alınmış ve öldürülmüştür.반대로 주인을 배신하고 죽이는 일도 있었다.
Geneli katolik Güneyli Devletler, bu ihanetle öfkelendiler.무굴 제국의 귀족들은 이러한 조치에 분노를 느꼈다.
Kızıl Lotus üyesidir ama onlara da ihanet eder.트라디오 가 로드를 배신한 가문 중 하나.
Kendisine ihanet eden kişilerden intikam almak için sinirlenerek limitlerine ulaşmıştır.자신을 배신한 CIA에게 복수하기 위해 그리어의 손을 잡는다.
Kleopatra'ya ihanet edilir ve Romalılara esir düşer.그러나 트라키아의 왕자는 그를 배신하고, 로마로 이송된다.
Vatana ihanetle suçlanan milletvekilleri, tutuklanarak cezaevine konuldu.일을 하려는 사람들은 반역죄로 체포하여 가둬버린다.
İskoçya ile yapılan gizli antlaşmanın ortaya çıkması, affedilmez bir vatana ihanet eylemi olarak görülüyordu.그러나 뉴질랜드 기업 이민자는 배신이라고 느꼈다.
Çok fazla ihanete uğradığımı düşünüyorum.난 치나치게 배신을 많이 당한다고 생각한다.
''Bad Blood''un sözleri yakın bir arkadaşın ihanetini anlatır."Bad Blood" מדבר על תחושת נבגדות מחבר טוב.
Ocak ayının sonunda kral I. Charles vatana ihanetten yargılanmış ve suçlu bulunarak idam edilmiştir.בסוף אותו החודש נשפט המלך צ'ארלס הראשון בהאשמת בגידהבעם והוצא להורג.
Bu ihanetin içeride ve dışarıda destekçileri vardır.לאימונים האלה יש תומכים ומתנגדים.
Truman, Stalin'i Yalta Konferansı sırasındaki antlaşmalara ihanet etmekle suçladı.טרומן האשים את סטלין בהפרת ההסכם שנחתם בועידת יאלטה.
Vatana ihanet suçundan yargılandı.הוא הועמד לדין באשמת בגידה.
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.כלומר, מצרית שהתגיירה.
Ayrıca, İmparatorlar, Senato'yu yüksek ihanet suçları için mahkeme olarak da kullanırlardı.בעבר שימש בית הלורדים גם כבית משפט לחברי בית הלורדים שנאשמו בעבירות של בגידה או עבירות פליליות חמורות.
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.תאצ'ר החשיבה כך כבגידה.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.בדומה לאידלגו, באשמת בגידה.
Pompey, Sezar'ı başkaldırı ve vatana ihanetle suçladı.Помпей обвинява Цезар в неподчинение и измяна.
Kleopatra'ya ihanet edilir ve Romalılara esir düşer.Клеопатра е предадена и заловена от Римляните.
Maçtan sonra James, Bliss'e ihanet etti.По-късно Джеймс побеждава Блис.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Туркменистан, вследствие на предателство.
Busch, vatana ihanete hazırlık yapmakla suçlandı.Бонд е шокиран от това предателство.
Kurucu yönetmeni olmasına rağmen tiyatrodaki kariyeri ihanet ve trajediyle sona erdi.Međutim, njegova karijera u Nationalu je završila, po njemu, u izdaji i tragediji.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Radi izvlačenja počinili su izdaju.
Dolabella saldırıya geçti ancak ihanete uğrayarak yenilince intihar etmek zorunda kaldı.Dolabella je napao ali su ga saveznici izdali što ga je navelo da počini samoubojstvo.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Kasnije je Undercity povraćen a izdajice ubijene.
1933 yılında, yüksek mahkeme partiyi kapattı ve milletvekilleri tutuklanıp, ihanetle suçlandılar.Međutim, 1949. njegov otac gubi simpatije među visokim dužnosnicima stranke, optužen je za izdaju i smaknut.
Dolabella saldırıya geçti ancak ihanete uğrayarak yenilince intihar etmek zorunda kaldı.Dolabella zaútočil, no bol zradený svojimi spojencami a prinútený spáchať samovraždu.
Charles, İngiltere'ye ihanetle suçlanır.Katarína bola obvinená z vlastizrady.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Panovníckym dvorom otriasajú intrigy a zrady.
Kanonik incillere göre İsa, Yahuda İskaryot'un kendisine ihanet edeceğini onlara haber verdi.Pri tzv. poslednej večeri Ježiš Kristus predpovedal, že ho Judáš zradí.
Ancak Big Smoke ile birlikte çeteye ihanet etmektedir.Žiaľ, rovnako ako Big Smoke aj on sa spikne proti gangu.
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.Bol tmavej pleti a preto ho nazývali Egypťan.
Kurucu yönetmeni olmasına rağmen tiyatrodaki kariyeri ihanet ve trajediyle sona erdi.Po skončení dráhy pri divadle sa stal kníhkupcom a vydavateľom kupletov a divadelných hier.
Ayrıca, İmparatorlar, Senato'yu yüksek ihanet suçları için mahkeme olarak da kullanırlardı.Cesar je lahko uporabil senat tudi kot sodišče, na katerem se je občasno sodilo za veleizdajo.
"Aileme ihanet edenlerden intikamımı alacağım.Plemenitaš se sklene maščevati meščanom.
Eylül 1918’de SPD teklife olumlu cevap vererek işçi sınıfına yine ihanet ediyordu.Leta 1920, ko se je razšla stranka USPD, se je z manjšino preostalih zopet pridružil SPD.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.3. razširjena izdaja.
Ama dedesi ona ihanet eder ve ateş açar.Njen oče jo zažgi in ustreli.
Seferin büyük coşkusuna karşın bazı Haçlıların ihaneti yüzünden impartorluğun umutları suya düştü.Njegov pohod je kljub veliki gorečnosti zaradi izdaje križarskih zaveznikov propadel.
Nedić, vatana ihanet suçundan Belgrad’da mahkum edildi.Juda pa je v ta poljub položil strup izdajstva.
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.Tada Egistas užmušė Atrėją.
Hükümet eleştirisi ihanet ile eşdeğer değildir.Saugumo lygių nepaisymas – išdavystė.
Pusulaya ihanetin bedeli kaptan Salazar'dır.Nobelio ekonomikos premijos laureatai Gurumas Šeradzė.
Ama bunlar vatana ihanet olsun diye hizmet etmezler.Tačiau šiems bandymams užkirto kelią išdavystės.
"Torosyan neden ihanet etti?".Miks Tammsaare nuttis?".
Bunda yerel Latin kumandanın ihaneti önemli rol oynamıştı.Merekooli asutamisel mängis olulist rolli Läti ärkamisaja tegelane Krišjānis Valdemārs.
Kendine ihanet ettiğini şüphe ettiği karısı Desdemona'yı öldürmeye karar verir.Maur on veendunud oma naise truudusetuses ja otsustab Desdemona tappa.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Veresuguluse tõttu on ka reetmist vähem.
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.Tema sellises tegevuses nähti aga riigireetmist.
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.See müüt sai hiljem egiptlastele väga oluliseks.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Kaitseb pettuse ja reetmise eest.
Ailemize ihanet ettin.Cserbenhagytad a családunkat.
Ailemize ihanet ettin.Tu as trahi notre famille.
Ailemize ihanet ettin.لقد خنتي عائلتنا