22 Şubat 1943'te Sophie, ağabeyi Hans ve arkadaşları Christoph Probst vatana ihanetten suçlu bulundu.Den 22. februar 1943 ble Sophie, broren Hans og vennen Christoph Probst dømt til døden av Folkedomstolen.
Guinevere ve Lancelot'un ihaneti, Arthur'un krallığının çöküşüne neden olmuştur.Guinevere og Lancelots forræderi mot Arthur førte til hans kongedømme gikk under.
Gazetelerde hakkındaki ihanet iddiaları arttı.Siden da har omfanget av sportsnyheter i avisene økt.
17 Mayıs - George Boleyn ve beraberindeki 4 kişi vatana ihanet suçundan idam edildi.George Boleyn og de andre tiltalte mennene ble henrettet den 17. mai.
Savaştan sonra mahkûm edildi ve vatana ihanet suçundan idam edildi.Etter krigen ble han dømt til døden og henrettet for landsforræderi.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Baronenes opprør var blitt knust og stemplet som forræderi.
1998'de ise vatana ihanet suçu için ölüm cezası kaldırıldı.Dødsstraff for forræderi ble fjernet i 1998.
Pompey, Sezar'ı başkaldırı ve vatana ihanetle suçladı.Pompeius anklaget Cæsar for utilbørlig, respektstridig oppførsel og forræderi.
Leonara'nın kendine ihanet ettiğini sanır.Da oppdager hun at Martha har hengt seg selv.
''Bad Blood''un sözleri yakın bir arkadaşın ihanetini anlatır.Lirik lagu "Bad Blood" bercerita tentang pengkhianatan seorang sahabat.
(Arya Elvira: Mi tradì quell'alma ingrata &mdsh; "Bu nankör aşağılık bana ihanet etti.")(Elvira aria: "Mi tradì quell'alma ingrata -- Orang tidak berterimakasih itu mengkhianati saya.")
MÖ 8 Hirodes, I. Mariamne'den olan çocuklarını vatana ihanetle suçladı.8 SM Herodes menuduh anak-anaknya dari Mariamne yang pertama ingin berkhianat.
Yolu üzerinde duranlar vatana ihanet suçundan yargılandılar ve hızlıca ortadan kaldırıldılar.Mereka yang berdiri di nya cara diadili karena pengkhianatan dan cepat ditangani.
1807 - Amerika Birleşik Devletleri eski Başkan Yardımcısı Aaron Burr, vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.22 Mei 1807: Mantan Wakil Presiden Amerika Serikat Aaron Burr dituduh melakukan pengkhianatan.
Adamları ona ihanet etti ve Caligula'nun amcası Claudius'u imparator seçtiler.Pengawalnya itu lantas menobatkan paman Caligula, Claudius, sebagai Kaisar.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Ia dihindari dan dianggap sebagai penghianat.
Vatana ihanet suçundan yargılandı.Ia didakwa melakukan pengkhianatan.
İsildur Tek Yüzük'ü yok etmedi ve Tek Yüzük ona ihanet ederek onun ölümüne yol açtı.Loki juga mengambil cincin tersebut meskipun mengandung kutukan kematian bagi siapa yang mengenakannya.
1924 Anayasası'nın Cumhurbaşkanı ancak vatana ihanetten yargılanabilir maddesi mevcuttu.Senat Prancis menganulir pemilihannya pada 1924 atas tuduhan menyogok suara.
Nero ve Senato'ya karşı ilk vatana ihanet suçlaması 62 yılında yapıldı.Cáo trạng mưu phản nhằm chống lại Nero và thượng nghị viện xuất hiện lần đầu vào năm 62.
Dooku onu, bir arkadaşından gelecek ihanet konusunda uyardı.Và Oracle đã cảnh báo cho cậu về sự phản bội của một người bạn.
Truman, Stalin'i Yalta Konferansı sırasındaki antlaşmalara ihanet etmekle suçladı.Truman buộc tội Stalin đã phản bội thoả thuận Yalta.
1807 - Amerika Birleşik Devletleri eski Başkan Yardımcısı Aaron Burr, vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.1807 – Cựu Phó Tổng thống Hoa Kỳ Aaron Burr bị bắt giữ tại Wakefield, Alabama vì tội phản quốc.
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.Người Ai Cập sau này phiên âm nó thành Iunu.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.Ngài đương đầu với những người phản bội.
Yıllardır sürdürdükleri dostluğa ihanet etmiştir ve kardeşini düşman edinmiştir.Tổ tiên của ông nhiều đời phục vụ gia tộc họ Vương nắm giữ trấn Thành Đức trong nhiều năm.
Savaştan sonra mahkûm edildi ve vatana ihanet suçundan idam edildi.Nó kết thúc trong vụ bắt giữ và kết tội của ông vì tội phản quốc cao.
Timur, kendini ihanete uğramış sayıyordu.東人らは一転して謀反を自白した。
Daha sonra İspanyol sömürge yetkilileri tarafından esir alındı ve 1815 yılında vatana ihanetten idam edildi.後にスペイン軍に捕えられ、1815年に処刑された。
Bu fikir doğal olarak ihanet olarak kabul edildi.これに背くことはローマに対する反逆とみなされた。
Hâlbuki ihanet etmemiştir.やっぱり裏切れない!
"Torosyan neden ihanet etti?".何故彼は反逆を企てたのか。
"Aileme ihanet edenlerden intikamımı alacağım.彼は家族を陥れた者達への復讐を誓う。
Çıkarları için babasına bile ihanet edecek kadar kötü bir adamdır.金の為なら平気で仲間を裏切る冷酷な男。
O yaralı bir hayvan, sakallı, saçları uzamış, dünyanın ona ihanetinin öfkesiyle dolmuş.彼は傷ついた動物で、ひげを生やし、長髪で、世界が彼を扱った方法に関して怒りで満ちている」と説明した。
Arvino kızının kendi babasına ihanet ederek kaçmasına gayet kızgındır.イオレは自分が父の仇の子を愛するはずがないとはねつける。
Burada ihanete uğradı ve Tancredi'ye teslim edildi.彼女は自首し、そしてラトヴェリアに送られた。
Orada arkadaşının ihanetine uğrayıp Darth Vader tarafından yakalanır.彼は友人に裏切られ、ディフ城に囚われる身となる。
2004 yılında ise Mugabe'ye suikast düzenlemeye teşebbüsten yargılanarak tekrar vatana ihanetle suçlandı.しかし、終盤でミシェルを救うために国家反逆罪を犯して逮捕される。
Amacı kendine ihanet eden karısından öç almak için onu öldürmektir.裏切り者の死を要求するために自身の死刑すら望んだ。
Erisso kızını düşman ile birlikte olmaya istemekle ihanetkar olmakla suçlar.フォレオを女性と間違えて人質にとる。
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.雄貴の裏切りにより死亡。
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.その中で友情、裏切りが描かれる。
İsa'ya ihanet ettiğine inanılan havari Yahuda'dır.ユダ イエスを売った裏切り者の代名詞的な人物。
Truman, Stalin'i Yalta Konferansı sırasındaki antlaşmalara ihanet etmekle suçladı.杜鲁门则指则斯大林背叛雅尔塔会议协定。
"Torosyan neden ihanet etti?".仙師为什么要討伐他」。
Yugurta sonunda muharebede değil ancak ihanet sayesinde yakalanmıştı.曹魏到末期才由司馬懿任丞相,但并未接受,只是死后追封为相国。
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.立拿人也背叛。
Ancak Falkirk Savaşı’nda İskoç soyluları ona ihanet eder.“我们必须与福克兰群岛里的敌人交战。
“Güneydoğuda birkaç bin kişilik bir ihanet çetesi tarafından açıkça bir gerilla savaşı hüküm sürmektedir.平定叛亂後以千人將的身分參與許多戰事。
Çıkarları için babasına bile ihanet edecek kadar kötü bir adamdır.是個為了自己的功勞不惜背叛夥伴的卑鄙小人。
Babasına isyan eden ve konaktan kovulan İdris, Edhem’i kandırıp ihanete zorlar.其父理雖清白,恥爲吏訊,乃虛自引咎,罪當大辟。
Fakat kral onu oğluyla ihanet etmekle suçlayınca Elizabeth baygınlık geçirir.當女王提到艾伯特親王而哭泣會用腹語安慰她。
Ayrıca, İmparatorlar, Senato'yu yüksek ihanet suçları için mahkeme olarak da kullanırlardı.上議院也曾一度為審判貴族遭控叛國或犯重罪的法庭。
Bu ihanetin içeride ve dışarıda destekçileri vardır.奸僧有外援,謀以燈宵三鼓叛獄。
İnsanlar bu özdeyişi ihanete uğradıklarını hissetikleri zaman söylerler.他們可以感覺到自己信任被人利用同時被那些人所背叛。
İskoçya ile yapılan gizli antlaşmanın ortaya çıkması, affedilmez bir vatana ihanet eylemi olarak görülüyordu.长期远离祖国在印度会被视为一种背叛行为。
Hâlbuki ihanet etmemiştir.우리는 그분을 배신할 수 없습니다.
Fakat ihanet nedeniyle grup ayrılır.결국은 배신을 당하고 만다.
Bu pis Mısırlı bana ihanet etti.이집트 사다트 대통령 암살됨.