iftira ile cümle
iftira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Gazeteler ve gazeteciler iftira ve küçük düşürücü yayınların kurbanlarına tazminat ödemek zorunda kalmışladır.העיתונות החרדית מופקת על ידי עיתונאים חרדים וכפופה לכללי צנזורה והוראות מרבנים.
Rodos kan iftirası, 1840'ta Yahudilere atılmış bir kan iftirasıdır.עלילת הדם בסצ'חרה לוותה במהומות כנגד יהודי כותאיסי בשנת 1895.
Orta Doğu'da yerel Hıristiyan cemaatlerinde kan iftirası bilinçlerine kazınmıştı.במזרח התיכון, הנרטיב של עלילת הדם היה מושרש עמוק בתודעת הקהילות הנוצריות המקומיות.
Hirodes ona iftira ederek zina etme suçundan mahkemeye çıkarttı.Верди им отговорил като ги дал под съд за клевета.
Halen yürürlükte olan iftira yasasından geliyordu.Това е белегът му от предишната огромна цел, която е преследвал.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Недей да лъжеш никого по никакъв повод.
Amca Abbas dedikodu çıkartır, Zülfüye’ye iftira atar.Oni će pokvariti abdest, odnosno onečistiti vjernika.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.In ne spravljaj v žalost samega sebe z izmišljotinami.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Ära arva, et sa millekski kõlbad.
Bu arada John Howard çok acı ve yalan bir iftirada bulunmuştur.Joseph Jackson oli karm ja autoritaarne.
Ancak bu iftira niteliği taşıdığından, hikayeyi yayınlamadılar.그들은 그렇게 하지 않을 그래서 비방, 간주 되었다.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Allo stesso modo le donne siano dignitose, non pettegole, sobrie, fedeli in tutto
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Da mesma sorte as mulheres sejam sérias, não maldizentes, temperantes, e fiéis em tudo.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Desgleichen ihre Weiber sollen ehrbar sein, nicht Lästerinnen, nüchtern, treu in allen Dingen.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Feleségeik hasonlóképen tisztességesek, nem patvarkodók, józanok, mindenben hívek legyenek.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Femeile, de asemenea, trebuie să fie cinstite, neclevetitoare, cumpătate, credincioase în toate lucrurile.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.여자들도 이와 같이 단정하고 참소하지 말며 절제하며 모든 일에 충성된 자라야 할지니라
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Kvinder bør ligeledes være ærbare, ikke bagtaleriske, ædruelige, tro i alle Ting.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Las mujeres, asimismo, deben ser dignas de respeto, no calumniadoras, sobrias, fieles en todo
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Les femmes, de même, doivent être honnêtes, non médisantes, sobres, fidèles en toutes choses.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Likeså skal kvinnene være verdige, ikke baktalende, edruelige, tro i alle ting.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Samoin tulee vaimojen olla arvokkaita, ei panettelijoita, vaan raittiita, uskollisia kaikessa.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Tak podobne musia byť počestné aj ženy, nie pomluvačné, triezve, verné vo všetkom.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Též i manželky jejich musejí býti šlechetné, neutrhavé, středmé, ve všem věrné.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Vợ các chấp sự cũng phải nghiêm trọng, chớ nói xấu, phải có tiết độ và trung tín trong mọi việc.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Vợ các chấp sự cũng phải nghiêm_trọng , chớ nói_xấu , phải có tiết độ và trung_tín trong mọi việc .
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Žene istotako, da so resnobne, ne obrekljive, trezne, zveste v vsem.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Żony także niech mają poważne, nie potwarliwe, trzeźwe, wierne we wszystkiem.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Αι γυναικες ωσαυτως σεμναι, ουχι καταλαλοι, εγκρατεις, πισται κατα παντα.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Жінкам (їх) так само (треба бути) чесним, не до осуди, тверезим, вірним у всьому.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Защото всяко нещо, създадено от Бога, е добро, и нищо не е за отхвърляне, ако се приема с благодарение;
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Равно и жены их должны быть честны, не клеветницы, трезвы, верны во всем.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.וככה הנשים תהיינה ישרות ולא מלשינות משלות ברוחן ונאמנות בכל׃
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.كذلك يجب ان تكون النساء ذوات وقار غير ثالبات صاحيات امينات في كل شيء.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.女 執 事 〔 原 文 作 女 人 〕 也 是 如 此 、 必 須 端 莊 、 不 說 讒 言 、 有 節 制 、 凡 事 忠 心
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.女 執事 〔 原文 作 女人 〕 也 是 如此 、 必須端莊 、 不 說讒 言 、 有 節制 、 凡事 忠心
Aynı şekilde yaşlı kadınlar saygın bir yaşam sürmeli. İftiracı, şaraba tutsak olmamalı; iyi olanı öğretmeli.늙은 여자로는 이와 같이 행실이 거룩하며 참소치 말며 많은 술의 종이 되지 말며 선한 것을 가르치는 자들이 되고
Aynı şekilde yaşlı kadınlar saygın bir yaşam sürmeli. İftiracı, şaraba tutsak olmamalı; iyi olanı öğretmeli.чтобы старицы также одевались прилично святым, не быликлеветницы, не порабощались пьянству, учили добру;
Aynı şekilde yaşlı kadınlar saygın bir yaşam sürmeli. İftiracı, şaraba tutsak olmamalı; iyi olanı öğretmeli.וכן הזקנות תהי הנהגתן כאשר נאוה לקדש לא תהיינה מלשינות ולא נכבשות לסבוא יין כי אם מלמדות טוב׃
Aynı şekilde yaşlı kadınlar saygın bir yaşam sürmeli. İftiracı, şaraba tutsak olmamalı; iyi olanı öğretmeli.كذلك العجائز في سيرة تليق بالقداسة غير ثالبات غير مستعبدات للخمر الكثير معلمات الصلاح
Aynı şekilde yaşlı kadınlar saygın bir yaşam sürmeli. İftiracı, şaraba tutsak olmamalı; iyi olanı öğretmeli.又 勸 老 年 婦 人 、 舉 止 行 動 要 恭 敬 、 不 說 讒 言 、 不 給 酒 作 奴 僕 、 用 善 道 教 訓 人
Aynı şekilde yaşlı kadınlar saygın bir yaşam sürmeli. İftiracı, şaraba tutsak olmamalı; iyi olanı öğretmeli.又 勸 老年 婦人 、 舉止 行動 要 恭敬 、 不 說讒 言 、 不 給酒 作 奴僕 、 用 善 道教 訓人
Basın toplantısı sırasında olay yüzünden “iftiraya uğradığını” söyledi:Durante una conferencia de prensa, dijo que lo estaban “difamando” por el asunto:
Basın toplantısı sırasında olay yüzünden “iftiraya uğradığını” söyledi:Tijdens een persconferentie zei hij dat hij 'zwartgemaakt' werd:
Basın toplantısı sırasında olay yüzünden “iftiraya uğradığını” söyledi:Во время пресс-конференции он сказал, что из-за этого случая его «оклеветали» :
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Júlia Ez nem rágalom, uram, amely az igazság;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIA Nie jest to pomówienie, proszę pana, co jest prawdą;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Julie Det er ikke nogen bagvaskelse, sir, hvilket er en sandhed;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Julieta Aceasta nu este o calomnie, domnule, care este un adevăr;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Julieta que no es calumnia, señor, que es una verdad;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Juliet che non è calunnia, signore, che è una verità;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Juliet, dass keine Verleumdung, mein Herr, die eine Wahrheit ist;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIET Dat is geen laster, meneer, dat is een waarheid;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIET Det är inget förtal, sir, som är en sanning;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Juliet Đó là không vu khống, thưa ông, đó là một sự thật;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIET Isso não é calúnia, senhor, que é uma verdade;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIE To není pomluva, pane, je pravda;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIE To nie je ohováranie, pane, je pravda;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIET Tämä ei ole panettelua, sir, mikä on totuus;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIETTE Ce n'est pas une calomnie, monsieur, qui est une vérité;