Ana içeriğe geç
Sözlük

iftira ile cümle

iftira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Yorumlar kısa zamanda dedikoduya ve iftiraya dönüşür.首先肯定是谣言,肯定是谎言。
Efendisinin hanımı tarafından ırzına geçmeye çalıştığı iftirasına uğradı ve zindana atıldı.她們以欺騙的方式進入建築師的房子,殺了他。
İzmir suikastına karıştı diyerek iftira atan ve astıran İsmet’tir. " dediğini iddia etmiştir.侯生曰:「公子畏死邪?何泣也?」公子曰:「晉鄙嚄唶宿將,往恐不聽,必當殺之,是以泣耳,豈畏死哉?」於是公子請朱亥。
Halen yürürlükte olan iftira yasasından geliyordu.他随后还宣传了自己一直在推动的旅行禁令。
O ikisi üzerine beni üstün kabul edeni bulursam o iftiracıdır, iftiracıya gereken ona gerekir.曹公衆弱,其得我必喜,其宜從二也。
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.请不要玷污这座纪念像。
İngiliz Yahudileri Temsilci Komisyonu, 21 Nisan'da bir araya gelip kan iftirası konusunu tartıştılar.מועצת הנציגים של יהודי בריטניה התכנסה ב-21 באפריל כדי לדון בדבר עלילות הדם.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.אל תהא עינך צרה אפוא במצבה זו.
Atlantic Monthly'den Jeffrey Goldberg de oyunu bir kan iftirası olarak anmıştır.ג'פרי גולדברג מ-"The Atlantic" כינה אף הוא את ההצגה בשם עלילת דם.
Ancak çok geçmeden Tiberius'un salatanatına paranoya ve iftira hâkim oldu.למרות זאת, במהרה הפך משטרו של טיבריוס והתאפיין בפרנויה ובהשמצות.
Ayrıca oyunun eski anti-Semitik mitlerden hareketle çağdaş bir kan iftirası olduğunu eklemiştir.הוא הוסיף שההצגה היא עלילת דם מודרנית הנשענת על מיתוסים אנטישמיים עתיקים.
Gazeteler ve gazeteciler iftira ve küçük düşürücü yayınların kurbanlarına tazminat ödemek zorunda kalmışladır.העיתונות החרדית מופקת על ידי עיתונאים חרדים וכפופה לכללי צנזורה והוראות מרבנים.
Rodos kan iftirası, 1840'ta Yahudilere atılmış bir kan iftirasıdır.עלילת הדם בסצ'חרה לוותה במהומות כנגד יהודי כותאיסי בשנת 1895.
Orta Doğu'da yerel Hıristiyan cemaatlerinde kan iftirası bilinçlerine kazınmıştı.במזרח התיכון, הנרטיב של עלילת הדם היה מושרש עמוק בתודעת הקהילות הנוצריות המקומיות.
Hirodes ona iftira ederek zina etme suçundan mahkemeye çıkarttı.Верди им отговорил като ги дал под съд за клевета.
Halen yürürlükte olan iftira yasasından geliyordu.Това е белегът му от предишната огромна цел, която е преследвал.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Недей да лъжеш никого по никакъв повод.
Amca Abbas dedikodu çıkartır, Zülfüye’ye iftira atar.Oni će pokvariti abdest, odnosno onečistiti vjernika.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.In ne spravljaj v žalost samega sebe z izmišljotinami.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Ära arva, et sa millekski kõlbad.
Bu arada John Howard çok acı ve yalan bir iftirada bulunmuştur.Joseph Jackson oli karm ja autoritaarne.
Ancak bu iftira niteliği taşıdığından, hikayeyi yayınlamadılar.그들은 그렇게 하지 않을 그래서 비방, 간주 되었다.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Allo stesso modo le donne siano dignitose, non pettegole, sobrie, fedeli in tutto
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Da mesma sorte as mulheres sejam sérias, não maldizentes, temperantes, e fiéis em tudo.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Desgleichen ihre Weiber sollen ehrbar sein, nicht Lästerinnen, nüchtern, treu in allen Dingen.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Feleségeik hasonlóképen tisztességesek, nem patvarkodók, józanok, mindenben hívek legyenek.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Femeile, de asemenea, trebuie să fie cinstite, neclevetitoare, cumpătate, credincioase în toate lucrurile.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.여자들도 이와 같이 단정하고 참소하지 말며 절제하며 모든 일에 충성된 자라야 할지니라
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Kvinder bør ligeledes være ærbare, ikke bagtaleriske, ædruelige, tro i alle Ting.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Las mujeres, asimismo, deben ser dignas de respeto, no calumniadoras, sobrias, fieles en todo
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Les femmes, de même, doivent être honnêtes, non médisantes, sobres, fidèles en toutes choses.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Likeså skal kvinnene være verdige, ikke baktalende, edruelige, tro i alle ting.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Samoin tulee vaimojen olla arvokkaita, ei panettelijoita, vaan raittiita, uskollisia kaikessa.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Tak podobne musia byť počestné aj ženy, nie pomluvačné, triezve, verné vo všetkom.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Též i manželky jejich musejí býti šlechetné, neutrhavé, středmé, ve všem věrné.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Vợ các chấp sự cũng phải nghiêm trọng, chớ nói xấu, phải có tiết độ và trung tín trong mọi việc.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Vợ các chấp sự cũng phải nghiêm_trọng , chớ nói_xấu , phải có tiết độ và trung_tín trong mọi việc .
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Žene istotako, da so resnobne, ne obrekljive, trezne, zveste v vsem.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Żony także niech mają poważne, nie potwarliwe, trzeźwe, wierne we wszystkiem.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Αι γυναικες ωσαυτως σεμναι, ουχι καταλαλοι, εγκρατεις, πισται κατα παντα.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Жінкам (їх) так само (треба бути) чесним, не до осуди, тверезим, вірним у всьому.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Защото всяко нещо, създадено от Бога, е добро, и нищо не е за отхвърляне, ако се приема с благодарение;
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.Равно и жены их должны быть честны, не клеветницы, трезвы, верны во всем.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.וככה הנשים תהיינה ישרות ולא מלשינות משלות ברוחן ונאמנות בכל׃
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.كذلك يجب ان تكون النساء ذوات وقار غير ثالبات صاحيات امينات في كل شيء.
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.女 執 事 〔 原 文 作 女 人 〕 也 是 如 此 、 必 須 端 莊 、 不 說 讒 言 、 有 節 制 、 凡 事 忠 心
Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.女 執事 〔 原文 作 女人 〕 也 是 如此 、 必須端莊 、 不 說讒 言 、 有 節制 、 凡事 忠心
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Júlia Ez nem rágalom, uram, amely az igazság;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIA Nie jest to pomówienie, proszę pana, co jest prawdą;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Julie Det er ikke nogen bagvaskelse, sir, hvilket er en sandhed;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Julieta Aceasta nu este o calomnie, domnule, care este un adevăr;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Julieta que no es calumnia, señor, que es una verdad;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Juliet che non è calunnia, signore, che è una verità;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Juliet, dass keine Verleumdung, mein Herr, die eine Wahrheit ist;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIET Dat is geen laster, meneer, dat is een waarheid;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIET Det är inget förtal, sir, som är en sanning;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;Juliet Đó là không vu khống, thưa ông, đó là một sự thật;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIET Isso não é calúnia, senhor, que é uma verdade;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIE To není pomluva, pane, je pravda;
Bir gerçeği hiçbir iftira, efendim, JULIET;JULIE To nie je ohováranie, pane, je pravda;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod