Allah'a ortak koşan ise pek büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.''Ao se opor à graça de Deus, o inútil vem a se constituir no mal.
Yahudilere karşı yapılan ilk kan iftirası 1144'te, Norwichli William olayı ile başladı.O libelo de sangue contra judeus é originário da Inglaterra, em 1144, com o caso de William de Norwich.
Suetonius, Antonius'un bu iddiasını politik bir iftira olarak tanımlamıştır.Suetônio descreveu as acusações de Antônio como pura difamação política.
Daha sonra Nero bir kitabında Senato'ya iftira atan Fabricius Veiento'nun idam edilmesini emretti.Posteriormente, Nero exilou Fabrício Vejento ao caluniar o senado num escrito.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Não fale por sua própria fieira.
1840'tan önce kan iftiraları, 1810'da Halep'te ve 1826'da Antakya'da gerçekleşmişti.Casos de libelo de sangue ocorreram em Alepo, no ano de 1810, e em Antioquia, no ano de 1826.
Halen yürürlükte olan iftira yasasından geliyordu.Somado a isso, o descumprimento das leis que ele havia criado.
Birbirleri üzerine iftiralar atarlar.Pedem perdão um ao outro.
Efendisinin hanımı tarafından ırzına geçmeye çalıştığı iftirasına uğradı ve zindana atıldı.A empregada quer falar mal de sua patroa e é punida pelo destino.
De ki, "Size Allah mı izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"Hij zegt: "Denkt u dat het leuk is om God te zijn.
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."Wie iets met God vereenzelvigt, begaat waarlijk een zeer grote zonde.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Deze werden ook als kafir of kufar (meervoud) aangeduid.
Birbirleri üzerine iftiralar atarlar.Men zet elkaar voor schut.
Houyi diğer ölümsüzlerin kıskandığı birisiydi ve diğer ölümsüzler ona iftira attılar.Het verhaal van de Elven die onsterfelijk zijn en de mensheid die hier jaloers op is.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Maak geen afgoden, ook al is het niet voor jezelf.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Walcz przeciwko niewiernym i przeciwko obłudnikom i bądź dla nich surowy!
Halen yürürlükte olan iftira yasasından geliyordu.Była to kara za kłamstwo którego się dopuścili.
Kan iftirasıKłamstwo krwi.
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."A kto walczy na drodze Boga i zostanie zabity albo zwycięży, otrzyma od Nas nagrodę ogromną.
Bu iftiralar bazı Hristiyan gruplar içinde ve yakın zamanda Müslümanlar tarafından halen kullanılmaktadır.Niegdyś byli to praktycznie tylko chrześcijanie, dziś żyje tam także bardzo wielu muzułmanów.
24 Adar - (1817) I. Aleksandr, kan iftirası suçlamasını resmen yalanladı.2, Kraków 1918, (odpowiedź na pisemko P. Skargi Otóż tobie rokosz.
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."SÄG: "Ni som förnekar sanningen!
1844, 1881 ve Ocak 1902'de Yahudilere karşı kan iftirası gerçekleşti.I november 1803 till januari 1804 invaderades Gjandzja.
Daha sonra Nero bir kitabında Senato'ya iftira atan Fabricius Veiento'nun idam edilmesini emretti.Senare förvisade Nero Fabricius Veiento eftersom denne i en bok hade förtalat Senaten.
Bu iddia, itirafçı sanık olarak yargılanan bir şahsın mesnetsiz iftiralarıdır.Ett påstående, som är obevisat, kallas för en förmodan.
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."Аллах обіцяв тим із них, які увірували і чинили праведно, прощення і велику нагороду."
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Не приймай близько до серця недобрих думок про них.
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."A kdokoliv přidružuje k Bohu, dopouští se hříchu těžkého.“ (Korán 4:48).
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Nevytvářejte si o nás falešný obraz.
Houyi diğer ölümsüzlerin kıskandığı birisiydi ve diğer ölümsüzler ona iftira attılar.Lich je mág, který se pomocí temných rituálů změnil na nemrtvého, aby tak získal nesmrtelnost.
Bu arada John Howard çok acı ve yalan bir iftirada bulunmuştur.V dětství byl Howard velmi rozmazlován a hýčkán.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Să nu-ți faci chip cioplit pentru tine .
Bu arada John Howard çok acı ve yalan bir iftirada bulunmuştur.Pe lângă asta, Doc Smith a fost de un realism dur.
Tugayın emekli muharipleri Katz hakkında iftira attığı iddiasıyla dava açtı.Az exférj azonban keresetet adott be, hogy Tesst ő nevelhesse.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Älä luule, että sinä kelpaat johonkin.
Houyi diğer ölümsüzlerin kıskandığı birisiydi ve diğer ölümsüzler ona iftira attılar.Kaikki kolme pääsivät nyt Kuolemattomien maailmaan ja hirviö vangitsi Kuolemattomat.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Δεν έτρεφαν αυταπάτες για τους εαυτούς τους.
Yorumlar kısa zamanda dedikoduya ve iftiraya dönüşür.Το σκόπιμο γέλιο σύντομα μετατρέπεται σε πραγματικό και μεταδοτικό γέλιο.
Bu iddia, itirafçı sanık olarak yargılanan bir şahsın mesnetsiz iftiralarıdır.Τέτοια περίπτωση συνέβαινε όταν για παράδειγμα βεβαιωνόταν στον κατηγορούμενο ψευδής δήλωση διαμονής.
Bu arada John Howard çok acı ve yalan bir iftirada bulunmuştur.Desuden blev Karl anset som svag og vaklende.
Konya'da bulunduğu sırada husumetten doğan bir iftira sonucu kısa bir süre tutuklu kaldı.Deretter viste det seg at noe var galt med ølet, slik at det ble udrikkelig etter kort tid.
Bu diyalogda daha çok iftira olmasının yanı sıra Perikles’in biyografisine dair anekdotlar da bulunur.Denne dialogen inneholder mye sladder, men også anekdoter om Perikles' biografi.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Gjør ikke en slik skjenselsdåd!
O inkârcıları yalan ve iftiralarıyla baş başa bırak."Ubahlah pendirianmu serta berserulah, "Enyahkan orang-orang kafir!"
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."Barangsiapa yang mempersekutukan Allah, maka sungguh ia telah berbuat dosa yang besar" — Firman Allah, QS.
Suetonius, Antonius'un bu iddiasını politik bir iftira olarak tanımlamıştır.Suetonius menulis bahwa tuduhan Antony adalah pencemaran nama baik dalam politik.
Hirodes ona iftira ederek zina etme suçundan mahkemeye çıkarttı.Herodes mengajukannya ke pengadilan dengan tuduhan palsu bahwa ia melakukan zina.
Kan iftirasıPasuruan Berdarah
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Janganlah kau bertegar hati dengan kepercayaanmu itu.”
Daha sonra Nero bir kitabında Senato'ya iftira atan Fabricius Veiento'nun idam edilmesini emretti.Sau đó, Nero ra lệnh lưu đày Fabricius Veiento, người phỉ báng thượng nghị viện trong một quyển sách.
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Đừng đồng hóa tài sản của họ thành của riêng bạn.
Bob'un Krusty'ye iftira attığını anlar.Chris nhận ra Sebastian đã phản bội mình.
De ki, "Size Allah mı izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"27.人よ、あなたは、形だけの信仰をする嘘つきの徒か、それとも真にアッラーを拝する者なのか。
O ikisi üzerine beni üstün kabul edeni bulursam o iftiracıdır, iftiracıya gereken ona gerekir.望む特性と計算された特性との間の差(誤差)の2乗を計算する。
Allah'a ortak koşan ise pek büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.''「この中の一番大きなアッラーと言う偶像が他を壊した。
Kan iftirası ve Siyon matsası hikâyeleri doğrudur.トリスタン挿話や聖杯伝説は未収録。
Oya'nın en yakın dostları ona iftira atana kadar.葵(あおい) 梨子の親友で彼女のために友人達に嘘をつく。
Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.相手の悪意に悪意を返してはならない。
Bob'un Krusty'ye iftira attığını anlar.サムもバッグスに馬鹿にされたことを話す。
Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur."上帝既命,候於周服』,天命如此,其可畏哉!」。