Son derece idealist emellere sahiptik."Het was er zo 'gewild idealistisch'.
Aydınlanma'nın idealleri tersine döndü.De vergeten radicalen van de Verlichting.
Sanatçılık onun için tam anlamıyla bir idealdi.Niettemin was emotie voor de architectuur een belangrijk aspect voor hem.
Annemin korkunç derecede idealistik bir dünya görüşü vardı.Hij had een overwegend pessimistische kijk op de wereld.
Diyalektik idealizm, Hegel'in idealizmidir.Vervreemding is een concept van Hegel.
Temel insan idealleri tamamen değişmektedir.Infidinim Enterprises wil de gids radicaal veranderen.
Mantıksal olarak konuşursak sizin materyalist, benimse idealist olmam beklenir.Het is niet noodzakelijk dat I {\displaystyle I} zelf een priemideaal of zelfs maar een ideaal is.
Üç fizikçi bilimsel gelişmenin üç evresini sembolize eder: NEWTON bilimin klasik idealidir.Wszyscy trzej symbolizują trzy stopnie naukowego postępu: Newton reprezentuje klasyczny ideał jedności nauki.
Yeni açılan üniversite, kurucusu Thomas Jefferson'ın idealleri üzerine şekillenmişti.Uniwersytet, jeszcze w powijakach, był prowadzony zgodnie z ideałami jego założyciela Thomasa Jeffersona.
Çok özellik istemeyenler için idealdir.O tych, co chcą być doskonali.
Özellikle yeni başlayanlar için ideal bir modeldir.Idealnie nadaje się dla początkujących.
Alışveriş yapmak için ideal bir yerdir.Idealne rozwiązanie dla sklepów internetowych.
İdealist bir adamdır.Jestem nierozsądnym człowiekiem.
Spleen and Ideal, Dead Can Dance'in 25 Kasım 1985'te yayımlanan ikinci stüdyo albümü.Spleen And Ideal – drugi album zespołu Dead Can Dance, wydany w 1985.
Bu nedenle Kant'ın idealizmine karşı çıktı.Później obaj stali się przeciwnikami idealizmu Kanta.
Hipostaz, Platon'un idealarının aksine gerçek ve somut bir varlığı simgeler.Dla Platona idee istniały realnie i samoistnie.
Bu nokta en ideali 2 savaşan karakter ve 2 iyileştiriciden oluşan bir grup kurmak.To historia czterech złamanych serc i próby uleczenia dwóch z nich.
Bu koşullar aslında cemiyetin idealindeki kadın biçiminin bir göstergesiydi.I to był tak naprawdę przełom w męskiej modzie.
Her üç köşe İdeal ise, o zaman çıkan rakama ideal üçgen denir.W dowolnym pierścieniu zbiór { 0 } {\displaystyle \{0\}} jest ideałem, zwanym trywialnym.
Bu iki empedansın eşit olması ideal durumdur.Obydwa przykłady na pierwszy rzut oka wydają się być poprawne.
Bütün karakterleri, Hıristiyanlık ideallerine göre yaşayan güçlü romantik bireylerdir.Wszystkie są połączone ideałem wiary chrześcijańskiej.
Gerçek bilginin temelinin ancak idealar dünyâsında bulunabileceği temeline dayanır.Prawdziwą wiedzę można zdobyć jedynie poprzez doświadczanie tego, co świat ma do zaoferowania.
Temel insan idealleri tamamen değişmektedir.Twórcy zdecydowali się na radykalną zmianę koncepcji.
Her türlü çatı için idealdir.Występuje we wszystkich typach skał.
Daha ideal durumlarda, göreceli daha hızlı büyüyebilirler.W razie bardzo pilnej potrzeby może to nastąpić szybciej.
Dağa tırmanmak için en ideal zaman Kasım ile Mart arasındaki mevsimdir.Den lämpliga tiden att bestiga berget är mellan november och mars.
Arkadaşlarla oynamak için ideal.Party kan man spela med sina vänner.
Fakat ideal gaz kanunu çoktan elde edilmiş olacaktı.Flera generaliseringar av den ideala gaslagen har gjorts.
Yeni açılan üniversite, kurucusu Thomas Jefferson'ın idealleri üzerine şekillenmişti.Det ganska unga universitetet verkade efter grundaren Thomas Jeffersons ideal.
Bu, ideal gazlar için bile geçerlidir.Ovan angivna förutsättningar gäller en ideal gas.
Rus yazar Sergey Timofeyoviç Aksakov'un oğlu, idealist filozof Konstantin Aksakov'un kardeşidir.Aksakov var son till författaren Sergej Aksakov och bror till författaren Konstantin Aksakov.
Eğer çalışırsa, birinin kendi ürettiğini kontrol etmesini en idealdir.Och det är bara du som kan kontrollera hur du hanterar det.
Grupların eşitliği idealimizi olmalıdır.De olika typerna av skiktning är ideala.
Alışveriş yapmak için ideal bir yerdir.Läget var perfekt för att skapa en handelsstad.
İdeal ölçülerde bir neyin fiyatı çok yüksektir ve bulunması çok zordur.Fin utsikt är värt mycket i pris, och det är dumt att försämra den.
Bu durum onu uluslararası ticaret için ideal bir merkez olmak için muazzam gelişmeye odaklandırmıştır.Staden är placerad som ett idealiskt centrum för internationella affärer.
Kıral daha sonra "O zamanlar idealisttik.England var bra på den tiden."
Béla Kun önderliğindeki parti, yaptığı propagandalarla partinin ideallerini açıkladı.Sifo frågade i denna valrörelse liksom tidigare om hur goda idéer partierna fört fram.
Laser firmasının ölçümlerinde kullacının 55 ile 70 kg olması ideal olarak belirtilmiştir.Den optimala vikten för att segla Laser Radial är 55-70 kg.
Yeni Papa olan X. Gregorius büyük hayaller ve idealler peşinde idi.Påve Gregorius den store visade mycket intresse för Benedikt och hans verk.
Bu tür bebeklerdeki biriyle benzerlik neredeyse ideal olabilir.Схожість з людиною у таких ляльок може бути майже ідеальною.
Maçta kaybetti ve maske ile The Ideal Canadian olarak güreşti.Той матч проходив з драбинами, і перемогу в ньому отримали саме канадці.
Yeni açılan üniversite, kurucusu Thomas Jefferson'ın idealleri üzerine şekillenmişti.Навчальний заклад, на початку був створений на ідеалах свого засновника, Томаса Джефферсона.
Gerçek dünyada ideal güç kaynağı yoktur.Ідеального права в реальному житті немає.
Ön-orta vites, düz yol için idealdir.Кращим рішенням був би звичаний ДОТ біля самого шляху.
Zincir sanki ideal zincirmiş gibi hareket eder.Ремінь не розмикається як ланцюг.
Çetin, sofu bir idealist olan Ben-Gurion kendisini Yahudi Devletinin kurulmasına adamıştı.Бен-Гуріон сподівався, що Велика Британія підтримає ідею створення єврейської держави.
FreeBSD ideal bir İnternet ya da İntranet sunucusu olabilir.FreeBSD добре зарекомендувала себе як система для побудови інтранет- і інтернет-серверів.
Bütün Kosova'nın ideali AB üyeliği ve ABD ile kalıcı bir dostluktur."Ідеал для всього Косова — це членство в Європейському Союзі й постійна дружба зі Сполученими Штатами Америки.
Bu yasaların tamı tamına geçerli olduğu tüm gazlara, ideal gaz denir.Закон справедливий для газів, близьких до ідеальних.
Doğa ve yürüyüşü sevenler için ideal bir yerdir.Камаран і прилеглі дрібні острови є ідеальним місцем для любителів підводного плавання.
Polimer zincir modelleri iki tipe ayrılır: “ideal” modeller ve “gerçek” modeller.Існує два класи моделей полімерних скелетів: «ідеальні» та «реальні».
Donaupark - Çok geniş ve aynı zamanda dinlenmek için ideal bir park alanı.Ландшафтний парк «Дуйсбург-Норд» це вражаючий приклад оновлення й повторного використання території.
Gezi için ideal bir yer.Район ідеальний для прогулянок пішки.
Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir.У цій книзі шукає свою справжню любов.
Klasik Alman idealizmi olarak adlandırılan akımın kurucu isimlerinde birisidir.Їхню творчість об'єднують під назвою німецький ідеалізм.
En ideal su sıcaklığı 22-23C dir.Вода повинна бути чистою і теплою 20-26С.
Kilo ya da Kalori sorunu olanlar için ideal bir besindir.Зустрічається у метаморфічних або метасоматичних багатих кальцієм породах.
Bu ideal değil.Це не ідеально.
İdeal şartlarda zirvesi, sahil şehri Guayaquil'den görülebilir.Při dobré viditelnosti lze Chimborazo zahlédnout až z pobřeží, z města Guayaquil.