Ana içeriğe geç
Sözlük

iddia ile cümle

iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fruktoz sık sık sağlık sorunlarına yol açabildiği iddia edilen bir şekerdir.Snabbmatskonsumtion påstås ofta ha utlöst hälsoproblem.
Bu durumun devlet işlerini aksattığı iddia edilmekteydi.Detta ledde till att han förlorade sin statliga anställning.
Bir diğer tarihçi Necdet Sakaoğlu'na göre Kırım Hanı Mengli Giray'ın kızı olduğu iddiaları kanıtlanamamıştır.En vän berättade att Morrison aldrig hade hört talas om någon kvinna vid namn Gigi Lee.
Flynn, bu iddiaların "çirkin ve yanlış" olduğunu söyledi.Hermansson har kallat sitt ovannämnda uttalande för ”okunnigt och dumt”.
Buna rağmen yapılan iddialar uzun süre gündemde kalsa da herhangi bir sonuç alınamayacaktır.Om man blev kvar där under hela arbetet framgår inte.
Birçok kişi onun da bir Efsâne teorisyeni olduğunu iddia etmeye başladı.Vissa har till och med menat att han skulle vara en sägenfigur.
Sahra DAC, tüm Batı Sahra bölgesinde hak iddia etmektedir.Oued Ed-Dahab-Lagouira ligger helt inom Västsaharas område.
Bazıları bunun ekonomik katılımını ve diğer faaliyetlerini kısıtladığını iddia ediyor.Den ena var att kvinnan diskvalificerades från aktiviteter, delaktighet och begränsade hennes livssfär.
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Storbritannien gör anspråk på området.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Vid ett flertal gånger har han påståtts vara död men detta har aldrig kunnat bekräftas.
Katılımcı sayısı ile ilgili değişik iddialar bulunmaktadır.Antalet optioner bestämmer deltagandegrad.
Hakkında, JİTEM adına çalıştığı, DHKP-C itirafçısı olduğu yönünde birçok iddia ortaya atılmıştır.Enligt flera anklagelser var han då en utstationerad KGB-spion.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Han har således att styrka påståendet genom sin bevisning.
Ekvador ise tam tersini iddia etmektedir.Henrik hävdade dock bestämt det motsatta.
Hükümet bu iddiaları doğru bulmuyor ve olay kapanıyor.Fallet får inte någon lösning och ärendet avskrivs.
Fakat bazı saraylılar bunun bir kandırmaca olduğunu iddia etmişlerdir.Kritiker misstänkte dock att det var fråga om en bluff.
Yazısının birinde, 12 yaşında iken denize gitmiş olacağını iddia ediyordu.Enligt egen utsago gick han dock redan vid 14 års ålder till sjöss.
Bu dönemde, Okkır'ın, iddia edilen Ergenekon örgütünün finansörü olduğu ortaya atıldı.Detta innebär att Engarde är till dags dato den enda klient som Wright har fått förklarad skyldig.
Söz konusu iddialara iki şart eklenebilir.Det onda kan bibringas två aspekter.
İsrail'li yetkililer saldırıyı Hizbullah veya Kudüs Gücü'nün işlediğini iddia etmektedirler.Det har sagts att Israel eller CIA möjligen ligger bakom mordet.
Sosisli sandvicin icadı üzerine hak iddia etmek oldukça zor.Det är svårt att få diskusfisk på kastspö.
Barranquilla Karnavalı'nın Rio Karnavalı'ndan sonra dünyanın ikinci büyük karnaval olduğu iddia edilmektedir.Festen i Santa Cruz är världens näst största karneval efter Rio de Janeiro.
Übey'in iddiaların asıl kaynağı olduğuna karar verildi.Furys förutsägelse skulle visa sig vara sann.
Peter'ın kuzeni, Peter'ın ölümü sonrasında naiplik iddia ederek destek toplamaya başladı.Efter hustruns död började Peter måla.
Gerçek bir keşif yapılmadan önce, en az dört kez elementin bulunduğuna dair yanlış iddia ortaya atıldı.Den blev, innan ristningen blivit upptäckt, söndersprängd i fyra ungefär lika stora delar.
Bu Allah'ın lütfu olan bir iddiadır..."Jag är Guds vrede!"
Bu iddialar yalnızca sözde kalacak ve gerçek bir "esenlik ve güvenlik" söz konusu olmayacak.I grund och botten, vad boken syftar till att uppnå är inte att försvara och helgonförklara ''St.''
Gelecekte paranın tamamen elektronik olacağı iddia edilebilir.I framtiden kommer det endast att vara möjligt att bli auktoriserad revisor.
Onun taht iddiası Lehlerin işine geldiği için onu desteklemişlerdir.Han gav dem nämligen mark för att de hjälpte honom att försvara sig mot pikter.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Фредді та Девід сильно сперечались через це.
Jin, Charlotte'in Korece konuşabildiğini iddia eder.Через кілька днів Джин Квон дізнається, що Шарлотта говорить корейською мовою.
1939 yılında Japonya resmen Antarktika'da toprak iddia etti.У 1939 році Японія офіційно заявила про свої права на території в Антарктиці.
Mengistu Haile Mariam'ın siyasi muhaliflerini kendi elleriyle öldürdüğü iddia edilmiştir.Сам Менгісту Хайле Маріам нібито вбивав своїх політичних супротивників голими руками.
"Meclis'te 368 kişi var iddiası".Всього участь у засіданні взяли 368 депутатів.
Hindistan bu topraklar üzerinde hâlâ hak iddia etmektedir.Також на цю територію претендує Індія.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Якщо ж він стверджує, що щось неможливе, він скоріше за все помиляється.
İran ise iddiaları reddetmiştir.Іран заперечив ці претензії.
Dogen, Sayid'in kötü biri olduğunu iddia eder.Саїд розповідає, що Доген сказав, що він зло.
Ama bu iddianın gerçek olup olmadığı hakkında hiç ipucu bulunmamaktadır.Однак, немає жодних доказів, що це припущення правдиве.
Geri dönüşü hakkında farklı iddialar mevcuttur.Однак існує переказ про їх повернення.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Як вважали, він був отруєний своєю дружиною.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.Храм вважається найбільшою дерев'яною будівлею у світі.
Tek haklı iddiamız.А це єдиний правильний підхід.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Із досвіду нам відомо, що ці речі існують.
Bu iddia Eylül ayında doğrulanmıştır.Видання було презентовано у вересні.
Mackay’ın kitabı bugün çokça basımı yapılan bir klasik olsa da iddiaları itirazlarla karşılaşmıştır.Хоча книга Маккея є класикою, нині її твердження піддають сумніву.
Fakat bölge üzerinde Polonya da hak iddia etmekteydi.Польща також претендувала на цю територію.
Bu iddiaların çoğu efsane halindedir ve tarihsel dayanağı bulunmamaktadır.Це повідомлення базується більше на легендах і не має підтвердження в історичних документах.
Bu belki de Nero'nun sara nöbeti iddiasının da nedenidir.Тільки так вони зможуть довести невинність Сари.
Kendisinde panik atak olduğunu iddia etmektedir.У нестямі від люті вона заявляє, що її покликання — панель.
Bu iki eserde de modelin Manet'nin metresi olduğu iddia edildi.Є всі підстави підозрювати, що це справа рук маніяка.
NSA bu iddiayı yalanladı.MPAA відмовилася прийняти це заперечення.
Buna karşın pankreas kanseri ile ilgili iddiaları yalanladı.Також у Бараниківці зафіксовано факти канабалізму.
Flynn, bu iddiaların "çirkin ve yanlış" olduğunu söyledi.Суддя назвав заяви Пресо «мерзенними, злими і огидними».
Ancak, bazı bilim insanları bu fikirlerin yanlış olduğunu iddia ediyorlar.Проте, багато вчених вважають, що це не так.
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Однак, історичних доказів на підтримку цього твердження не існує.
Birçok kişi onun da bir Efsâne teorisyeni olduğunu iddia etmeye başladı.Багато з них також стверджували про наявність у них дару ясновидіння.
Halk bu fetvanın geçerli olmadığını iddia etmekteydiler.Йому заперечили, що банк не має таких повноважень.
Royce, insanların av gibi avlandığı bir oyunda kullanılan bir gezegende olduklarını iddia eder.Ройс вирішує, що ця планета ігровий резерв, де полювання на людей — своєрідна гра.
Akıl hastası olduğunu iddia eden üç fizikçi özel bir hastanede kalmaktadır.Психічно нездоровий пацієнт, який уявляє себе дивовижним актором, виходить з психіатричної лікарні.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
iddia ile cümle - Sayfa 44 - iddia kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App