iddia ile cümle
iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çin kendi illerinden birisi olduğunu iddia etmektedir.Hij is een Australiër die beweert een eigen boot te hebben.
Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır.De positieve wetten zijn de wetten die door de soeverein tot stand zijn gebracht.
El yazmalarının imha edilmesinin savaş tanrısı Huitzilopochtli’ya saygıdan dolayı yapıldığı da iddia edilir.Een goed argument voor deze versie is dat hun god Huitzilopochtli ook werd geïdentificeerd met de maan.
10 Kasım 2008 - 2455 sayfalık iddianamenin okunması bitirilmiştir.28 juli 2005 - KDE 3.4.2 uitgegeven.
Bu iddialar şöyle sıralanmaktadır.Deze rekbaarheid bedraagt ca.
Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır.Men is ervan uitgegaan dat ze verdronken waren, maar dat is nooit bewezen.
Pirioğlu hakkında hayli ilginç bir iddia ise şöyledir.Dat men er de naam van Stijn Streuvels aan gaf was zeer uitzonderlijk.
Hiç bu kadar iddialı konuşmamıştım ama Karizma'nın 2009 yılının albümü olacağından eminim.Vlak voor deze laatste optredens was Krezip ook te zien op Pinkpop 2009.
Kamuflaj rengini sever ve bunun renk olduğunu iddia eder.Lord vroeg of hij zeker was van de kleur.
1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı.In april 1793 werd hij verdacht van samenzwering tegen de republiek.
Bu iddialarından vazgeçince karşılığında hayatları, servet ve mülkleri bağışlandı.Deze bood haar protectie in ruil voor haar rechten en bezittingen.
1957 yılında zimmete para geçirme iddiasıyla tutuklandı ve bir yıl hapis yattı.Hij werd in 1957 voor verduistering aangehouden en een jaar opgesloten.
Wolf, hatıratında sözünü ettiği casusun Flämig olmadığını iddia etti.Neefjes antwoordde dat hij dat niet op zijn geweten wilde hebben.
Bu konuda esas olarak iki iddia mevcuttur.Er zijn grofweg twee veronderstellingen.
Wentworth'ün Young British Artists grubunun çalışmalarına ilham verdiği de iddia edilir.Shonibare wordt gerekend tot de Young British Artists.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Tevens beweerde men dat dit nummer verkrachting en moord verheerlijkt.
Bu iddiaları araştırmak için Rabbi 1980'lerde birkaç kere Hindistan'ı ziyaret etti.Bij de Turkse overheid werd in de jaren negentig meermalen aangedrongen op een onderzoek naar de doodsoorzaak.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.Het is het grootste teakhouten bouwwerk ter wereld.
Bazı çocukların intihar saldırılarında yer aldıkları da iddia edilmektedir.Sommige kinderen worden gebruikt voor zelfmoordmissies.
Fakat kendince Guruluk iddiasında olan kimse, öğrencilerinden çok kendisiyle meşguldür.Hij verwierf een grote reputatie als bevlogen docent, zeer toegewijd aan zijn studenten.
Ama bu iddianın gerçek olup olmadığı hakkında hiç ipucu bulunmamaktadır.Er bestaan geen bewijzen of aanwijzingen dat dit verhaal op waarheid zou berusten.
Din adamları çocukları köle olarak sattığını iddia ediliyordu.De overlevenden werden als slaven verkocht.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.De bandleden ontkenden deze aantijging.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Zijn stijl werd eleganter en vooral ook gedetailleerder.
Kendisi hakkında çıkan iddialar nedeniyle istifa etmiştir.Daarom nam hij zijn toevlucht tot een list.
Bu daha sonra ortaya çıkacak bir dizi zina iddiasının ilkiydi.Dit was een argument dat later zou overslaan naar andere strips van Liefeld.
Fakat bu iddialar fiyaskoya dönüştü.Deze evolueerde tot heerlijkheid.
O, Mu kıtasının 64.000.000 nüfusa sahip olduğunu iddia etti.De gelijknamige gemeente heeft 64.000 inwoners.
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.De oorlog resulteerde in de Pruisische overheersing over de Duitse staten.
TKEP/L'nin legal yapılanmasının Mücadele Birliği olduğu iddia edilmektedir.In tegenstelling tot de TKEP, voert de TKEP/L een gewapende strijd.
Onu duymadığımı iddia edeceğim.Ik zal beweren dat ik dat niet gehoord heb.
İddialı olmayı öğrenmelisiniz.Jullie moeten leren assertief te zijn.
İddiaların aptalca.Je argumenten zijn dom.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.الكذّاب - al-Kadhdhaab) a nawet „Kłamca nad kłamcami”.
Iommi bu iddiaları yalanlamıştır.W ten sposób stworzył kłamstwo.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.I nie wolno wam się dzielić, wróżąc za pomocą strzał, bo to jest bezbożnością.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Wieczorem Tom i Lynette pokłócili się.
Pienaar, ateş emrini kendisinin verdiği iddiasını da yalanlamıştır.Według Basajewa jest to kłamstwo – twierdzi on, że szturm nie został sprowokowany przez napastników.
Orijinal soyadının Matuschansky olduğu iddia edilse de bu doğrulanamamıştır.Mówił, że jego prawdziwe nazwisko brzmi „Matuschanskayasky”, co było nieprawdą.
O zamandan beri Suriye bölgede hak iddia etmektedir.Syria do dzisiaj zgłasza roszczenia do tego terytorium.
Şehu'nun sadece Yugoslavya ajanı olarak değil, CIA ve KGB için de çalıştığı iddia edildi.Po śmierci Shehu ogłoszono agentem nie tylko jugosłowiańskich służb specjalnych, ale także CIA i KGB.
Ancak kendisi 1938'de doğduğunu iddia etmiştir.Wcześniej sam podawał, że urodził się w 1938.
1938 - Norveç, Antarktika'nın Kraliçe Maud Toprakları olarak anılan bölgesi üzerinde hak iddia etti.1938 – Norwegia wysunęła roszczenia terytorialne do Ziemi Królowej Maud na Antarktydzie.
İlginç bir şekilde, bir üçüncü şahıs “mikroişlemci” yi de kapsayabilen bir patente sahip olduğunu iddia etti.Co ciekawe, firmom trzecim został przyznany patent na coś, co w sumie może być „mikroprocesorem”.
Ancak önceki iddia gibi bu iddia da asılsızdır.Mocowany był do podobnej zawieszki jak poprzednio (wym.
Patlamanın sebebi konusunda birçok iddia bulunmaktadır.Istnieje wiele teorii dotyczących powodu eksplozji.
Ve iddia ediyorum, cehennem, sevememekten ötürü acı çekmektir."Niewierni zostaną zapędzeni do piekła, skąd nie będzie już odwrotu.
Arale (iddia edilen yaşı) ve diğerlerinden biraz daha büyüktür.Pokrywy są nieco dłuższe i o ¼ szersze od przedplecza.
Hatta Sevillalı Isidore, Slavların Bizans'tan "Yunanistan"'ı aldığını iddia eder.Izydor z Sewilli twierdził nawet, że Słowianie wyrwali Grecję z rąk Bizantyńczyków.
En korkunç iddia ise Jacques Hébert'den geldi.Był najmłodszym spośród zwolenników Jacques’a Héberta.
Bazı çalışmalar anafilaksi vakalarının yaklaşık %20'sinin bifazik olduğunu iddia etmektedir.Według niektórych badań, aż 20% przypadków anafilaksji to reakcja dwufazowa.
Tahmin edilenlerin aksine, onlara karşı papa hakkı iddiasında bulunmamıştır.Polscy biskupi na prośbę papieża nie stawili się przed nim.
Ağabeyi Iggy'nin aksine hiçbir şeyden korkmadığını iddia eder.Mały Iggy boi się cokolwiek zrobić, tak jak i pozostali.
İki yönde de iddialar bulunmaktadır. ^ HolmesObaj policjanci są w błędzie – mówi Holmes.
İddia makamı, bu amaçlar doğrultusunda Norveç'te Troçki ile gizlice görüştüğüne dair kanıtlar sundu.W czasie procesu Piatakow zeznał, że spotkał się w Norwegii z Trockim.
General Krebs'in iddiasına göre Sovyet generali bu konuda yetkili değildi.Trudno panowie, widocznie generał „Wilk” nie mógł inaczej.
"'Tiyatro Krek'ten haklı iddia: 'Güzel Şeyler Bizim Tarafta'"."Festiwal Sztuki w Krakowie" – wystawa najlepszych prac.
İddialarının çoğu ya da düpedüz yalandı ya da çarpıtılmış doğrulardı.Wiele z tych stwierdzeń było wierutnymi kłamstwami lub zniekształconymi półprawdami.
İkili ayrıca bir iddiaya daha girdi.Udzielał się także w dubbingu.
Sulla'nın "Sezar'da çok sayıda Marius gördüğünü" söylediği iddia edilir.Sulla wreszcie ustąpił, stwierdził jednak, że „w tym Cezarze drzemie wielu Mariuszów”.