iddia ile cümle
iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
FBI tarafından paravan bir örgüt olduğu iddia edilmektedir.É suspeita de ter chamado o FBI.
1992'de Tracey Ullman, dizinin başarısının kaynağının kendi şovu olduğunu iddia ederek Fox'a dava açtı.Em 1992, Tracey Ullman moveu uma ação judicial contra a Fox, alegando ser a fonte do sucesso da série.
Pek çok kadın onunla evli olduğunu ve kaybolduğunu iddia etmektedir.Diversas mulheres alegam ter se casado com ele, que eventualmente desaparece.
Bazı kaynaklar 1901 yılında doğduğunu iddia etmektedir.Algumas fontes afirmam que ele nasceu em 1907.
İskoçya bütün toprak iddialarından 1237 yılındaki York Antlaşması'ndan sonra vazgeçmiştir.A Escócia renunciou a todas as reivindicações à região como parte do Tratado de York (1237).
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.No pontilhado, a Prússia retirou a sua alegação de liderança sob os Estados alemães.
Dogen, Sayid'in kötü biri olduğunu iddia eder.Desmond diz a Sayid que está bem agora.
1927'de Arjantin, Güney Georgia üzerinde hak iddia etti.A Argentina reivindicou a Geórgia do Sul em 1927 e reivindicou as Ilhas Sandwich do Sul em 1938.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.Contra a insistência da sua mãe, José II não desistia da sua reivindicação.
Hatta İngiliz ajanı olduğu bile iddia edilmiştir.Também foi suspeita de ser uma agente do governo russo.
Warren çifti kariyerleri boyunca 10,000'den fazla vaka incelediklerini iddia etmektedir.Eles alegaram ter investigado mais de 10.000 casos durante sua carreira.
Daily Mirror gazetesinin haberine göre Bourdin bir daha asla kimseyi taklit etmeyeceğini iddia etmiştir.De acordo com o The Daily Mirror, Bourdin afirmou que "nunca mais se passaria por ninguém".
Ayrıca eleştirmenler albümün glam rock döneminin başlangıcı olduğunu iddia etmiştir.Afirma-se também que o lançamento deste álbum marca o nascimento do glam rock.
Bazı iddialara göre Hipokrat menenjitin varlığını fark etmiş olabilir.Alguns autores sugerem que Hipócrates possa ter tido conhecimento da existência de meningite.
Ancak bazı kesimler bunun tersini iddia etmektedir.Enfatizar uma palavra para sugerir o contrário.
1999 yılında 15,000 üyesi olduğunu iddia etmiştir.Em 1970, declarou que tinha 150.000 membros.
Bu belki de Nero'nun sara nöbeti iddiasının da nedenidir.Este também foi um possível motivo para manter a neutralidade da Suécia.
İddia ilk olarak Ripley's Believe It or Not! dergisinde 1930'da yayınlanmıştır.Ele foi mencionado em Ripley's Believe It or Not!, na edição de 27 de agosto de 2007.
Melisso hemen bunun yalan olduğunuı iddia eder.Luis Angel, entretanto, tem certeza que isso é uma mentira.
Boşnaklar için de aynı iddia vardır.O mesmo podemos falar sobre a largura.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.É a maior estrutura de madeira do mundo.
Bu kişilerden birçokları dileklerinin yerine geldiğini iddia etmektedirler.Alguns pediam mais pregações; outros escarneciam deles.
Grup üyeleri çeşitli zamanlarda DHKP-C üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınmışlardır.Militantes das JUGA foram também detidos em diversas ocasiões, acusados de pertencerem ao EGPGC.
Arcadius, kendisini imparattorluk üzerinde kendi yönetimini kurma iddiası için için motive edebilirdi.O próprio Arcádio pode ter se motivado a afirmar sua própria vontade sobre o seu regente.
Tek haklı iddiamız.A única solução.
O zamandan beri Suriye bölgede hak iddia etmektedir.O Sudão reivindica a soberania desta área.
İran ise iddiaları reddetmiştir.O Irã geralmente nega essas acusações.
Ben takımın şampiyon olacağı konusunda iddia etmiyorum.O vencedor do jogo será declarado campeão.
Mısır'da doğduğuna dair iddia da vardır.Outra suposição é a de que teve origem no Egito.
Magister Militum Arbogast bunun bir intihar olduğunu iddia etti.O mestre dos soldados Arbogasto atribuiu-o a um suicídio.
Zehirletildiğine dair bir iddia vardır.Suspeitou-se de envenenamento.
Ancak kendisi 1938'de doğduğunu iddia etmiştir.Todavia, ela própria reclamava ter nascido em 1840.
2006 yılında Serie B'nin iddialı kulüplerinden Genoa teknik direktörü oldu.Assumiu o cargo de técnico do América, interinamente, na Série B de 2006.
Pakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri ise bu iddiaları reddetti.No entanto, os bancos suíços e as autoridades negaram essas alegações.
Bir diğer grup ise ressamın bu tabloyu yaparken aklında hiçbir konunun olmadığını iddia etmektedir.Alguns autores têm mesmo sugerido que o noivo não esteja na pintura.
Peygamberlik iddia ettiği için aşağılama kastıyla Talhacık manasına gelen Tuleyha denilmiştir.Por que vos maltrataram? conjunção subordinativa, mesmo que oculta na oração subordinada.
Ben bütün bu iddialar karşısında hep sustum.Escolho este meio de estar sempre convosco.
Grandin öncelikle görsel bir düşünür olduğunu iddia ediyor ve kelimelerin onun ikinci dili olduğunu söylüyor.Fanon assumiu uma postura construtivista, acreditando que a língua é o que forma o nosso mundo.
İddia ortadadır: güneş gibi bir yerçekimsel güç ele alınsın.O argumento é óbvio se considerarmos uma fonte gravitacional, como o sol, por exemplo.
Besteci filmden etkilenmiş ve bunun çok iddialı bir iş olduğunu düşünmüştür.O compositor ficou atônito com o filme, e achou que seria muito desafiador.
Bu iddia Arabistanlı Lawrence filminde de yer almıştır.Esta passagem dura é retratada no filme Lawrence da Arábia.
Çift, sonradan Johnson'ın da iblis tarafından ele geçirildiğini iddia etti.Os Warrens posteriormente afirmaram que Johnson também estava possuído.
İkisi de bestenin kendilerine ait olduğunu iddia etti.Ele achava que ambos se submeteriam a seus interesses.
Hasan Sabbah asla imam olduğunu iddia etmemiştir.O Buda nunca disse que tinha inimigos.
Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir.Isto requer amar o que Alá ama, e amar a Alá e ao Seu Mensageiro."
İddialara göre oyun 50 bölümden oluşuyor ve son bölümde oyuncunun intihar etmesi isteniyor.Esse último é falso e é considerado uma tentativa do 035 a levar o jogador ao suicídio.
Bu iddia tarihçiler tarafından sorgulanacaktır.Esta versão, porém, é contestada por historiadores .
Eudoksia, bakıcı ailesinin hırslarının bir aracı olarak hazırlandığına dair iddialar vardır.Wendy Mayer acredita que Eudóxia foi preparada como um veículo para as ambições de sua família.
İstanbul Sıkıyönetim Savcılığı, iddianameyi hazırlayarak mahkemeye sundu.O advogado do ex-prefeito disse que entrariam com recurso.
Arvino, kızının aklını kaybetmiş olduğunu iddia eder.Carmem mente dizendo que a mulher está perdida.
Fakat İrini'nin Midilli adasında 8 Ağustosta ölümü isyanın herhangi bir meşruluk iddiasını ortadan kaldırdı.Contudo, a morte desta em Lesbos a 8 de agosto, retirou aos rebeldes qualquer crédito de legitimidade.
Tekçilik (monism) ontolojik olarak zihin ve bedenin ayrı olmadığını iddia eder.De acordo com o monismo, não há distinção entre mente e corpo.
Aurelius Victor, Iotapianus'un kökeninin bir Alexander'dan geldiğini iddia ettiğini yazar.Aurélio Victor relata que Jotapiano reivindicava uma descendência de "Alexandre".
Biz, Norrath'ı baştan sona yeniledik ve bunu gördüğünüzde siz de hak vereceksiniz." iddiasında bulundu.Mas você odiava a si mesma. / Shiki: No começo… eu também achava.
Başka bir iddiaya göre ise Kaptan silahını kafasına dayamış ve tetiği çekmiştir.Em seguida, percebendo o que tinha feito, colocou um rifle em sua testa e puxou o gatilho.
"Bağlarbaşı Futbol Takımı Lig'e Antrenör Bülent Gürbüz yönetiminde iddialı olarak hazırlanıyor".«Equipa sénior de andebol do Benfica já treina em Vouzela».
YPG ise bu iddiaları reddetmiştir.Aliko negou essas afirmações.
Aynı iddialar Klaus Barbie davası sırasında yeniden su yüzüne çıkmıştır.Há também citações do caso de Klaus Barbie.
Tasavvuf bu iki görüş arasında bilginin başka bir kaynağı olduğu iddiasındadır.Campbell sugere que a verdade está em algum lugar entre as duas possibilidades.
Fakat bu iddialar fiyaskoya dönüştü.Isso acabou se tornando uma matéria.