Egerton R. Young "Vahşetin Çağrısı"nın kendi kitabı "Northland'daki Köpeklerim"den alındığını iddia etmiştir.Egerton R. Young alegou que The Call of the Wild foi retirado de seu livro My Dogs em Northland.
Hatta Sevillalı Isidore, Slavların Bizans'tan "Yunanistan"'ı aldığını iddia eder.Isidoro de Sevilha afirma que os eslavos tomaram a "Grécia" dos bizantinos.
Royce, insanların av gibi avlandığı bir oyunda kullanılan bir gezegende olduklarını iddia eder.Royce deduz que está num planeta usado como uma reserva de caça, onde os seres humanos são caçados como jogo.
Aynı gün, Donetsk Halk Cumhuriyeti (tweeti silene kadar) böyle bir sisteme sahip olduklarını iddia ettiler.Nesse mesmo dia, a República Popular de Donetsk reivindica a posse desse sistema em um tweet deletado.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Quando ele diz que algo é impossível, ele está muito provavelmente errado.
Eleştirmenlerse, Kendin Yap etiğinin aslında doğal bir kapitalistlik içerdiğini iddia ederler.Se quiserem me classificar, digam que sou naturalista.
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Ainda assim, seu reinado foi marcado por uma ambiciosa política externa e uma vigorosa diplomacia.
Mengistu Haile Mariam'ın siyasi muhaliflerini kendi elleriyle öldürdüğü iddia edilmiştir.O dirigente Mengistu Haile Mariam é acusado de ter matado os opositores políticos com as próprias mãos.
Sarah Helen Whitman ve Sarah Anna Lewis da şiirin ilham kaynağı olduklarını iddia etmişlerdir.Sarah Helen Whitman e Sarah Anna Lewis também alegaram ter inspirado o poema.
Bauer Marx ve Engels'in onun söylemek istediklerini yanlış anladıklarını iddia etti.No artigo, Bauer alegou que Marx e Engels não o haviam compreendido.
Bazıları Claudius'un öldüğü sırada Roma'da olduğunu iddia ederken diğerleri Sinuessa'da olduğunu savunurlar.Alguns dizem que Cláudio estava em Roma enquanto outros afirmam que estava em Sinuessa.
Bilimde itibar değerli olduğundan, Matthew etkisinin bazı iddiaları çekişmededir.Como crédito é valorizado na ciência, algumas afirmações específicas do efeito Matthew são controversas.
Suetonius, Antonius'un bu iddiasını politik bir iftira olarak tanımlamıştır.Suetônio descreveu as acusações de Antônio como pura difamação política.
1938 - Norveç, Antarktika'nın Kraliçe Maud Toprakları olarak anılan bölgesi üzerinde hak iddia etti.1939 — Noruega reivindica a Terra da Rainha Maud na Antártida.
SDG ayrıca, IŞİD'in güçlerine karşı çeşitli araç bombaları kullandığını iddia etti.As FDS também afirmou que o ISIS usou diversos carros-bombas contras as suas posições.
Galileo bu iddiadan şüphe etmiş ve Marius'un çalışmasını "çalıntı" olarak nitelendirmiştir.Galileu duvidou desses factos e catalogou o trabalho de Marius como plágio.
Bu iddiasında da haklıdır.Nisso, ele também tem razão.
Aleksios reddetti ve kızlarından biriyle evlendirme niyetinde olduğunu iddia etti.Aleixo recusou, alegando que tencionava casar o garoto com uma de suas próprias filhas.
Yönetmen bu sırada daha iddialı bir Hollywood projesiyle ilgilendi.O diretor, enquanto isso, estava envolvido em um projeto muito mais ambicioso em Hollywood.
FBI tarafından paravan bir örgüt olduğu iddia edilmektedir.É suspeita de ter chamado o FBI.
1992'de Tracey Ullman, dizinin başarısının kaynağının kendi şovu olduğunu iddia ederek Fox'a dava açtı.Em 1992, Tracey Ullman moveu uma ação judicial contra a Fox, alegando ser a fonte do sucesso da série.
Pek çok kadın onunla evli olduğunu ve kaybolduğunu iddia etmektedir.Diversas mulheres alegam ter se casado com ele, que eventualmente desaparece.
Bazı kaynaklar 1901 yılında doğduğunu iddia etmektedir.Algumas fontes afirmam que ele nasceu em 1907.
İskoçya bütün toprak iddialarından 1237 yılındaki York Antlaşması'ndan sonra vazgeçmiştir.A Escócia renunciou a todas as reivindicações à região como parte do Tratado de York (1237).
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.No pontilhado, a Prússia retirou a sua alegação de liderança sob os Estados alemães.
Dogen, Sayid'in kötü biri olduğunu iddia eder.Desmond diz a Sayid que está bem agora.
1927'de Arjantin, Güney Georgia üzerinde hak iddia etti.A Argentina reivindicou a Geórgia do Sul em 1927 e reivindicou as Ilhas Sandwich do Sul em 1938.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.Contra a insistência da sua mãe, José II não desistia da sua reivindicação.
Hatta İngiliz ajanı olduğu bile iddia edilmiştir.Também foi suspeita de ser uma agente do governo russo.
Warren çifti kariyerleri boyunca 10,000'den fazla vaka incelediklerini iddia etmektedir.Eles alegaram ter investigado mais de 10.000 casos durante sua carreira.
Daily Mirror gazetesinin haberine göre Bourdin bir daha asla kimseyi taklit etmeyeceğini iddia etmiştir.De acordo com o The Daily Mirror, Bourdin afirmou que "nunca mais se passaria por ninguém".
Ayrıca eleştirmenler albümün glam rock döneminin başlangıcı olduğunu iddia etmiştir.Afirma-se também que o lançamento deste álbum marca o nascimento do glam rock.
Bazı iddialara göre Hipokrat menenjitin varlığını fark etmiş olabilir.Alguns autores sugerem que Hipócrates possa ter tido conhecimento da existência de meningite.
Ancak bazı kesimler bunun tersini iddia etmektedir.Enfatizar uma palavra para sugerir o contrário.
1999 yılında 15,000 üyesi olduğunu iddia etmiştir.Em 1970, declarou que tinha 150.000 membros.
Bu belki de Nero'nun sara nöbeti iddiasının da nedenidir.Este também foi um possível motivo para manter a neutralidade da Suécia.
Melisso hemen bunun yalan olduğunuı iddia eder.Luis Angel, entretanto, tem certeza que isso é uma mentira.
Boşnaklar için de aynı iddia vardır.O mesmo podemos falar sobre a largura.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.É a maior estrutura de madeira do mundo.
Bu kişilerden birçokları dileklerinin yerine geldiğini iddia etmektedirler.Alguns pediam mais pregações; outros escarneciam deles.
Grup üyeleri çeşitli zamanlarda DHKP-C üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınmışlardır.Militantes das JUGA foram também detidos em diversas ocasiões, acusados de pertencerem ao EGPGC.
Arcadius, kendisini imparattorluk üzerinde kendi yönetimini kurma iddiası için için motive edebilirdi.O próprio Arcádio pode ter se motivado a afirmar sua própria vontade sobre o seu regente.
Tek haklı iddiamız.A única solução.
O zamandan beri Suriye bölgede hak iddia etmektedir.O Sudão reivindica a soberania desta área.
İran ise iddiaları reddetmiştir.O Irã geralmente nega essas acusações.
Ben takımın şampiyon olacağı konusunda iddia etmiyorum.O vencedor do jogo será declarado campeão.
Mısır'da doğduğuna dair iddia da vardır.Outra suposição é a de que teve origem no Egito.
Magister Militum Arbogast bunun bir intihar olduğunu iddia etti.O mestre dos soldados Arbogasto atribuiu-o a um suicídio.
Zehirletildiğine dair bir iddia vardır.Suspeitou-se de envenenamento.
Ancak kendisi 1938'de doğduğunu iddia etmiştir.Todavia, ela própria reclamava ter nascido em 1840.
2006 yılında Serie B'nin iddialı kulüplerinden Genoa teknik direktörü oldu.Assumiu o cargo de técnico do América, interinamente, na Série B de 2006.
Pakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri ise bu iddiaları reddetti.No entanto, os bancos suíços e as autoridades negaram essas alegações.
Bir diğer grup ise ressamın bu tabloyu yaparken aklında hiçbir konunun olmadığını iddia etmektedir.Alguns autores têm mesmo sugerido que o noivo não esteja na pintura.
Peygamberlik iddia ettiği için aşağılama kastıyla Talhacık manasına gelen Tuleyha denilmiştir.Por que vos maltrataram? conjunção subordinativa, mesmo que oculta na oração subordinada.
Ben bütün bu iddialar karşısında hep sustum.Escolho este meio de estar sempre convosco.
Grandin öncelikle görsel bir düşünür olduğunu iddia ediyor ve kelimelerin onun ikinci dili olduğunu söylüyor.Fanon assumiu uma postura construtivista, acreditando que a língua é o que forma o nosso mundo.
Besteci filmden etkilenmiş ve bunun çok iddialı bir iş olduğunu düşünmüştür.O compositor ficou atônito com o filme, e achou que seria muito desafiador.
Bu iddia Arabistanlı Lawrence filminde de yer almıştır.Esta passagem dura é retratada no filme Lawrence da Arábia.
Çift, sonradan Johnson'ın da iblis tarafından ele geçirildiğini iddia etti.Os Warrens posteriormente afirmaram que Johnson também estava possuído.
İkisi de bestenin kendilerine ait olduğunu iddia etti.Ele achava que ambos se submeteriam a seus interesses.