iddia ile cümle

iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat bu iddialar bilimsel topluluklardan çok az destek görmektedir.Но эта теория практически не получила поддержки в научном сообществе.
İddiaya göre Proof, kulüpteki korumalardan Bender'in kuzeni Mario Etheridge tarafından vuruldu.Proof был застрелен клубным вышибалой Mario Etheridge, двоюродным братом Бендера.
Pakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri ise bu iddiaları reddetti.Пакистан и КНР впоследствии опровергли эти утверждения.
Temel iddiası "what you see is what you mean" (gördüğün kastettiğindir) (WYSIWYM) paradigmasını karşılamaktır.Он кивает: «Теперь вы видите?».
Onlar bir Waffen-SS subayının yakınlardaki bir köy olan Oradour-sur-Vayres de esir edildiğini iddiaa ettiler.Они заявили, что сопротивленцы держат в плену офицера Войск СС в близлежащей деревне Орадур-сюр-Вайрс.
Hera, Athena ve Afrodit elma üzerinde hak iddia ederler.Гера, Афина и Афродита стали претендовать на это яблоко.
Ancak bazı kesimler bunun tersini iddia etmektedir.Однако, новейшие открытия говорят об обратном.
1590'larda Anthonie Knivet Patagonya'da 3,5 metre uzunluğunda cesetler gördüğünü iddia etmiştir.В 1590-х годах Энтони Книвет утверждал, что он видел трупы 12 футов (3,7 метра) ростом в Патагонии.
1938 - Norveç, Antarktika'nın Kraliçe Maud Toprakları olarak anılan bölgesi üzerinde hak iddia etti.В 1938 году Норвегия выдвинула претензии на суверенитет над Землёй королевы Мод.
Ben takımın şampiyon olacağı konusunda iddia etmiyorum.Конечно же я не думал, что стану чемпионом.
Bu ilişkilerin; çocuk-anne/baba, hasta-doktor ve öğretmen-öğrenci arasında bulunabileceğini iddia etmiştir.Отношение родители/дети теперь сходно с отношением врач/больной.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Живопись его стала строже, продуманнее.
İsmail Özdağlar, rüşvet aldığı iddiasıyla yargılanmaktaydı.Исмаилов Сыдык (в наградном листе именуется как Исмаилов Садык).
PKK ise, çatışmada en az 15 askerin yaşamını yitirdiğini iddia etmiştir.Представитель ПНС заявил, что в бою они потеряли от 15 до 17 солдат.
Vakıf, olmayan iddialar yaratıp sonra bunları çürütmüştür.Однако ему удалось обхитрить своих хозяев и не только сбежать от них, но увести с собой свои творения.
Fakat bu iddialar doğrulanamayarak dezenformasyon olarak kaldı.Однако эта клятва осталась формальной.
Bu iddialara ayrıca şu durumda ek olarak yapılabilir.Вероятно то же самое произойдёт и в данной книге.
1959'da Çin, köpekler üzerinde kafa naklini iki kere başarıyla gerçekleştirdiklerini iddia etti.Также в 1959 году Китай объявил об успешной пересадке головы одной собаки на тело другой.
Bunlardan ilki İslam dininin ticareti hor gördüğü iddiasıdır.Всё это сподвигло Мухаммада решение о первом переселении мусульман.
Muhalifler Ürdün'e kaçtığını iddia ettiler.Детективы рассказали ему, что Купер сбежал в Мексику.
Ama bu sözleri duyan hahamlar bunun Mesihlik iddiası olduğunu belirterek sert tepki gösterdiler.Однако, стоит заметить, что приведённые выше слова видимо означают Боговоплощение как таковое.
Arale (iddia edilen yaşı) ve diğerlerinden biraz daha büyüktür.Одни из них ставили выше Али, другие же Мухаммада.
Fakat bu iddialarla ilgili kanıt yoktur.Однако эти утверждения не имеют доказательств.
İddiasına göre, Fry tek arkadaşıdır.Из-за этого Профессору стыдно, что Фрай — его родственник.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Появились слухи, что она была отравлена мужем.
Harekâtın başlıca kusuru faaliyet alanında fazlaca iddialı olmasıydı.КОНЕЧНО ЖЕ, ФИКТИВНО Вы попадали в экстремальные ситуации на работе?
50 Cent, albümdeki şarkılardan altısını kendisi yazdığını iddia etti, ancak The Game bunu yalanladı.50 Cent также утверждал, что он написал шесть песен для альбома The Game, но ничего не получил за свои труды.
Saldırıyla ilişkisi olduğu iddiasıyla 11 kişi gözaltına alındı.По обвинению в причастности к теракту было арестовано шесть человек.
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Британское правительство восприняло это с тревогой.
Ancak bu iddiayı da destekleyen kanıtlar bulunmamaktadır.Однако это утверждение до сих пор не подкреплено соответствующими доказательствами.
Seçilmiş Başkan Trump ise bu iddiaları gülünç bularak: "Bu da yeni bir bahane.Ответом послужило насмешливое заявление: «Это будет весёлое развлечение!».
JİTEM'in kurucusu olduğu iddia edilmektedir.Считается, что убийство было организовано JİTEM.
Alman Hava Kuvvetleri ise dost kuvvetlerin top atışı sonucunda öldüğünü iddia etmektedir.Лидеры Сопротивления говорили, что их друзья предпочтут погибнуть от британских бомб, чем от немецких пуль.
Bu mısrayı kimileri tenkit ederken, kimileri çalıntı olduğunu iddia etti.Некоторые говорят, что они воровали для себя.
Bu iddia doğruydu.Это было правдой.
Ekvador ise tam tersini iddia etmektedir.Лукас же думает о совершенно обратном.
Basayev'in ölümüne ilişkin iddialar aydınlatılamamıştır.Ни на одного свидетеля расстрелов Базилевский сослаться не смог.
Çeşitli kişiler Ay üzerinde tamamen ya da kısmen hak iddia etse de bunlar dikkate alınmamıştır.Нотной грамотой многие из них не удосужились овладеть, да и не очень к этому и стремились.
Yedi Uyurlar olarak da bilinen Ashab-ı Kehf mağarasının ilçede olduğu iddia edilmektedir.На зов откликается один из семерых оставшихся суул’ка (выбор является случайным).
"İddialı maçta G. Saray".Лауреат конкурса им. П. Сарасате.
Yunan asıllı bir Mısırlı, veya Mısır asıllı bir Yunan olduğu iddia edilmektedir.По происхождению Зосима, скорее всего, был египтянином, или греком.
Fakat bölge üzerinde Polonya da hak iddia etmekteydi.На некоторые территории Словакии претендовала и Польша.
İddialara göre Oktar içkiye düşkündü.По словам очевидцев, депутат был пьян.
Birçok kişi onun da bir Efsâne teorisyeni olduğunu iddia etmeye başladı.«Многие подозревали, что у него есть такие наклонности.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Местный полицейский, как и все вокруг, подозревает, что произошло похищение и изнасилование.
Şarkıya yaz aylarında iddialı bir klip çekilmiştir.Есть песня про любовь , которую я пережил летом.
Meazza da bu iddiaya girdi.С Мишей можно заключать пари.
2002 yılı Şubat ayında farklı ABD yetkilileri iddiaları doğrulamaya çalışmıştır.К февралю 1902 года все претензии кредиторов были полностью удовлетворены.
Kendinin Albert Einstein olduğunu iddia eder.Альберт Эйнштейн сам о себе.
Bu iddiası temelde doğru olmakla birlikte eksikti.К сожалению, данное утверждение слишком просто, чтобы быть правдой.
Hatta bunun dışında gerçek olma olasılığı daha az olan bazı iddiaları da vardır.Там по определению должно было быть мало правды.
Kız bu iddiayı kesin bir dille reddeder.Сама девушка выступает категорически против этого.
Tesla'nın bir arkadaşına yazdığı mektupta sinyali çözdüğü iddia eder.Она отвечает, что её разбудил друг Тоби.
Tanrı'nın varlığına dair argüman ve iddialar bölge ve etnik gruplara göre değişiklik göstermektedir.Отличается в своей общине худобой и стройностью.
Fakat bu iddia henüz kanıtlanmış değildir.Однако это утверждение так и не было доказано.
"Gönyeli" adının kökenine ilişkin çeşitli iddialar mevcuttur.Множество споров вызывает то, откуда произошло название «колли».
O zamandan beri Suriye bölgede hak iddia etmektedir.Перед этим с 1991 года о праве на эту территорию заявлял Сомалиленд.
Polis, iddiaları reddetti; Ölümünü bir intihara olarak açıkladı.Полицейский знал об этом, но представил смерть как самоубийство.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.Храм считается самым крупным деревянным строением в мире.
Onun taht iddiası Lehlerin işine geldiği için onu desteklemişlerdir.Ему обещали спасти жизнь, если он сообщит защитникам, что помощь от Токугавы не придёт.

İlgili Sayfalar