iddia ile cümle

iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir kamu görevlisi olarak görev yaptığı yıllarda, evlilik dışı bir çocuğu olduğu iddia edildi.Rivelerà di essere stata, per molti anni, l'amante di un uomo sposato.
Samiriler, Asur istilasından sağ kalan İsraillilerin soyundan geldiğini iddia eder.I Samaritani affermano di essere discendenti dei superstiti della conquista assira.
Polis, iddiaları reddetti; Ölümünü bir intihara olarak açıkladı.Il giudice respinse la richiesta, e lo dichiarò colpevole di omicidio condannandolo a morte.
Dumbledore da bu iddiaları destekliyordu.Viviani appoggiò entrambe le misure.
Uçağın düşmesinin hemen ardından, bir sabotaj neticesi düştüğü iddiası ortaya atıldı.Dopo averlo individuato, emerse l’intenzione del sequestro.
Saint Barthélemy üzerinde ilk kez 1648 yılında Fransa hak iddia etmiştir.L'isola di Saint-Barthélemy venne rivendicata dalla Francia sin dal 1648.
Dieudonné birinin onlar olmaksızın hiçbir şey yapamayacağı iddiasında bulunmuştur.Diego le disse che lo avrebbe fatto senz'altro.
Ayrıca Yusuf'un 111 yıl yaşadığını konusunda dayanaksız iddialar vardır.Salute e vigore di Giuseppe nonostante i suoi 111 anni.
Burke'ün metresi Helen McDougal ve Hare'in karısı Margaret Laird'ın suç ortakları olduğu iddia edilmiştir.Tra i loro complici troviamo la compagna di Burke, Helen M'Dougal, e la moglie di Hare, Margaret Laird.
Bir ırkın öbür ırktan üstün olduğu iddiasında değildir.Nessuna religione si può arrogare il diritto di essere migliore di un'altra.
Pakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri ise bu iddiaları reddetti.Il governo della Repubblica Popolare Cinese rigettò ogni accusa.
Rhetorica ad Herennium adı eseride onun yazdığı düşünülse de bu iddia pek fazla kabul görmemiştir.Cosa realmente pensasse Adolf di queste illazioni non è noto.
Şarkıya yaz aylarında iddialı bir klip çekilmiştir.La canzone ripercorre le vicende di una notte d'estate.
Stanford Shaw, Türkiye’nin 100.000 Yahudiyi kurtardığını iddia etmektedir .Yukiko stimò che il marito aveva salvato circa 10.000 ebrei.
Bu varsayıma neden olarak merkezsel limit teoreminin geçerliliği iddiası olur.Si può a tale scopo utilizzare una conseguenza del teorema del limite centrale.
Kulun Beg'in ölümünden sonra kimse kağanlık iddiasında bulunmadı.Naturalmente nessuno crede alla storia di Paperoga.
Bir iddiaya göre ise intihar etmemiş; öldürülmüştür.Disse: "Lo sciopero non è un'arma che non ferisce, è un'arma che uccide.
Ben bütün bu iddialar karşısında hep sustum.Io non credo in tutto questo pasticcio politico.
Diğer tüm dinler ilahi bir vahiy iddia ederler ya da hepsinin kutsal bir kitabı vardır.Queste sono le ragioni che espose: Mostri loro un bel quadro di qualche santo.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Entrambe le parti rinunciarono alle richieste dei pagamenti dei costi della guerra.
İsrail yanlışlıkla vurduğunu iddia etmiş ve özür dilemiştir.La stessa Greenpeace ha riconosciuto il danno e si è scusata.
Bu resim, sonraki dönemlerde Velazquez'in "ilk kübistlerden" olduğunun iddia edilmesine yol açmıştır.Questo è uno degli argomenti usati più spesso per provare che Veldeke scriveva per l'entourage imperiale.
Kıvanç Ağaoğlu ırkçılık iddialarını reddetmiştir.Vittoria respinse le loro lamentele come pregiudizi razziali.
Vasarı bu tavan resimlerinin "bitirilmemiş" olduğunu iddia etmektedir.Il suo cocchiere le spiega che quelle non sono "vere" signore.
Adam parayı almadığını iddia etti.Человек заявил, что не брал денег.
Tom zengin bir aileden geldiğini iddia etti.Том заявил, что вырос в богатой семье.
Tom bu iki tuz markası arasındaki farkı tadabileceğini iddia ediyor.Том утверждает, что он чувствует разницу между этими двумя видами соли.
Tom o zaman sarhoş olduğunu iddia ediyor.Том утверждает, что он тогда был пьян.
Sen de, olanlar hakkında hiçbir fikrin olmadığını mı iddia ediyorsun?Ты тоже думаешь, что я ничего не знаю о них?
Camı kırdıkları iddiasını yalanladılar.Они отрицали, что разбили окно.
Adventistlerin iddia ettiği gibi Ellen White, Helena Blavatsky'nin karşıtı mıdır?Является ли Елена Уайт антиподом Елены Блаватской, как это утверждают адвентисты?
Lenin'in gizli bir Baptist olduğu iddiası var.Существует версия, что Ленин был тайным баптистом.
Onların iddiaları temelsiz.Их претензии необоснованны.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Клевета и ложь о Коране (каз.
Iommi bu iddiaları yalanlamıştır.Он отверг такое утверждение.
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.Он красивый лжец.»
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.(«Другим это дозволено, вам не дозволено.») из комедии «Наказывающий сам себя».
İddiaları yalanlayan Suriye Birleşmiş Milletler nezdinde şikayette bulunmuştur.Он ещё и Тот, Кого отвергли жрецы всех народных религий.
İnsanlar bu iddiaya inanmazlar.Да никто не поверит в это!»
Arvino, kızının aklını kaybetmiş olduğunu iddia eder.Арвино признаёт, что его дочь сошла с ума.
Reklamcılık, ketçap veya mayonezin içeriye girip sıkıştırılmasının kolay olduğunu iddia etti.Реклама утверждала, что кетчуп или майонез легко выдавливать и увидеть, что внутри.
Sovyetler Birliği'nin tüm resmi ilan toprak iddiaları karşılanmıştı.Все официально объявленные территориальные претензии СССР были удовлетворены.
Yirmi yıl sonra, 1225 yılında, Flandre'de bir adam, ölü Baudouin olduğunu iddia etti.Двадцать лет спустя, в 1225 году, во Фландрии объявился человек, который утверждал, что он — выживший Балдуин.
Pienaar, ateş emrini kendisinin verdiği iddiasını da yalanlamıştır.Он писал: "Ложь — признанное и в высшей степени полезное во время войны оружие.
John Aubrey ise Shakespeare'in öğretmenlik yaptığını iddia etmiştir.Джон Обри писал, что Шекспир был школьным учителем.
Bu iddia bu şekliyle kısmen doğrudur.Это утверждение верно лишь частично.
İran, oyunları kurtarmak için hala müzakerelerde bulunduğunu iddia etti.Иран отреагировал на эти моменты и запретил продажу игры.
1939 yılında Japonya resmen Antarktika'da toprak iddia etti.В 1939 году Япония официально заявила о своих правах на территории в Антарктике.
Bu Allah'ın lütfu olan bir iddiadır..."Это является поклонением ему, отречением от Бога.»
Jin, Charlotte'in Korece konuşabildiğini iddia eder.Через несколько дней Джин Квон узнаёт, что Шарлотта говорит на корейском языке.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Когда он утверждает, что что-то невозможно, — он, весьма вероятно, ошибается.
Warren çifti kariyerleri boyunca 10,000'den fazla vaka incelediklerini iddia etmektedir.Заявляли, что расследовали более 10 тысяч случаев за свою карьеру.
Dogen, Sayid'in kötü biri olduğunu iddia eder.Доген отвечает, что Саид — это зло.
Mısır, Suriye ve İran'ın Nazi suçlularını sakladıklarına inanılıyordu fakat bu ülkeler bu iddiaları reddetti.Египет, Сирия и Иран в этот период укрывали нацистских преступников, хотя они отвергают эти обвинения.
Avukatlar, iddianamenin hazırlandığı 9 Ekim tarihinden iki gün öncesine değin sanıklarla görüştürülmemiştir.Юристы не видели своих подопечных до обвинительного заключения от 9 октября.
Zehirletildiğine dair bir iddia vardır.Они заявляют об отравлении.
Bu arada Lysa ise Tyrion'ı kocasının ölümünde katkısı olduğunu ve suç ortağı olduğunu iddia eder.Тем временем Лиза готовится судить Тириона как соучастника убийства её мужа.
Fox, ayrıca dizinin nasıl bittiğini bilen tek oyuncu olduğunu iddia etti.Фокс также был долгое время единственным из актёрского состава, кто знал финал сериала.
İran ise iddiaları reddetmiştir.Иран отверг эти обвинения..
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Эта порода также не признана на международном уровне.

İlgili Sayfalar