Sen de, olanlar hakkında hiçbir fikrin olmadığını mı iddia ediyorsun?Ты тоже думаешь, что я ничего не знаю о них?
Camı kırdıkları iddiasını yalanladılar.Они отрицали, что разбили окно.
Adventistlerin iddia ettiği gibi Ellen White, Helena Blavatsky'nin karşıtı mıdır?Является ли Елена Уайт антиподом Елены Блаватской, как это утверждают адвентисты?
Lenin'in gizli bir Baptist olduğu iddiası var.Существует версия, что Ленин был тайным баптистом.
Onların iddiaları temelsiz.Их претензии необоснованны.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Клевета и ложь о Коране (каз.
Iommi bu iddiaları yalanlamıştır.Он отверг такое утверждение.
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.Он красивый лжец.»
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.(«Другим это дозволено, вам не дозволено.») из комедии «Наказывающий сам себя».
İnsanlar bu iddiaya inanmazlar.Да никто не поверит в это!»
Arvino, kızının aklını kaybetmiş olduğunu iddia eder.Арвино признаёт, что его дочь сошла с ума.
Reklamcılık, ketçap veya mayonezin içeriye girip sıkıştırılmasının kolay olduğunu iddia etti.Реклама утверждала, что кетчуп или майонез легко выдавливать и увидеть, что внутри.
Sovyetler Birliği'nin tüm resmi ilan toprak iddiaları karşılanmıştı.Все официально объявленные территориальные претензии СССР были удовлетворены.
Yirmi yıl sonra, 1225 yılında, Flandre'de bir adam, ölü Baudouin olduğunu iddia etti.Двадцать лет спустя, в 1225 году, во Фландрии объявился человек, который утверждал, что он — выживший Балдуин.
Pienaar, ateş emrini kendisinin verdiği iddiasını da yalanlamıştır.Он писал: "Ложь — признанное и в высшей степени полезное во время войны оружие.
John Aubrey ise Shakespeare'in öğretmenlik yaptığını iddia etmiştir.Джон Обри писал, что Шекспир был школьным учителем.
Bu iddia bu şekliyle kısmen doğrudur.Это утверждение верно лишь частично.
İran, oyunları kurtarmak için hala müzakerelerde bulunduğunu iddia etti.Иран отреагировал на эти моменты и запретил продажу игры.
1939 yılında Japonya resmen Antarktika'da toprak iddia etti.В 1939 году Япония официально заявила о своих правах на территории в Антарктике.
Bu Allah'ın lütfu olan bir iddiadır..."Это является поклонением ему, отречением от Бога.»
Jin, Charlotte'in Korece konuşabildiğini iddia eder.Через несколько дней Джин Квон узнаёт, что Шарлотта говорит на корейском языке.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Когда он утверждает, что что-то невозможно, — он, весьма вероятно, ошибается.
Warren çifti kariyerleri boyunca 10,000'den fazla vaka incelediklerini iddia etmektedir.Заявляли, что расследовали более 10 тысяч случаев за свою карьеру.
Dogen, Sayid'in kötü biri olduğunu iddia eder.Доген отвечает, что Саид — это зло.
Mısır, Suriye ve İran'ın Nazi suçlularını sakladıklarına inanılıyordu fakat bu ülkeler bu iddiaları reddetti.Египет, Сирия и Иран в этот период укрывали нацистских преступников, хотя они отвергают эти обвинения.
Avukatlar, iddianamenin hazırlandığı 9 Ekim tarihinden iki gün öncesine değin sanıklarla görüştürülmemiştir.Юристы не видели своих подопечных до обвинительного заключения от 9 октября.
Zehirletildiğine dair bir iddia vardır.Они заявляют об отравлении.
Bu arada Lysa ise Tyrion'ı kocasının ölümünde katkısı olduğunu ve suç ortağı olduğunu iddia eder.Тем временем Лиза готовится судить Тириона как соучастника убийства её мужа.
Fox, ayrıca dizinin nasıl bittiğini bilen tek oyuncu olduğunu iddia etti.Фокс также был долгое время единственным из актёрского состава, кто знал финал сериала.
İran ise iddiaları reddetmiştir.Иран отверг эти обвинения..
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Эта порода также не признана на международном уровне.
Fakat bu iddialar bilimsel topluluklardan çok az destek görmektedir.Но эта теория практически не получила поддержки в научном сообществе.
Pakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri ise bu iddiaları reddetti.Пакистан и КНР впоследствии опровергли эти утверждения.
Temel iddiası "what you see is what you mean" (gördüğün kastettiğindir) (WYSIWYM) paradigmasını karşılamaktır.Он кивает: «Теперь вы видите?».
Onlar bir Waffen-SS subayının yakınlardaki bir köy olan Oradour-sur-Vayres de esir edildiğini iddiaa ettiler.Они заявили, что сопротивленцы держат в плену офицера Войск СС в близлежащей деревне Орадур-сюр-Вайрс.
Hera, Athena ve Afrodit elma üzerinde hak iddia ederler.Гера, Афина и Афродита стали претендовать на это яблоко.
Ancak bazı kesimler bunun tersini iddia etmektedir.Однако, новейшие открытия говорят об обратном.
1590'larda Anthonie Knivet Patagonya'da 3,5 metre uzunluğunda cesetler gördüğünü iddia etmiştir.В 1590-х годах Энтони Книвет утверждал, что он видел трупы 12 футов (3,7 метра) ростом в Патагонии.
1938 - Norveç, Antarktika'nın Kraliçe Maud Toprakları olarak anılan bölgesi üzerinde hak iddia etti.В 1938 году Норвегия выдвинула претензии на суверенитет над Землёй королевы Мод.
Ben takımın şampiyon olacağı konusunda iddia etmiyorum.Конечно же я не думал, что стану чемпионом.
Bu ilişkilerin; çocuk-anne/baba, hasta-doktor ve öğretmen-öğrenci arasında bulunabileceğini iddia etmiştir.Отношение родители/дети теперь сходно с отношением врач/больной.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Живопись его стала строже, продуманнее.
İsmail Özdağlar, rüşvet aldığı iddiasıyla yargılanmaktaydı.Исмаилов Сыдык (в наградном листе именуется как Исмаилов Садык).
PKK ise, çatışmada en az 15 askerin yaşamını yitirdiğini iddia etmiştir.Представитель ПНС заявил, что в бою они потеряли от 15 до 17 солдат.
Vakıf, olmayan iddialar yaratıp sonra bunları çürütmüştür.Однако ему удалось обхитрить своих хозяев и не только сбежать от них, но увести с собой свои творения.
Fakat bu iddialar doğrulanamayarak dezenformasyon olarak kaldı.Однако эта клятва осталась формальной.
Bu iddialara ayrıca şu durumda ek olarak yapılabilir.Вероятно то же самое произойдёт и в данной книге.
1959'da Çin, köpekler üzerinde kafa naklini iki kere başarıyla gerçekleştirdiklerini iddia etti.Также в 1959 году Китай объявил об успешной пересадке головы одной собаки на тело другой.
Bunlardan ilki İslam dininin ticareti hor gördüğü iddiasıdır.Всё это сподвигло Мухаммада решение о первом переселении мусульман.
Muhalifler Ürdün'e kaçtığını iddia ettiler.Детективы рассказали ему, что Купер сбежал в Мексику.
Ama bu sözleri duyan hahamlar bunun Mesihlik iddiası olduğunu belirterek sert tepki gösterdiler.Однако, стоит заметить, что приведённые выше слова видимо означают Боговоплощение как таковое.
Fakat bu iddialarla ilgili kanıt yoktur.Однако эти утверждения не имеют доказательств.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Появились слухи, что она была отравлена мужем.
Harekâtın başlıca kusuru faaliyet alanında fazlaca iddialı olmasıydı.КОНЕЧНО ЖЕ, ФИКТИВНО Вы попадали в экстремальные ситуации на работе?
50 Cent, albümdeki şarkılardan altısını kendisi yazdığını iddia etti, ancak The Game bunu yalanladı.50 Cent также утверждал, что он написал шесть песен для альбома The Game, но ничего не получил за свои труды.
Saldırıyla ilişkisi olduğu iddiasıyla 11 kişi gözaltına alındı.По обвинению в причастности к теракту было арестовано шесть человек.
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Британское правительство восприняло это с тревогой.
Ancak bu iddiayı da destekleyen kanıtlar bulunmamaktadır.Однако это утверждение до сих пор не подкреплено соответствующими доказательствами.
Seçilmiş Başkan Trump ise bu iddiaları gülünç bularak: "Bu da yeni bir bahane.Ответом послужило насмешливое заявление: «Это будет весёлое развлечение!».
JİTEM'in kurucusu olduğu iddia edilmektedir.Считается, что убийство было организовано JİTEM.