Ayrıca ESEA League turnuvalarındaki "herkesin" Adderall kullandığını da iddia etmiştir.Asimismo, nadie se refiere a él como «G-Man» dentro del juego.
Öne sürdüğü bu iddialar o zaman çok kabul görmedi.Su belleza por entonces bien conocida no obstaculizó en esto.
Ayrıca onun döneminde birçok muhalifin uyuşturucu kaçakçısı damgasıyla idam edildiği iddia edilmektedir.Durante este episodio, también fue acusada de usar drogas ilegales.
0 ile 1 arasındaki tüm reel sayıları yazdığımızı diğer bir deyişle yazabileceğimizi iddia etmiştik.Dada la primera premisa dicha lista contiene todos los números reales entre 0 y 1.
Sencabiler Fars´tan geldiklerini iddia ederler.Se creía que estos dineros eran de las FARC.
Kur’anda belirtildiği gibi olmalıdır.... dediği iddia edilmektedir.En la afirmativa el Sujeto se afirma como una parte de lo afirmado como predicado.
Onun bu ani ölümü üzerine zehirlenerek öldürüldüğü yönünde iddialarda ortaya atılmıştır.Falleció en el mismo mes de su elección, al parecer envenenado.
Fakat bu iddialar fiyaskoya dönüştü.En este punto se convierte en el Tangafjørður.
Plan iddialıydı fakat yine de Vatutin tarafından çok iyi sürdürüldü.Éste caballo tenía buena andadura, sin embargo era exageradamente compacto.
Kulübe arkadaşları bir tanrının oğlu olduğunu iddia ediyor.Otra historia dice que él era el hijo de un dios del templo.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Eran días imaginarios pero más calientes, más deseados y perfumados.
Doğrul'un rindaneliği ve İslamiyetin içkiyi yasaklamadığı iddiası meşhurdur.Los seguidores de la Fe Bahá'í tienen prohibido beber alcohol.
31 Mart 2008 iddianamede herhangi bir eksiklik tespit edilmedi ve dava kabul edilip AK Parti'ye gönderildi.En marzo de 2008, se emitió una orden de arresto en su contra, al no presentarse ante la corte.
Eşcinsellik iddiaları politik bir silah olarak kullanılmıştır.La difamación como arma política.
Çok cimri olduğu ve kardeşi gibi kan döktüğü iddia edilir .Se dice que es tan benigno como su hermano es maligno.
Aynı zaman da PKK'nın Sincar bölgesinden Afrin'e birçok militanını gönderdiği iddia edildi.Agregó que no se había dado orden para el cruce de tropas terrestres turcas a Afrin.
Bazi tarihçioler bunun tifüs olduğunu digerleri ise veba olduğunu iddia etmektedirler.Después de todo, la causa oficial de la muerte, según los médicos, era Fiebre tifoidea.
Bu kişinin Pomak olduğu iddia edilmektedir.Esta persona tiene que expulsarlo.
Tek bir milliyeti olmadığını ve ‘20 ülkenin vatandaşı’ olduğunu iddia etti.Dichiarò di non avere una sola nazionalità, ma di essere “cittadino di 20 paesi”.
Buna ek olarak Shazam, 200 ülkede 225 milyondan fazla kullanıcısı olduğunu iddia etti.Inoltre Shazam ha annunciato di avere oltre 225 milioni di utenti in 200 paesi nel mondo.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Henry e Charlie litigano.
Kızı Julia babasının öldürüldüğünü iddia etti.La figlia Julia affermò che il padre era stato ucciso.
Iommi bu iddiaları yalanlamıştır.Mentispesse) Questa gente (feat.
Eutropius, İmparatorluk boyunca büyük bir nüfusun öldüğünü iddia ediyor.Eutropio asserisce che moltissime persone morirono in tutto l'impero.
Sör William Crookes 1909 yılında çalışmasının başarılı olduğunu iddia etmiştir.William Crookes rivendicò il successo nel 1909.
Pérez-Álvarez, Kafka'nın şizoid kişilik bozukluğuna sahip olabileceğini iddia etti.Pérez-Álvarez ha sostenuto che Kafka possa aver sofferto di un disturbo schizoide di personalità.
1927'de Arjantin, Güney Georgia üzerinde hak iddia etti.L'Argentina rivendicò la Georgia del Sud nel 1927.
Claudius'un kendisi rahatsızlığını hayatını kurtarmak için abarttığını iddia etmiştir.Lo stesso Claudio affermò di aver esagerato i propri malanni per salvarsi la vita.
Proje kullanıcıya basit bir arayüz sağladığını iddia etmektedir.Il progetto afferma di fornire all'utente un'interfaccia semplice.
Guatemala'nın Belize üzerinde hak iddia etmesinden kaynaklanan sorunu ise çözümsüz bırakıldı.La controversia col Guatemala per la rivendicazione del Belize fu lasciata irrisolta.
İlk buharlı otomobilini 1894'te ve ilk benzinli otomobilini de 1896'da yaptığını iddia etmiştir.Costruì la sua prima automobile a vapore nel 1894, e la sua prima vettura a benzina nel 1896.
Yirmi yıl sonra, 1225 yılında, Flandre'de bir adam, ölü Baudouin olduğunu iddia etti.Venti anni dopo, nel 1225, apparve un uomo che proclamava di essere Baldovino.
1800 de kurulduğu iddia ediliyor,ama osmanlı dönemi tapuları daha eskiye dayanıyor.Risale alla metà dell'Ottocento ma le sue origini potrebbero essere più antiche.
Fomenko, Nikolay Morozov’un ortaya koyduğu şüphe uyandıran iddialarla 1973 yılında ilgilenmeye başlamıştır.Fomenko si interessò nelle Teorie problematiche di Nikolaj Morozov durante il 1973.
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Queste affermazioni non sono accettate a livello internazionale.
Bilim adamları caminin aslında çeşitli boyutlarda kubbelerle örtüldüğünü iddia ediyorlar.Gli studiosi sostengono che la moschea fosse originariamente coperta da cupole di varie dimensioni.
Warren çifti kariyerleri boyunca 10,000'den fazla vaka incelediklerini iddia etmektedir.Hanno affermato di aver indagato su più di 10.000 casi nel corso della loro carriera.
Bu iddialara ayrıca şu durumda ek olarak yapılabilir.E in questo caso specifico, potrebbe anche essere vero.
Fakat bölge üzerinde Polonya da hak iddia etmekteydi.Anche la Polonia rivendicò il territorio.
Mısır'da doğduğuna dair iddia da vardır.Si è ipotizzato che sia stato scritto in Egitto.
Bu da iddiayı kanıtlar.Questo prova l'asserto.
Bir timsah veya dev bir deniz yılanı olduğuna ilişkin iddialar da mevcuttur.Ma scoprono anche l'esistenza di un serpente marino gigantesco.
Galileo bu iddiadan şüphe etmiş ve Marius'un çalışmasını "çalıntı" olarak nitelendirmiştir.Galileo dubitò di questa affermazione e respinse il lavoro di Marius accusandolo di plagio.
Virjinya adı İngiltere'nin, Kuzey Amerika'daki en eski hak iddialarını da gösterir.Il nome di "Virginia" è la più antica designazione di un territorio inglese in Nord America.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Non ha dubbi sul fatto che sia stato deliberatemente avvelenato dalla moglie.
Davanın iddianamesinde 49 ların lideri olarak yargılanmıştır.Come giudice della Corte è stato relatore di 39 sentenze.
Antlaşma ile Prusya, Alman devletlerinin liderliği iddiasından vazgeçti.In questo Trattato la Prussia abbandonò le sue pretese di guidare gli stati germanici.
Son olarak yapılan iddia sandığın Musa peygamberin denizden geçerken orda bırakıldığıdır.Mosè si recò nuovamente dal faraone quando era ancora mattino e questi si rilassava presso il fiume Nilo.
Ancak Titchener, bir zaman sonra elbet bir sonuca varılacağını iddia ediyordu.Anni dopo Kropotkin avrebbe ammesso di aver compiuto un errore.
Fakat bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Tuttavia tale evenienza non è mai stata provata.
Ancak bazı kesimler bunun tersini iddia etmektedir.Altri autori sostengono il contrario.
Bir başka iddiaya göre ise Kırpınar Güreşleri'nin tarihçesi çok daha öncesine dayanır.L’idea di molti, tuttavia, è quella che il match diretto sia arrivato troppo presto.
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Il governo degli Stati Uniti si oppose a questa causa.
Geri dönüşü hakkında farklı iddialar mevcuttur.È dubbio il racconto del suo ritorno.
Yolsuzluk iddiaları sonucunda gecikmeler arttı ve sonunda Denizcilik Bakanlığı lağvedildi.Altri ritardi furono dovuti alle accuse di frode che portarono all'abolizione del ministero della marina.
R. Kelly, iddiaları yalanladı.Monsignor Ryan negò le accuse.
Ross Bölgesi Antarktika'daki toprak iddiaları Antarctica New Zealand resmi sitesiComitato neozelandese per i toponimi antartici Dipendenza di Ross
Shah, iddia edilen 3.500.000 avro film anlaşması ile Berlin Hayvanat Bahçesiyle görüştüğü bildirildi.Secondo quanto riportato, Shah propose allo zoo di Berlino un accordo del valore di 3,5 milioni di Euro.
Birçok kilise, geleneklere göre Gerçek Haç'ın olduğu iddia edilen parçalarına sahiptir.Vi sono conservate, quelle che, secondo la tradizione, sono le reliquie della croce.
Arvino, kızının aklını kaybetmiş olduğunu iddia eder.Chiana sembra aver perso la ragione.