iddia ile cümle
iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun ispat edilebilmesi için kendisine bir fırsat verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.Er habe ihm unter seinem Namen eine Chance gegeben, sein Können zu beweisen.
Kayı aşireti Derneği ise 2014 yılından bu yana bayrağına patent iddia etmiştir.Gewalt in der Geburtshilfe ist seit 2014 ein Schwerpunktthema der WHO.
Tabak, aynı yıl iddialı bir kadro kuran Fenerbahçe'ye transfer oldu.Das Postamt Metelen wurde im selben Jahr in eine Postagentur, unterstellt Burgsteinfurt, umgewandelt.
Kitap yerleşik yanlışları teşhis etme iddiasındadır.Der Journalist ist verpflichtet, fehlerhafte Berichterstattung richtigzustellen.
Savaştan sonra ne kardeşinin, ne de kendisinin Holokost hakkında bir şey bilmediğini iddia etti.Nach dem Krieg erfuhr er, dass keines seiner neun Geschwister den Holocaust überlebt hatte.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Berichten zufolge wurde er vergiftet.
İddiaların arkası kesilmiyordu.Die Hinterschienen sind unbewehrt.
2007 yılında Ochoa’nın Edwin van der Sar’ın yerine Manchester United’a transfer olacağı iddia edildi.Dies war bis 2009 englischer Rekord, abgelöst wurde er durch Edwin van der Sar bei Manchester United.
Birçok son dönem yazar ise Arius'un rakipleri tarafından zehirlenebileceğini iddia etmektedirler.Viele Historiker vermuten, dass sie auf Befehl Eleonores vergiftet worden war.
Konu yetkililerce incelenir ve iddianın asılsız olduğu tespit edilir.Der Antrag des Unternehmens sei unzulässig und die vorgebrachten Gründe seien ohne Substanz.
Senin iddianı destekleyen bir dayanak göster.Montre-moi un fait qui appuie ton idée.
Her iki iddia yanlış.Les deux affirmations sont fausses.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz."If it be so, ye shall not go, For ye are naughty kittens."
Jin, Charlotte'in Korece konuşabildiğini iddia eder.Jin découvre que Charlotte parle coréen.
İnsanlar bu iddiaya inanmazlar.Ils ne le croient pas.
Bell eşitsizlikleri Einstein'ın iddialarına en güçlü meydan okumadır.Les inégalités de Bell représentent le plus grand défi aux affirmations d'Einstein.
Bazıları bunun ekonomik katılımını ve diğer faaliyetlerini kısıtladığını iddia ediyor.Certains allèguent que cela restreint leur participation à l'économie et à d'autres activités.
Sovyet kaynakları, Almanların 500-700 tankları olduğunu iddia etmektedir.Cependant, les sources soviétiques affirmèrent que les Allemands possédaient 500 à 700 chars.
Iommi bu iddiaları yalanlamıştır.Cependant ils se révèleront faux.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Lorsque Susan et Mike commencent à se disputer à ce sujet.
Almanlar, 5 Temmuz’dan itibaren 1.000 Sovyet tankını imha ettiklerini iddia ettiler.Les Allemands revendiquent 1 000 blindés soviétiques détruits depuis le 5 juillet.
Birçok kilise, geleneklere göre Gerçek Haç'ın olduğu iddia edilen parçalarına sahiptir.Nombreuses sont donc les églises qui prétendent posséder des fragments de la Vraie Croix.
1958de, Philip Morrison antikütle çekiminin enerjinin korunumuna aykırı olacağını iddia etti.En 1958, Philip Morrison soutint que l'antigravité violait le principe de conservation de l'énergie.
Orada, KGB'nin iddialarına göre, 1973'te 70 yaşında intihar etti.Selon le KGB il se serait suicidé en 1973.
Hatta İngiliz ajanı olduğu bile iddia edilmiştir.Il fut également accusé d'être un agent de l'Angleterre.
İlk buharlı otomobilini 1894'te ve ilk benzinli otomobilini de 1896'da yaptığını iddia etmiştir.Il prétend avoir construit sa première voiture à vapeur dès 1894, et sa première voiture à essence en 1896.
Time dergisi iddialara göre 3 Temmuz 1939’da Hooke’un bir portresini yayınladı.Dans son numéro du 3 juillet 1939, le magazine Time a publié un portrait supposé de Hooke.
Ama bu kimin daha önce kendi sevgilisiyle yatabileceği üzerine Kanada doları için yapılmış bir iddiaydı.Ils ont misé, pour un dollar canadien, pour voir qui va coucher avec leur cible.
Bulmacayı bazen Lewis Carroll'ın bulduğu da iddia edilmektedir.Il est aussi parfois attribué à Lewis Carroll.
2002 yılı Şubat ayında farklı ABD yetkilileri iddiaları doğrulamaya çalışmıştır.Cependant, trois officiels américains avaient tenté de vérifier ces allégations en février 2002.
Hatta Sevillalı Isidore, Slavların Bizans'tan "Yunanistan"'ı aldığını iddia eder.Isidore de Séville alla jusqu’à prétendre que les Slaves avaient conquis « la Grèce » byzantine.
Algonkin teriminin Malisetçe elakómkwik ( «they are our relatives/allies») kelimesinden geldiği iddia edilir.Le terme Algonquin dérive du malécite elakómkwik et signifie « Ce sont nos alliées / notre parenté ».
Saldívar kendisinin Meksika'da tecavüze uğradığını iddia ederek devri erteledi.Saldívar retarde la remise des papiers, prétendant avoir été violée à Mexico.
Aynı iddialar Klaus Barbie davası sırasında yeniden su yüzüne çıkmıştır.La controverse est relancée au cours du procès de Klaus Barbie.
Bölge aynı zamanda Hindistan tarafından hak iddia edilmektedir.La vallée est donc également revendiquée par l’Inde.
Ancak bazı kesimler bunun tersini iddia etmektedir.Toutefois, certaines fatwas affirment le contraire.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Une légende raconte qu'il aurait été empoisonné par sa femme.
Ancak kendisi 1938'de doğduğunu iddia etmiştir.En 1990, il affirme être né en 1938.
Jide, tüm Android cihazlarında herkes için tutarlı bir deneyim sağlamak amacıyla yaptığını iddia etti.Jide a "prétendu vouloir assurer une expérience Android cohérente pour tous les appareils".
Bu iddia doğruydu.Ce témoignage est vrai.
Bazıları ise videonun sahte olduğunu, videodaki kişinin bin Ladin olmadığını iddia etti.Certains soupçonnent la vidéo d’avoir été falsifiée.
Bu iddia Ammianus Marcellinus ve çağdaşı tarihçiler tarafından paylaşılmamıştır.Ceci n'est pas corroboré par Ammien Marcellin ou par des écrivains contemporains.
Thorpe 28 Mayıs 1888’de ABD’de Oklahoma eyaletinin Prague şehri yakınlarında doğduğu iddia edilmektedir.Thorpe est généralement considéré comme étant né le 28 mai 1888 près de la ville de Prague dans l'Oklahoma.
Fakat İrini'nin Midilli adasında 8 Ağustosta ölümü isyanın herhangi bir meşruluk iddiasını ortadan kaldırdı.Toutefois, la mort de celle-ci à Lesbos le 8 août prive les rebelles de toute revendication en ce sens.
Ancak Dumas bu iddiasında tek başınadır.Dumas est seul survivant.
Rabiye Kadir bu iddiaları yalanladı.Hugh Richardson démentit ces allégations.
Kendilerinin olduklarını iddia ettikleri kaleleri talep ettiler.Nous leur demandâmes ce qu'ils faisaient.
Zehirletildiğine dair bir iddia vardır.Une théorie apparaît concernant son empoisonnement.
Aleksios reddetti ve kızlarından biriyle evlendirme niyetinde olduğunu iddia etti.Alexis justifie son refus en affirmant qu'il a pour projet de le marier à l'une de ses filles.
Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir.Et celui qui quitte l'Islam et déclare la guerre à Allah et à son Messager.
Lesnar şirketi ailesi ile daha fazla zaman geçirmek için terk ettiğini iddia etti.Mero explique qu'elle a quitté la compagnie pour passer plus de temps avec sa famille.
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Cette voie n'est pas reconnue au niveau international.
Rodrigo ile çok sayıda suçlama iddiası bulunmaktadır.On accumula contre Migeon un grand nombre d'accusations.
Virjinya adı İngiltere'nin, Kuzey Amerika'daki en eski hak iddialarını da gösterir.Le nom Virginia est la plus ancienne désignation des terres réclamées par les Anglais en Amérique du Nord.
Sencabiler Fars´tan geldiklerini iddia ederler.Les titulaires semblent venir de Nevers.
NSA bu iddiayı yalanladı.La NSA a toujours nié cette alliance.
Gazetelerde hakkındaki ihanet iddiaları arttı.La censure s'agrandit sur les journaux.
Temel iddiası "what you see is what you mean" (gördüğün kastettiğindir) (WYSIWYM) paradigmasını karşılamaktır.Elle prononce alors le slogan devenu culte, « What did you Expect ? » (« À quoi vous attendiez-vous ? »).
Konu yetkililerce incelenir ve iddianın asılsız olduğu tespit edilir.Les autorités fiscales conduisent une enquête et concluent que ces allégations sont infondées.
Fakat kendisi bu iddiaları her zaman reddetti.Il avait toujours fermement démenti ces allégations.