Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Området blir ofte truffet av tyfoner.
Bu askeri idarenin sonu oldu.Dette ble slutten på Generalguvernementet.
İngiliz Parlamento güçleri Oliver Cromwell idaresinde galip geldiler ve 1649'da I. Charles'i idam ettiler.Parlamentshæren, som ble ledet av Oliver Cromwell vant og tok over makten i 1649.
Kapiolani Barakası idare büroları için hizmet vermektedir.Stabburet benyttes til kontorer.
Böylece iki okul da aynı kişinin idaresine girdi.Dessuten hadde de begge sin egen skole å ta seg av.
Tarihi merkezdeki eski binalar yerel idare tarafından korunma altına alınmıştır.Bygningene er i seg selv godt bevart lokalhistorie.
Fakat Koca Hüsrev Paşa çok geçmeden tekrar devlet idaresine girdi.Men Hall kom temmelig snart tilbake til regjeringsmakten.
Ülke içerisinde bulunan birçok okul kilise tarafından idare edilmektedir.Mye av utdanningen i landet blir gitt av kirkens institusjoner.
Burada Portekiz sömürge idaresinin emrinde yağmacılık yapmaya başladılar.Der begynte han sin karriere innen administrasjon under den portugisiske kolonikrigen.
Himba klanları, en yaşlı erkek üye tarafından idare edilir.Disiplinære tiltak blir håndtert av menighetens eldste.
Jerry erkek olduğunu saklamak zorunda olduğundan durumu idare eder.Stephanie blir overbevist om at dene mannen er Jerry.
Sokrat'a göre insan ruhu görünmez ve ölümsüzdü, bedeni sevk ve idare eden ruhtu.Platon hevdet og begrunnet også at sjelen er udødelig, og overlegen legemet.
Bu tek seviyeli yerel idare 1997-1998'de kurulmuştur.Anlegget ble installert i perioden 1997–1998.
Savonarola'nın rejiminin sona erdirilmesi sırasında Floransa devlet idaresi büyük bir kriz geçirmekte idi.Slutten av Salomos regjeringstid representerer ifølge teksten et forfall.
Fakat Sicilya'da Bizans idaresi daha da zorlandı.Den bysantinske posisjonen på Sicilia forverret seg imidlertid.
Malların güvenliği idare memurlarının sorumluluğu altındaydı.Sikkerheten til handelsvarene ble garantert av administrasjonens embetsmenn.
Yiyecek arama genellikle günlük olarak idare edilir.Behandlingen må som regel brukes daglig.
İyi bir idareci ve politikacıydı.Han var også politiker og statsminister.
Bir proje yöneticisi, proje idaresi alanında bir profesyoneldir.Seorang manager proyek merupakan seorang professional dalam bidang manajemen proyek.
Bu takım Bangladeş Kriket Yönetim Kurulu (BCB) tarafından idare edilmektedir.Tim ini dikelola oleh Bangladesh Cricket Board (BCB).
Kendini Tanrı'nın sözcüsü ve bir medyum ilan eden Joseph Kony tarafından idare edilmektedir.Kelompok ini dipimpin oleh Joseph Kony, yang menyatakan dirinya sebagai juru bicara Tuhan.
Hiçbir şey Allah'ın bilgisi ve kudretinin dışında olmadığı gibi, idaresi dışında da değildir.Allah mengetahui semuanya dan Allah juga tidak dapat dibatasi oleh siapa pun dalam bertindak.
Her tek-seviyeli yerel idare halkoyu ile seçilmiş bir "meclis (council)" tarafından idare edilmektedir.Tiap-tiap kampung dipimpin oleh seorang kepala kampung yang dikenal dengan sebutan Lurah.
30 öğretmen ve 3 idareci vardır.Jumlah guru ada 30 orang dan pegawai 2 orang.
Büyük Helsinki bölgesinde, toplu taşıma Helsinki Bölgesel Ulaştırma idaresi tarafından yönetilmektedir.Di kawasan metropolitan Helsinki, transportasi umum diatur oleh Otoritas Transportasi Regional Helsinki.
Hükümet tarafından atanan 5 kişinin oluşturduğu komisyon bu bölgenin idaresinden sorumludur.Dewan Pengawas beranggotakan lima orang memerintah distrik ini.
14 ve 26 Ocak 1945 tarihleri arasında İngiliz İkinci Ordusu tarafından idare edilmiştir.Hal ini dilakukan oleh Angkatan Darat Ke-2 Inggris antara tanggal 14 dan 26 Januari 1945.
Ayrıca 13 mahalli idare birliği bulunmaktadır.Terdapat 13 unit usaha industri rumah tangga.
Bu devleti idare edenler Şii olmakla beraber kendilerini Halife olarak ilan etmişlerdir.Karena itu mereka dapat menuntut janji-janji dari ayat-ayat ini untuk diri mereka.
Dış işlerin idaresi için tarafımızdan memurlar atanmıştır.Para pejabat sedang ditunjuk oleh kami untuk melaksanakan urusan-urusan luar negeri.
Ancak zamanla idarecilerin zulüm ve kötü yönetimi halkı bezdirmiştir.Kekejaman Kepausan and pengikutnya, dalam hal ini, dengan zalim menindas dan menghancurkan Jiwa-jiwa.
Dünyayı idare eder.Untuk menguasai dunia.
Dokuz memleketi (kıtayı) idare eder.Maka terbunuhlah sembilan puluh sembilan dari seratus orang yang berperang.
Sonra bu bölge Araplar eline ve idaresine geçmiştir.Kemudian Seljuk Suriah jatuh ke tangan wali dan penguasa daerah.
Ülke içerisinde bulunan birçok okul kilise tarafından idare edilmektedir.Ada banyak lembaga pendidikan di negara ini yang dikelola oleh gereja.
Osmanlı devlet idaresi bu sırada önemli bir değişme geçirdi.Pada masa ini pemerintahan Korea telah mengalami perubahan yang penting.
Viken bölgesi tekrar Danimarka Krallığı'na bağlanıp bir vasal devlet olarak idareye başlandı.Mereka ingin agar Greenland keluar dari Kerajaan Denmark dan menjadi negara berdaulat.
Şahsi hayatı ve halifelik idaresi hakkında hemen hemen hiç belgesel bilgi bulunmaktadır.Sedikit yang diketahui mengenai kehidupan pribadi dan resminya.
Böylece Alba Longa'lılar Roma idaresi altına girdiler.Sementara penduduk Alba Longa dipindahkan ke Roma dan dijadikan warga Roma.
Bir süre piyano dersleri ile idare eder ve sonra annesiyle New York’a taşınır.Ia belajar piano dan kemudian pindah ke New York City.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Semua pendirikan publik dikontrol negara bagian.
Yeni Suriye Sultanı Muazzam idareye geçince daha düzenli yeni takviyeler beklemeye başladılar.Pemerintah Australia mulai mempertimbangkan kompleks kedutaan baru yang lebih aman.
1400'de Timur Memlûkluler idaresi altında olan Suriye'ye girdi.Pada tahun 1401 M ia memasuki daerah Syria bagian utara.
Birçok programlama dili dizgeleri idare etmek için düzenli ifadeleri destekler.Beberapa bahasa pemrograman mendukung secara langsung pengujian unit.
Belfalas, Dol Amroth Prensleri tarafından idare edilirdi.Segera setelah itu, Gandalf didelegasikan kendali kota kepada Pangeran Dol Amroth.
Hammurabi Kanunları, bu tür anlaşmaları idare eden yönetmelikler içerir.Dalam beberapa negara yang menerapkan hukum syariah, asas ini diterapkan.
Yiyecek arama genellikle günlük olarak idare edilir.Kue ini biasa dikonsumsi sehari–hari sebagai camilan.
Sultan Sencer Büyük Selçuklu Devleti idare dizginlerini tekrar eline aldı.Sultan memegang seluruh kekuasaan pemerintahan negara.
"South Ribble Borough Konseyi"nde 55 tane yerel idare meclis üyesi bulunur."45 Anggota DPRD Sulawesi Utara Dilantik".
Daha sonra idareyi başka hadımlar ele geçirdi.Kemudian mereka sebaliknya mencoba menangkap para penjahat.
TBMM 24. dönem idare amiridir.Bunga sebagai meterai pertemanan 42.
Radyocu İsmail artık iki kızın arasında kalmıştır ve ikisini de idare etmektedir.Iki (Isshū) (壱岐国 (壱州), Iki (Isshū)?) - Tên chính thức là Iki no Shima (壱岐嶋, Iki no Shima?).
XIII Gemina'ya bağlı Vexillatiolar İmparator Gallienus idaresinde Kuzey İtalya'da savaştı.Các Vexillatio của XIII Gemina đã chiến đấu dưới thời hoàng đế Gallienus ở miền bắc Ý.
Ayrıca Putin idarecilerin gücünü azaltıp cumhuriyetlerin yürütme organlarının pozisyonlarını güçlendirmiştir.Hơn nữa, Putin đã củng cố vị trí cơ quan lập pháp của các nước cộng hòa và làm suy yếu cơ quan hành pháp.
Bir proje yöneticisi, proje idaresi alanında bir profesyoneldir.Một người quản lý dự án là một chuyên gia trong lĩnh vực quản lý dự án.
1958 yılında Binbaşı rütbesi alacak ve Devrimci Ordunun Santiago Birliklerini idare etti.Năm 1958, ông được thăng chỉ huy và người đứng đầu trụ cột Santiago của quân đội cách mạng.
MÖ 395'te Sparta idarecileri Lysander'i yönetimden aldılar ve bu nedenle Sparta donanma üstünlüğünü kaybetti.Năm 395 TCN, Triều đình Sparta đã cách chức Lysander và Sparta đã mất ưu thế về thủy quân.
Society for Science and the Public tarafından idare edilmektedir.Society for Science và the Public.
Corpus Christi nüfusu (Birleşik Amerika Sayım idaresi 2013 nüfus tahminleri itibarıyla) 442,600 kişidir.Khu vực đô thị Corpus Christi có dân số ước tính 442.600 người .
Darwen 1997'den itibaren Blackburn ile Darwen adli tek-seviyeli yerel idareye bağlıdır.Blackburn với Darwen tạo thành một cơ quan thống nhất.