Ana içeriğe geç
Sözlük

idare ile cümle

idare kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ayrıca diğer yargı ve idare mahkemeleri arasındaki yetki anlaşmazlıkları çözümlemeye yetkilidir.Τα ίδια ισχύουν και για τη σύγκρουση αρμοδιότητας μεταξύ Ελεγκτικού Συνεδρίου και άλλου δικαστηρίου.
Tank ön taraftan idare edilirdi.Η πρωτοπορία αποτραβιέται από το προσκήνιο.
İki sene sonra bölge idarecisi oldu.Δύο χρόνια αργότερα κατέλαβε την πόλη.
Şehir üç yüz yıldan uzun bir dönem Araplar tarafından idare edilmiştir.Ο Θεός οδηγεί το λαό μας Εδώ και 300 χρόνια.
Babası Julius Mathison Turing, Britanya Hindistan koloni idaresinde Hindistan devlet memuru idi.Ο πατέρας του, Τζούλιους Μάθισον Τούρινγκ, ήταν μέλος της ινδικής δημόσιας υπηρεσίας.
1404de Venedik Cumhuriyeti şehrin idaresine eline geçirdi.Το 1428, η πόλη περιήλθε στην κυριαρχία της Δημοκρατίας της Βενετίας.
1 Ocak 1997 yılından bu yana İngiltere ve Galler Kriket Yönetim Kurulu (ECB) tarafından idare edilmektedir.Siden 1. januar 1997 er det blevet styret af England and Wales Cricket Board (ECB).
Şehir günümüzde Hamas'ın idaresindedir.Gazastriben er nu under Hamas' kontrol.
Archie Comics'in baş yaratıcı idarecisidir.Han er Chief Creative Officer i Archie Comics.
Buna karşın Sovyet silahlı kuvvetleri, sevk ve idarede, eğitimde ve hazırlık konusunda yetersizdiler.De sovjetiske, væbnede styrker derimod manglede lederskab, træning og parathed.
Bazı eyaletlerde demokrasinin devlet idaresindeki rolü hakkında ateşli tartışmalar yaşanıyordu.I nogen kolonier var der heftige debatter over demokratiets rolle i organiseringen af staten.
Buna rağmen Roma idaresi altında Katanya refahlı ve zengin bir şehir olmuştur.De samme kilder vidner om, at byen under Romerriget har været en blomstrende og velhavende by.
Enstitüde Vladimir Putin, Anatoly Sobchak'ın idaresinde 1991'den 1997'ye kadar çalıştı.Blandt andet arbejdede Vladimir Putin der fra 1991 til 1997 under Anatolij Sobtjak.
Böylece Yunanlar, Osmanlı idaresi altında bağımsızlık kazanan ilk millet olmuştur.Grækerne blev dermed det første folkeslag under det Osmanniske Rige, som fik selvstændighed.
Ayrıca, Avrupa Birliği’nin idaresinde “Mutluluk Komiseri” kurulmasını istemektedir.Ydermere efterspørger han en “Kommissær for Glæde” i den Europæiske Unions administration.
Gray Londra'da British Museum'da zooloji bölümünü 1840'dan 1874 yılbaşına dek idare etmiştir.John Gray var zoologiinspektør ved British Museum i London fra 1840 til 1874.
Organizasyonun her günkü, sürekli işleri kiralık bir yönetici tarafından idare edilir.Forbundets daglige ledelse varetages af en ansat direktør.
Suriye'nin ileride nasıl idare edileceğine dair hiçbir önemli karar almamıştı.I praksis blev der ikke truffet nogen vigtige beslutninger i Libanon uden, at Syrien havde godkendt dem.
Yine 8. yüzyılın ikinci yarısında Karantanya da yıkıldı ve Franklar'ın idaresine girdi.Det slaviske Karantanien brød sammen i anden halvdel af det 8. århundrede og kom under frankisk overhøjhed.
Birçok programlama dili dizgeleri idare etmek için düzenli ifadeleri destekler.Mange programmeringssprog har understøttelse for regulære udtryk til manipulering af tekststrenge.
Fakat Bizans idaresi uzun sürmedi.Det abessinske styre varede imidlertid ikke længe.
Böylece bir süre için devletin gerçek idarecisi oldu.Tit var de da landets virkelige hersker.
İşte Voldemort'un kurtadamları idare etmekte kullandığı kişi böyle birisidir.Det er denne stav, Voldemort søger at finde.
12 Ocak 1904'te, Samuel Maharero idaresindeki Hererolar halkı Alman sömürge idaresine isyan etti.Den 12. januar 1904 gjorde Herero-folket oprør mod det tyske kolonistyre.
Dört casino çalışanı tarafından idare edilir.Omgivet af de fire evangelister.
ABD Ulusal Park Hizmeti tarafından idare edilen bir millî park'tır.I dag er området en nationalpark som administreres af det amerikanske National Park Service.
İki sene sonra bölge idarecisi oldu.To år senere blev det en republik.
Burada Portekiz sömürge idaresinin emrinde yağmacılık yapmaya başladılar.Dette betød afslutningen på det portugisiske kolonistyre i Indien.
Günümüzde Şato, Montlhery komünü tarafından idare edilmektedir,.Kirkegården drives i dag af Rudersdal Kommune.
Bu askeri idarenin sonu oldu.Dette blev slutningen på Generalguvernementet.
Bahar (sigara), Tekel idaresi tarafından üretilmiş bir sigara markası.Nil – et cigaret-mærke produceret af Gallaher Group.
Fakat idareci rahibe herhangi bir arzunun olmasının bir hata olduğuna inanmaktadır.Den lokale præst var overbevist om, at det drejede sig om et mirakel.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Jeg har styrtet tyrannernes verden.
Burada halk, sert vergi idaresinden dolayı şikayetçi oldu.Andre tilsluttede sig oprøret på grund af de høje skatter.
Bir ülkenin veya bölgenin idarecisi anlamına da gelmektedir.En administrativ inddeling af et land, et område eller en by.
SPD savaş sonrası 40 yıldan fazla şehir yönetimini idare etti.Tang-hæren belejrede byen i fyrre dage.
Yerel idare konseyi üyeleri seçimi 4 yilda bir yapılmaktadır ve en son seçim 2011'de yapılmıştır.Werfens byråd består af 19 medlemmer, og det seneste valg fandt sted i 2009.
Bu tek-katlı idarelerin başında belediye başkanları (mayor) bulunmaktadır.Regionsrådsformændene svarer til de tidl. amtsborgmestre.
Günümüzde bunlar, Network Solutions'ı bünyesine katmış olan Verisign tarafından idare edilmektedir.Det blir for tiden administrert av VeriSign, som har kjøpt opp Network Solutions.
Bazı eyaletlerde demokrasinin devlet idaresindeki rolü hakkında ateşli tartışmalar yaşanıyordu.I noen kolonier var det skarpe debatter over demokratiets rolle i organiseringen av staten.
Enstitüde Vladimir Putin, Anatoly Sobchak'ın idaresinde 1991'den 1997'ye kadar çalıştı.Vladimir Putin arbeidet her fra 1991 til 1997 i Anatolij Sobtsjak sin administrasjon.
Harran'da da Selçuklu idaresi bir keşmekeş içinde idi.Tidvis hadde guden også en palmegrein i håret.
Yoksul şehir sakinleri kurutulmuş meyvelerle idare etmek zorundaydı.De fattige byboerne måtte nøye seg med tørkede grønnsaker.
Arap ve Osmanlı idaresi altında Ramla, Filistin'de önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Under det arabiske og det osmanske styret ble byen et viktig handelssenter i Palestina.
Gray Londra'da British Museum'da zooloji bölümünü 1840'dan 1874 yılbaşına dek idare etmiştir.Gray var zoologiinspektør ved British Museum i London fra 1840 til 1874.
Toskana Grand Dükalığı "Lorraine Hanedanı" idaresine geçtiğinde ise Grosseto daha refahlı bir döneme girdi.Under styret til Huset Lorrain blomstret Grosseto på ny.
Temel görevleri sakramentleri idare etmektir.Prestens mest sentrale funksjon er å forvalte sakramentene.
1827 Nisan ayında Boston'a gitti ve burada kâtiplik ve gazete yazarlığı gibi işlerle idare etmeye çalıştı.Han reiste til Boston i april 1827, levde av en rekke jobber som kontorist og avisskribent.
Yerel Kosova idaresi de ayrıca, bu yeni anayasaya karşı oldu.Også provinsmyndighetene satt seg mot den nye konstitusjonen.
1404de Venedik Cumhuriyeti şehrin idaresine eline geçirdi.Fra 1440 ble byen underlagt Republikken Venezia.
Şehirdeki ilk evin yapımı 1976'da bitirilmiş ve şehir idaresi 1984'te belediye olmuştur.Det første huset sto først ferdig i 1976, og Almere ble en kommune i 1984.
Komşu ülkelerdeki bu iktidar boşluğu nedeniyle Kudüs, kendi kendini dış baskılar olmadan idare edebiliyordu.I dette maktvakuumet greide Jerusalem å styre seg selv uten utenlandsk innblanding.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Nå oppnevnes samtlige medlemmer av regjeringen.
Suriye'nin ileride nasıl idare edileceğine dair hiçbir önemli karar almamıştı.I praksis ble det ikke truffet noen viktige beslutninger i Libanon uten at Syria hadde godkjent dem.
İngiltere'de genel deniz feneri idaresi Corporation of Trinity House'tur.Fyrtårnet er drevet av det britiske selskapet Trinity House.
Vali aynı zamanda bulunduğu/yaşadığı vilayetin (veya belediyenin) idareciliğini de yapar.Walien er også guvernør av provinsen (eller prefekturet) hvor han bor.
1991 yılında devlet başkanı Cesar Gaviria idaresi sırasında Dış Ticaret Bakanı oldu.Under regjeringen César Gaviria var han i 1991 minister for utenrikshandel.
Mezopotamya, Hititler, Fenike ve Mısır'da faiz yasal olup genelde devlet idaresindeydi.Blant mesopotamierne, hettittene, fønikerne og egypterne var renter lovlig og ofte fastlagt i lovverket.
Beylik, onun idaresi altında en parlak günlerini yaşadı.EA hadde mange fine år under hans lederskap.
Şehir, bir konsey ve şehir yöneticisi tarafından idare edilmektedir.Byen ledes av en ordfører og bystyre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod