Bölgenin diğer yanı halen Afrigoğulları idaresinde idi.De Orlam stonden onder leiding van Jonker Afrikaner.
Mülki idarecilerin nezdinde birer idare meclisi olacaktı.Aan het hoofd van de bestuursdistricten stond een Kreisdirektor.
2005'ten beri her iki kamara da kendi başkanları tarafından idare edilmektedirler.Sinds het jaar 2005 hebben beide bedrijven één directie.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Daarbij wordt hij verslonden door de tyrannosaurus.
Yarı bağımsız idareciler için kullanılmıştır.Daaronder vallen zelfstandige bestuursorganen.
Bu topluluklar buralarda, kendi şeflerinin idaresinde yarı bağımsız olarak varlıklarını sürdürmektedir.De Torgut vormden vrijwel autonome gemeenschappen onder hun eigen leiders in het gebied.
Motorlu tente: Elektrik ile çalışıp uzaktan kumanda ile idare edilebilen tentelerdir.Dit is een apparaat wat de motor onderbreekt en wat op afstand bestuurbaar is.
John Howe, üzerine eğitim aldığı zırhlar için idarecilik yaptı.John Howe was verantwoordelijk voor de kwaadaardige legers.
İdari yargıda idare mahkemelerinin verdiği kararlara karşı da temyiz mümkündür.Het is ook kans om in beroep te gaan tegen de beslissingen van de provinciale rechtbanken.
1919-1922 arasında iş idaresi öğrenimi görmüştü.Tussen 1919 en 1922 studeerde hij economie.
Babası bir demiryolu inşa idarecisiydi.Zijn vader was een spoorwegbeambte.
Bütün bunlar kızıl ordu’nun sevk ve idaresinden sağlanan gelişmelerdi.Dit heeft alles te maken met de opmars van het Rode Leger.
Parti, daha çok gençlerin öncülüğünde şekillenen bir idare yapısına sahiptir.De groep zou een wat "stoerder" imago moeten hebben dan eerdere jongensgroepen.
Bir süre piyano dersleri ile idare eder ve sonra annesiyle New York’a taşınır.Ze begon met acteerlessen en ging later bij haar zus in New York wonen.
Topraklar geniş olduğu için idare etmesi zordu.De grond was moeilijk te bewerken.
Önce parlamento idaresinde (1649–1653) bir devlet kuruldu.Hij was werkzaam als staatsraad in Parijs (1649-1651).
Bunun için sosyal güvenlik idaresinde çalışıyordu.Daarvoor was hij werkzaam in de gezondheidszorg.
Ashıs aymağı 30 Mart 1924 tarihinde Ashıs ve Ust-Yesinskoy idareleri üzerine kurulmuştur.STI, opgericht op 30 maart 1974 v.z.w.
Dokuz memleketi (kıtayı) idare eder.Negen jaar met Gods volk onderweg) (en) Mgr.
Neticede konsüllük idaresine geçilmesine karar verildi.Uiteindelijk heeft hij gekozen voor De Graafschap.
"South Ribble Borough Konseyi"nde 55 tane yerel idare meclis üyesi bulunur.Het omvat 15 gemeenten in het Kreis Hertogdom Lauenburg.
Başkanlık Divanı idare amirliği yapmıştır.Hij beheerde het departement van Verzorging.
Bu konuda henüz ne yerel yönetim ne de mülki idare bir çözüm üretememiştir.Alleen lokale en regionale overheden mogen geen klachten indienen.
Şehir su kullanımı diğer Avrupa şehirlerine kıyasla daha idarelidir.De prijzen zijn er hoog, ook in vergelijking met andere Europese hoofdsteden.
Lady of Pain tarafından idare edilir.Hij werd opgevolgd door Anne De Paepe.
Bunların çoğu yerel yönetimlerin idaresi altındadır.De implementatie zou grotendeels in handen zijn van lokale overheden.
1984 yılından sonra çeşitli gazetelerin idare heyetlerinde görev aldı.Vanaf 1984 werkte hij ook in diverse technieken op papier.
Burada halk, sert vergi idaresinden dolayı şikayetçi oldu.Ook was er onvrede onder het volk vanwege de belastingmaatregelen van de regering.
Önemli olan idare tarzının monarşi olmasıdır.Het hofje heeft het de status rijksmonument.
Ancak bu idare için yasal ve uygulayıcı güçler çok kısıtlıdır.Echter, wet- en regelgeving kan daarbij een beperkende factor zijn.
Tenerife adası yerel idare bakımindan 31 belediye'ye bölünmüştür.Rottal-Inn is verdeeld in 31 gemeenten.
O günlerce yiyeceksiz idare etmek zorunda kaldı.Hij moest het dagenlang zonder eten doen.
Yazın suyu idareli kullan.Gelieve spaarzaam te zijn met water in de zomer.
Belçika on bölgeye ayrılmıştır , illerin kendi parlamentosu ve idare ile her.België is verdeeld in tien provincies die elk hun eigen volksvertegenwoordiging en bestuur hebben.
Bu devleti idare edenler Şii olmakla beraber kendilerini Halife olarak ilan etmişlerdir.Dali oni świadectwo prawdzie.
Ekim 2002'de kulüp £30 milyon borçla idarenin yönetimine girdi.W październiku 2002 roku, klub podał do informacji że ma 30 mln funtów długów.
Şehrin idaresi de sorun oldu.Zajęta zastała również rada miejska.
İyi bir idareci ve politikacıydı.Był wybitnym dowódcą i politykiem.
Bu kanardlar, yeni bir dijital fly-by wire uçuş kumanda sistemi tarafından idare edilmektedir.Równolegle opracowywano cyfrowy system sterowania Fly-by-wire.
Gray Londra'da British Museum'da zooloji bölümünü 1840'dan 1874 yılbaşına dek idare etmiştir.Był opiekunem działu zoologii w British Museum w Londynie od 1840 do końca 1874.
Dünyayı idare eder.Oni rządzą światem.
Mahalli idare komünler vasıtasıyla yürütülür.Wspólnota mieszkaniowa działa poprzez swoje organy.
Sonuçta Kızıl Ordu sevk ve idare konusunda ciddi bir sıkıntı içine düştü.Armia Czerwona zajęła Sulęcin i Rzepin.
Merasim ve ziyaretleri idare edip, hastalara dua eder, muhtaçlara yardım eder.Przygnębieni, zrozpaczeni, wzywali pomocy boskiej i ludzkiej."
Faşist Bulgar idaresı tarafından üç defa idama mahkûm edildi.Trzykrotnie był aresztowany za karykatury brazylijskiej policji.
Tank ön taraftan idare edilirdi.Działa były ładowane od przodu.
Ayrıca 13 mahalli idare birliği bulunmaktadır.Utrzymuje też 13 centrów biznesu.
Şehirdeki ilk evin yapımı 1976'da bitirilmiş ve şehir idaresi 1984'te belediye olmuştur.Budowa miasta rozpoczęła się w 1976 roku, a Almere stało się gminą w 1984 roku.
Yerel idare konseyi üyeleri seçimi 4 yilda bir yapılmaktadır ve en son seçim 2011'de yapılmıştır.Wybory do Lokalnej Rady Samorządowej Nauru organizowano czterokrotnie, po raz ostatni w 1963 roku.
Böylece bir süre için devletin gerçek idarecisi oldu.Następcom udało się jednak tylko czasowo utrzymać potęgę państwa.
1918 başlarında, Baküde Bolşevik idarede birçok görev yerine getirdi.Na początku 1918 odbył misję wywiadowczą w szeregach wojsk bolszewickich.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Wszystkich przekazano Policji Państwowej.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Tam zostaje ona zaatakowana przez Tyranozaura.
Savonatola'nın devlet idaresi bu nedenle demokratik reformlarla başladı.Weszła w życie reforma administracyjna Saksonii.
ABD Ulusal Park Hizmeti tarafından idare edilen bir millî park'tır.Jest narodowym pomnikiem USA, zarządzanym przez National Park Service.
Eski idarelerin, eski hükümet sistemlerinin en büyük fenalıklarından biridir.Jego chyba najsłynniejszym utworem są Kłopoty starego komendanta.
Archie Comics'in baş yaratıcı idarecisidir.Dyrektor kreatywny komiksowego wydawnictwa Archie Comics.
Doğrudan Eğitim Bakanlığı tarafından idare edilmektedir.Funkcjonuje pod nadzorem Ministerstwa Edukacji Narodowej.
Himba klanları, en yaşlı erkek üye tarafından idare edilir.Wspólnoty plemienne zarządzane są przez starszyznę.
İki sene sonra bölge idarecisi oldu.W dwa lata później został jego szefem.