Bu, geleneksel Yahudi ibadetlerinin yasaklanması anlamına geliyordu.Dat thema zou kunnen steunen op prechristelijke joodse tradities.
Ayvaz dede inzivaya çekilir ve 40 gün 40 gece dua ve ibadetle Allah`a yakarır.De padisjah is de jongen erg dankbaar en de bruiloft duurt veertig dagen en veertig nachten.
Eserlerinin neredeyse tümü ibadetle ilgilidir.Vrijwel al zijn werk is religieus geïnspireerd.
Halen Türkiye'de ibadete açık olan 236 kilise bulunur.Er zijn 226 priesters actief in het bisdom.
Civar köylerdeki Rumlar ibadet için bu manastırları kullanırlardı.Monniken uit de omgeving gebruikten het klooster nog om hun diensten te houden.
50'den fazla aile Yahudi ibadetlerine geri dönmüştür.Van de bijna 500 Joodse ingezetenen keerden er na de bevrijding nog geen 50 terug.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'Mede daarom was hij niet geliefd onder de gelovigen.
Yaratıcı olarak Tanrı’ya yücelik vermezsek, başka ilâhlara ibadet eder gibi oluruz.Als God het niet verbood, Dan zou ik u aanbidden...
Bu durumun Kurban ibadeti ve hicap uygulaması gibi örnekleri bulunmaktadır.Als zodanig stelden zij de oorkondes en capitularia op.
Böylece kilise, 1883 yılında yeniden inşa edilerek ibadete açılmıştır.Hierdoor zagen de autoriteiten zich gedwongen de kerk te slopen en in 1868 een nieuwe te bouwen.
İnşa edilen bu ibadethaneler mimari yapıların da ilk örneklerinden olmuştur.De gevelwanden waren ook het enige wat deze architecten zelf mochten ontwerpen.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.A rozkazano im przecież czcić tylko Boga Jedynego.
Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum.Abyście pamiętali i spełniali wszystkie przykazania moje, a byli świętymi Bogu waszemu.
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.Modlitwa - ateista i wierzący przed Bogiem.
Ayrıca insanlar dışındaki mahlûkatın Allah'a karşı yaptıkları ibadeti Allah'a sunmakla yükümlüdürler.Jeśli jakiś lud uchyli się od walki w świętej wojnie dla Boga, Bóg dosięgnie go poniżeniem.
Girit dini bir tanrıçaya yapılan ibadetler üzerine kuruluydu.Był bogiem dobroczynnym, przedstawiany z perkatym nosem.
İslam inancına göre meleklerin bu görevleri onların ibadetleridir.Przewodnikami na drodze do wiary są ich aniołowie stróże.
Tanrı özünde iyilikle dolu olduğundan Tanrı'ya ibadet ederek onun gönlünü kazanmak gerekmez.Samemu sobie służy, a nie Bogu, kto w służbie Boga zapobiega o własne korzyści.
Günlük ibadetleri Sabah, Akşam ve Gece Gülbeng'idir.Modlitwy odbywają się rano i wieczorem każdego dnia.
Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.Każdy ma prawo do wolności myśli, sumienia i wyznania.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Boże, pomóż nam podejmować właściwe decyzje, Nie zapominając o Twojej litości.
Ben sadece beni yaratan sana tâbî olur, sana ibadet ederim" der.Moja på tvoja – (Ja) mówię po twojemu (w twoim języku).
Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise, bölgenin tek ibadet yeriydi.Obecnie w miejscu gdzie znajdował się kościół stoi jedyny we wsi sklep.
Fakat, ilahi söylemek çoğu inançta belirli ibadetlerin sadece bir parçasını oluşturur.Bóg lub bóstwo – istota nadprzyrodzona, której istnienie uznaje większość religii.
Her birinin kendi patriği olan bu kiliseler, kendi dillerinde ibadet ederler.Każdy posiada własnych niewolników, których osobiście szkoli.
Ben sadece beni yaratan sana tâbî olur, sana ibadet ederim" der.Jag har gett er ett exempel, för att ni skall göra som jag har gjort med er."
Günde iki defa Güneş'e dönerek ibadet edilir.Morgonbönen (subh-bönen) består av två avsnitt (rak'at).
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.De troende kan be om helgonens förbön inför Gud.
Bu dinî bayramlar insanların en güzel ibadet, kulluk ettiği zamanlardır.Med sin stora sakkunskap och spänning hör de till de bästa (och första) i genren.
İsteyen istediği gibi ibadet edebilir.Te kan serveras till den som önskar.
Bu kiliselerin hepsi ibadete açık değildir.Alla böner är förgäves.
İnsanlar gibi ibadet etmeleri gerektir.De skapade människor som skulle tillbe dem.
Cumartesi ibadeti, cuma akşamı güneşin batmasıyla başlar, cumartesi akşamı güneşin batışından sonra sona erer.Sabbaten börjar vid solnedgången på fredagen och slutar vid solnedgången på lördagen.
Günlük ibadetleri Sabah, Akşam ve Gece Gülbeng'idir.Böner hålls varje morgon och kväll.
Zerdüştlük ibadeti, ateş tapınakları ve sunaklarıyla yakından ilintiliydi.De framstod som människolika men av eld och kunde skyla sig i mörker och skugga.
Bununla ilişkili olarak ateşe, aydınlığa veya Güneş'e bakılarak ibadet edilir.På Hawaii är Hina skymningens och gryningens (dock inte solens) gudinna.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Gud hjälpe hans själ bättre än han förtjänade.
Bazı dinlerde ve inançlarda ilahi söylemek bir tür ibadettir.I många religioner anses bön eller meditation vara ett sätt.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Sådana gottgörelser är fastor, olika slags späkningar, böner, allmosor, vallfärder med mera.
Ayrıca insanlar dışındaki mahlûkatın Allah'a karşı yaptıkları ibadeti Allah'a sunmakla yükümlüdürler.Dessa är människor som förvandlats till dragdjur av Gud, som straff för sina synder.
2014 yılında onarımı yapılarak tekrar ibadete açıldı. ^ "Hüseyinağa Camii".En ny entré uppfördes år 2014. ^ ”Konserthallen”.
Müslümanların ibadetlerinde ve işlerinde uyacakları bir yol göstermiştir.Путь праведных и путь нечестивых, Дмитро Щедровицький (англ.)
Çünkü abdest almak Allah'a yaklaştırıcı bir ibadettir, hedefi ise namazdır.أولياء) — праведник, наближений до Аллаха, старанний у молитвах, поминанні Аллаха та інших видах поклоніння.
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.Віруючі у Аллаха відмовились, закликавши Аллаха розсудити їх з невірними.
1658 yılından sonra hayatını ibadet ederek ve eser yazarak geçirmiştir.Після 1640 року забезпечує сім'ю лише своїми п'єсами та перекладами.
Rumlar ibadetleri için bir de kilise yaptırmışlardır.Ремонтував церкву теж на свої.
Adaya, ibadet amacıyla sadece erkeklerin ziyaret edilmesine izin verilmektedir.Острів мають право відвідувати лише науковці.
Kentte ibadet için kullandıkları 5 ev kilisesi (şapel) bulunmaktadır.У місті в напівзруйнованому стані збереглися 5 вірменських церков.
Günlük ibadetleri Sabah, Akşam ve Gece Gülbeng'idir.У церкві щодня звершуються ранкові та вечірні богослужіння.
Sergiler, doğum, ibadet, diet, boşanma ve ölüm temalarına ayrılmıştır.Експонати поділяються на теми, що стосуються народження, молитовних обрядів, дієти, розлучення і смерті.
Günde 5-6 saat çalışıp günün diğer zamanlarını ibadet ederek geçirirler.Кожен хто бажає може пів-години на місяць присвятити свій час Святому місцю.
Yine ibadetler göğe en yakın yerlerde, yükseklerde yapılırdı.Zajatci zoufají a prosí nebesa o pomstu (sbor Quelle rigueur de nous contraindre).
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'Věřící pak nejsou povinni jej uznávat.
Ben sadece beni yaratan sana tâbî olur, sana ibadet ederim" der.I já jsem byla stvořena ze země a jsem ti rovna!"
Kare planlı ibadet mekânı çok sayıda vitraylı pencere ile aydınlatılır.Prostor modlitebny je osvětlen mnohými vitrážovými okny.
Orada müslümanlar için kutsal sayılan yerlerde ibadet etti.Ka‘ba sloužila jako místo pro uctívání těchto božstev.
Abbâsîler'e karşı mücadeleye girişmeyip barışçı bir siyaset izleyerek ibadetle uğraşmıştır.Nechovaly v úctě boha Dionýsa a ten na ně za trest seslal šílenství.
İnsanlar gibi ibadet etmeleri gerektir.Lidé mají tendenci k oblíbenosti jim podobných lidí.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.První příklad hned na počátku církve, že knihy špatné ničeny, věřícím zapovídány."
Ayrıca köyde bir ibadethane bulunmaktadır. ^V obci se také nacházela modlitebna.