Bir müddettir bu değişimi takip ediyordum ve iştirak ediyorum.Ακολουθώ αυτήν την αλλαγή αρκετό καιρό και συμμετέχω σ' αυτήν.
Bir müddettir bu değişimi takip ediyordum ve iştirak ediyorum.Вече от доста време следвам тази промяна и участвам в нея.
Bir müddettir bu değişimi takip ediyordum ve iştirak ediyorum.Я наблюдаю за этим изменением довольно долго и принимаю в нем участие.
Bir müddettir bu değişimi takip ediyordum ve iştirak ediyorum.אני עוקבת מזה זמן רב אחרי השינוי הזה ומשתתפת בו.
Bir müddettir bu değişimi takip ediyordum ve iştirak ediyorum.وقد تابعت هذا التغيير لفترة من الزمن ، وشاركت فيه
Bir müddettir bu değişimi takip ediyordum ve iştirak ediyorum.私たちが発行しているこちらのレポートは
Bu çok heyecan verici bir girişim. Sizi iştirak etmeye teşvik ediyoruz.To jest fascynujące przedsięwzięcie, do uczestnictwa w którym was zapraszamy.
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Den här gamlingen... ska försvinna för alltid!
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Denne gamle mand ... vil finde sin evige hvile!
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Este velho vai agora... ...para o seu descanso eterno!
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!¡Este viejo anciano se dirige... ...a su descanso eterno!
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Quest'uomo ora andrà al suo eterno riposo!
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Tämä vanhus siirtyy nyt ikuiseen lepoon.
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Ten stary człowiek odchodzi na wieczny odpoczynek.
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Αυτός ο γέρος πάει τώρα για την αιώνια ανάπαυσή του!
Bu ihtiyar gidiyor... sonsuz istirahatine!Сейчас этот старик отправится... на вечный отдых!
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.A jak jsem dobře jedl a tvrdě trénoval, můj klidový puls se snížil na 38 tepů za minutu.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.A tým, že som tak dobre jedol a tak tvrdo trénoval, môj odpočinkový tep klesol na 38 úderov za minútu.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.Door zo gezond te eten en zo hard te trainen daalde mijn hartritme in rust naar 38 slagen per minuut.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.E grazie al regime alimentare e all'allenamento,
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.I przez tak dobre odżywianie i tak ciężki trening, moje tętno w spoczynku wyniosło 38 uderzeń na minutę.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.그리고, 잘 먹고 열심히 훈련함으로서 심박수는 분당(my resting heart-rate) 38회까지 떨어졌습니다.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.Och eftersom jag åt så bra och tränade så hårt sjönk min vilopuls till 38 slag i minuten.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.Og ved at spise så godt og træne så hårdt, faldt min hvilepuls til 38 slag per minut.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.Syömällä hyvin ja harjoittelemalla kovasti sydämeni leposyke laski 38:aan per minuutti.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.Y al comer tan sano y entrenar tanto, mi ritmo cardíaco en reposo bajó hasta 38 pulsaciones por minuto.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.С тази диета и усилените тренировки, сърдечният ми ритъм в покой падна до 38 удара в минута.
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.ועל ידי כך שאכלתי כל כך טוב והתאמנתי כל כך קשה, קצב הלב שלי בזמן מנוחה ירד ל-38 פעימות בדקה
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.وبأكل الطعام جيداً والتدريب بجدية انخفض معدل دقات القلب إلى ٣٨ نبضة في الدقيقة
Bu kadar dengeli yiyip, bu kadar iyi idman yapınca, istirahattaki kalp hızım dakikada 38'e düştü.静止中の心拍数は毎分38にまで落とすことに成功しました これは殆どのオリンピック選手より低いものです
Buna göre, soruyu kime sorarsam sorayım, cevap yanlış kapı, ıstırap veren kapı olacaktır. -따라서 누구에게 묻던 그들의 대답은 잘못된 문,
Buna göre, soruyu kime sorarsam sorayım, cevap yanlış kapı, ıstırap veren kapı olacaktır. - -la mauvais porte, celle qui m'apportera toute la douleur.
Buna göre, soruyu kime sorarsam sorayım, cevap yanlış kapı, ıstırap veren kapı olacaktır. -Nie ma więc znaczenia, kogo zapytam - w odpowiedzi obaj wskażą mi niewłaściwe drzwi.
Buna göre, soruyu kime sorarsam sorayım, cevap yanlış kapı, ıstırap veren kapı olacaktır. -Non importa a chi faccio la domanda. La risposta è sempre la porta sbagliata.
Buna göre, soruyu kime sorarsam sorayım, cevap yanlış kapı, ıstırap veren kapı olacaktır. -Takže neyáleží na tom, koho sa spýtam danú otázku, odpoveď budú vždy tie nespráve dvere,
Buna göre, soruyu kime sorarsam sorayım, cevap yanlış kapı, ıstırap veren kapı olacaktır. -כך שלא משנה את מי שאלתי, תמיד התשובה תהיה הדלת הלא נכונה
Buna göre, soruyu kime sorarsam sorayım, cevap yanlış kapı, ıstırap veren kapı olacaktır. -間違ったドアです。 開けるべきでないドアです。
Bunun ıstıraplı olacağından eminim... ...ama vereceği en büyük tatminden de eminim.Estoy segura que esto será un tormento. pero también será el último placer.
Bunun ıstıraplı olacağından eminim... ...ama vereceği en büyük tatminden de eminim.Je sais bien que ce sera terriblement douloureux, mais tellement délicieux aussi !
Bunun ıstıraplı olacağından eminim... ...ama vereceği en büyük tatminden de eminim.Sono sicura che sarā un'agonia nonchč l'estasi finale.
Bunun ıstıraplı olacağından eminim... ...ama vereceği en büyük tatminden de eminim.Είμαι σίγουρη ότι θα'ναι φρικτό... αλλά κι η απόλυτη έκσταση!
Bunun ıstıraplı olacağından eminim... ...ama vereceği en büyük tatminden de eminim.Я уверена, что это будет безумная боль, но и наивысшее наслаждение тоже.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›Albowiem mam pięć braci, aby im świadectwo wydał, żeby też i oni nie przyszli na to miejsce męki.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›căci am cinci fraţi, şi să le adeverească aceste lucruri, ca să nu vină şi ei în acest loc de chin.`
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›C`est pour qu`il leur atteste ces choses, afin qu`ils ne viennent pas aussi dans ce lieu de tourments.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›där jag har fem bröder, och låter honom varna dem, så att icke också de komma till detta pinorum.'
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›denn ich habe noch fünf Brüder, daß er ihnen bezeuge, auf daß sie nicht auch kommen an diesen Ort der Qual.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›- for jeg har fem brødre - forat han kan vidne for dem, så ikke også de skal komme til dette pinens sted.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›Imam namreč pet bratov: da jim to izpriča, da ne pridejo tudi oni v ta kraj trpljenja.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›내 형제 다섯이 있으니 저희에게 증거하게 하여 저희로 이 고통 받는 곳에 오지 않게 하소서
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›lebo mám päť bratov, nech im dôrazne svedčí, aby neprišli aj oni do tohoto miesta múk.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›Mert van öt testvérem; hogy bizonyságot tegyen nékik, hogy õk is ide, e gyötrelemnek helyére ne jussanak.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›Neboť mám pět bratrů. Ať jim svědčí, aby i oni nepřišli do tohoto místa muk.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›perché ho cinque fratelli. Li ammonisca, perché non vengano anch'essi in questo luogo di tormento
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›- sillä minulla on viisi veljeä - todistamaan heille, etteivät hekin joutuisi tähän vaivan paikkaan`.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›thi jeg har fem Brødre for at han kan vidne for dem, for at ikke også de skulle komme i dette Pinested.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›vì tôi có năm anh em, đặng người làm chứng cho họ về những điều nầy, kẻo họ cũng xuống nơi đau đớn nầy chăng.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›защото имам петима братя, за да им засвидетелствува, да не би да дойдат и те на това мъчително място.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›ибо у меня пять братьев; пусть онзасвидетельствует им, чтобы и они не пришли в это место мучения.
Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.›маю бо пять братів; нехай сьвідкує їм, щоб і вони не прийшли у се місце муки.