işsiz ile cümle
işsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.Ja karitsat käyvät siellä niinkuin laitumillansa, ja vieraat syöttävät rikkaitten rauniosijoja.
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.그 때에는 어린 양들이 자기 초장에 있는 것 같이 먹을 것이요 살찐 자의 황무한 밭의 소산은 유리하는 자들이 먹으리라
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.Los corderos serán apacentados en su pastizal, y los cabritos comerán entre las ruinas de los ricos
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.Och lamm gå där i bet såsom på sin egen mark, och på de rikas ödetomter söka vandrande herdar sin föda.
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.Og der går Får på Græs, Geder afgnaver omkomnes Tomter.
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.И будут пастись овцы по своей воле, и чужие будут питаться оставленными жирными пажитями богатых.
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.Тогава ангелите ще пасат както в пасбищата си; И чужденци ще изядат запустелите места на тлъстите.
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.ורעו כבשים כדברם וחרבות מחים גרים יאכלו׃
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.وترعى الخرفان حيثما تساق وخرب السمان تاكلها الغرباء
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.那 時 羊 羔 必 來 喫 草 、 如 同 在 自 己 的 草 場 、 豐 肥 人 的 荒 場 被 遊 行 的 人 喫 盡
Kuzular kendi otlaklarındaymış gibi otlayacak, zenginlerin ıssız kalan konutlarını yabancılar ele geçirecek.那 時 羊羔 必 來喫 草 、 如同 在 自己 的 草場 、 豐肥 人 的 荒場 被 遊行 的 人 喫盡
Makineler bunun için vardır. Seni işsiz bıraktığını düşünme.Dafür sind Maschinen da, nicht etwa, um dich arbeitslos zu machen.
Makineler bunun için vardır. Seni işsiz bıraktığını düşünme.Те не са направени, за да ви изместят от работното място.
Mesleki iş gücü eğitimi sırasında size işsizlik süresince aldığınız yardımın aynısı ödenir.Ammatillisen työvoimakoulutuksen aikana sinulle maksetaan samaa etuutta kuin työttömänä.
Mesleki iş gücü eğitimi sırasında size işsizlik süresince aldığınız yardımın aynısı ödenir.Durante la formación para el mercado laboral, recibirá las mismas ayudas económicas que los desempleados.
Mesleki iş gücü eğitimi sırasında size işsizlik süresince aldığınız yardımın aynısı ödenir.Under den yrkesinriktade arbetskraftsutbildningen får du samma förmån som när du är arbetslös.
Mesleki iş gücü eğitimi sırasında size işsizlik süresince aldığınız yardımın aynısı ödenir.سوف يُدفع لك أثناء فترة التعليم المهني للقوى العاملة نفس الميزة التي تحصل عيلها وأنت عاطل عن العمل.
Ne aç kalırsın, ne işsiz kalırsın, ne yüzsüz kalırsın.لن تترك عاطل عن العمل او بدون وظيفة .
Neden işsizlere başarı bursu vererekEt veillons à responsabiliser vraiment
Neden işsizlere başarı bursu vererek그리고 우리가 정말
Neden işsizlere başarı bursu vererekY asegurándonos de que realmente potenciamos
Neden işsizlere başarı bursu vererekוכך נוודא שאנחנו למעשה מעצימים
Neden işsizlere başarı bursu vererekو نقوم بضمان تمكين
Neden işsizlere başarı bursu vererek奨学金のクーポンを発行し
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutluluar ?Ad esempio, perché i pensionati sono più felici dei giovani disoccupati?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?De ce, de exemplu, pensionarii sunt mult mai fericiţi decât tinerii şomeri?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Dlaczego, przykładowo, emeryci są szczęśliwsi od młodych bezrobotnych?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Hvorfor er, for eksempel, pensionister meget mere lykkelige end de unge arbejdsløse?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?예를 들어, 왜 연금 수급자들이 젊은 실업자들보다 훨씬 더 행복할까요?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Lý do tại sao ư, ví dụ, liệu người về hưu có hạnh phúc hơn những người thất nghiệp trẻ?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Par exemple, pourquoi les retraités sont-ils bien plus heureux que les jeunes au chômage ?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Perché, per esempio, i pensionati sono molto più felici dei giovani disoccupati?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Por ejemplo, ¿por qué los jubilados son mucho más felices que los jóvenes desempleados?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Prečo sú, napríklad, dôchodcovia oveľa šťastnejší, ako mladí nezamestnaní?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Proč jsou například lidé v důchodu mnohem šťastnější, než mladí nezaměstnaní?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Waarom zijn bijvoorbeeld gepensioneerden veel gelukkiger dan jonge werklozen?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Warum, zum Beispiel, sind Rentner viel glücklicher als der junge Arbeitslose?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Zakaj so, na primer, upokojenci veliko srečnejši od mladih nezaposlenih ljudi?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Γιατί, για παράδειγμα, οι συνταξιούχοι είναι πιο ευτυχισμένοι από τους νέους άνεργους;
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Защо, например, пенсионерите са много по-щастливи от младите безработни хора?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?Почему, к примеру, пенсионеры обычно счастливее безработной молодёжи?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?למה, למשל פנסיונרים מאושרים יותר מאשר צעירים מובטלים?
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?لماذا ، على سبيل المثال هل المتقاعدين اكثر سعادة عن العاطلين الاصغر سناً
Neden mesela, emekliler, genç işsizlerden daha mutlulular?なぜ年金受給者は若年の失業者と比べて はるかに幸福感が高いのか? どちらも 結局は人生において 全く同じ段階にいるのです
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Dia tinggal di sebuah rumah, besar besar, tua terpencil di negeri ini dan tidak seorang pun yang dekat dia.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Él egy nagy, hatalmas, elhagyatott régi ház az országban, és senki nem megy közelében rá.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Ele mora em um grande, grande, casa desolada velhos no país e ninguém vai para perto ele.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.El trăieşte într-o mare, casa mare, veche pustii în ţară şi nimeni nu merge din apropierea oraşului -l.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Er lebt in einem großen, großen, verlassenen alten Haus auf dem Land, und niemand geht in der Nähe ihn.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Hän asuu suuri, iso, autio vanha talo maalla eikä kukaan menee lähelle häntä.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Han bor i en stor, stor, øde gammelt hus på landet, og ingen kommer tæt på ham.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Han bor i en stor, stor, ödsliga gamla hus på landet och ingen går nära honom.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Hij woont in een grote, grote, verlaten oud huis in het land en niemand gaat in de buurt hem.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Il vit dans une grande, grande, vieille maison déserte dans le pays et personne ne s'approche lui.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.그는 국가의 큰, 큰, 황량한 오래된 집에서 살고 아무도 가까이 갈 수 없어
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Mieszka w wielkim, wielkim, opuszczony stary dom w kraju i nikt nie przechodzi w pobliżu niego.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Ông sống trong một lớn, lớn, ngôi nhà cũ hoang vắng trong nước và không ai đi gần anh ta.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Vive en un gran, gran casa, desolada de edad en el país y nadie se acerca a él.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Vive in una grande, grande, vecchia casa desolata in campagna e nessuno si avvicina lui.
O, büyük bir ülkede, büyük, ıssız bir eski evin yaşıyor ve hiç kimse yakın gidiyor onu.Žije ve velké, velké, pusté starý dům v zemi a nikdo nejde u ho.