işsiz ile cümle

işsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Bloudili po poušti, po cestách pustých, města k přebývání nenacházejíce.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Blúdili po púšti, po pustej ceste, kde nenašli mesta na bývanie.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Bujdostak a pusztában, a sivatagban; lakó-város felé utat nem találtak vala.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.De fór vill i ørkenen, i et uveisomt øde, de fant ikke en by å bo i.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.De irrade omkring i öknen på öde stigar, de funno ingen stad där de kunde bo;
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Die irregingen in der Wüste, in ungebahntem Wege, und fanden keine Stadt, da sie wohnen konnten,
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Ei pribegeau prin pustie, umblau pe căi neumblate, şi nu găseau nicio cetate, unde să poată locui.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Er waren mensen die ronddwaalden in de woestijn, op eenzame plaatsen. Zij hadden geen plek om te wonen.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.He harhailivat erämaassa, autiossa, tiettömässä maassa, löytämättä asuttua kaupunkia.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Họ lưu lạc nơi đồng vắng, trong con đường hiu quạnh, Không tìm thành ở được;
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Họ lưu_lạc nơi đồng vắng , trong con đường hiu_quạnh , Không tìm thành ở được ;
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.I den øde Ørk for de vild, fandt ikke Vej til beboet By,
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Ils erraient dans le désert, ils marchaient dans la solitude, Sans trouver une ville où ils pussent habiter.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.저희가 광야 사막 길에서 방황하며 거할 성을 찾지 못하고
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Perdidos anduvieron por el desierto, en el sequedal; no hallaron camino hacia una ciudad habitada
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Tavali so po puščavi, po potih samotnih, mesta za prebivališče niso našli;
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Vagavano nel deserto, nella steppa, non trovavano il cammino per una città dove abitare
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Περιεπλανωντο εν τη ερημω, εν οδω ανυδρω ουδε ευρισκον πολιν δια κατοικησιν.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.Едни се скитат по пустинята, по усамотен път, Без да намират населен град
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.תעו במדבר בישימון דרך עיר מושב לא מצאו׃
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.‎تاهوا في البرية في قفر بلا طريق. لم يجدوا مدينة سكن‎.
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.他 們 在 曠 野 荒 地 漂 流 、 尋 不 見 可 住 的 城 邑
Issız çöllerde dolaştılar, Yerleşecekleri kente giden bir yol bulamadılar.他 們在 曠野 荒地 漂流 、 尋 不 見 可住 的 城邑
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!(68:26) жилище их да будет пусто, и в шатрах их да небудет живущих,
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!(69:26) Que leur demeure soit dévastée, Qu`il n`y ait plus d`habitants dans leurs tentes!
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Biarlah perkemahan mereka sunyi sepi, dan kemah-kemah mereka tanpa penghuni
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!deres Teltlejr blive et Øde, og ingen bo i deres Telte!
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Fique desolada a sua habitação, e não haja quem habite nas suas tendas.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Gjut ut över dem din ogunst, och låt din vredes glöd hinna upp dem.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Ihre Wohnung müsse wüst werden, und sei niemand, der in ihren Hütten wohne.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!저희 거처로 황폐하게 하시며 그 장막에 거하는 자가 없게 하소서
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Nguyện chỗ ở chúng nó bị bỏ hoang, Chẳng có ai ở trong trại chúng nó nữa.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Nguyện chỗ ở chúng_nó bị bỏ_hoang , Chẳng có ai ở trong trại chúng_nó nữa .
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Öntsd ki a te haragodat reájok, és a te haragodnak búsulása érje utól õket.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Pustie să le rămînă locuinţa, şi nimeni să nu mai locuiască în corturile lor!
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Pusto bodi njih bivališče, v šatorih njih ne bodi prebivalca.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Quede desolada su casa, y en sus tiendas no haya morador
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Riversa su di loro il tuo sdegno, li raggiunga la tua ira ardente
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Stort Uw toorn over hen uit; laat de gloed daarvan hen vernietigen.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Utøs din harme over dem, og la din brennende vrede nå dem!
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Vuodata vihastuksesi heidän päällensä, ja yllättäköön heidät sinun vihasi hehku.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Vylej na nich svoj prudký hnev, a nech ich dostihne páľa tvojho hnevu!
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Vylí na ně rozhněvání své, a prchlivost hněvu tvého ať je zachvátí.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Wylij na nich rozgniewanie swoje, a popędliwość gniewu twego niech ich ogarnie.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Ας γεινωσιν ερημα τα παλατια αυτων εν ταις σκηναις αυτων ας μη ηναι ο κατοικων.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!Жилището им да запустее, И в шатрите им да няма кой да живее.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!תהי טירתם נשמה באהליהם אל יהי ישב׃
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!‎لتصر دارهم خرابا وفي خيامهم لا يكن ساكن‎.
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!願 他 們 的 住 處 、 變 為 荒 場 . 願 他 們 的 帳 棚 、 無 人 居 住
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!願他們 的 住處 、 變為 荒場.願他們 的 帳棚 、 無人 居住
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Als ik de top van een steile berg bereik in het midden van nergens, voel ik me jong, onoverwinnelijk, eeuwig.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Cand ajung pe culmea unui munte abrupt în mijlocul pustiului, mă simt tânăr, invincibil, nemuritor.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Cuando alcanzo la cima de una montaña empinada en medio de la nada, me siento joven, invencible, eterno.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Kiedy docieram na szczyt stromej góry z dala od zgiełku, czuję się młody, niezwyciężony, nieśmiertelny.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.인적이 없는 가파른 산의 정상에 도달하면 저는 젊음과
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Quando raggiungo la cima di una montagna scoscesa sperduta nel nulla, mi sento giovane, invincibile, eterno.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Wenn ich den Gipfel eines steilen Berges mitten im Nirgendwo erreiche, fühle ich mich jung, unbesiegbar, ewig.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Когато стигна до върха на стръмна планина по средата на нищото, се чуствам млад, неуязвим, вечен.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.Когда я достигаю вершины крутой горы на краю цивилизации, я чувствую себя молодым непобедимым и бессмертным.
Issızlığın ortasında dik bir dağın zirvesine ulaştığımda, kendimi genç, yenilmez ve ölümsüz hissediyorum.כאשר אני מגיע לפסגה של הר תלול באמצע שום מקום, אני מרגיש צעיר,

İlgili Sayfalar