işsiz ile cümle
işsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Irkçı bir Yunan milliyetçisi Nakos, işsiz ve 38 yaşında olup hâlâ ailesi ile birlikte yaşamaktadır.Sebastian es un joven de 28 años que está desempleado y vive con sus padres.
16-74 arasındaki yaş grubunun % 5,5'i işsizdir.5'7% de la población de 16–74 están en paro.
İşsizlik oranı çok yüksektir.Existe sin embargo una muy grande tasa de desempleo.
Gelire bağlı işsizlik ödeneği işsizlik sigortasından temin edilmektedir.El subsidio por desempleo es incompatible con la prestación por desempleo.
Ülkede enflasyon ve işsizlik oranları son derece düşüktür.Los índice de pobreza y de desempleo disminuyeron notoriamente.
Büyük Buhran sırasında babası işini kaybetti ve uzun bir süre işsiz kaldı.Durante la grande depressione suo padre perse il lavoro e rimase disoccupato per un lungo periodo di tempo.
Almanya'ya dönünce Rommel bir süreliğine "işsiz" kaldı.Tornato in Germania, Rommel rimase per qualche tempo di fatto inattivo.
İşsizlik oranlarının ülkelere göre listesi.Questa è una lista di paesi per tasso di disoccupazione.
2014 yılında Çin'deki kentsel işsizlik oranı yaklaşık %4,1 idi.La disoccupazione in ambito urbano, al 2014, era di circa il 4,1%.
Fiji, ( 106'sı ıssız) 322 adadan ve 522 küçük adacıktan oluşur.L'arcipelago delle Figi è composto da 322 isole (di cui 106 abitate) e 522 piccoli isolotti.
İşsizlik oranı çok yüksektir.Il tasso di disoccupazione è altissimo.
Tekrar işsiz kaldı.Rimane per l'ennesima volta senza lavoro.
Ülkede enflasyon ve işsizlik oranları son derece düşüktür.Gli indici di povertà e di disoccupazione calarono notevolmente.
İşsizlik oranı %27,2 kadardır.Il tasso di disoccupazione è del 2,17%.
Dünya ıssız kaldı mı?Un mondo disincantato?
Böylece işsiz kaldı.Io sono disoccupato.
Hızla artan işsizliğin bir diğer nedeni, sanayi sektörünün yeniden yapılanmasıydı.Altro punto importante dell'accordo era la riassunzione degli operai disoccupati.
Ağabeyi Ruben Yusuf'a kıyamadı ve onu ıssız bir yerdeki susuz kuyuya atmalarını tavsiye etti.Ruben, il primogenito, si oppose consigliando di chiuderlo in un pozzo.
2005 yılında ise Teknoloji, Ekonomi ve İşsizlik alanlarındaki 11. Annual Heinz Ödülü’nü kazandı.Nel 2002, ricevette l'ottavo premio annuale Heinz Award per la tecnologia, l'economia e l'occupazione.
Bu konudan da sonra John, işsiz bir adama çevrilir.Nel frattempo, John si trova all'interno di un condotto.
Konakta Leman Hanım’ın eline bakarak, işsiz güçsüz bir yaşam sürerler.Si vede la mano di Emily a cui manca un dito...
Resmi açıklamalar gerçek işsizlik oranlarını göstermemektedir.La spiegazione ufficiale non fu ritenuta sodisfacente dagli ufologi.
Güneş gazetesinin 1992 yılında kapanmasıyla işsiz kaldı.Il quotidiano La Tribune è stato chiuso nel 1996.
Kamera, ıssız metroya gider.Deve fuggire attraverso la metropolitana.
Bu yolculuklar içinde ıssız bir adada 28 senesini son üç yılı hariç yalnız geçirir.Ciò li ha portati a restare isolati sulla loro isola per un millennio.
Öldüğü takdirde iki bin kişi işsiz kalır.Nell'anno in cui rimase in funzione vi morirono circa duemila dei deportati.
Karısı Maggie onu kendinden daha genç, Milo Tindle (Jude Law) adında işsiz bir oyuncu için terketmiştir.La moglie, arredatrice d'interni, vive invece nella capitale col giovane amante Milo Tindle (Jude Law).
Savunmasız olduklarından genelde geceleri uçarlar ve ıssız bölgelerde ürerler.In genere appare di notte in luoghi vuoti o semivuoti.
Yılın çoğu zamanı ıssızdır.Per il resto dell'anno è piuttosto silenzioso.
İşsizlik oranı düştü.La disoccupazione è cresciuta.
İşsizlik nedeniyle göç yaşanmaktadır.La ripresa senza occupazione.
Deflasyon, işsizlik yaratır.Come il welfare crea lavoro.
Khvolis'in yaptırdığı sinagog bugün ıssız bir sokakta terkedilmiş olarak bulunmaktadır.La sinagoga di Castel Goffredo, oggi smantellata, sorgeva in vicolo Remoto.
Kardeşim işsizdir.Мой брат безработный.
O işsizlik parası ile yaşar.Он живёт на пособие по безработице.
Büyük Buhran sırasında babası işini kaybetti ve uzun bir süre işsiz kaldı.Во время Великой депрессии его отец потерял свой бизнес и долгое время был безработным.
Deklarasyon, kapitalizmin "yıkıcı ekonomik buhranlar ve yüksek işsizlik oranları" demek olduğunu ilan etti.В ней заявлено, что капитализм совпал с «разрушительными кризисами и массовой безработицей».
Bir süre işsiz kaldı.Некоторое время был безработным.
TARDIS ıssız bir volkanik adaya düşer.ТАРДИС приземляется на пустынном вулканическом острове.
İşsizlik oranı %27,2 kadardır.Уровень безработицы в нём достигает 27,12 %.
Bütün dizi ekibi işsiz kalmıştır.Все рестлеры этой группировки остались без работы.
İşsizlik neredeyse yok denecek kadar azdır.Безработица практически отсутствует.
Bu durumda ülkede işsizlik artacaktır.Они, в свою очередь, приводят к безработице.
Kendi kendime demek istiyorum, ıssızlığın ortasında.Что же касается меня, то себя я вижу в средней группе.
İşsiz nüfus oranı %7,14’tür.Коэффициент безработицы — 7,4 %.
Söz konusu %4 olarak belirlenen işsizlik oranı içerisinde kadın nüfusunun işsizliği dahil edilmemişti.Менее 4 % женщин были безработными, по сравнению с почти 10 % мужчин, не имевших работы.
İşsizlik oranı ülke ortalamasının altındadır.Уровень безработицы ниже, чем в среднем по стране.
Piqueterolar - İşsiz Çalışanlar Hareketi, Arjantin'de.ФОРА: рабочий анархизм в Аргентине.
Ülke nüfusunun büyük çoğunluğu işsiz olup, yarısından fazla açlık sınırının altında yaşamaktadır.Четверть населения страны составляли безработные, около половины граждан жили за чертой бедности.
Beldedeki işsizlik oranı %30 civarındadır.Уровень безработицы — около 30 %.
Eylül 2016'da işsizlik %4.0 idi.Уровень безработицы в 2016 году составлял 4,4 %.
Gittikleri yol ıssızmış.I путь был разобран.
Üniversiteyi terk etmiş, işsiz güçsüz bir gençtir.Это молодой человек без определенного занятия.
Halkın %80'inden fazlası işsiz ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor.Около 80 % населения живут ниже уровня экономически обоснованной черты бедности.
Sokaklar karanlık ve ıssızdır.На улицах темно и людно.
Üyeler arasında etnik azınlıklar, işsiz eski askerler ve genç entelektüeller bulunmaktaydı.Пополнялись они за счет националистически настроенных офицеров, солдат, авантюристов и безработной молодежи.
Kamera, ıssız metroya gider.Они добираются до телефона в метро.
Şehir büyük işsizliğe de sahne oldu.Город захлестнула волна безработицы.
Vergilendirmenin adil olması, işsizlere yardım edilmesi gündeme getirilmiştir.Злобин по приезде действительно пообещал помочь.
Öğrencilere işsiz gençler de katıldı.В них приняли участие также учащиеся школ и молодые рабочие.