işleyen ile cümle
işleyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kâtil, cinayet işleyen kişiye denir.Хулиганом называют человека, который занимается хулиганством.
İşleyen bellek, uzun süreli belleğin bir parçası değildir, fakat uzun süreli belleğin işlemesinde önemlidir.الذاكرة العاملة ليست جزءا من الذاكرة طويلة الأمد، ولكنها مهمة لعملها.
Savaştan sonra bu suçları işleyen doktorlar, Doktorlar davası olarak bilinen duruşmada yargılandılar.وبعد الحرب، تمت محاكمة هذه الجرائم فيما أصبح يُعرف باسم محاكمة الأطباء.
İşleyen bellek çok dolu olduğu takdirde uzun süreli belleğin kodlamasını etkileyebilir.لذلك إذا كانت الذاكرة العاملة مجهدة، يمكن أن تؤثر على تشفير الذاكرة طويلة الأمد.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi Sen de suçlarımızı bağışla.وأغفر لنا ذنوبنا كما نغفر نحن أيضا للمذنبين إلينا.
Üretilen tarım ürününü pazarlayan ve işleyen ticari işletmelere sahiptirler.كما يشمل أيضًا الأشخاص الذين يقومون بتصنيع وتسويق المنتجات الزراعية.
Ayrıca tarım ve orman ürünlerini işleyen sanayiler de bulunur.كما توجد صناعات تعتمد على الغابات و الماشية.
Mümin sevap işleyen bir insan ise bu azaba uğramayacaktır.أي لا يؤتى البصيرة الدينية بل يكون غافلاً عن سوء عاقبته.
Luther’e göre aforoz şunları gerektirir: 1-Günah işleyen kimseye karşın fail ve bireyin yüzleştirilmesi.De acordo com Lutero, a excomunhão requer: O confronto entre o sujeito e o indivíduo contra quem pecou.
İşleyen bellek çok dolu olduğu takdirde uzun süreli belleğin kodlamasını etkileyebilir.Se esta estiver sobrecarregada a codificação para a memória de longa duração pode ser afetada.
T1 veri hızını (1.544 Mbit/saniye'ye kadar) işleyen VSAT'lara "TSATlar adı verilir.VSATs que lidam com a taxa de dados T1 (até 1.544 Mbit/s) são chamados de "TSATs.
Ayrıca beldede tarım mallarınını işleyen besin sanayi ve makine aletler sanayi imalatı kurulmuştur.É a quantidade de unidades de produto que as máquinas e equipamentos instalados são capazes de produzir.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi.Assim, Durkheim se interessou por uma abordagem científica à sociedade muito cedo em sua carreira.
Düzgün çalışan bir işleyen bellek daha iyi bir uzun süreli bellek kodlamasını beraberinde getirir.Uma boa memória de trabalho está relacionada a uma melhor codificação de memória de longa duração.
Hatta işleyen araçlar üçüncü raydan 750 voltluk doğru akım alarak çalışmaktadır.Como o restante do sistema, opera com alimentação por terceiro trilho em 750V.
Mümin sevap işleyen bir insan ise bu azaba uğramayacaktır.Het geheel van de gelovigen die de zalving van de Heilige ontvangen, kan in geloof niet dwalen.
Sırf şer işleyen, insanları yoldan çıkarmakla meşgul olan varlıklardır.Deze wordt alleen tegen kwaadwillende mensen uitgevoerd.
Giuseppe Verdi 1849'da bu olayı işleyen Legnano Savaşı adlı önemli bir opera eseri hazırlamıştır.Giuseppe Verdi baseerde hierop in 1849 zijn opera La battaglia di Legnano.
Fok derisini işleyen tabakhane de kapalıdır.Ook de machinekamer benedendeks is verboden.
1956'da çevrilen İkinci Dünya Savaşı konularını işleyen 2 film ise gayet başarılı oldu: .Het is een film uit de Tweede Wereldoorlog over de Tweede Wereldoorlog: de film speelt in 1942.
Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.De weigering om zo'n aanhouding te doen ophouden door de hiertoe bevoegde personen, is eveneens een misdrijf.
İşleyen demir paslanmaz.Rust roest.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi Sen de suçlarımızı bağışla.Odpóść nam nasze winy, jako i my odpuszczamy.
İlk insan, ilk peygamber, ilk örtünen, toprağı ilk işleyendir.Adam (arabiska: آدم) är den första profeten i islam och är den första människan som skapades av Gud.
Cinayeti işleyen baba ve amcaları suçlarını itiraf etmiştir.Både fadern och agenten har nekat till anklagelserna.
Fakat kimlerin ne tür suç işleyenlerin burada tutulduğuna dair açıklama net değildir.Det är dock oklart vilka av brotten han dömts för.
Ayrıca tarım ve orman ürünlerini işleyen sanayiler de bulunur.Det gäller t.ex. för näringsidkare som bedriver jord- eller skogsbruk.
Birçok delilden anlaşılır ki, cinayeti işleyen kapıcıdır.Trots det leder spår till vad som verkar vara gärningsmannen.
Kâtil, cinayet işleyen kişiye denir.En människa som mördat kallas mördare.
Ayrıca Red John'un, kendisi için cinayet işleyen yardımcıları tarafından öldürülen kurbanları da vardır.Han är beredd att offra allt för att fånga Red John, även sitt eget liv.
Doğalcılığa göre doğanın, nesnel yasalar uyarınca işleyen bir düzeni vardır.Vid beskrivning av naturlagar och vid konstaterade förhållanden.
Süt ve süt ürünleri satan veya işleyen tesisler yoktur.De innehåller inte några mejeriprodukter och är veganska.
Hıristiyan bakış açısı ile dizinin spiritüel temalarını işleyen ilk kitap olanWhat Can Be Found in LOST?Hans förnämsta freskobilder anses vara de, som finns i Prag.
Bunun yanı sıra Bretton-woods sistemi ile iyi işleyen uluslararası para sistemi kuruldu.Саме на золотовалютному стандарті ґрунтувалася Бреттон-Вудська система.
Keçi kılı işleyen 2 fabrika mevcuttur.На заводі діяло двоє доменних печей.
Ona göre suç işleyen birisi sadece devlete değil aynı zamanda tanrıya da karşı gelen bir günahkardı.Він став людиною, подібною до нас, але в ньому не було гріха.
Fakat kimlerin ne tür suç işleyenlerin burada tutulduğuna dair açıklama net değildir.Глядачеві так і не стає ясно, за який злочин страчено персонаж.
Anlatılanlara göre yaşadığı zaman kötülükler yapan, cinayetler işleyen insanlar öldükten sonra dirilirler."Ti, kteří říkají, že nejprve zemřou a (potom) vstanou z mrtvých, se mýlí.
Hıristiyan bakış açısı ile dizinin spiritüel temalarını işleyen ilk kitap olanWhat Can Be Found in LOST?U každého z nich je udáno, kde jej v knize lze nalézt.
Dönemi işleyen tarihçiler Harold'un ölümünü farklı şekillerde aktarmışalrdır.Jednotliví členové komise se rozchází v datu Aradovy smrti.
Bu mertebeye fısk mertebesi denir ve büyük günah işleyen kişiye fasık denir.Já preferuji považovat ho za úctyhodného člověka, který klade respekt k tzv. bláznovi výše respektu k profesi.
Orta çağ zamanını işleyen oyun, derebeylerine sahiptir.Opladen în Evul Mediu are o judecătorie proprie.
Bu duruma göre, suç işleyen kişi Tanrı ile baş başa kalır ve günahları için pişman olur.De aceea, iertarea e gratuită celui ce se căiește de păcatele sale și se întoarce la Dumnezeu.
Bunun yanı sıra Bretton-woods sistemi ile iyi işleyen uluslararası para sistemi kuruldu.Sistemul Bretton Woods Sistemul Bretton Woods
NEST birbirine paralel işleyen 3 tamamlayıcı olayı destekler: Macera Projesi: Kurgusal araştırma projeleridir.Erasmus Mundus cuprinde trei acțiuni: Programe comune Parteneriate Proiecte de atractivitate ^
Savaştan sonra bu suçları işleyen doktorlar, Doktorlar davası olarak bilinen duruşmada yargılandılar.A háború után ezek a bűntények a Doktorok Próbájaként híresültek el.
Bunun yanı sıra Bretton-woods sistemi ile iyi işleyen uluslararası para sistemi kuruldu.A Bretton Woods-i rendszer a Bretton Woods-i konferencia után létrehozott világgazdasági rendszer.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi Sen de suçlarımızı bağışla.Isten csak úgy adhat nekünk bűnbocsánatot, ha mi is megbocsátunk az ellenünk vétkezőknek.
Tabiat ve aşk temalarını işleyen hece ölçüsündeki şiirleriyle tanınır.A Titkok és szerelmek című sorozat remakeje.
Büyük günah işleyen kişinin durumu konusunda yorum yapmak istememişlerdir.Nem látja be vétkeinek rettenetes horderejét.
Kendi kendine işleyen bir ahlak düzeni, yasasız ve devletsiz işleyebilir.Csak egy olyan nemzet tudja fenntartani magát, amely könyörtelenül kormányoz.
Feodalizm, ruhbanlıkla ortaklaşa işleyen aristokrasi ve Ulus devlet ile karakterize olmuştur.Ez csak az arisztokráciával vegyes államformákban lehetséges Arisztotelész szerint.
Oysa gerçekte bu suçu işleyen kişi bir bürokratın çocuğuydu.Most már biztosan benne, hogy ő volt a bankrablók beépített embere.
Mersin'de suç işleyenlerin yüzde 90'ı Doğulu ve Güneydoğuludur.Häädöistä 90 prosenttia tapahtui Pohjois- ja Koillis-Ranskassa.
Kâtil, cinayet işleyen kişiye denir.Murhan tehneestä henkilöstä käytetään nimitystä murhaaja.
Savaştan sonra bu suçları işleyen doktorlar, Doktorlar davası olarak bilinen duruşmada yargılandılar.Ihmiskokeisiin osallistuneita SS-lääkäreitä tuomittiin sodan päätyttyä lääkärioikeudenkäynnissä.
Ona göre suç işleyen birisi sadece devlete değil aynı zamanda tanrıya da karşı gelen bir günahkardı.Synti on vain rikos jumalaa vastaan, ei ihmisiä vastaan.
1811 yılında Mississippi Nehri üzerinde işleyen ilk gemi New Orleans faaliyete geçti.Mississippin ensimmäinen höyrylaiva New Orleans teki neitsytmatkansa 1811.
Anlatılanlara göre yaşadığı zaman kötülükler yapan, cinayetler işleyen insanlar öldükten sonra dirilirler.Sanon vain sen, että koin kolmen päivän helvetin, jonne pahojen ihmisten sanotaan joutuvan kuoleman jälkeen.
1811 yılında Mississippi Nehri üzerinde işleyen ilk gemi New Orleans faaliyete geçti.1811 - Το πρώτο ατμόπλοιο που πλέει στον ποταμό Μισσισσιππή φτάνει στη Νέα Ορλεάνη.