işkence ile cümle

işkence kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Pek çok üye toplama kamplarında tutuklandı, işkence edildi veya idam edildi.Een aantal van hen kwam in concentratiekampen terecht of werd ter dood veroordeeld en terechtgesteld.
İsim benzerliğinden ötürü getirilerek işkence gören mağdurlar da soz konusudur.Wijken die aan de naamgeving, ook van hun straten, nog als zodanig herkenbaar zijn.
10 Kasım 1943'te tutuklanmış, işkenceden geçirilmiş ve Fresnes Hapishanesi'ne gönderilmiştir.Ze werd op 20 juli 1943 gearresteerd en werd opgesloten in de gevangenis van Fresnes.
Fakat bu itiraf işkence nedeniyle teyit edilemez.Waarschijnlijk is deze bekentenis onder marteling tot stand gekomen.
Bu işkencelerin sonunda ölmüştür.Hieraan is ze uiteindelijk overleden.
Kendisine işkence eder.Ze martelden hem.
Ölmez ise hayat ona boş ve işkence gibi gelir.Maar zonder de Dood blijft hij rondzwerven als ondode.
Daha sonra Montluc cezaevinde tutuldu ve Gestapo tarafından işkence gördü.Behnke wordt vervolgens opgepakt en gefolterd door de Gestapo.
Cena’ya işkence yaptılar.Harmsen kreeg de prijs postuum.
Eski gizli polise göre Belgrad'da politik nedenlerle işkenceye uğrayan kişi sayısı 10.000'dir.In Istanbul zijn volgens de politie 10.000 mensen op de been.
İşkence ve ceza anlamına da gelebilir.Dit kan plaatsvinden na oplegging van boete en taakstraf.
William amcasının yanında büyüdü ancak tam bir işkence görüyordu.Thomas ervoer de opvolging van zijn vader door zijn ooms als een grote onrechtvaardigheid.
Günlerce sorgulandı ve işkence edildi, lastik hortumlar ve elektrik kablolarıyla kırbaçlanıyordu.Vijf dagen lang werd hij brutaal gefolterd met slagen en elektrische schokken.
İşkenceyi de barındıran sorgulama teknikleri ile tanınmaktadır.De techniek waarmee wordt gevaren heet stevelen.
Bu sırada düşmanların başta anneleri olmak üzere Hocalı halkına yaptığı işkencelere şahit olmaktadırlar.De huidige bewoners gaven daarvan hun voorouders de schuld en willen hun straffen.
(Madde 7) Madde 8, İade anlaşmalarında, işkence suçlularının da iadesinin yer almasını düzenler.Artikel 6:108 van het Burgerlijk Wetboek regelt hetzelfde in geval van overlijden van de dierbare.
"İşkenceyi bırakıp namaza giderdi".Wzywała do pokuty i prosiła o modlitwę.
Öldürülmeden önce işkence gördü.Przed śmiercią był torturowany.
Kendisine işkence eder.Tam go torturuje.
Le Jardin des supplices, roman (1899) (İşkenceler bahçesi, 1955).Le Jardin des supplices (Ogród udręczeń) (1899).
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Niektóre ofiary były torturowane.
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Znany był m.in. z torturowania jeńców.
1988 - Türkiye, BM İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi'ni imzaladı.1989 – Polska ratyfikowała Konwencję w sprawie zakazu stosowania tortur.
Toprak sahibi köleyi öldüremez ve ona işkence yapamazdı.Nie jest więc niewolnikiem i nie może podlegać torturom.
Olayın ardından yüzlerce kişi tutuklandı, işkence gördü bazıları ise idam edildi.Aresztowano setki osób, z czego część z nich była prawdopodobnie torturowana.
Korku yoluyla işkence yapma yöntemlerinden biri sahte idamdır.Jednym z przejawów okrucieństwa są tortury.
Annesi de işkenceye maruz kaldı.Zagroził też siostrze aresztowaniem.
Kadınların ırzına geçerler, vahşice işkence yaparlar.Wy szkodzicie naszym braciom i mordujecie z dzikim okrucieństwem.
İşkencelere karşı çıkarak cezaevlerinde yaşanan sorunlarla yakından ilgilendi.W więzieniach wobec aresztowanych stosuje się tortury.
Bedenlerine kasıtlı olarak işkence yapmaya başlamışlardır.Swoim ofiarom zadawał wyszukane tortury.
Hemen, şimdi kadınlara acımasızca yapılan işkenceyi durdurun.Stop Przemocy Wobec Kobiet.
10 Kasım 1943'te tutuklanmış, işkenceden geçirilmiş ve Fresnes Hapishanesi'ne gönderilmiştir.Zatrzymany 13 listopada 1943 i przewieziony do Fresnes, mimo tortur nie wydał nikogo.
Bülent Uluer çeşitli işkencelere de maruz kalmıştır.Kiriłł jest poddawany rozmaitym torturom.
"İçerdeyken" işkence gördüğü söylenmektedir.Wiecie jak to jest, kiedy torturują was za życia?
Diğer birçokları da işkence görmüş ve hapse atılmışlardı.Wielu powstańców poddano torturom i stracono w więzieniach.
Voldemort Harry'nin zihnine Sirius'un bakanlık binasında işkence gördüğüne dair yanlış görüntüler nakleder.Harry ma wizję o Syriuszu torturowanym przez Voldemorta w Departamencie Tajemnic.
İsyana katılan birçok kişi yakalandı, işkenceden geçirildi ve oldukça ağır cezalara mahkûm edildi.Wielu schwytanych podporządkowało się Kościołowi i było skazywanych jedynie na grzywny.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.W czasie przesłuchań był torturowany.
Hükûmet birkaç Yahudiyi tutukladı ve bunlardan bazılarına işkence yapıp suçlamaları zorla kabul ettirdi.Szlachcianka sama osądziła Żydów i poddała ich torturom.
Joker, bir kişiye işkence yapıp videoya çeker ve bunu bir televizyon kanalına yollar.Mężczyzna zamierza wytresować szczeniaka i wykorzystać go w swoim programie telewizyjnym.
Birçoğu hastalık, bitkinlik veya gardiyanlardan gördükleri işkence nedeniyle öldü.Ponad 30 tys. osób zdołało jednak opuścić obóz dzięki pomocy zatrudnionego tam polskiego personelu.
Bu hayvanlar kurbanları hemen öldürmek ya da uzun bir süre işkence etmek amacıyla eğitilmişlerdir.De tränade djuren användes antingen för att döda offer omedelbart eller att tortera dessa under en längre tid.
Sürekli işkence etmek ister.Han torterades regelbundet.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Tortyr har förekommit vid förhör.
Drusilla'yı dövüp o kadar kötü işkence ederler ki sonraki on yıl boyunca iyileşemez.Drusilla blev så svårt skadad att hon inte återhämtade sig på 10 år.
Yıkılmış hânümânlar yerde işkenceyle kıvransın; Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!Men en del föll i den goda jorden och gav skörd, hundrafalt och sextiofalt och trettiofalt (Matt.
Sonra kendisini kimin gönderdiğini ve suç ortaklarını açıklaması için işkence edildi.Efter domen utsattes hon för tortyr för att avslöja sina medbrottslingar.
Annesi de işkenceye maruz kaldı.Även att offret torterats.
İşkence ve kötü muamele suçlarından verilen cezalar para cezasına çevrilemeyecek.Annan påföljd än penningböter eller dagsböter får inte förekomma.
Warren, kız arkadaşı Tara'yı öldürdükten sonra Willow onun ruhunu Warren'a işkence etmek için çağırır.Willow mördade Warren sedan han dödat hennes flickvän Tara.
Bunlardan ikisi bu işkence sırasında öldü.Två andra avled till följd av tortyr.
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.Förbud mot tortyr.
Yargılanmadan önce defalarca işkence gördü.Han hade dessförinnan upprepade gånger utsatts för tortyr.
Le Jardin des supplices, roman (1899) (İşkenceler bahçesi, 1955).Le Jardin des supplices, роман (1899) (Сад тортур).
Birleşmiş Milletler: İşkence Kurbanlarına Destek Günü (wikidata).Journée internationale des Nations unies pour le soutien aux victimes de la torture) — міжнародний день ООН.
İlk işkence yaptığı balık ölmüştür ve bu ölümden dolayı ağlar.Хлопець знайшов першою рибку — вона була мертва.
Ölmez ise hayat ona boş ve işkence gibi gelir.Якщо помре Безіменний, загине і Незрівняний.
Bu hunhar işkence 4 gün sürmüştür.Того разу на усунення несправностей знадобилося чотири дні.
Sürekli işkence etmek ister.Його постійно піддавали покаранням.
Diğer birçokları da işkence görmüş ve hapse atılmışlardı.Багатьох відправили в тюрму та на каторгу.
İlgili Sayfalar