işkence ile cümle

işkence kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İşkence ve ölüme mahkûm edilir.Також скасовано смертну кару й тортури.
Bu olaydan sonra meşhur işkenceleri başlar.Одразу після цього починаються тортури над жертвами.
Annesi de işkenceye maruz kaldı.Джейн теж піддають цим тортурам.
Ona işkence yapacaklar.Вони його катуватимуть.
Daha sonra Montluc cezaevinde tutuldu ve Gestapo tarafından işkence gördü.Poté byl vsazen do vězení Montluc a mučen gestapem na jeho velitelství.
Yargılanmadan önce defalarca işkence gördü.Před vlastním soudním procesem byl opakovaně mučen.
Fr-Ped şu anlama gelir: Korkutucu-En-Güçlü-Dalaveracı-İşkenceci.Medi-bot radí jednu věc - tvrdou lásku.
Mahkûm ve esirlere şahsen işkence yapmıştır, ayrıca 40.000 kişinin ölüm emrini vermiştir.Je zaznamenáno, že osobně a s velkým potěšením mučil vězně a je zodpovědný za smrt přibližně 4 000 lidí.
Kalanlar ise düşman tarafından ya öldürülür ya da esir edilerek işkenceye maruz kalırlar.Měl bych opustit zbytek vězňů a zanechat je smrti a mučení?
Anton Praetorius işkencelere karşı mücadele etmiş ve bir kadının serbest kalmasını sağlamıştır.Praetorius protestoval proti mučení a dosáhl toho, že byl proces ukončen a žena propuštěna na svobodu.
En bilinen işkence vakası Fransız direnişin en önemli isimlerinden Jean Moulin'e yaptığı işkencedir.Nejznámějším případem je zajetí a mučení Jeana Moulina, který byl vysokým členem francouzského odboje.
Bu işkenceler Büyük Baba'yı daha da deliye çevirmiştir.Koutník se stal v Chocni starším tohoto bratrstva.
İşkence yaptığı ve öldürdüğü çocukları "Tanrı'ya verilen kurbanlar" olarak düşünüyordu.Placením desátku a obětí "ukazujeme, že Boha milujeme".
Lord Voldemort da onlara işkence eder fakat affeder.Prosí ho o odpuštění a Voldemort ho mučí.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Některé byli však pokácené.
NKVD sistematik olarak genelde ölümle sonuçlanan işkence uyguladı.SPK páchala většinou náhodné násilné činy.
Elizabeth Bathory, özellikle kocasının ölümünün ardından işkence yöntemlerini giderek artırmıştı.V odbojové činnosti pokračovala jeho žena Alžběta Deršatová i po manželově smrti.
24 Temmuz 1957 tarihinde hapishanedeki işkence sonucunda hastalıktan öldü.Zemřel doma roku 1957, na následky nemoci z mučení ve vězení.
Diğer birçokları da işkence görmüş ve hapse atılmışlardı.Některé z nich též ctili a obětovali jim.
Lucie'yi de kendilerinin kaçırdığını ve ona işkence ettiklerini de itiraf eder.To Lýdii rozzuří a zdemoluje mu byt.
Cercis, bunu reddettiğinde ona işkence etmeye başladı.Když to odmítl, byl mučen.
Halbuki kendilerine IV. Filip tarafından işkence yapılmayacağına dair söz verilmişti.Nejenže bula neměla zastrašující efekt na Filipa IV.
Octavia bu davranıştan şikayet edince yardımcıları işkenceyle öldürüldü.Când Octavia se plânge de acest tratament slujitoarele ei o torturau în bătaie.
Bunlar böyle tür vahşetin her üç olağan tipi, yani cinayet, işkence ve tecavüz'den oluşuyordu. "Aceste sunt constituite din cele trei tipuri obișnuite de astfel de atrocități, adică crimă, tortură și viol.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Mulți au fost martirizați.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Torturat în timpul anchetei la Securitate.
Bu ailenin birçok üyesi Saddam döneminde tutuklanarak işkencelere uğrayıp, öldürülmüşlerdir.Numeroși membri ai acestei familii au fost deportați și uciși în timpul Holocaustului.
Üye olmasından hemen sonra soruşturmayla gözaltına alındı ve işkence gördü daha sonra da tutuklandı.Drăgulescu, participase și el la mișcare, fiind chiar arestat.
İşkence ve ceza anlamına da gelebilir.Poate căpăta și forma unei sentințe.
Bacakları zincirlenmiş ve koli bandıyla bağlanmış olan vücudu, şiddet ve işkence izleri taşıyordu.Corpul purta urme de violență și tortură, avea capul înfășurat cu bandă și picioarele legate.
İşkencedeki köle müslümanları satın alıp azad etti.Occidentul a cucerit și colonizat musulmanii.
Waterboarding, bir çeşit işkence türü.Înecarea simulată (waterboarding în limba engleză) este o formă de tortură.
İşkencenin tanımı.Reeducarea prin tortură.
Çektikleri işkencenin dumanı sonsuzlara dek tütecek.Secvențele înlăturate de cenzori s-au pierdut pentru totdeauna.
Dolaylı işkence, kurbanın sevdiği bir kişiye işkence uygulayarak üzülmesini sağlayarak uygulanır.2. să obțină o confesiune: torționarul torturează victima în scopul obținerii recunoașterii crimei.
Ammar'ın ailesi en çok işkence görenlerdi.Asasinii lui Ines au primit cea mai grea pedeapsă.
Vagon insanlarına göre işkence de bir sanattır.Din punctul de vedere al esteticii, tâmplarul este un artist.
Bu işkence dokuz gün sürer.Această rană îi va aduce moartea peste 9 zile.
Öldürülmeden önce işkence gördü.Halála előtt trónfosztották.
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Ezt a fegyvert kínzás használtak, hogy információt csikarjanak ki a foglyokból.
Sendler, 1943 yılında, Gestapo tarafından tutuklanarak ciddi işkence ve ölüm cezasına çarptırıldı.1943-ban a Gestapo letartóztatta Irenát, kegyetlenül megkínozták és halálra ítélték.
Bu olaydan sonra meşhur işkenceleri başlar.Ezen kijelentések után kezdődött a híres Pusztai-ügy.
Ama Liu söylemeyince ona işkence yapılıp yanıt alınması emrini verir.Ha viszont nemet mond, kínzás és halálbüntetés vár rá.
Daha sonra Montluc cezaevinde tutuldu ve Gestapo tarafından işkence gördü.Később Stromm-ot börtönbe juttatva a céget irányítása alá vonta.
Olayın ardından yüzlerce kişi tutuklandı, işkence gördü bazıları ise idam edildi.Sok száz embert elfogtak, megkínoztak, majd kivégeztek.
Yolda Nazilerin çeşitli işkencelerine maruz kalırlar.A prostituált különféle erotikus kínzási módokat hajt rajta végre.
İşkence yaptığı ve öldürdüğü çocukları "Tanrı'ya verilen kurbanlar" olarak düşünüyordu.Az őket ért szenvedéseket és halálos veszélyeket úgy tekintették, mint az Istennek végzett szolgálat része.
Birçoğu işkenceye uğradı ve sürgün edildi.Ezek közül sokakat kivégeztek vagy száműztek.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Sokukat megkínozták a vallatások során.
Birleşmiş Milletler: İşkence Kurbanlarına Destek Günü (wikidata).YK: Kansainvälinen päivä kidutuksen uhrien puolesta (”International Day in Support of Victims of Torture).
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Muutama oli kuollut kidutuksiin.
Gordon'u kaçırıp hem fiziksel hem de psikolojik olarak işkence eder.Hän kiduttaa Davidia sekä henkisesti että fyysisesti.
İşkencenin tanımı.Kärsimyksen tarkoitus.
Bu üzüntünün acısı o kadar işkenceli olabilir ki kişi ölebilir.Tämän katumuksen tuska on niin kiduttavaa, että se voi itsessään tappaa luojan.
İşkencelere karşı çıkarak cezaevlerinde yaşanan sorunlarla yakından ilgilendi.He tekivät päätöksiä vankilaelämään liittyvistä vaikeuksista.
Waterboarding, bir çeşit işkence türü.Vesikidutus (engl. waterboarding) on hukuttamista jäljittelevä kidutusmenetelmä.
"'Veli Küçük bana işkence yaptı'".Minkä vahingon sinä pikkuinen oletkaan tehnyt.”
Tunuslu bir göçmen olan Djandoubi 21 yaşındaki Elisabeth Bousquet'i işkence ile öldürmekten mahkum oldu.Hänet tuomittiin kuolemaan 21-vuotiaan entisen tyttöystävänsä Elisabeth Bousquet’n kiduttamisesta ja murhasta.
Göç edemeyerek şehirde ve köylerde kalan Müslüman halk mağdur bırakılmış, işkence görmüştür.Muslimien leirin kukistuessa leirissä olleet naiset ja lapset tapettiin.
Voldemort Harry'nin zihnine Sirius'un bakanlık binasında işkence gördüğüne dair yanlış görüntüler nakleder.Harry saa näyn, jossa Voldemort kiduttaa Siriusta Salaperäisyyksien osastolla.
İlgili Sayfalar