işkence ile cümle
işkence kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hepinize işkence etmeye başladıklarında...Потом они начали всех вас пытать...
Hepinize işkence etmeye başladıklarında......כאשר הם התחילו לענות אותך
Hepinize işkence etmeye başladıklarında...- はい - 彼らはあなた方に何をしたのですか?
Her hafta bir düzineden fazla mahkum işkence sonucu ölüyor.Dutzende oder mehr Gefangene sterben jeden Tag unter Folter.
Her hafta bir düzineden fazla mahkum işkence sonucu ölüyor.Una docena o más de prisioneros mueren bajo tortura cada día.
Her hafta bir düzineden fazla mahkum işkence sonucu ölüyor.Une douzaine de prisonniers au moins meurent chaque jour sous la torture.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Assim sendo, a União reconhece os direitos, liberdades e princípios a seguir enunciados.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Ingen får utsättas för tortyr eller omänsklig eller förnedrande bestraffning och behandling.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Ketään ei saa kiduttaa eikä kohdella tai rangaista epäinhimillisellä tai halventavalla tavalla.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Nessuno può essere sottoposto a tortura, né a pene o trattamenti inumani o degradanti.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Nihče ne sme biti podvržen mučenju ali nečloveškemu ali ponižujočemu ravnanju ali kaznovanju.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Nikdo nesmí být mučen ani podroben nelidskému nebo ponižujícímu zacházení nebo trestu.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Nikt nie może byćpoddany torturom ani nieludzkiemu lub poniżającemu traktowaniualbo karaniu.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Nikto nesmie byťvystavenýmučeniu alebo neľudskému alebo ponižujúcemu zaobchádzaniu alebo trestaniu.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Nimeni nu poate fi supus torturii şi nici pedepselor sau tratamentelor inumane sau degradante.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Nul ne peut être soumis à la torture, ni à des peines ou traitements inhumains ou dégradants.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Senkit nem lehet kínzásnak, embertelen vagy megalázó bánásmódnak vagy büntetésnekalávetni.
Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcımuameleye veya cezaya maruzkalmayacaktır.Никойнеможедабъдеподлаганнамъчения, на жестоко безчовечно или унизително отнасяне или наказания.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.Están prohibidas la pena de muerte y la tortura.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.Ingen får dömas till döden eller torteras.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.Ketään ei saa tuomita kuolemaan eikä kiduttaa.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.Personne ne peut être condamné à mort ou torturé.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.Никто не может быть приговорён к смерти или подвергнут пыткам.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.لا يجوز تعذيب أي شخص أو الحكم عليه بالإعدام.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.يمكن للجميع اختيار محل السكن والتحرك في فنلندا بحرية.
Hiç kimse ölüm ve işkence ile cezalandırılamaz.人人享有宗教信仰自由,无宗教信仰也有无宗教信仰的自由。
"İki Ateş Arasında: Kuzey Uganda'da İşkence ve Yerdeğişim" Adam:男:故郷にいるときは コニーの抵抗軍から虐げられた
"İki Ateş Arasında: Kuzey Uganda'da İşkence ve Yerdeğişim"우리가 고향에 있었을때는 코니 반란군들이 우리를 괴롭혔어요.
"İki Ateş Arasında: Kuzey Uganda'da İşkence ve Yerdeğişim"Quando eravamo a casa, erano i soldati Kony (i ribelli) che ci disturbavano.
"İki Ateş Arasında: Kuzey Uganda'da İşkence ve Yerdeğişim"[טקסט:] באש צולבת: עינויים והגלייה בצפון אוגנדה.
"İki Ateş Arasında: Kuzey Uganda'da İşkence ve Yerdeğişim"حينما كنا في بيوتنا، لقد كان المتمردين يهاجموننا.
İlk günlerde, işkence o kadar ağırdı ki yürüyemiyordum.Durante los primeros días, el nivel de tortura fue tan grave que me dejó impedido para andar.
İlk günlerde, işkence o kadar ağırdı ki yürüyemiyordum.Όλο μου το σώμα ήταν μαύρο και μπλε.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Dacă trăiești în Iran, ai de-a face cu cenzură, hărțuire, arest, tortură -- în unele cazuri, execuție.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Ha Iránban élsz, cenzúrával, zaklatással, letartóztatással, kínzással, néha kivégzéssel kell szembenézned.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Jika Anda tinggal di Iran, Anda menghadapi sensor, ancaman, penahanan, siksaan -- pada waktunya, eksekusi.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.여러분이 이란에 살게 되면, 검열, 괴롭힘, 체포, 고문,
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Se estiverem a viver no Irão, enfrentam censura, assédio, prisão, tortura -- por vezes, execução.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Se si vive in Iran, si va incontro a censura, persecuzioni, arresto, tortura -- a volte, a pena di morte.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Wenn man im Iran lebt, begegnet man Zensur, Belästigung, Inhaftierung, Folter - manchmal auch Exekution.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Žijete-li v Íránu, jste vystaveni cenzuře, pronásledování, vězení, mučení -- a někdy popravám.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Αν ζεις στο Ιράν, αντιμετωπίζεις λογοκρισία, παρενοχλήσεις, συλλήψεις, βασανιστήρια -- ενίοτε, εκτέλεση.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.Якщо Ви живете в Ірані, Ви зазнаєте цензури, переслідувань, арештів, тортур, часами -страт.
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.אם אתם חיים באיראן, אתם ניצבים בפני צנזורה, הטרדה, מעצר, עינויים --
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.إذا كنت تعيش في إيران، انت تواجه الرقابة، والمضايقات، الاعتقال والتعذيب --
İran'da yaşıyorsanız, sansüre, tacize tutuklanmaya, işkenceye ve hatta idama maruz kalırsınız.検閲 嫌がらせ 逮捕 拷問- 時には処刑の 対象となることもあります
Irkçılık kullanılarak diğer insanların ölümü, tutsaklığı ve işkence görmesi meşrulaştırılıyor.E' stato a lungo usato per giustificare le morti,la soggiogazione la tortura di altre persone.
Irkçılık kullanılarak diğer insanların ölümü, tutsaklığı ve işkence görmesi meşrulaştırılıyor.Este folosita de mult pentru a justifica omorurile, subjugarea si tortura altor oameni.
Irkçılık kullanılarak diğer insanların ölümü, tutsaklığı ve işkence görmesi meşrulaştırılıyor.Hal ini lama digunakan untuk membenarkan pembunuhan, penaklukan dan penyiksaan terhadap orang lain.
Irkçılık kullanılarak diğer insanların ölümü, tutsaklığı ve işkence görmesi meşrulaştırılıyor.Ha sido durante mucho tiempo usado para justificar la matanza, la subyugación y la tortura de otras personas
Irkçılık kullanılarak diğer insanların ölümü, tutsaklığı ve işkence görmesi meşrulaştırılıyor.Rassismus wird schon lange als Rechtfertigung für das Töten, Unterjochen und Foltern anderer Menschen benutzt.
Irkçılık kullanılarak diğer insanların ölümü, tutsaklığı ve işkence görmesi meşrulaştırılıyor.Дълго беше използван за оправдаване на убиването, подчиняването и измъчването на други хора.
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileA lila szökőkutak kiadó a vénájába, - A fájdalom a kínzás, azoktól véres kezek
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileAvec fontaines violette issus de vos veines, - sous peine de torture, de ces mains sanglantes
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileCom fontes roxo emissão de suas veias - Sob pena de tortura, daquelas mãos cheias de sangue
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileCon fontane viola il rilascio da vene, - Il dolore della tortura, da quelle mani insanguinate
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileCon fuentes de emisión de color púrpura de sus venas, - El dolor de la tortura, de las manos ensangrentadas
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileCu fântâni purpuriu emitent din venele tale, - Pe durere de tortură, de la acele mâini sângeroase
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ile고문의 고통에 있던 피묻은 손을 - 당신의 정맥에서 발급 보라색 분수와
Işkence ağrı, o kanlı ellerini venden veren mor çeşmeler, ileMed lila fontäner utfärdande av dina vener, - med hot om tortyr, från de blodiga händer