işkence ile cümle
işkence kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gerekçeli kararını ise Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’ye dayandırdı.Tämän katsottiin olevan YK:n naisten syrjinnän poistamista koskevan yleissopimuksen vastaista.
Ailenin küçük iki oğlu da sorguya çekilir; biri işkence görür, diğeri Almanya’ya kaçmak zorunda kalır.Perheen kaksi muuta poikaa säilyi hengissä, toinen oli jäänyt Suomeen ja toinen pääsi palaamaan sinne.
Erskine oğlanlara tecavüz ve işkence etti ve onları öldürdü.Speck kidutti ja raiskasi uhrinsa.
Bunun üzerine üçü birden işkence gördü ve devamında boyunları vurularak idam edildi.Pidätyksen jälkeen heitä pahoinpideltiin, ja lopulta kaikki kolme kuristettiin hengiltä.
Bir cadı tarafından işkence altında olduğuna inanılan kız.Hän tuli tunnetuksi noitavainojen ja kidutuksen vastustajana.
Birleşmiş Milletler: İşkence Kurbanlarına Destek Günü (wikidata).Ημέρα υπέρ των θυμάτων βασανισμού.
LeChuck Guybrush'a şeytani güçleriyle işkence ederek tekrar tekrar takip eder.Ο LeChuck κυνηγά τον Guybrush συνεχώς, βασανίζοντάς τον με τις πύρινες δυνάμεις του.
İç Çekişler Köprüsü, İşkence Köprüsü veya Ahlar Köprüsü olarak bilinmektedir.Οι κάτοικοι την αποκαλούν γέφυρα των στεναγμών ή γέφυρα των ερωτευμένων.
Hapsedildi ve işkence edildi.Φυλακίστηκε και βασανίστηκε.
Öldürülmeden önce işkence gördü.Βιάστηκε πριν από τη δολοφονία της.
Türlü işkencelere maruz bırakıldı.Δέχθηκε φρικτά βασανιστήρια.
İsyana katılan birçok kişi yakalandı, işkenceden geçirildi ve oldukça ağır cezalara mahkûm edildi.Οι περισσότερες που το έκαναν αιχμαλωτίζονταν και τιμωρούνταν αυστηρά.
Ayrıca Tony'e 'Bunu kesinlikle yapacağız!' diyerek diğer yaşayan tüm insanlardan daha çok işkence ettim.Επίσης, ψηφίσθηκε ως «ο άνθρωπος που περισσότερο από οποιονδήποτε άλλον συμβολίζει την Αυστραλία».
Zebani günahkarlar işkence eden cehennemdeki varlıklardır.Πρόκειται για την "κόλαση" όπου θα τιμωρηθούν, μετά θάνατο, οι αμαρτωλοί.
Hadrianus, köleliği azaltmıştı ancak kaldırmamıştı, kanunları insancıl hale getirdi ve işkenceyi yasakladı.Μείωσε αν και δεν κατάργησε τη δουλεία, εξανθρώπισε τον νομικό κώδικα και απαγόρευσε τα βασανιστήρια.
Bu hayvanlar kurbanları hemen öldürmek ya da uzun bir süre işkence etmek amacıyla eğitilmişlerdir.De trænede dyr kunne dræbe ofrene omgående eller torturere dem langsomt i længere tid.
Maltsev Hapishanesinde yoğun işkence görür.Meretskov var blevet slemt tortureret i fængslet.
Turandot bu sefer Ping'e Liu'yu zorlayıp isimi almasını emreder ve Liu daha zor işkencelere sokulur.Turandot kræver, at Ping afvrister Liù navnet og torturerer hende yderligere.
Tutuklu bulunduğu süre içinde işkence gördü.Under fængslingen blev han tortureret.
Ölümünden önce dört haftanın üzerinde bir süre işkence görmüştür.Han var mistænkt for mindst fire mord mens han levede.
Nadia daha önce de işkence gördüğünü ve Sayid ona ne yaparsa yapsın konuşmaya ikna olmayacağını söylüyor.Hun afslører, at hun er blevet tortureret før, og at intet, Sayid kan gøre, vil få hende til at tale.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Flere af dem er blevet tortureret.
İşkence pek çok ülke ve devlet tarafından uygulanmıştır.Dette er sket efter et betydeligt pres fra mange lande og organisationer.
Film, bir insanlık ayıbı olan işkenceyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.Pesten skildrer effekten af en dødsdom over en hel befolkning.
Hapse atıldı ve işkence çektirildi.Modstandsmanden blev sat i fængsel og tortureret.
Kadınların ırzına geçerler, vahşice işkence yaparlar.De har filmet sig selv, voldtage og torturerer deres ofre.
Bu hayvanlar kurbanları hemen öldürmek ya da uzun bir süre işkence etmek amacıyla eğitilmişlerdir.De trente dyrene ble brukt enten for å drepe offeret umiddelbart eller utsette det for tortur over en tid.
Gece boyunca yapılan işkence ve sorguya rağmen herhangi bir bilgi vermeyi reddetti.Hun ble avhørt og torturert gjennom natten, men nektet å gi dem noe nyttig informasjon.
Birkaç defa zanlılardan bazıları işkence gördüklerini iddia etti.Han benektet imidlertid at noen var blitt torturert.
Theofanis iki yıl hapishanede kaldı ve sert işkencelere maruz kaldı.Theophanes ble etter dette kastet i fengsel og i to år ble han utsatt for grusom behandling.
İşkence ve ceza anlamına da gelebilir.Tortur kan også brukes som straff.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Flere av dem har blitt torturert.
Burada birçok maymunla tanışır ve pek çok işkenceye katlanır.Landet preges av utallige elver og er kjent for sine mange store fosser.
Bülent Uluer çeşitli işkencelere de maruz kalmıştır.Grevinne Danner var utsatt for flere former for sjikane.
Birkaç gün sonra bunlar işkenceler yapılarak idam edildiler.Morgenen etter ble flere av de arresterte henrettet.
Nazi’ler tarafından yakalandı ve ağır işkence gördü.Han ble arrestert av nazistene, torturert og mishandlet.
Bir cadı tarafından işkence altında olduğuna inanılan kız.Hun hevder å føle seg bundet som gjennom en forbannelse.
Nadia daha önce de işkence gördüğünü ve Sayid ona ne yaparsa yapsın konuşmaya ikna olmayacağını söylüyor.Hun avslører at hun har blitt torturert før, og ingenting Sayid gjør vil få henne til å røpe noe.
Yargılanmadan önce defalarca işkence gördü.Han ble gjentatte ganger torturert i fengselet.
1988 - Türkiye, BM İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi'ni imzaladı.I 1998 innrømte Öcalan at krigen mot de tyrkiske myndighetene var tapt.
Yıkılmış hânümânlar yerde işkenceyle kıvransın; Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!Digit puluhan, dengan pangkat SATU (1), begitu pula dengan digit ratusan, ribuan, dan seterusnya.
Birleşmiş Milletler: İşkence Kurbanlarına Destek Günü (wikidata).Polandia — Dzień Pamięci Ofiar Nazizmu (Peringatan untuk Korban Nazi).
Bir cadı tarafından işkence altında olduğuna inanılan kız.Gadis yang dirantai ini ditawan oleh seorang penyihir.
Öldürülmeden önce işkence gördü.Ia meninggal sebelum suaminya dimahkotai.
Yapılan işkenceler sonunda uyanmış ama iradesini kaybetmemiştir.Ia disiksa sebagai hasilnya, namun keyakinannya tidak tergoyahkan.
Savaşaı sona erdirmeye çalışırken yakalanmış ve suç lideri Black Mask tarafından işkence edilmiştir.Trong khi cố gắng để giúp chấm dứt cuộc chiến, Brown đã bị bắt và bị tra tấn bởi trùm tội phạm Black Mask.
Poe'ya Güç ile işkenceden sonra, Ren pilotun haritayı astromekanik droid olan BB-8'e bıraktığını öğrenir.Ren sau khi tra tấn Poe, phát hiện ra nơi giấu bản đồ trong con người máy dòng BB, BB-8.
2 kez hapse atıldı ve bir yıla yakın hapis yattı, bu dönemde işkenceye maruz kaldı.Ông ta mất 12 năm tiếp theo trong tù, nơi ông bị tra tấn thường xuyên.
Bu yüzden Hermione'ye işkence eder, Cruciatus Laneti uygular.Mụ đã thẩm tra Hermione bằng Lời nguyền Tra tấn.
Yıkılmış hânümânlar yerde işkenceyle kıvransın; Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!Làng Thổ Hà trong dân gian: "Vạn Vân có bến Thổ Hà, Vạn Vân nấu rượu Thổ Hà nung vôi.
Bu olaydan sonra meşhur işkenceleri başlar.Từ đó bắt đầu trận Cự Lộc nổi tiếng.
Bu yüzden gözaltına alındı, işkence gördü.Tại đó cô bị theo dõi, và bị bắt cóc.
Gerekçeli kararını ise Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’ye dayandırdı.Các quốc gia khác nhau đã ký thỏa thuận với Liên Hợp Quốc để thực hiện bản án giam giữ.
Spike'ı kaçıran örgüt, Spike'a işkence etmektedir.Chú chó Patrasche được đóng bởi Spike.
Bu üzüntünün acısı o kadar işkenceli olabilir ki kişi ölebilir.Nỗi dằn vặt ấy có thể sẽ rất đau đớn đến độ có thể giết chết phù thủy ấy.
Zebani günahkarlar işkence eden cehennemdeki varlıklardır.Thiên đàng là nơi chốn dành cho những ai đã được thanh tẩy, người chết trong tội lỗi không được phép vào.
Onlara işkence eder ve öldürür.それをちぎって投げつけて人間を殺害する。
Daha sonra toplantıyı hazırlayanlar tutuklanıp işkenceden geçirildi.後日、大会で発言した者は連行され、処刑された。
Kendisine uygulanan işkence neticesinde sağır oldu.逆に誹謗中傷を受けていた。
Zebani günahkarlar işkence eden cehennemdeki varlıklardır.地獄 魔法の国の罪人が送られる地。