iş ile cümle
iş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İstediğiniz herhangi bir kişiyi davet edebilirsiniz.You can invite any person you like.
Ben konuşacak birini istiyorum.I want someone to talk to.
Biri şu işi yapacak.Someone will do that job.
Gevezeliği kesin ve işe dönün!Stop shooting the breeze and get to work!
Sigara almak istiyorum.I want to get cigarettes.
Ebeveynim karşı olsa bile, ben yurt dışında okumak istiyorum.I want to study abroad, even if my parents are against it.
Açlıktan ölse bile yardım istemezdi.He didn't like to ask for help even if he was starving.
Evimi satmak zorunda olsam bile, işleri devam ettireceğim.Even if I have to sell my house, I'll keep my business going.
Ne kadar sürerse sürsün, bu işi bitireceğim.No matter how long it takes, I will finish the job.
İstemezseniz bile onu yapmalısınız.You must do it even if you don't want to.
Sevmeseniz bile, işi yapmanız gerekir.You must do the work, even if you do not like it.
Maliyeti ne kadar olursa olsun, milyoner sanat eserini alma konusunda ısrar etti.The millionaire insisted on acquiring the masterpiece no matter how much it cost.
On yılımı alsa bile, işi başarmaya kararlıyım.Even if it takes me ten years, I am determined to accomplish the job.
Patronun sana saldırsa ve defolup gitmeni söylese bile, sen demek istediğini anlatmalısın.Even if you boss attacks you and tells you to go away, you should make your point.
Işıklar şimdi söndü.The lights went out just now.
İşimi az önce bitirdim.I've just finished my work.
Ben söylediklerini şimdi geri almanı istiyorum.I want you to take back what you said just now.
Hemen Osaka'ya gitmeni istiyorum.I want you to go to Osaka at once.
O iş için Nagoya'ya gitti.He's gone to Nagoya on business.
O, ışığa sadece bir tanık gibi geldi.He came only as a witness to the light.
Size bir taksi çağırmamı ister misiniz?Would you like me to get you a cab?
Bir taksi çağırmamı ister misiniz?Would you like me to call a taxi?
Ben çok istiyorum.I want a lot.
Birçok öğrenci part-time işler yapar.A lot of students do part-time jobs.
Kent merkezi sözcüğü, herhangi bir kentin iş semti anlamına gelir.The word downtown refers to the business quarter of any town.
İşe varış çizelgesini dolduracağım.I'll punch the clock.
O bir katip olarak işe girdi.She got a job as a typist.
Ben genellikle okula bisikletimle giderim. Ofise demek istiyorum.I usually ride my bike to school. I mean to the office.
Çoğu işçi her yıl otomatik ödeme zammı alır.Most workers get an automatic pay raise every year.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
Çoğu çalışan yılda bir kez zam istiyor.Most employees expect a pay raise once a year.
Çoğu iş çok keyifli değildir.Most work is not very pleasant.
Ben, genellikle bu servis istasyonunda arabaya benzin alırım.I usually gas up the car at this service station.
Ben bir daiquiri istiyorum.I'd like a daiquiri.
Ben bu kadar kısa bir zamanda işi bitiremem.I can't finish the job in so short a time.
Böyle büyük bir işle başa çıkabilip çıkamayacağım konusunda endişeliyim.I'm concerned whether or not I can handle a big job like that.
Canım onu istemiyor.I don't feel like it.
Riskleri almak istemiyorum.I don't want to take risks.
Hapisten işte böyle kaçtı.That's how he got away from prison.
Bu kadar sık geç gelirsen, seni işten kovmak zorunda kalacağım.I'll have to fire you if you come late so often.
Ben onu demek istemedim.I didn't mean it.
Böyle bir şeyi yapmaya çalışmak zaman israfıdır.Trying to do such a thing is a waste of time.
O tür bir şeye karışmak istemem.I don't want to get involved in that sort of thing.
O işe karışmak istemiyorum.I don't want to get involved in that business.
İşe başlamanın zamanıdır.It's time to get down to business.
Onu yazılı olarak görmek istiyorum.I'd like to see that in black and white.
Onu istediğin birine ver.Give it to anyone you like.
O hediyeyi sardırmak istiyorum.I'd like to have that gift wrapped.
Ben onu görmek istiyorum.I would like to see it.
Bize %5'lik bir fiyat indirimi vermenizi istiyoruz.We would ask you to give us a price reduction of 5%.
Onlar ısınmana yardım edecek.They will help you to get warm.
Sığırlar damgalarla işaretlenirler.The cattle are marked with brands.
Bu kurallar bir tek istisna olmadan herkes için geçerlidir.Those regulations all apply to everyone without a single exception.
Onu kendim yapmak istiyorum.I want to do it myself.
Ben ısmarlıyorum.It is on me.
Ben bu iş için biçilmiş kaftanım.That is the sort of job I am cut out for.
Bu yapmak istediğim son şey olurdu.That'd be the last thing I want to do.
Bu onun kelimelere dökmek istemediği bir şeydi.It was something she did not want to put into words.
O onun işi değil.That is no business of his.
Bu bizim için çok zor bir iş.It is a very difficult job for us.