1937 yılında Stanford Üniversitesi'nde çalışmaya başladı ve burada Beadle ile iş birliği yapmaya başladı.Bắt đầu từ năm 1937, ông làm việc ở Đại học Stanford, nơi ông bắt đầu cộng tác với Beadle.
Bunun yerine iş birliği vardır.Có công việc đột xuất.
Crush, TakeOne ile iş birliği yaparak 7 Aralık 2012'de"Red Dress" adlı şarkısıyla çıkışını yapmıştır.Crush chính thức ra mắt với bài hát đầu tay với đĩa đơn "Red Dress" vào ngày 7 tháng 12 năm 2012.
Batı'yla ekonomik ve siyasi iş birliğini artırmaya özen gösterdi.Ông thích các mối quan hệ chính trị và kinh tế với phương Tây.
Video klibin konsepti, Gaga ve Lawrence iş birliği ile oluşturuldu.Nội dung của video âm nhạc "Bad Romance" được thực hiện bởi Gaga và Lawrence.
Bu gruplar arasında iş birliğini ve çizelgelerin paylaşımını mümkün kılar.これによってグループ間での協働作業やスケジュールの共有が可能になる。
Her şey iş birliğine dayalıydı.そのすべてが仕事に結びついている。
Bunun yerine iş birliği vardır.^ 正確には公事結社。
İş birliği yapmaktan korkmuyor." ^ "will.i.am - This Is Love".^ “DJあーりぃØ a.k.a愛原ありさ”. アニLOVEっ!
SourceForge bir iş birliği içinde gözden geçirip düzenleme kontrolü ve yazılım geliştirme yönetim sistemidir.TeamForge は、協働型バージョン管理・ソフトウェア開発管理システムである。
2016 yılında BBC Türkçe ile de iş birliği protokolü imzaladı.2016年には国際協力銀行と業務協力協定を締結した。
“Continua Health Alliance” konsorsiyumu, bunları Bluetooth SIG ile iş birliği içinde desteklemektedir.康体佳健康联盟(英语:The Continua Health Alliance)促进了他们与藍牙技術聯盟的合作。
Her iki ülke de nükleer silah ve uzay teknolojileri programlarının geliştirilmesi için iş birliği yapmaktadır.两国同时在核武器和太空计划合作发展。
Bunun yerine iş birliği vardır.有幹濟才。
Son aşamasında, dram olarak da bilinen trajikomedilerini yazdı, ve diğer oyun yazarlarıyla iş birliği yaptı.在他人生最后阶段,他开始创作悲喜剧,又称为传奇剧,并与其他剧作家合作。
1977'de Vietnam'la 25 yıllık bir dostluk ve iş birliği antlaşması imzalandı.1977年7月,签订了为期25年的《越老友好合作条约》。
Bunun üzerine Defne, Maksut'la iş birliği yapar.대가(代價)는 일을 하고 그에 대한 값으로 받는 보수.
Bir kişi bir erkek eşi avlarsa, başarılı olmak için eşlerinden iş birliği yapmalıdır.만약 한 사람이 사슴을 잡고자 한다면, 그는 성공률을 높이기 위해 파트너와 협력을 해야 한다.
Bunun yerine iş birliği vardır.직업별 조합전당이 생겼다.
Sanat ona göre insan zihni için gerekli bir işlevdir ve iş birliğine dayanan bir etkinliktir.הוא תיאר את האמנות כבעלת תפקיד הכרחי במוח האדם, וסבר שהיא פעילות שדורשת שיתוף פעולה.
2 yıl sonra İngiliz düşmanlarıyla iş birliği yaptığı iddiasıyla tutuklandı ve bir süre ev hapsinde tutuldu.לאחר שנתיים, כנראה תחת לחץ של ברית המועצות, הוא הושם במעצר בית.
(LHCb iş birliği) (2014).(המשרד להגנת הסביבה 2014).
Brown iş birliğini "organik" olarak tanımladı.בראון ציין כי "שיתוף הפעולה קרה באופן אורגני".
Lulu, heavy metal grubu Metallica ve Lou Reed'in iş birliği ile yapılan bir stüdyo albümüdür.Lulu הוא אלבום אולפן משותף של להקת המטאל מטאליקה וגיטריסט הרוק לו ריד.
İletişim ve iş birliği sistemleri üç ya da dört kademeli istemci-sunucu mimarisi kullanılarak geliştirilir.Департамента по проектиране излиза с предложението да се използват три- или даже четириоръдейни кули.
Eurojust ya da EUROJUST, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında yargısal iş birliğini öngören bir kurumudur.Евроюст е орган на Европейския съюз за съдебно сътрудничество.
Bunun yerine iş birliği vardır.На тяхно място се формират работнически съвети.
Bu ziyaret esnasında, Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında bir iş birliği antlaşması imzalandı.По време на визитата, Наджар подписа споразумение за военно сътрудничество между Иран и Судан.
(Belle iş birliği) (2007).(Що е то съвременността?) (2007).
Ancak bu iş birliği Madonna'nın istediği şekilde ilerlemedi.Ali suradnja nije proizvela ono što je Madonna željela.
Bu muhteşem iş birliğinin sonucu 13 albüm oldu.Kompilacija sadrži 13 uspješnica sastav s dosadašnjih albuma.
(DØ iş birliği) (2016).Redoslijed nestanka (2016.)
EH101/AW101 VH-71 Kestrel – Lockheed Martin ve Bell Helicopter iş birliği ile üretilmiştir.EH101/AW101 VH-71 Kestrel - VIP inačica helikoptera EH101 koji će služiti kao Marine One.
1937 yılında Stanford Üniversitesi'nde çalışmaya başladı ve burada Beadle ile iş birliği yapmaya başladı.Od roku 1937 pracoval na Standfordskej univerzite, kde začala je spolupráca s Beadleom.
Bu ülkelerle ilişkiler iş birliği antlaşmaları ya da üyelik müzakereleri çerçevesinde yürütülmektedir.Na základe týchto usmernení prijíma Rada ministrov spoločné akcie alebo spoločné pozície.
Kuveyt, Irak'ın Körfez Arap Ülkeleri İş Birliği Konseyi katılmasını desteklemektedir.Omán podporuje spoločné akcie arabských štátov prostredníctvom Arabskej ligy.
1994 - Türkiye ile İsrail arasında teröre karşı iş birliği anlaşması imzalandı.V roku 1994 bola medzi Izraelom a Jordánskom podpísaná Izraelsko-jordánska mierová zmluva.
Onun ilk önemli bilim iş birliği büyük kardeşi Jacques ileydi.Njegov prvi pravi umetniški mentor je bil njegov brat Jacques Villon.
Bu ülkelerle ilişkiler iş birliği antlaşmaları ya da üyelik müzakereleri çerçevesinde yürütülmektedir.Izročimo ga lahko ob poslovnih stikih in pomembnih obletnicah organizacije.
Taboo, Yellowcard grubundan Ryan Key ile "Gotta Get It Now" adlı şarkıda iş birliği yapmıştır.Jis kartu su Ryan Key iš „Yellowcard“ yra įrašęs dainą „Gotta Get It Now“.
Bu olay, ev sahibi birlik ve EPSA tarafından iş birliği içerisinde düzenlenir.Tai renginys organizuojamas tiek EPSA, tiek ir rengėjų organizacijos.
Madonna ile olan iş birliğiyle bilinmektedir.Nežinoma apie Madonos įvaizdyje vaizduojamą moterį.
Ayrıca el-Kaide ile iş birliği içindedir.Bendradarbiauja su Iko-kai.
Yapılan uluslararası iş birliği sayesinde, çeşitli milletlerden uzay adamlarının kullanımına açıldı.Dėl tarptautinių bendradarbiavimų joje pabuvojo daugybė kosmonautų iš skirtingų šalių.
Komite en başından beri Eflak karşıtlarıyla iş birliği içindeydi.Nuo formavimo pradžios būrys buvo orientuotas į priešteroristinę veiklą.
1998 - Irak, BM silah denetleyicileri ile iş birliği yapmayacağını açıkladı.1998 – Iraak teatas, et ei soovi enam koostööd ÜRO relvainspektoritega.
Ziyareti esnasında birçok iş birliği anlaşması imzaladı.Visiidi käigus sõlmiti hulk majandusliku koostöö lepinguid.
Ek olarak NATO, pek çok NATO üyesi olmayan ülkeyle iş birliği yapmakta ve çalışmalarını tartışmaktadır.Samuti toimub dialoog ja koostöö riikidega, mis ei ole NATO liikmed.
Lulu, heavy metal grubu Metallica ve Lou Reed'in iş birliği ile yapılan bir stüdyo albümüdür."Lulu" on Lou Reedi ja Metallica koostöös valminud album.
Moğollar ile iş birliği de yapmıştır.Ta tahtis luua isegi kloostreid.
NASA ve Avrupa Uzay Ajansı iş birliğiyle Güneş'i araştırmak için yapılmıştı.ESA ja NASA ühisprojektina valminud SOHO tegeleb Päikese arengute uurimisega.
Bu ilişkiler çoğunlukla ekonomi ya da enerji alanlarında iş birliği yapmak konusundadır.Tavaliselt siis kas sotsiaal- või majanduspoliitika valdkondades.
Afrika ülkelerinin beraberliğinde teknik iş birliği projelerinde çalıştım.Ik mag er dan jong uitzien, dat ben ik niet -- (Gelach)
Afrika ülkelerinin beraberliğinde teknik iş birliği projelerinde çalıştım.아프리카 나라들과의 기술 협력 프로젝트를 수행했죠.
Afrika ülkelerinin beraberliğinde teknik iş birliği projelerinde çalıştım.Trabalhei para uma ONG italiana.
Afrika ülkelerinin beraberliğinde teknik iş birliği projelerinde çalıştım.במיזמים של שיתוף פעולה טכנולוגי עם מדינות אפריקה.
Afrika ülkelerinin beraberliğinde teknik iş birliği projelerinde çalıştım.في مشاريع تعاون تقني مع بلدان أفريقيا.
Afrika ülkelerinin beraberliğinde teknik iş birliği projelerinde çalıştım.私はイタリアのNGOで
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Aber wisst ihr, das ist so eine Art von Zusammenarbeit zwischen mir und den Fans, also sagte ich "Klar".
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Ale wiecie, to rodzaj współpracy pomiędzy mną a fanami, więc się zgodziłem.